Fred Zinnemann’ın Julia adlı filmiyle ilk uzun metraj deneyimini yaşayan, başarılı oyuncu Meryl Streep, Woody Allen’ın Manhattan’ında ve Dustin Hoffman ile birlikte rol aldığı Kramer Kramer’e Karşı – Kramer vs Kramer’de adını duyurmaya başlamıştı. Sophie’s Choice’de hayat verdiği Sophie karakteriyle gelecekteki başarılarının sinyallerini veren Streep, karakteri canlandırırken soğukkanlılığından uzaklaşmayan, abartısız ve doğal duruşuyla hiç bir rolde eğreti durmayarak başarını kanıtlayan isimlerden biri. Yaşamın Kıyısından Kartpostallar – Postcards from the Edge, Yasak İlişki – The Bridges of Madison County, 50 Cesur Kemancı – Music of the Heart, Tersyüz – Adaptation., Şeytan Marka Giyer – The Devil Wears Prada, Doubt, Mamma Mia, Julie & Julia, Aile Sırları – August: Osage County ve Diren! – Suffragette gibi saymakla sonlandıramadığımız, birçok başarılı yapımda göz alıcı performansıyla büyüleyen Streep, 21 kez aday olduğu Oscar’ı üç kez kazanmıştır. Yaşayan en önemli oyunculardan biri olan Meryl Streep’in mutlaka izlenmesi gereken 10 performansını bir araya getirdik.

Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Meryl Streep Performansı

Kramer Kremer’e Karşı – Kramer vs Kramer (1979)

Kendini bulma arayışı sebebiyle kocasından ayrılan Joanna Kramer, aslında oğulları Bill ile kocası Ted’i de baş başa bırakmıştır. Büyük bir reklam ajansında, önemli bir projeden sorumlu olan Ted Kramer, Joanna’nın ayrılışından çok etkilenmiş üstelik bir de şimdi Bill’in tüm sorumlulukları onun üzerindedir. Tüm gününü Bill’le geçiren Ted, oğlunun gelişimi için kariyer hayatını askıya almıştır. Ted oğluyla tam bir bağ kurmuşken, Joanna’nın velayet davası açmasıyla yıkılır. Ebeveynlik mücadelesinin arasında kalan Bill ise bu durumdan hiç mutlu değildir, o her çocuk gibi ikisini de bir arada görmek istiyordur. Avery Corman’ın aynı adlı romanından uyarlanan, yönetmenliğini Robert Benton’un yaptığı Kramer & Kramer, duygusal ve izlemesi keyifli hikâyesinde hayatlarımızı işgal eden kapitalist düzenin aile yaşantısına sunduğu yaşam biçimine, babalık ve annelik sorumlulukları üzerine de söylediği sözleriyle de dikkatleri çeker. Beş dalda Oscar kazanan filmde başarılı iki isim Meryl Streep ile Dustin Hoffman yer alıyor.

Sophie’nin Seçimi – Sophie’s Choice (1982)

Sophie, Nazi kamplarından kurtulmuş ve Nathan’ın varlığı ile yaşamak için bir neden bulabilmiş bir kadındır. Onun 1947’de geçen hikâyesi, genç yazar Stingo’nun ağzından anlatılıyor. Stingo, bu ikili arasındaki inişli çıkışlı ve zorlu aşkın şahidi konumunda karşımıza çıkıyor. Sophie devamlı kabuslar ve huzursuzluk veren hayaller görürken, Nathan da soykırım takıntısı yüzünden şizofreniye varan şiddetli krizler ile baş etmeye çalışmaktadır. Stingo, kadının koluna damgalanmış numarayı görünce yaşadıklarını öğrenmek ister. Sophie deneyimlediklerini paylaştıkça, ilişki içindeki sorunların kaynağı da yavaş yavaş aydınlanmaya başlar. Sophie, kampta Naziler tarafından hayatı boyunca kendisinde derin yaralar bırakacak bir karar almaya zorlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nı Yahudi kampları ve bir annenin çaresizliği üzerinden anlatan Sophie’s Choice, savaş sonrası oluşan ruhsal etkilere de ışık tutar. Alan J. Pakula’nın yönetmenliğini üstlendiği filmin başrolünde, Sophie Zawistowska karakterine hayat veren Meryl Streep yer alıyor.

Silkwood (1983)

Yaşanmış gerçek bir olayın beyazperdeye yansıması olarak karşımıza çıkan Silkwood, Amerikan işçi sınıfının yaşantısından kesitler sunar. Bir nükleer santralde laborant olarak çalışan Karen Silkwood ihmal sonucu radyasyona maruz kalır ve hayatı ciddi bir risk altına girer. Konuyu araştıran bir gazeteciyle işbirliği yapan Karen, nükleer santraller için nükleer yakıt üreten bir fabrikada işçilerin sürekli radyasyona maruz kalmalarını ve yolsuzlukları ifşa etmeye kararlıdır. Karen Silkwood, arkadaşlarının can güvenliği için bir sendikayla işbirliği yapmaya başlar. Mesai bitiminde işverenlerin aleyhine delil bulmaya çalışır ve kısa zamanda hem fabrikadaki arkadaşlarıyla hem de şirket yöneticileriyle arası bozulur. Savaştığı kişiler kendisinden çok güçlü olmasına rağmen onu durdurmak için yapmayacakları bir şey yoktur. Karen, bir yandan haksızlığa karşı başkaldırıp mücadele ederken diğer yandan da mücadele etme inancını yitirmiş erkek arkadaşına destek olarak yaşamaya çalışmaktadır. Meryl Streep’in başarılı performansıyla Oscar’a aday olduğu film En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu dallarında ödüllere aday olmuştu.

Yaşamın Kıyısından Kartpostallar – Postcards from the Edge (1990)

Aşk Mevsimi – The Graduate, Daha Yaklaş – Closer, Charlie Wilson’ın Savaşı – Charlie Wilson’s War filmleriyle hafızalara kazınan ünlü yönetmen Mike Nichols’un yönetmenliğini üstlendiği, Star Wars serisinde ve birçok başarılı filmde gördüğümüz,  oyuncu kimliğiyle tanıdığımız Carrie Fisher’ın aynı adlı yarı otobiyografik romanından uyarlanan ve yine Fisher tarafından senaryolaştırılan Postcards from the Edge, uyuşturucu bağımlılığı yüzünden sorunlar yaşayan ünlü bir oyuncunun, hayatını düzene sokmaya karar verdiği anda uzun süredir görmediği annesinin gelmesini ve ardından gelişen olayları konu alıyor. Filmde anne kızı başarılı oyuncular, Meryl Streep ile Shirley MacLaine canlandırıyor. Hollywood’un tanınmış aktrislerinden biri olan Suzanne Vale, uyuşturucu bağımlılığı yüzünden hayatını bir türlü düzene sokamayan, sorunlarla boğuşan bir kadındır. Son filminin çekimlerinde kendini berbat hisseden Suzanne, kulise doğru ilerlerken karşısına bir uyuşturucu satıcının çıkmasıyla kendini saatler sonra bir hastane odasında bulacaktır. Hastanede kaldığı sürede hayatına yeni bir sayfa açma planları yapan Suzanne için beklenmedik bir sürpriz gerçekleşir ve uzun zamandır görüşmediği annesi gelir.

Saatler – The Hours (2002)

Yıl 1923, başarılı yazar Virginia Woolf, Londra’nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir. Yıl 1951, tutkuyla Mrs. Dalloway’i okuyan ev kadını Laura Brown ise sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulmuştur. Yıl 2001’e geldiğinde ise AIDS’e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bağ incelenir. Farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf’un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatan The Hours; 9 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve Nicole Kidman, Julianne Moore ve Meryl Streep’in muazzam performanslarıyla dikkatleri çeker.

Şeytan Marka Giyer – The Devil Wears Prada (2006)

New York moda dünyasının bir gün bile sıradanlığa yer olmayan parıltılı yaşamı, inanılmaz bir şatafat barındırmaktadır. Runway Dergisi’nin korku salan editörü Miranda Priestly, bu dünyanın en güçlü kadınlarından biridir. Moda dünyasının kraliçesi olan bu kadın, kendisine bir asistan aramaktadır. Pek çok genç kadının seçilmek için can atacağı bu göreve, herkesten çok yakın olan Andy Sachs, aslında arananın aksine son derece sıradan bir biridir. Fakat mücadeleci ruhu sayesinde karşısına çıkan bütün zorluklarla baş eder ve kariyer basamaklarını birer birer tırmanmaya başlar. Ama başarıya giden yolda yürümenin bazı bedelleri de vardır; zamanla kendinden ödün veren ve bir değişim çarkına kapılan Andy’nin kaybedecekleri olacaktır. Lauren Weisberger’in aynı adlı kitabından uyarlanan The Devil Wears Prada’nın başrollerinde Meryl Streep ile Anna Hathaway yer alıyor.

Şüphe – Doubt (2008)

John Patrick Shanley’nin aynı adlı tiyatro oyunundan Stanley tarafından beyazperdeye uyarlanan Doubt’un başrollerinde Meryl Streep, Amy Adams ve Philip Seymour Hoffman yer alıyor. Film 1964 yılında, Bronx’da St. Nicholas Kilisesi’nde geçmektedir. Ülke politikasındaki değişimin kilise camiasını da etkisi altına almasıyla okula ilk kez siyahi bir öğrenci alınmıştır. Gelenekçi bir anlayışa sahip olan Rahibe Aloysius, kilisenin katı geleneklerini yıkmak için çaba gösteren, farklı eğitim metodları deneyen ve aşırı disiplinli hareketlerden kaçınan bir adam olan Peder Flynn’in bu yeni öğrenciye karşı olan aşırı ilgisinden şüpheye düşer. Bu şüphe, Peder ve Rahibe arasında müthiş bir irade savaşı başlamasına sebep olur.

Julie & Julia (2009)

İki gerçek hikâyeden yola çıkan film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan ve kendi zaman dilimlerinde benzer mücadeleler vermiş olan iki kadının öyküsünü merkez alıyor. Julie Powell bir şirkette hiçbir kariyer vaat etmeyen sekreterlik görevini yürüten, Queens’te oldukça mütevazı bir hayat süren ve hayatının monotonluğundan sıkılan genç bir kadındır. Hayatına renk katmaya çalışan Julie, mutfakta hünerlerini göstermeye karar verir. Annesinden ödünç aldığı Julia Child imzalı yemek kitabı onun kısa süre içinde en iyi dostu olur. Julie’nin hayatını izlediğimiz anlardan kopup, yıllar öncesine Julia Child’ın dönemine doğru yolculuk yaptığımız sahnelerde, Julie’nin görmediği dostu Julia’nın da hayatına konuk oluruz. İki farklı dönem, iki kadın ve onları bir paydada buluşturan tek bir unsur; yemek.

Demir Leydi – The Iron Lady (2011)

Iron Lady, erkek egemen bir dünyada, sınıf ve cinsiyet engellerini çökerten bir kadının hikâyesini ve güç ile güç için ödenen bedeli konu alıyor. İngiltere ve Arjantin arasında yaşanan Falkland Adaları kriz dönemine odaklanılan film, sıra dışı ve karmaşık bir kadının şaşırtıcı ve anlayışlı portresini sergileniyor. Iron Lady, Batı’nın ilk kadın hükümet başkanı olan ve 20 yy.’da İngiltere Başbakanı olarak en uzun sure hizmet veren Margaret Thatcher’ın hayatını konu alıyor. Demir Leydi lakaplı Thatcher’a hayat veren isim ise sinemanın en önemli aktrislerinden biri olan Oscar ödüllü Meryl Streep. Phyllida Lloyd’un yönetmen koltuğunda oturduğu film, hikâyesinden ve anlatımından ziyade Streep’in performansıyla öne çıkmış bir yapım.

Diren! – Suffragette (2015)

Sarah Gavron’ın ikinci uzun metraj filmi Suffragette, tarihin ilk feminist hareketlerinden birini başlatan kadınların, gittikçe acımasızlaşan hükümete karşı yürüttükleri mücadeleye odaklanır. Gizli buluşmalarla bir araya gelen bu grubun üyeleri işçi sınıfı kadınlarıdır ve hareketin ilk safhalarında barışçıl yöntemler izlerler. Ancak hem çalışma koşulları hem de kişisel hayatları için verdikleri eşitlik savaşı, zamanla daha radikal bir boyuta taşınmak zorundadır. Film, merkezine bu ekibin bir üyesi olan Maud’u alıyor. Bir paketi teslim etmeye giderken eylem yapanların arasında kalan Maud, eylemciler arasında kendisiyle aynı çamaşırhanede çalışan Violet’ı görür. Maud’un harekete olan ilgisini fark eden Violet, onu süfrajet hareketine ve oy haklarını savunmaya ikna etmek için çabalar. Tüm risklerin farkında olan Maud, oy hakkını kazanmadan kadınlar için iyi bir gelecek olmayacağını anladığında, ilham verici bir lider olan Edith ile tanışır ve hareketin içine daha fazla dâhil olur. Bundan sonra süfrajetlerin içinde hem sözcülük yapması hem de eylemlerde ön plana çıkması nedeniyle göze batan Maud, bir gösterinden sonra tutuklanır ve bir hafta boyunca hapiste kalır. Bu travmatik deneyim boyunca tanıştığı süfrajetlerin adanmışlığı onu hem ürkütür, hem de hayran bırakır. Kendini hareketten ne kadar uzak tutmaya çalışsa da, bu adaletsizliğe karşı duyduğu öfke, onu hareketin içine daha çok çekip hareketin lideri olan Emmeline Pankhurst ile tanışmaya dek götürür. Filmin oyuncu kadrosunda Helena Bonham Carter, Meryl Streep, Carey Mulligan, Ben Whishaw ve Brendan Gleeson gibi başarılı isimler yer alıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information