Bugün İskandinav sineması denildiğinde akla gelen ilk yönetmenlerden biri kuşkusuz Aki Kaurismäki. Abisi Mika Kaurismäki ile başladığı sinema yolculuğunda yönetmen, küçük ama kendi gibi nevi şahsına münhasır bir izleyici kitlesine sahip olmanın da verdiği bilinç ve kaygısızlıkla güçlü sinemasından zerre ödün vermeyerek yaşayan ustalardan biri hâline geldi. Büyük anlatılar yerine; yanı başımızdaki, gündeliğin içindeki basitliğin ve bizzat içimizdeki trajikomik karanlık varoluşun yönetmenidir o. Ve bu trajikomik duruşu, ifadesiz suratlar, kısa replikler ve durağan bir görsellikle birleştiren sinemacı, sınıfsal ve dünyada olup bitene duyarlılık gösteren duruşundan da uzaklaşmamıştır kariyerinin hiçbir noktasında. Usta yönetmenin, kendine has sinemasına hâkim olunması için mutlaka izlenmesi gereken beş önemli filmini bir araya getirdik.

Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Aki Kaurismäki Filmi

Kalamar Birliği – Calamari Union (1985)

Kaurismäki’nin Dostoyevski’nin dev eserini beyazpardeye, çağımızın Finlandiya’sına taşıdığı ilk uzun metrajlısı Suç ve Ceza – Rikos ja rangaistus’un ardından çektiği ikinci filmi Calamari Union, yönetmenin soğuk mizahla bezeli tarzını ortaya koyduğu ilk yapım olarak da tanımlanabilir. Film, biraz rock’n’roll esintisinin ardından Frank’in siyah gözlüklerini takıp bir odada sigara içerek oturan erkek grubuna neden toplandıklarını açıklamasıyla başlar: Helsinki’nin zor şartlar altında hayatına devam etmeye çalışan işçi sınıfının konumlandığı, kalabalık ve engebeli bölümü olan Kallio’dan, şehrin diğer bir ucuna, atalarının bahsettiği, sokakları geniş ve havası temiz Eira’ya kaçmaları gereklidir. Devamında anlarız ki, bu topluluğu oluşturan erkeklerin -İngilizce konuşan tek karakter Pekka hariç- tamamının adı Frank’tir. Bir yerden sonra Frank kimliği, işçi sınıfı mensuplarının kendilerini gerçekleştirmek için “dışarı”dan gördüklerinin etkisiyle yarattıkları ama içi dolmayan bir kalıba dönüşür. Kendilerine vadedilen topraklara ulaşmak için yol çıkan topluluğun akıbeti de, işçi sınıfının kapitalist düzendeki hâlinden farklı olmayacaktır.

Leningrad Cowboys Go America (1989)

Leningrad Cowboys Go America da tıpkı Calamari Union gibi, kurtuluşa doğru yapılan bir yolculuğun filmidir. Hem bu tema hem de rock’n’roll’un varlığıyla öncülüne yakın duran yapımın merkezinde Aki Kaurismäki’nin Finlandiyalı komedi rock topluluğu Sleepy Sleepers’ın üyeleriyle birlikte yarattığı Leningrad Cowboys grubu vardır. Sovyetler Birliği toprakları içindeki Sibirya’nın ücra köşelerinde müziği icra etmeye çalışan bir grubun, burada başarılı olmayacaklarını anlayıp “rüyalar ülkesi” ABD’ye gitmelerini konu alır film. Burada çıktıkları turnenin inişli çıkışlı bir seyir göstermesinin üzerinden bir Amerikan rüyası hicvi olarak yorumlanacak anlatı, buna paralel olarak 80’lerin sonunun gelişiyle birlikte SSCB’nin dağılmasıyla sonuçlanan sürece dair de güçlü doneler taşır. Özellikle grubun canlı performansları esnasında komedi tonu iyice yükselen Leningrad Cowboys Go America, Kaurismäki’nin derinlikli mizahının en güçlü örneklerinden biri olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Ayrıca grubun beyazperde serüveninin bu filmle nihayete ermediğini; yine Kaurismäki’nin yönettiği, 1994 yapımı Leningrad Cowboys Meet Moses ile devam ettiğini belirtelim.

Kibritçi Kız – Tulitikkutehtaan tyttö (1990)

Yönetmenin 1986’da Cenneti Gölgeler – Varjoja paratiisissa ile başlayan, 1988 yapımı Ariel ile devam eden Proletarya Üçlemesi’nin son halkası olan Tulitikkutehtaan tyttö, merkezine güçlü bir kadın karakteri alıyor. Kaurismäki’nin fetiş oyuncularından Kati Outinen’in canlandırdığı Irıs Rukka, bir kibrit fabrikasında çalışan, bu hayatın getirdiği boğuculukla baş etmeye çalışan bir kadın olarak temsil ediliyor filmin başında. Bu anlarda son derece sempati uyandıran bir karakter olarak ekrana yansıyan Irıs, yaşadığı bir ilişki sonrasında hamile kalmasıyla birlikte hayatının dizginlerini yavaş yavaş eline almaya başlıyor; bu noktadan itibaren seyircinin sempatisine dahi ihtiyacı olmayan bir kadına dönüşüyor. Seyirciyi bu dönüşümün bir parçası yapma noktasında usta işi bir yetkinlik sergileyen Kaurismäki, kişisel olanın politik olduğuna dair çok güçlü bir anlatı ortaya koyuyor.

Geçmişi Olmayan Adam – Mies vailla menneisyyttä (2002)

Seyircilerle buluştuğu yıl Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adaylığı kazanan Mies vailla menneisyyttä, yönetmenin Finlandiya Üçlemesi’nin ikinci ayağı aynı zamanda. Proletarya Üçlemesi ile sınıfsal bir bakış geliştiren Kaurismäki’nin bakışını ülkesi Finlandiya’ya, hatta tüm Avrupa’ya doğru genişletiyor oluşuna dair güçlü emareler gösterir bu film. Filmin merkezindeki işçi, hiçbir planı ya da mal varlığı olmadan Helsinki’ye gelir, fakat büyük şehir onu pek iyi karşılamaz; bir grup sokak serserisi tarafından dövülmesi sonucu hastaneye kaldırılır. Hastaneden çıktığında ise hafızasını kaybetmiştir, hiçbir şey hatırlamıyordur. Kendine yeni bir hayat inşa etmek için çaba sarf etmeye başladığında ise geçmişi onun peşini bırakmaz. Bu karakter ve çevresi üzerinden küçük bir hikâye anlatıyor gibi gözükse de, Kaurismäki bu yaşananların ışığında Avrupa’yı “an”da sıkışıp kalmış ruh hâliyle yüzleştirerek, kültür denilen kavramın tarihsel bir birikimin sonucu olduğunu gözler önüne serer.

Umudun Öteki Yüzü – Toivon tuolla puolen (2017)

Aki Kaurismäki’nin, üçlemelerle dolu kariyeri, hâli hazırda Avrupa’nın ya da tüm dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri olan mülteci sorununa eğilen Liman Kenti Üçlemesi ile devam ediyor. 2011 yapımı Umut Limanı – Le Havre ile başlayan bu üçlemenin ikinci ayağı olan Toivon tuolla puole; Helsinki limanının görüntüleriye açılıyor. Limana yaklaşan gemilerden biri kömür taşıyor ve kömür yığının içinden filmin iki ana karakterinden biri olan Suriyeli mülteci Khaled çıkıyor. Gemiden çıkıp şehre karıştığı esnada yüzünün kömür dolayısıyla simsiyah boyanmış olduğunu görüyoruz. Helsinki sokaklarına çıktığı andan itibaren yabancı olmanın, Orta Doğulu olmanın “leke”sini yüzünde taşıyor Khaled. Aslında tüm film boyunca, bu “lekeli” olma hâli üzerine kafa yoruyor yönetmen, ama her zamanki mesafeli, insani ve duyguları istismar etmeyen özgün üslubuyla…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi