Amerikan edebiyatının fantastik ve bilimkurgu anlatısının son yıllardaki en başarılı temsilcilerinden Neil Gaiman, hikayelerinde kurduğu evrenlerin sinematik anlatıma elverişli yapısı nedeniyle birçok yapımcının ilgi odağında bir yazar. Hali hazırda roman, öykü ya da çizgiroman olarak yayımlanmış eserlerinin de dışında senaryo da yazan yazarın, birçok yapımın yaratılış sürecinde adının geçmesi bir tesadüf değil. Güçlü ve derinlikli karakterlerin, oldukça detaylı ve temelini mitolojiye dayandıran hikâye evrenlerinde gezindiği anlatılarıyla, Neil Gaiman’ın fantastik evrenini başarıyla yansıtan 7 yapımı listeledik.

Neil Gaiman’ın Fanstastik Evrenini Başarıyla Yansıtan 7 Yapım

Aynalı Maske – Mirrormask (2005)

Neil Gaiman’ın The Sandman çizgiroman serisisinin tüm kapaklarını üstün yaratıcılığıyla tasarlayan Dave McKean, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra 2000’li yılların başında yeniden bir araya geldiği Gaiman’la birlikte Mirrormask’ın senaryosunu kaleme aldı. Hasta annesinin yokluğunda karanlık bir harikalar diyarına dalan Helena’nın (Stephanie Leonidas) bilmecelerle ve tehlikeyle dolu yolculuğunu rengârenk bir skalada izlediğimiz film, görsel efektleri ve sinematogrfisi ile gerçeküstü bir evren tasviri sunuyor. Helena’nın, “oyun arkadaşı” Valentine (Jason Barry) ile çıktığı yolculuğun ürkütücü, kaotik ancak bir o kadar da çekici atmosferinde Anti-Helena’ya dönüşmesini, gerçek hayatın karanlık tarafını bir gündüz düşü olarak yeniden yorumlamasını izlediğimiz filmin Locarno Uluslararası Film Festivali’nden ödülle döndüğünün altını çizelim. Filmin en az anlatısı ve görsel dünyası kadar beğenilen soundtrack albümü Iain Bellamy tarafından kaydedildi.

Koralin ve Gizli Dünya – Coraline (2009)

Coraline, daha çok Tim Burton’a mal edilen Noel Kâbusu – The Nightmare Before Christmas’ın yönetmeni Henry Selick’in imzasını taşıyor  ve tıpkı The Nightmare Before Christmas gibi bir stop-motion animasyon. 11 yaşındaki ana karakterinin gözünden yaratılan görsel diliyle son derece “renkli” bir dünya sunan film, Coraline’in peşinden tuhaf bir maceraya sürüklüyor seyirciyi. Zira filmin sunduğu Coraline ve ailesinin hikâyesi, kızın paralel bir evren keşfetmesiyle bambaşka bir boyuta evriliyor diyebiliriz. Bu paralel evreninin bünyesinde taşıdığı karanlık yönler ise anlatının farklı, gerilim türüne yakın bir yöne doğru dönmesine sebep oluyor. Bu gerilimin tonunun en önemli kaynaklarından biri de elbette Neil Gaiman’in imzasını taşıyan orijinal metin. Öyle ki bu romanında da gündelik olan ile fantastik olan arasından bir birliktelik yaratan Gaiman, ortaya aile kurumuna dair tekinsiz bir anlatı koyarken yönetmen Selick de bu atmosferi animasyon sinemaya başarı ile aktarıyor.

Neil Gaiman’s We Can Get Them for You Wholesale (2013)

Jude Gerard Prest’in yönettiği, 20 dakikalık bu kısa film, Gaiman’in aynı isimli öyküsünden uyarlanan üç yapımdan sonuncusu. Bu uyarlamanın diğerlerinden ayrıldığı en önemli noktaların başında da usta yazarın bizzat projede yer alarak filmin anlatıcılığını üstlenmesi. We Can Get Them for You Wholesale benzerlerini birçok farklı yapıma gördüğümüz, “plastik” banliyölerden birinde yaşayan bir adamı merkezine alıyor. Bu adam, sevdiğini kadının kendisine ilgi göstermemesi ve başka biriyle birlikte olmayı tercih etmesi üzerine son derece ekstrem bir yol izliyor: Kiralık katil tutarak sevdiği kadının sevgilisini öldürtmeyi düşünüyor. Bu noktadan itibaren iyice absürt bir hâl alan anlatı, bu yapımı kapitalizmin dinamiklerine dair komik ve incelikli bir kısa filme dönüştürüyor.

A Dream of Flying (2013)

“Normal” insan gibi yaşamak yerine bir kelebek gibi uçan küçük bir kız çocuğunun hikayesini anlatan kısa filmde İkarus efsanesine göndermeler yapan metaforik bir anlatı izliyoruz. Küçük Clarissa, sıra dışı çocukların tedavi görerek normalleştirildiği bir hastaneye yatırılıyor. Burada ona alınan oyuncaklarıyla konuşarak zamanını geçiriyor. Oyuncaklarının arasında bir de kırmızı bir balon var, Clarissa’ya uçmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermek için seçilmiş bir İkarus figürü olan bu uçan balon küçük kızın uçma dürtüsünü bastırmak yerine onu uçmaya davet ediyor. Bu çizgi dışı “uçma” hevesi yüzünden cezalandırılan Clarissa yıllar içinde tedavi görerek normalleşiyor, ama içindeki küçük kırmızı balon onu hep takip ediyor. Neil Gaiman’ın hikâyesini yazdığı ve oyuncu Georgina Chapman’ın yönetmen koltuğuna oturduğu A Dream of Flying, çocukluğa dair psikanalitik okumaların da yapılabileceği büyülü bir evren sunuyor.

Partilerde Kız Tavlama Sanatı – How to Talk to Girls at Parties (2017)

Sinema kariyerine Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı – Hedwig and the Angry Inch ve Shortbus gibi iki “sert” filmle başlayan John Cameron Mitchell’ın dördüncü uzun metrajı olan How to Talk to Girls at Parties, Neil Gaiman’in aynı isimli kısa hikâyesinden uyarlama. Filmin anlatısının merkezinde tüm galaksiyi gezerken grubundan ayrılan ve Dünya’da insanların arasına karışan uzaylı Zan yer alıyor. Onun karşılaştığı çevre ise filmin atmosferine şekil veriyor diyebiliriz; Zira anlatı 70’ler İngiltere’sinden punk’ın altın çağını yaşadığı dönemde geçiyor. Bu bağlamda gençlerin kendilerini baskılama eğilimi gösteren kurumlarla girdiği mücadelenin müziği olan punk, Zan’in de kendi varlığı hakkında öğrendiği gerçeklerle yaşadığını dönüşümün de bir simgesine dönüşüyor. Gaiman’ın bilimkurguvari ögeleri, gençliğinde yaşadığını tecrübelerle harmanlayarak yarattığı öykü, Mitchell’ın kamerasından keyifli bir seyirliğe evriliyor.

Kıyamet Gösterisi – Good Omens (2019)

Neil Gaiman’ın Terry Pratchett ile ortak kaleme aldığı Good Omens kitabının dizi uyarlaması, fantastik bir kıyamet hikâyesinin absürt komedi bileşenleriyle yaratıldığı bir dünya kurgusu. İlk kez 1990 yılında yayımlanan kitabı yıllar içinde filme uyarlamak isteyen birçok yönetmenin arasında Terry Gilliam da bulunmakta. Kitap, komedi unsurlarının kullanımı nedeniyle Douglas Adams’ın Otostopçunun Galaksi Rehberi ile sıkça karşılaştırılsa da, kurduğu dünyanın aslında ne kadar farklı bir yapıda olduğunu gözle görmek için diziyi izlemeyi tercih edebilirsiniz. Kıyametin hemen öncesinde dini ögeler üzerinden alaycı bir anlatıya sahip Good Omens, toplamda altı bölümden oluşuyor. Başrollerinde David Tennant, Michael Sheen ve Frances McDormand gibi efsanevi bir oyuncu kadrosu bulunuyor.

Amerikan Tanrıları – American Gods (2017)

Neil Gaiman’ın Amerikan mitolojisi ile Yunan ve İskandinav mitolojilerinin post-modern bir karışımla yeniden tezahürünü, kendi hikâye evrenini de mitleştirerek birleştirdiği romanı Amerikan Tanrıları, aslında uzun süredir bir sinema filmi olması için yapımcıların odağındaydı. Ancak Gaiman romanın haklarını online bir dizi kanalına verince şimdilik üç sezon olarak belirlenen bir dizi anlatısı olarak ekranlarda izleyicilerle buluştu. Hapishaneden yeni çıkan Shadow’un karısı Laura Moon’un şoke edici bir şekilde ölmesi haberi üzerine karanlık bir yeraltı evrenine daldığı hikâye, temelde ana karakteri üzerinden devasa bir mit kurarak gerçeküstü efsaneleri çarpıcı bir anlatımla izleyiciye aktarıyor.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi