Sinemayla içli dışlı bir ailede dünyaya gelip oyunculuğa henüz 14 yaşında 1971 yapımı Sunday Bloody Sunday’le başlayan Daniel Day-Lewis, 1989 yapımı My Left Foot: The Story of Christy Brown’da inanılmaz bir performans göstermiş ve filmdeki rolüyle ilk Oscar’ını kazanmıştı. Tam da bu sıralarda Londra’daki Royal National Theatre’da Hamlet’e hayat veren Lewis, duygusal bir kriz yaşamasının ardından geri dönmemek üzere sahneyi bırakmıştı. Sahneyi bırakmasıyla birlikte sinema bazında kariyerinin en yoğun dönemini yaşayan oyuncu arka arkaya filmlerde yer alır ancak 90’ların sonunda beyazperdeden de emekli olmaya karar verir. Hatta bu sıralarda Floransa’daki bir ayakkabı tamircisinin yanında çırak olarak işe girer. Ancak sonraki dönemde Martin Scorsese, Gangs of New York filmi için oyuncuyu ikan eder ve sonraki dönemde yer aldığı filmlerden elde ettiği iki Oscar ödülü ve bir de Oscar adaylığıyla geri döner. Geçtiğimiz aylarda sinema kariyerini kesin olarak sonlandırdığını açıklayan Daniel Day-Lewis’in Paul Thomas Anderson ile son kez birlikte çalıştığı Phantom Thread ile Day-Lewis oyunculuğun incelikleri üzerine hepimizi ders niteliğinde ancak büyülü bir yolculuğa çıkarmıştı. Oyuncunun kariyerini sonlandırdığını açıklasa da hafızamızda canlandırdığı karakterler elbette büyümeye ve  çoğalmaya devam edecek. Çünkü Daniel Day-Lewis karakterlerine öyle incelikli nüanslarla hayat verdi ki her bir karakter film bitse de hayatlarımızın bir köşesinde var olmaya devam etti. Öyleyse gelin hep birlikte Daniel Day-Lewis’in kariyerindeki en başarılı 10 oyunculuk performansını birlikte inceleyelim.

Mükemmelliğiyle Hafızalara Kazınan 10 Daniel Day-Lewis Performansı

My Beautiful Laundrette (1985)my-beautiful-laundrette-filmloverss

Stephen Frears imzası taşıyan 1985 tarihli, İngiltere yapımı My Beautiful Laundrette temelde iki farklı etnik kökenden ve kültürden gelen iki karakter arasındaki eşcinsel aşk üzerinden şekillenen bir filmdir. Bizleri Margeret Thatcher dönemi İngilteresi’ne götüren Frears eşcinsel bir aşk ekseninde göçmenlik, melezlik ve ırkçılık gibi döneme damgasını vuran sorunları ekrana taşır. Aslen Pakistanlı olan Omar, İngiltere’de Pakistanlıların oturduğu bölgede yaşayan solcu bir gazetecinin oğludur. Bir süre amcasının yanında araba yıkayarak geçimini sürdüren Omar, eski arkadaşı Johnny’nin de yardımlarıyla bir çamaşırhane açar. Açtıkları çamaşırhane kendilerine beklenmedik derecede büyük bir başarı getirirken ikili arasında da şaşırtıcı bir aşk doğacaktır. Senaryosu kendisi de Pakistan asıllı olan Hanif Kureishi’ye ait olan film; o yıl En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar adayı da olmuştur. Daniel Day-Lewis’in beyaz, İngiliz, işçi sınıfına mensup bir punk karakter olan Johnny rolüyle ortaya koyduğu performans akıllarımızı başımızdan alırken, My Beautiful Laundrette de oyuncunun kariyerinde çok özel bir konum elde etmiştir.

