1974 yılında Monty Python adlı bir komedi topluluğu tarafından çekilen Monty Python ve Kutsal Kâse – Monty Python and the Holy Grail filmi, Kral Arthur ve Şövalyeleri efsanesini, Kutsal Kâse arayışını hicivsel bir dille işliyor. Düşük bütçesine rağmen başarılı ve çoğu kişi tarafından beğeni kazanabilmiş filmin başrollerinde Terry Gilliam, Graham Chapman, John Cleese, Michael Palin ve Terry Jones bulunuyor. Bilindik Ortaçağ efsanelerini, King Arthur ve Şövalyeleri ile hem kültürel hem de dini açıdan önemli bir yere sahip Kutsal Kâse arayışını absürt bir dille anlatan filmin mutlaka bilinmesi gereken 15 detayını derledik.

Filmde Atlar Yerine Hindistan Cevizi Kabukları Kullanıldı

İlk başta oyuncular filmde gerçekten at süreceklerdi, fakat sonradan bunu maddi açıdan karşılayamacaklarının farkına vardılar. Bu yüzden atların nal seslerini taklit etmek için boş hindistan cevizi kabukları kullanmayı düşündüler, bir süre sonra hindistan cevizi kabuklarını sahnelerde göstermenin iyi bir fikir olduğuna kanaat getirdiler.  Böylece filmin uzun yıllar boyu akıllardan çıkmayan espirisi bulunmuş oldu. Filmde hindistan cevizlerinin kullanımı o kadar beğenildi ki film Almanya’da Die Ritter der Kokosnuß – Hindistan Cevizlerinin Şövalyeleri adıyla gösterildi. 

Filmi Finanse Edenler Arasında Pink Floyd da Bulunuyordu

Monty Python and the Holy Grail birkaç yapım şirketinden red cevabı aldıktan sonra, film Pink Floyd, Led Zeppelin, Genesis, Jethro Tull ve Elton John gibi dünya çapında ünlü müzisyenler tarafından finanse edildi. Özellikle Pink Floyd önceden de ekibin o kadar büyük hayranıymış ki Monty Python’s Flying Circus şovlarını izlemek için albüm kayıtlarını ertelerlermiş.

Filmdeki Figüranlar Set Çalışanları Tarafından Canlandırıldı

Filmde yer alan birçok figüran, sette çalışan teknisyen ve sahne görevlilerinden oluşuyormuş, tasarımcı ve editör polisleri canlandırıyorken, filmin müziklerini yapan kişi de Trojan Rabbit tarafından öldürülen tabut taşıyıcısını canlandırmış. Ayrıca, Monty Python’s Flying Circus’un yapımıcısı’nın eşi filmdeki tarihçinin karısını canlandırmış.

Terry Gilliam Sir Gawain Rolünü Canlandıracaktı

İlk başta Terry Gilliam’ın Sir Gawain karakterini canlandırması bekleniyormuş. Fakat sonrasında Gilliam’ın payına düşen rol Patsy olmuş. Tüm film boyunca tek bir cümlesi olan Patsy, Camelot Kalesi’ni gördüğünde “Bu sadece bir model.” diyerek filmde en az cümleye sahip karakter.

Filmdeki Kadın Karakterler Bu Sefer Kadın Oyuncular Tarafından Canlandırıldı

Terry Jones tarafından canlandırılan Dennis’in annesi rolü dışında, Monty Python yapımlarının aksine bütün kadın karakterler kadın oyuncular tarafından canlandırılmış Televizyon şovunda ve onu takip eden iki filmde de bütün kadın karakterler erkek oyuncular tarafından oynanmıştı.

Şövalyelerin Zırhlarındaki Sembollerin Hepsi Ayrı Anlamlar Taşıyordu

Bütün ana şövalyelerin siper ve zırhlarının üstünde belirli çizimler bulunuyordu.  Korkak Sir Gawain zırhında tavuk, doğa ve bilim insanı Bedevere ağaç, insanları düşünmeden öldüren tutkulu şövalye Lancelot ise zırhında şahlanmış bir grifon taşıyordu. Tanrı’dan gökyüzü ve güneş aracılığıyla arayışını yönlendirecek mesajlar alan King Arthur’un zırhında güneş, kadınlarla dolu bir kaleye yaptığı ziyaretle iffetliliği sınanmış Sir Galahad’ın zırhının üstünde ise haç işareti vardı.

Eric Idle’ın Şakası Bir Sonraki Film İçin Esin Kaynağı Oldu

Monty Python and the Holy Grail’in tanıtım turunda izleyiciler tarafından en çok sorulan soru bir sonraki filmlerinin ne olacağıymış. Paris’teki gösterimde bu soru sorulduğunda Eric Idle, şakacı bir tavırla bir sonraki filmlerinin Jesus Christ: Lust for Glory (Tanrı Aşkına: Şöhret Düşkünlüğü) olacağını söylemiş. Idle’ın bu şakası bayağı tutulmuş ve ekibin bir sonraki filmi Life of Brian için esin kaynağı olmuş.

Michael Palin Gerçek Hayatta da Şövalye Unvanına Sahip Oldu

2019 yılının Haziran ayında, Sir Galahad’ı canlandırmasının üzerinden 45 yıl geçtikten sonra, Michael Palin gerçekten şövalye oldu. Cambridge Dükü Prens William tarafından şövalye nişanı verilen Palin, 2019 Yeni Yıl Onur Listesi’nde bulunuyordu.

Kara Şövalye Olarak Yerli Halktan Bir Nalbant Filmde Yer Aldı

King Arthur’un Kara Şövalyeler’den birinin bacağını kesmesi üzerine, tek bacaklı Kara Şövalye gerçekte de bir bacağı olmayan nalbant Richard Burton adında bir yerli tarafından canlandırılmıştı.

Düello Sahnesinde Hiç Dublör Kullanılmadı

Kara Şövalye ve Yeşil Şövalye arasındaki düello sahnesini hem John Cleese hem de Terry Gilliam dublör kullanmadan oynadılar. Her ikisi de bu süreçte ağır akrobatik hareketler yapmayı ve ağır kılıçları kullanmayı öğrendiler. Çekimlerde dublör kullanmamalarının nedeni ise düelloyu canlandırmanın her ikisine de çok keyif vermesi.

Monty Python Ekibi Çekimler Boyunca Pek Çok Aksilikle Başa Çıkmak Zorunda Kaldı

Monty Python and the Holy Grail’i çekmek ekip için çok da kolay değildi. Çekimin ilk günü kamera bozuldu ve sonrasında parçalara ayrıldı. İskoçya’nın havası herkesin bağışıklık sistemini etkiledi. Kaldıkları otelde limitli miktarda sıcak su vardı ve oyuncular çekim günü tamamlandığında, sıcak bir duş almak için sıraya giriyorlardı. Graham Chapman’ın alkol bağımlılığı ise tüm bunların yanında ekibin en az endişelendiği konuydu.

Oyuncular Kostümleri Sebebiyle Zorluklar Yaşadı

Filmdeki karakterlerin giydiği zırhların neredeyse hepsi kalın örgü kumaşlardandı. İskoçya’da hava sürekli yağışlı olduğu için bu kıyafet aktörlerin hareket etmelerini zorlaştırıyordu. Sürekli üzerindeki kıyafetlerle ıslanıp kuruyan aktörler ağırlaştıkça çekimler zorlaşıyordu.

Sayfaları Çeviren Eller

Filmde sayfaları çeviren gorillanın eli yönetmen Terry Gilliam’a ait. Gorilladan önce sayfaları çeviren eller ise Gilliam’ın eşinin elleriydi.

Filmi Erkenden Tamamlanmasının Bir Nedeni de Sabırsızlıktı

Filmin beğenilmeyen kapanış sahnesi, ekibin maddi sıkıntılarının ve devam edecek bütçelerinin olmamasının yanında filmi tamamlama konusundaki sabırsızlıklarından da kaynaklanıyordu.

Senaryonun Orijinalinde Şövalyeler Kutsal Kâse’yi Bir Alışveriş Merkezinde Buluyorlardı

Orijinal senaryonun sonunda Şövalyeler tüm film boyunca süregiden tutarsız arayışlarına tutarlı bir son vererek, peşine düştükleri Kutsal Kâse’yi buluyorlardı. Kutsal Kâse’yi buldukları yer ise filmin absürdlüğüne fazlasıyla uygundu: Harrod Alışveriş Merkezi. Şövalyeler Kutsal Kâse’yi burada satışa çıkarılmış bir hâlde buluyorlardı.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi