Luis Buñuel, sinemada gerçeküstücülük denince akla gelen ilk isim kesinlikle. Bu ünvanı elde ettiği, Salvador Dalí imza attığı ilk filmi Endülüs Köpeği – Un chien andalou’dan kariyerini taçlandıran son başyapıtı Arzunun O Belirsiz Nesnesi – Cet obscur objet du désir’e kadar başarılı -ve bazılar o kadar da başarılı olmayan- birçok filme imza atarak adını sinema tarihine geçirmesinin yanından usta olarak niteleyebileceğimiz onlarca yönetmene ilham kaynağı olmuş bir isim o. Jean Vigo, Andrzej Wajda, Aki Kaurismäki, hatta onu “sinemanın en iyi yönetmeni” olarak işaret eden Alfred Hitchcock… Bu isimleri düşündüğümüzde Buñuel’in filmleri ve fikirleriyle sinema tarihine yön verdiğini, onun etkisinin sadece gerçeküstücülükle sınırlı olmadığını söyleyebiliriz.

Buñuel sinemasının en temel özelliği onun biçimden ziyade içeriğe önem vermesi belki de. Onun filmleri asla fazlasıyla tasarlanmış ya da stilize bir izlenim yaratmaz; onun öncelikli derdi seyircileri kendi fikirleri doğrultusunda provoke, hatta şoke etmektir. Hedefinde toplumdaki sınıfsal farklılıklar -özellikle burjuva sınıfı- ve varlığıyla insan varoluşuna aykırı olduğunu düşündüğü din olgusu vardır genellikle. Bu konulardaki fikirleri de büyük ölçüde çocukluk anılarına dayanır. Hâli vakti yerinde, Katolik geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir ailede yetişmiştir Luis Buñuel. İçinde büyüdüğü lükse dayalı hayatın yanından, bu imkânlardan faydalanamayan insanları görmüş ve bu çelişki tüm hayatı ve tüm kariyeri boyunca zihnini meşgul etmiştir. Benzer bir durum din olgusu için de geçerlidir. Katolik bir ailenin çocuğu olan yönetmen, bir Cizvit okulunda eğitim almıştır. Seksi, günahla bir tutan bu öğretinin insan doğasına aykırı yapısının ayırdına küçük yaştan itibaren varmıştır. Sonucunda cinsellik ile dinin bireyler ve kitleler üzerinde yarattığı etkiler onun sinemasının en önemli temalarından biri hâline gelmiştir.

Sinema tarihinde böylesine önemli bir yer tutan, kendisinden sonra gelen sayısız sinemacıya hem esin kaynağı olan hem de cesaret veren Buñuel’in kariyerinin, birbirinden belirgin çizgilerle ayrılan farklı bölümlerden oluştuğunu söyleyebiliriz. İspanya doğulu olan, ama filmlerinin çoğunu Fransa ya da Meksika gibi farklı ülkelerde çeken üstadın eserleri de hem bu ülkelerin sinema geleneklerine hem de onun kariyer tercihleriyle çeşitlilik göstermiştir. Örneğin, 1929 yapımı Endülüs Köpeği’nin galasına giderken alacağı tepkileri öngörerek cebine kendine taş dolduran, hem kiliseyi hem burjuva sınıfını kelimenin tam anlamıyla topa tuttuğu Altın Çağ – L’âge d’or’un ardından kariyerine devam etmek imkânı bulmakta zorlanan Buñuel, kariyerinin devamında kendi çizgisinin uzağında, ana akıma yakın duran işlere imza atmıştır. Kariyerinin bu türden karmaşık bir yapıya sahip olmasının taşıdığı risk ve ülkemizde -nedense- adından yeterince söz edilmeyen bir yönetmen oluşu, Neden Başlamalı? köşemizin ikinci konuğunun “Don” Luis Buñuel olmasının önünü açtı.

Başlamak İçin En İyisi: Burjuvazinin Gizli Çekiciliği – Le charme discret de la bourgeoisie

Geçtiğimiz günlerde Burjuvazi’nin Gizli Çekiciliği’ne favori The Criterion Collection filmleri arasında ikinci sırada yer veren Meksikalı yönetmen Carlos Reygadas şu ifadeleri kullanıyor: “İlk izlediğimde kafamın karıştığını ama aynı zamanda heyecanlandığımı hatırlıyorum ve bu absürtlüğün amacını merak etmiştim. Tekrar izlediğim de ise, bunun absürt değil, hayatın absürtlüğüyle ilgili bir film olduğunu fark ettim. Ne kadar gülünç olabileceğimize dair, mantıklı, entelektüel ve zeki bir filmdi bu. Çok komiktir ve ne kadar aptal olabileceğimizi zarif bir şekilde gösteriyor.”

Film özetle, üst sınıfa mensup bir grubun birbirinden tuhaf sebeplerle planladıkları akşam yemeğine bir türlü başlayamamalarını konu alır. Burjuvazi’nin Gizli Çekiciliği’nin bu tek cümleyle sınırlı tanımı, Buñuel ve filmin diğer senaristi Jean-Claude Carrière’nin söz konusu yemeğin ertelenmesine neden olan birbirinden tuhaf gelişmelerle zenginleşir. Bu nedenler, söz konusu sınıfı var eden tüm olgular üzerine kuruludur geneli itibarıyla: Milliyet, askeriye, kilise… Yani toplumun ayrıcalıklı ya da kendini öyle gören sınıfı kendi silahıyla vurarak yerle yeksan eder Buñuel. Bu bağlamda Reygadas’a hak vermemek elde değil. Zira film, tam da Meksikalı yönetmenin ifade ettiği gibi, hayatın söz konusu olgular ve kurumlarca ne denli absürtleştirildiğine dair güçlü ve sinema tarihinde eşi benzeri olmayan bir hiciv sunar. Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar’a layık görülen bu yapım, yönetmenin kariyeri boyunca ilgilendiği konuları tek potada eritmesi ve bunu yaparken gösterdiği sinematik başarı ile Luis Buñuel’in sinemasına başlamak için doğru bir nokta olabilir.

Sonra Ne İzlemeli?

Luis Buñuel’in kariyerinin farklı bölümlerinden bahsetmiştik. Bunlardan Meksika döneminin son iki eseri Viridiana ve Yok Edici Melek – El ángel exterminador’la başlayan 10 filmlik sürecin tamamıyla üst düzey filmlerden oluştuğu söylenebilir. Buñuel sinemasının belki de en rafine evresine tekâbül eden bu filmlerden bazılarını özellikle seçmek zor olsa da Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’nin açtığı yoldan ilerleyen Özgürlük Hayaleti – Le fantôme de la liberté, Catherine Deneuve’ün hafta içi gündüz saatlerinde seks işçiliği yapan bir kadının yaşadıklarını sınıf bilinciyle ele alan Joseph Kessel uyarlaması Gündüz Güzeli – Belle de jour ve kalabalık partinin verildiği bir malikanede kapalı kalan burjuvaların buradan nedensizce çıkmamalarını konu alan Yok Edici Melek’e ayrı parantezler açılabilir. Fakat Luis Buñuel’in sinemasının kökeninin geldiği ve gerçeküstücü sinemanın bir anlamda tanımını yapan ilk iki filmi Endülüs Köpeği ve Altın Çağ da kesinlikle es geçilmemeli. Zira bu filmler, seyirciyi sinemanın erken döneminde provoke etmeleri ve başka bir anlatı -ya da anti anlatı- ihtimalinin peşine düşmeleri sebebiyle sinema tarihininde oldukça özel bir konumda durmaktadırlar.

Nereden Başlamamalı?

Her ne kadar sinema sanatının en önemli yönetmenlerinden biri olsa da Buñuel’in Meksika’da çalışmaya başladığı dönemin özellikle ilk eserlerinin çok da üst düzey filmler olmadığı aşikâr. Özellikle 1947 yapımı Gran Casino, bu konuda yönetmenin zirvesine işaret ediyor diyebiliriz. Melodramatik tonuyla yer yer Yeşilçam kokularının burnumuza geldiği, nereden çıktığı belli olmayan çalgıcıların şarkılarıyla anlatıyla katkı sunmaya çabaladığı bu filmin tek izlenme sebebi Buñuel gibi bir yönetmenin ne kadar kötü bir işe imza atabileceğine dair bir merak olabilir ancak. Yine aynı dönemden, El Bruto, Susana, La hija del engaño gibi filmlerin de ancak vasat altı yapıtlar olduğu pekâlâ söylenebilir. Ama yine usta yönetmenin Meksika döneminde Unutulmuş – Los olvidados, El ve Nazarín gibi önemli ve başarılı döneminden yoğun izler taşıyan filmlere imza attığını atlamamakta fayda var.

Bonus: Buñuel’in Sevdiği Filmler

Yönetmen, kendisini sinemaya yapmaya iten yapımın genç yaşta izlediği Der müde Tod (1921) birçok kez belirtmiş. Fritz Lang imzalı bu sessiz sinema başyapıtının Buñuel’in sevdiğini ya da takdir ettiği, dolayısıyla kendisine ilham vermiş olabileceği sonucu çıkabilecek filmlerden bazılarını listeleyelim.

  • Zaragoza’da Bulunmuş El Yazması – Rekopis znaleziony w Saragossie (Yön: Wojciech Has, 1965)
  • Zafer Yolları – Paths of Glory (Yön: Stanley Kubrick, 1965)
  • Büyük Tıkınma – La grande bouffe (Yön: Marco Ferreri, 1973)
  • Yasak Oyunlar – Jeux interdits (Yön: René Clément, 1952)
  • Gece Ölümü – Dead of Night (Yön: Alberto Cavalcanti, Charles Crichton, Basil Dearden, Robert Hamer, 1945)
  • Altın Hazineleri – The Treasure of the Sierra Madre (Yön: John Huston, 1948)
  • Hayal Kadın – Portrait of Jennie (Yön: William Dieterle, 1948)
  • Persona (Yön: Ingmar Bergman, 1966)
  • Roma (Yön: Federico Fellini, 1972)
  • L’Atalante (Yön: Jean Vigo, 1934)

 

Kaynaklar

Luis Buñuel, Son Nefesim, İmge Kitabevi Yayınları, 2005.

https://www.criterion.com/current/top-10-lists/364-carlos-reygadas-s-top-10

 

Not: “Nereden Başlamalı” köşesi www.bfi.org.uk sitesinde yer alan “Where to begin?” serisi temel alınarak hazırlanmıştır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi