Advertisement

 “APP’le her zaman mutlu ve güvende olabilirsiniz!”

Teknolojinin bu kadar gelişmediği, dijital mecraların ve uygulamaların yaşamımıza nüfuz etmediği dönemde geleneksel medyada karşımıza çıkan reklamlarda sıkça bu tümcenin benzerlerine rastlamışızdır. Tüketimi teşvik etmeye odaklı reklam söylemi, tanıttığı ürün her neyse, onu parıltılı ambalajlar içinde tüketiciye pazarlarken birtakım vaatlerde bulunur ve bir illüzyon yaratır. Hatice Aşkın, Uluslararası Saraybosna Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan, İzmir Üniversiteleri Platformu Kısa Film Yarışması’nda birincilik kazanan, Adana Altın Koza Film Festivali gibi birçok festivalde gösterilen beşinci kısa filmi App’te annesini kaybeden bir Mine’nin, hayatında ölümün neden olduğu yalnızlığı, bir aplikasyonla bertaraf etmeye çalışmasını irdeler. Bir yazılım şirketinin geliştirdiği güvenlik aplikasyonunun hedef kitlesi yalnız yaşayan kadınlardır. Dışarıdan bakıldığında evin içinde bir erkeğin gölgesinin görünmesini sağlayan bu aplikasyon, kadınlara kendilerini güvende hissettikleri bir ortam sağlar. Bu yönüyle daha ilk dakikalarında App, gelenekselden dijitale varlığını koruyan ataerkil kodları ifşa etmeye başlar. Bugün teknolojinin gelişmesiyle her ne kadar yeni, eleştirel yaklaşımların ortaya çıktığı ve geleneksele alternatif söylemlerin yapılandırıldığına yönelik savlar ileri sürülse de kadınların hala mücadele etmek zorunda kaldıkları ataerkil yapı, tüm kurumlarıyla söylem ve ideolojisinin yeniden üretilmesini sağlar. Bir kadın karakterin hikâyesini odağına alan App de kadını savunmasız ve korunmaya muhtaç, erkeği ise güçlü ve kadını koruması altına alan taraf olarak kodlayan ataerkil ideoloji ile teknoloji çağının ideolojisinin nasıl da birbiriyle kesiştiğini ortaya koyar. Filmde evde beliren erkeğin gölgesi, feminist film kuramı çerçevesinde çözümlendiğinde, toplumsal cinsiyet rollerinin çok büyük değişiklik göstermeden sistem tarafından devam ettirildiğinin göstergesidir ve kadınların yaşamında bir gölge olarak da olsa varlığını koruyan egemen ve şövalyeci erkek imgelerinin bir temsili olarak görülebilir.

Kimse Mutlu Olmanın Bu Kadar Kolay Olabileceğini Söylememişti!

Filmin ilk sahnelerinde bu güvenlik aplikasyonunu satın almak üzere olan Mine’nin izlediği reklamlarda kadın ve erkek arasında ataerkil yapının kurduğu koruyan – korunan ilişkisine benzer biçimde ataerkil ideoloji tarafından yapılandırılan söylem, kadını annelik kimliğiyle özdeşleştirerek yeniden karşımıza çıkar. Ürünün tanıtımını yapan bir kadın, “Ben yeterince iyi bir anne miyim?” sorusunu sorar ve bu aplikasyon sayesinde çocuklarına güvenilir bir alan yaratabildiğinden söz eder. Reklamda betimlenen “ideal” kadın kimliği, kadının kamusal alanda varlık gösterse bile ataerkil kültürün geleneksel rollerini yerine getirmek zorunda bırakıldığını ortaya koyar. Bu durum, elbette yalnızca gelenekselle bugünün değerlerinin değil, ataerkil sistemle kapitalist sistemin çıkarlarının iç içe geçtiğinin de göstergesidir. Kadın, hem kamusal hem özel alanda bu kol kola olan iki sistemin beklediği toplumsal cinsiyet rollerini yerine getirmek zorunda hisseder kendini. Sistem, bu dayatmaları öylesine örtük biçimde yapar ki yönetilen, korunan, edilgen olarak konumlandırılanlar, dayatılan rolleri norm olarak benimserken başka bir ihtimali aklına getirmez. Filmde yazılım şirketi, ürününü parıltılı ambalajlarla sunduğu reklamlarında, kendisiyle birlikte çocuklarına da mutlu ve güvende bir hayat vaat ettiği kadınlara mutluluk ve güvenlik illüzyonu satar. Böylelikle dayatmalar, ezberler ve roller, reklamlar aracılığıyla olağanlaştırılır.

Aplikasyonun güvenlikte olduğu gibi mutluluk vaadinde de toplumsal cinsiyet rolleri yeniden üretilir. Mine, aplikasyona annesinin on saniyelik videosunu yüklediğinde annesinin fiziksel özelliklerine sahip bir gölge evinde belirir ve konuşmaya başlar. Mine’nin evinin duvarlarına, pencerelerine yansıyan gölgenin görüntüsü ve sesi, annesine benzer; ancak verdiği tepkiler, mekaniktir. Duygu yoktur. Aplikasyon, ataerkil toplumların kadınlardan beklendiği “ideal” annelik kimliğini yerine getirmek için yapması gerekenleri sıralar. Filmde erken Neolitik çağdan bugüne var olan ataerkil sistemin teknoloji çağında da kılık değiştirerek kendini koruduğunu Mine’nin annesi görüntüsünde olan gölgenin bir tümcesi özetler: “İnternetteki mükemmel anne tanımında çocuğunun bebekliğinden ileriki yaşlarına kadar her yıl parti yapmak ilk sırada”. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin normların değişmediğinin ve yüzyıllardır farklı kanallar aracılığıyla aktarılan ataerkil kodların teknoloji çağında da internet aracılığıyla yeniden üretildiğinin göstergesidir bu tümce. Bu açıdan, teknoloji çağının insanlara özgür bir dünya yarattığı da bir illüzyondur. Aplikasyonu kullanmaya başladığında beliren erkek gölgesi, nasıl ki Mine’nin güvenliğini önceleyen bir kimlikle karşısına çıkıyorsa annenin gölgesi de ataerkil normlar tarafından çizilen bir kimlikte görünürlük kazanır. Bu bağlamda, her iki gölgenin bir robot gibi ezbere söyledikleri de sistemin kadınlara ve erkeklere biçtiği rollere koşut olarak yapılandırılan söylemlerdir. Öyleyse köhne bir zihniyeti bagajında taşımaya devam ederken mutluluk başta olmak üzere yenilik, özgürlük gibi illüzyonlar yaratan teknoloji çağı, zihniyet açısından yenilenmeye ne zaman başlayacaktır? Yarattığı illüzyonlar, bugünün insanının gereksinimlerine ne kadar yanıt verecektir? App, bu ve benzeri birçok soruyu sormamızı sağlar. Bununla birlikte, “Feminist Distopyalarda Mekân ve Zaman” başlıklı çalışmasında Selçuk Tatar, feminist distopya kaleme alan yazarların, toplumun bütün kurumlarını tekeline alan ataerkil düzenin uygulamalarının neden olduğu endişeyi dile getirerek bir toplum eleştirisi sunduklarından söz eder ve bu yönüyle App de yer yer feminist distopyalarla örtüşen özellikler gösterir. Judith Little’a gönderimde bulunan Tatar’ın belirttiği gibi feminist distopyalar, mizojinide en üst safhaya ulaşan toplumları ele alır. Hatice Aşkın’ın App’de kurduğu evrende ataerkinin şiddeti bu kertede değildir; ancak daha örtük, daha sinsi ve mutlaka mücadele edilmesi gerekendir!

Kaynakça

Tatar, S. (2015). Feminist Distopyalarda Mekân ve Zaman. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ege Üniversitesi, İzmir.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information