The Boxer (1997)

the-boxer-filmloverss

Daniel Day-Lewis ve Jim Sheridan’ın üçüncü ortak çalışması olan film, Daniel Day-Lewis’in In the Name of the Father ile birlikte IRA konulu bir diğer filmi. İkilinin birlikte çalıştığı diğer film ise My Left Foot. The Boxer filminde, 32 yaşındaki Danny Flynn’ın hapse girmesinin ardından IRA ile olan bağlantısını bir kenara bırakıp boksörlük kariyerine yöneldiği bir dönemde geçmişinden isimlerin ve eski kız arkadaşının hayatına yeniden girmesi şekillenen olaylar anlatılır. Daniel Day-Lewis’in kariyerinin en iyi yapımlarından olmasa da yine başarılı bir performans sergilediği The Boxer’da Emily Watson da başarılı bir tercih olarak göze çarpıyor.

My Left Foot (1989)My-Left-Foot-filmloverss

Daniel Day-Lewis deyince akıllara gelen ilk filmi My Left Foot olması elbette şaşırtıcı değil; zira 1989 yapımı My Left Foot filminde sergilediği inanılmaz performansla hafızalarımıza kazınan oyuncu bu filmdeki rolüyle ilk Oscar’ına da layık görülmüştü. Beyin felçli olarak doğan Christy Brown, hastalığı nedeniyle hareketlerini kontrol edemezken tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürmektedir. Ancak çocukluğunda, sol ayağının felçten etkilenmediğinin farkına varması onun hayatını değiştirecek fitili alevlendirecektir. Filmde felçli Christy Brown’u canlandıran Day-Lewis tekerlekli sandalyesinden kalkmayı reddedince çekimler boyunca film ekibi tarafından taşınmış. Ayrıca usta oyuncu karakteriyle arasındaki bağı korumak için yemeklerinin kaşıkla yedirilmesini istemiş, yedirilmediği takdirde ise yemeyi reddetmiş. Haftalar boyunca tekerlekli sandalyeden kalkmayan ve sonucunda iki kaburgasını kıran Daniel Day-Lewis sırf karakterini büyük titizlikle ele almak için verdiği bu çabalar sonucu ortaya koyduğu performans ile En İyi Erkek Oyuncu Oscarı’nın sahibi olmayı başardı.

The Age of Innocence (1992)The-Age-of-innocence-filmloverss

Usta yönetmen Martin Scorsese’nin 1870’li yılların kuralları ve katı muhafazakarlığının gölgesinde yaşanan bir yasak aşkı konu aldığı 1993 yapımı The Age of Innocence filmi, Amerikalı yazar Edith Wharton’un aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanmıştır. Aristokrat bir aileden gelen Newland Archer, 1870li yılların New York’unda görülen bir gelenek olan ailelerin istekleri çerçevesinde gerçekleşen evliliklerden birini gerçekleştirmek üzeredir. Başarılı bir avukat olan Archer, genç ve güzel May Welland ile nişanlanır. Evlilik yolunda giden bu ilişki, May’in kuzeni Ellen’ın kocasından ayrılıp New York’a gelmesiyle karışır; çünkü kendi hayallerinin peşinde olan bu üç karakterin hayatı birbirleriyle kesişmiştir. Ellen için bir tutku olan Archer, May için ise kendi zengin hayatını sürdürmesi için ideal bir erkektir. Film Daniel Day-Lewis, Michelle Pfeiffer ve Winona Ryder gibi birbirinden başarılı oyuncuları biraraya getirirken; Day-Lewis’in Newland Archer rolüne hazırlanmak için N. Archer adı altında New York’un en eski yapılarından biri olan Plaza Otel’de yaşamaya başladığı ve rolüne bu şekilde hazırlandığı da bilinmektedir.

The Last of the Mohicans (1992)

last-mohicans-filmloverss

James Fenimore Cooper’ın romanından Michael Mann tarafından 1992 yılında sinemaya uyarlanan The Last of the Mohicans, koloni savaşlarının süregeldiği bir dönemde kızılderili kabileler arasındaki olayları konu eder. Hawkeye karakterine kattığı yorumla filmi unutulmaz bir düzeye taşıyan Daniel Day-Lewis’in harikalar yarattığı film, iyi bir roman uyarlaması olarak kabul görse de kitap ve film detaylarda farklılıklar taşır. Daniel Day-Lewis’in oyunculuğu bir yana The Last of the Mohicans diyorsak filmin müziklerinin sinema tarihine damga vurduğunu da eklemeden geçmemek gerekir.

1 2
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi