Kariyerinin ilk günlerinde beri unutulmaz performanslara imza atan Willem Dafoe, günümüzde de bu başarısını korumaya devam ediyor. Theo Angelopoulos’dan Lars von Trier’e kadar Avrupa sinemasının tanınan birçok yönetmeninin filmlerinde yer alan Dafoe’ya geçtiğimiz yıl Berlinale’de Ömür Boyu Başarı Ödülü verilmişti. Hayat verdiği karakterlerle hem yönetmenlerin hem de sinemaseverlerin hayranlığını kazanan Dafoe’nun en iyi performanslarını barındıran 10 filmini bir araya getirdik.

Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Willem Dafoe Performansı

Müfreze – Platoon (1986)

Yönetmenliğini Oliver Stone’un üstlendiği 1986 yapımı film, çavuş Elias’ın savaşın getirdiği dehşet ve insanın ikililiği karşısında içine düştüğü ahlâki bir çıkmazı konu alıyor. Filmdeki rolüyle Dafoe, 1987 yılında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Günaha Son Çağrı – The Last Temptation of Christ (1988)

Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından Martin Scorsese tarafından sinemaya uyarlanan film, Hz. İsa’nın yaşamını, her insan gibi karşılaştığı zorlukları ve çarmıha gerilişini konu alıyor. Filmdeki performansıyla adından söz ettiren Dafoe, bundan sonra kariyerine Wim Wenders ve David Lynch de dahil olmak üzere birçok başarılı yönetmenin yapımlarında rol alacağı süreci de başlatmış oldu.

Mississippi Yanıyor – Mississippi Burning (1988)

Başrollerinde Gene Hackman, Willem Dafoe ve Frances McDormand bulunan filmde, Ward ve Anderson adındaki iki FBI ajanı, birkaç insan hakları aktivistinin ortadan kaybolması üzerine Mississippi gelir ve bir soruşturma başlatırlar. Dafoe’nun kariyerinin başında Gene Hackman gibi usta bir oyuncuyla sergilediği uyum kesinlikle görülmeye değer.

Vahşi Duygular – Wild at Heart (1990)

David Lynch’in başrollerinde Laura Dern ve Nicholas Cage’i bir araya getirdiği filminde Willem Dafoe’ya yan rolde yer vermiş olmasına rağmen, Dafoe canlandırdığı şeytani karakter Bobby Peru’yu unutulmaz performanslarının arasına ekliyor. Hikayedeki kötü adam (villian) rolünün hakkını veren Dafoe,  oyuncu kadrosunda Dern ve Cage kadar önemli bir yere sahip.

Vampirin Gölgesi – Shadow of the Vampire (2000)

Sessiz sinemanın en önemli yapımlarından, 1922 yapımı Nosfaratu filminin başrol oyuncusu Max Shreck’e hayat veren Dafoe, Shreck’in role hazırlanırken içinden geçtiği insan üstü süreci kendine özgü bir ustalıkla yansıtıyor. Willem Dafoe’ya filmin başrolünde John Malkovich de eşlik ediyor.

Zamanın Tozu – The Dust of Time (2008)

Yunan kökenli bir Amerikalı olan A, ailesinin geçmişini ve kendi hayat hikâyesini anlatan bir film yapmaktadır. Yunanistanlı yönetmen Theo Angelopoulos’un son filmi olan Zamanın Tozu, filmin oyuncu kadrosunda Dafoe’nun yanında, Irene Jacob ve Bruno Ganz’ı da bir araya getirmişti. Film aynı zamanda yirminci yüzyıla izini bırakan olayları son elli yılın hatıraları arasında gezinen A’nın peşinden giderek ortaya çıkarıyor.

Deccal – Antichrist (2009)

Lars von Trier’in büyük bir yankı getiren Depresyon Üçlemesi’nin ilk filmi olan Deccal’in başrollerini Willem Dafoe ve Charlotte Gainsbourg paylaşıyor. Film, matem tutan bir çiftin, kırılmış kalplerini ve sıkıntılı ilişkilerini onarmak için ormandaki  kulübelerine çekilmelerinden sonra yaşamlarının -doğanın da etkisiyle- ters yüz olmasını anlatıyor. Çiftin yaşadıklarının yansıtılmasında oyunculara büyük iş düşerken, Dafoe bu zorlu rolün üstesinden de başarıyla geliyor.

Pasolini (2014)

Dilenci – Accatone, Teorem – Teorema, Salo Ya da Sodom’un 120 Günü – Salò o le 120 giornate di Sodoma gibi sinemaseverler tarafından büyük bir beğeniyle karşılanan filmlerin başarılı yönetmeni Pier Paolo Paolini’nin yaşamının son gününe odaklanan filmde Dafoe, kendine özgü üslubuyla unutulmaz yönetmeni canlandırıyor. Buradan hareketle Pasolini gibi bir sinemacının Dafoe gibi bir oyuncu tarafından canlandırılmasına şahit olmanın bile fazlasıyla heyecan verici olduğu söylenebilir.

The Florida Project (2017)

Sean Baker’ın yönetmenlik koltuğunda oturduğu film, bir yaz tatilinde yaşından olgun bir karaktere sahip olan altı yaşındaki Moonee’nin oyun arkadaşlarıyla olan haylaz maceralara ve asi fakat sorumsuz annesiyle olan ilişkisini konu alıyor. Dafoe’nun filmde hayat verdiği Bobby, kariyerinin duygusal anlam en dokunaklı karakterlerinden biri olmasıyla da öne çıkıyor. Bu rolüyle Willem Dafoe, Oscar, Altın Küre ve BAFTA başta olmak üzere pek çok önemli kurumdan tarafından oyunculuk dallarında aday gösterildi.

Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında – At Eternity’s Gate (2018)

Hollandalı ressam Vincent Van Gogh’un Arles ve Auvers-sur-Oise şehirlerinde yaşarkenki hayatını konu alan film, ressamın iç dünyasına, ruhsal hastalıklarına ve de en önemlisi sanata olan yaklaşımına eğiliyor. Büyük ressamın ruh hâlini yansıtırken usta işi bir performans sergileyen Dafoe, bu rolü ile Altın Küre ve Oscar adaylığının yanı sıra, 75. Venedik Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nün de sahibi oldu.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi