Çin Halk Cumhuriyeti’nde 1966 yılında gerçekleşen ve Çin Kültür Devrimi ismiyle anılan köklü, tartışmalı rejim değişikliği tam olarak ilk gençliğine denk gelen Zhang Yimou, devrim sonrasında yetişen yönetmenler kuşağının en önemli temsilcilerinden biridir. “Devrim”den sonra 1976 yılına kadar uzun yıllar çiftliklerde ve fabrikalarda çalışan usta yönetmen, daha sonra Bejing Film Akademisi’ne girmek suretiyle sinemacı olmak için ilk adımı atar. Zhang Yimou, gençliğindeki tecrübelerinin ve bilhassa rejim öncesi dönemin ona öğrettiklerinden filmlerinde fazlasıyla faydalanan bir sinemacı olarak yetişir. Özellikle teknik bilgi ve meziyeti, inovatif becerileri üst düzeydir. Bu nedenle, mezun olduktan sonra bir süre filmlerde görüntü yönetmeni olarak çalışır.

1987’de çektiği Kızıl Darı Tarlaları – Hong gaoliang’la o yıl Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yarışan ve Altın Ayı Ödülü’nü kucaklayan Yimou, filmde, Japonya’nın istilası altındaki Çin topraklarında, cüzzama yakalanıp vefat eden eşinden kalan bir şarap bağını ayakta tutmaya çalışan genç, dul bir kadının hikâyesine odaklanır. Müthiş renk kullanımıyla dikkat çeken ve Çin’in belirli bir döneminden harikulade bir kesit sunan filmde, Gong Li’nin performansı da görmelere sezadır. Bu film sonrasında kariyerinde ardı ardına filmler çekmeye başlayan Zhang Yimou, birer yıl arayla Dai hao mei zhou bao (1989), ona ilk Oscar adaylığını getiren Ju Dou (1990) adlı filmleri çektikten sonra 1991 yılında, rahatlıkla ilk başyapıtı olarak anabileceğimiz, yine En İyi Yabancı Film kategorisinde Oscar adaylığı alan filmi Kırmızı Fenerler – Da hong deng long gao gao gua adlı filmini çeker. Bu noktadan sonra Zhang Yimou, sadece ülkesinin değil, dünya sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olarak anılır artık.

Zhang Yimou’nun filmleri, izleyicisine her daim Çin’in geçmişten bugüne yaşadığı kültürel değişime dair kolektif bir bilinçaltı sizinle konuşuyormuş gibi bir his yaşatır. Yönetmen, ergenliğinden itibaren ülkesinde kolektif düşünmeye ve toplumsal bir bakış açısını her daim göz önünde bulundurmaya dair bir eğitimden geçtiklerini, bunun da filmlerine yansıdığını birçok röportajında ifade etmiştir. Ele aldığı hikâyeler zaman, mekân olarak farklılık gösterse de, çektiği filmler arasında arthouse sinemaya daha yakın duran “küçük hikâyeler” olduğu kadar, destansı hikâyeler de olsa, Zhang Yimou her daim daha toplumcu bir duygu durumuna ulaşmayı hedefler filmlerinin bir noktasında. Bilhassa Çin’in taşra bölgelerinde yaşayan insan öyküleri anlattığı, görsel olarak son derece etkileyici filmleriyle uluslararası şöhrete kavuşan yönetmenin 2000’li yıllar sonrasında epik, ana akım sinemaya da yakın duran, Çin’de önemli gişe başarıları elde etmiş filmler de çektiğini belirtmek gerekir. Yönetmenin kapsamlı filmografisinden seçtiğimiz birkaç film şüphesiz ki onu tam anlamıyla kavramaya yetmeyecektir, ancak Zhang Yimou’nun dünyasına giriş için onu uluslararası şöhrete kavuşturan filmden başlamak, aslında hiç de kötü bir başlangıç olmaz.

Başlamak İçin En İyisi: Kırmızı Fenerler – Da hong deng long gao gao gua (1991)

 

Zhang Yimou’nun sineması, devrimin ardından gelen yeni Çin Halk Cumhuriyeti’nin, ülkenin geçmişiyle heaplaştığı filmlere de kaynaklık etmiştir. Bunun en etkileyici örneklerinden biriyse, yönetmenin 1991 yılında çektiği, yukarıda da andığımız başyapıtı Kırmızı Fenerler – Da hong deng long gao gao gua olsa gerek. Bizleri 1920’li yılların Çin’ine götüren filmde yönetmen, zengin ve nüfuzlu bir toprak sahibine eş olan genç bir kadının hikâyesini anlatır. Hikâyeye göre 19 yaşındaki genç kız Songlian, babasının ölümünün ardından, güçlü bir ailenin üyesi olan 50 yaşındaki Chen’e eş olarak verilir. Chen’in hâli hazırda üç eşi daha vardır ve hepsi büyük bir kalenin içinde ayrı ayrı çatıların altında yaşamaktadır. Songlian bu kaleye geldiğinde, son derece katı kurallarla ve çaresizce evlendiği Chen’in istekleriyle baş etmek zorunda kalır. Bir yandan diğer eşlerle arasında da bir rekabet oluşur, çünkü her biri Chen’i tek başına elde etmek istiyordur.

Çin’in belirli bir dönemindeki feodal hayata dair son derece sert, provoke edici ve incelikli bir film olarak tanımlayabileceğimiz Kırmızı Fenerler, bilhassa görsel anlatısı ve Zhang Yimou’nun gücünü sadeliğinden alan rejisiyle her anında daha da büyüyen bir film. Ancak bunların ötesinde film, Çin sinemasının geçirdiği evrimin de en önemli nişanelerinden biridir. Salt Kırmızı Fenerler’in başarısı üzerinden, devrim sonrasındaki kuşağın gerek görsel anlatı açısından gerekse seçilen hikâyeler açısından 60’lı ve 70’li yıllarda Çin’de üretilmiş filmlerden çok daha farklı, çok daha gerçekçi ve sert filmler ortaya koyduğu söylenebilir. Yönetmenin sıklıkla çalıştığı ve dünyanın, onun filmleri sayesinde tanıdığı yıldız Gong Li’nin performansıysa, filmin etkisini fersah fersah artıran bir düzeydedir. Toplumsallığı elden bırakmayan sert öyküsü, Çin’in taşrasına dair gözlemleri ve geçmişle giriştiği hesaplaşmalar da göz önüne alındığında Kırmızı Fenerler Zhang Yimou’nun 30 yılı aşkın kariyerine dair birçok şeyi aynı anda görebileceğiniz, gerçek bir hazine değerindedir.

Sonra Ne İzlemeli: Kahraman – Ying Xiong (2002)

90’lı yıllarda ardı ardına çektiği filmlerde dünya sinemasının önemli isimlerinden biri hâline gelen Zhang Yimou, 2000’li yıllarda daha kişisel hikâyelere odaklanan, tabiri caizse küçük ölçekli filmlere bir süre arar verir. Yüksek bütçeli yapımlara ve destansı anlatılara yönelen Zhang Yimou bu alanda da başarılı olur ve 2002 yılında katıksız başyapıt kıvamındaki filmi Kahraman – Ying Xiong’u çeker. Başrollerinde dünyaca ünlü yıldızlar Jet Li, Gong Li, Tony Leung, Donnie Yen ve Zhang Ziyi’nin yer aldığı bu muazzam film, İsimsiz olarak anılan bir kılıç ustası ve dönemin eli kanlı imparatoruna isyan eden üç müthiş silahşörün hikâyesini anlatır. Filmin hemen başlangıcında Jet Li’nin canlandırdığı İsimsiz’in imparatorla buluşmasını görürüz. Bu suikastçi, imparatora artık rahat uyuyabileceğini çünkü onu tehdit eden üç silahşörü de öldürdüğünü anlatır. Fakat hikâye ilerledikçe İsimsiz’in başka bir amacı olduğunu anlarız.

Bilhassa Christopher Doyle’un olağanüstü güzellikteki görüntülerinin Emi Wada’nın muazzam görsel tasarımlarıyla buluştuğu, Hong Kong filmlerinde kullanılan tellerle çekilen dövüş sahnelerinin hemen her anında nefes kestiği Kahraman’da Zhang Yimou bir yönetmen olarak her anlamda zirve noktasına ulaşır. Sadece seyrine doyum olmayan müthiş sekanslar değil, bu sekansların filmin anlatısı ve yönetmenin peşinde koştuğu anlamla paralel biçimde oluşturduğu harmoni, Kahraman’ı müthiş bir bütünlüğe ulaştırır. Çin’in müthiş manzaraları eşliğinde, Çin’e dair kültürel kodların epik sahnelerle karşımıza çıktığı film, bir yanıyla da bölünmüş Çin’in nihayet barış içinde yaşamasına dair bir filmdir zira. Bu çerçeveden bakıldığında da filmdeki estetik tercihlerin her biri, sadece bir estetik tercih olmanın ötesine geçer.

Kahraman, yönetmenin kariyerinde günümüze dek aldığı önemli bir virajın köşe taşı olması hasebiyle de, böylesi bir filmden mahrum kalmamak amacıyla da izlenmeyi hak eden bir filmdir. Zhang Yimou, bu filme benzer, başarılı başka filmlere de imza atar sonrasında . 2004 yapımı Parlayan Hançerler – Shi mian mai fu ve 2006’da çektiği Altın Çiçeğin Laneti – Man cheng jin dai huang jin jia da, en az Kahraman kadar ilgiyi hak eden iki filmidir sadece.

Nereden Başlamamalı: Çin Seddi – The Great Wall (2016)

Parlayan Hançerler – Shi mian mai fu sonrasında verdiği bir röportajda “Uçarken ve dövüşürken gördüğümüz kahramanlara dair filmlerin bir noktadan sonra sıradan görüneceğini” söyleyen, ilk bakışta epik görünen sahnelerin anlamını yitireceğini ifade eden Zhang Yimou, bunları söyleyen kendisi değilmiş gibi 2016 yılında 150 milyon dolar bütçeli, Hollywood yıldızlarının oynadığı Çin Seddi – The Great Wall’u çeker. Çin Seddi’nin aslen duvarın sınırları dışındaki korkunç yaratıklardan korunmak üzere inşa edildiğine dair fantastik bir hikâye anlatan film, her anlamda gerçek bir başarısızlık olarak geçer tarihe. Eleştirmenlerin yerden yere vurduğu, gişede çuvallayan bu filmin Zhang Yimou’yla tanışmak için en son film olduğunu söylemek herhâlde abartılı olmayacaktır.

Bir yandan 2000’li yıllarda yöneldiği ana akım filmlerden izler taşıyan ancak anlam bütünlüğü, sinemasal yaratıcılık gibi onun için elzem unsurlar başta olmak üzere, usta yönetmene dair birçok şeyden yoksun olan film, nereydese fersah fersah kaçılması gereken bir yapıt.

Bonus: Zhang Yimou’nun Yönetmenlikle İlgili Tavsiyeleri

Böylesi usta bir ismin, sinemacı olmak isteyenlere verdiği tavsiyeleri izlemek her daim heyecan vericidir. Bu nedenle birkaç yıl önce Zhang Yimou’nun verdiği nadir görüntülü röportajlardan biri olan bu video, yönetmenin sinemasına aşina olmak isteyenler için ilgi çekici olabilir. Videoda yönetmen, günümüzde sinemacı olmak için ne gibi özelliklere sahip olunması gerektiğinden, kendi ekibini kurarken nelere dikkat ettiğine dek birçok konuda önemli tüyolar vermekte.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information