Üretkenliğinden ödün vermeden 1967 yılındaki ilk filmi Titicut Follies’ten bu yana belgesellerini seyircisiyle buluşturan Frederick Wiseman, festival seçkisindeki yeni belgeseli Monrovia, Indiana ile bizleri Amerikan kırsalının günlük hayatına ve gündeliğin arasına gizlenmiş sosyal ve siyasal atmosfere onunla birlikte tekrar bakmaya çağırıyor. Monrovia, Indiana: Şehrin Döngüsü Wiseman’ın belgesellerinde önemli olan esas nokta, seyirciye aktarılan mekânın ana karakter olarak yaratılmasıdır perde üzerinde. Yönetmenin belgesellerinin belki de en ayırıcı unsuru mekâna dair geliştirdiği bu tutumdur. Öncelikle kişilerden ve olaylardan bağımsız olarak mekânı ve mekânın işlevini nefes alan ve düşünen bir konuma getirir, ardından da bireyler ve olayları bu mekânın varoluşuna dâhil ederek ortaya bir dönem kompozisyonu çıkartır. Bu dönem bir sistemin işleyişini takip eden birkaç yıllık bir süreyi de kapsayabilir, bir sanat çevresinin izinde bir tiyatronun kuruluşunun nedenini, dününü, bugününü de yansıtabilir. Şehrin parkından yola çıkarak şehirleşmeye dair bir anlatı da sunabilir, bu şehirdeki bir kütüphanenin işleyişinden belgelemeye ve tarihi verilere dair bir birey-kurum ilişkisi tablosu da ortaya çıkarabilir. İşte Frederick Wiseman’ın mekânlara ve bu mekânların yaşayan belleğine dair anlatısı, uçsuz bucaksız alternatiflerle bu şekillerde karşımıza çıkageldi. Monrovia, Indiana ise belgeselin adından da anlayacağımız üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin Indiana eyaletindeki Monrovia şehrini merkezine alıyor. Bu filmdeki yaşayan mekânımız Monrovia oluyor. Kuzey Amerika’daki bu eyaletin yaklaşık 1400 nüfuslu bu küçük şehri 2016 seçimlerinin atmosferi altında Frederick Wiseman tarafından belgelenmeye başlıyor. Belgeselde bir nevi Amerikan prototipi işlevini gören bu küçük şehirde yönetmenin sakin sokakları işaret edercesine kendi iletişim yollarına dair cevaplar arayan Amerikalıların kendi kabuklarına çekilmelerine rastlıyoruz. Hayalet şehirlerde diyaloglar arayan irili ufaklı gruplar gibi bu şehirdeki topluluklar. Wiseman da bu topluluklara işaret ediyor. İmzası hâline gelen hızlı kesmelerle yine şehrin ve mekânın belleğini araladığını hissettiğimiz filmde, Monrovia’lı insanlarla beraber onların ait hissettikleri ya da olmak zorunda kaldıkları mekânların gündelik yaşamda bıraktığı izler üzerine düşünmeye başlıyoruz. Şehir planlanmasına ve bütçelere yönelik tartışmalara katılırken, kuaför salonuna, pizzacıya, dövmeciye de uğrayabiliyoruz. Tüm insanlar kendi bildikleri yerlerde kendi bildikleri hayatı sürdürmeye yönelik bir gayret içindeler. Bu gayretin dinamikliğini ve aslında bu dinamikliğe tezat olarak ilerleyen eylemsizliği şehrin sokaklarındaki sessizliğin soğukluğuyla yansıtıyor bize Wiseman. Çünkü yaptıkları işlere tanık olduğumuz, söylemlerini dinlediğimiz, konuşmalarına katıldığımız bu insanlar belgeselin başında bize yaşayan bir şehrin üreten insanlarını tanımlasalar da bu insanların şehrin, mekânın ve zamanın içinde belirli kuralları olan bir döngüye tutunarak bu yaşamı devam ettirdiklerini görüyoruz. Şehrin mezarlığında sonlanan belgeselin bu döngünün insanlar üzerinde kurduğu geleneği devam ettirme hissiyatına ve bu gelenekle biçimlenip sonlanan yaşamlara atıfta bulunması da bu yüzden. Eylemsizlik hâli ise süregiden düzenin içinde bu geleneksel döngüyü kırmaya yönelik bir gelişme olmamasından ileri geliyor. Mekânlara giriyoruz, insanlarla konuşuyoruz ama geldiğimiz nokta yine bir sonraki günü bekleyen bir tekrar üzerine. Monrovia ise bu tekrarın yarattığı sosyal ve siyasal iklimi gün be gün daha fazla hissedebileceğimiz bir şehir Wiseman’ın kamerasında.

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

Monrovia, Indiana, belgeselin adından da anlayacağımız üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin Indiana eyaletindeki Monrovia şehrini merkezine alıyor. Bu filmdeki yaşayan mekânımız Monrovia oluyor. Kuzey Amerika’daki bu eyaletin yaklaşık 1400 nüfuslu bu küçük şehri 2016 seçimlerinin atmosferi altında Frederick Wiseman tarafından belgelenmeye başlıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
80

Üretkenliğinden ödün vermeden 1967 yılındaki ilk filmi Titicut Follies’ten bu yana belgesellerini seyircisiyle buluşturan Frederick Wiseman, festival seçkisindeki yeni belgeseli Monrovia, Indiana ile bizleri Amerikan kırsalının günlük hayatına ve gündeliğin arasına gizlenmiş sosyal ve siyasal atmosfere onunla birlikte tekrar bakmaya çağırıyor.

Monrovia, Indiana: Şehrin Döngüsü

Wiseman’ın belgesellerinde önemli olan esas nokta, seyirciye aktarılan mekânın ana karakter olarak yaratılmasıdır perde üzerinde. Yönetmenin belgesellerinin belki de en ayırıcı unsuru mekâna dair geliştirdiği bu tutumdur. Öncelikle kişilerden ve olaylardan bağımsız olarak mekânı ve mekânın işlevini nefes alan ve düşünen bir konuma getirir, ardından da bireyler ve olayları bu mekânın varoluşuna dâhil ederek ortaya bir dönem kompozisyonu çıkartır. Bu dönem bir sistemin işleyişini takip eden birkaç yıllık bir süreyi de kapsayabilir, bir sanat çevresinin izinde bir tiyatronun kuruluşunun nedenini, dününü, bugününü de yansıtabilir. Şehrin parkından yola çıkarak şehirleşmeye dair bir anlatı da sunabilir, bu şehirdeki bir kütüphanenin işleyişinden belgelemeye ve tarihi verilere dair bir birey-kurum ilişkisi tablosu da ortaya çıkarabilir. İşte Frederick Wiseman’ın mekânlara ve bu mekânların yaşayan belleğine dair anlatısı, uçsuz bucaksız alternatiflerle bu şekillerde karşımıza çıkageldi. Monrovia, Indiana ise belgeselin adından da anlayacağımız üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin Indiana eyaletindeki Monrovia şehrini merkezine alıyor. Bu filmdeki yaşayan mekânımız Monrovia oluyor. Kuzey Amerika’daki bu eyaletin yaklaşık 1400 nüfuslu bu küçük şehri 2016 seçimlerinin atmosferi altında Frederick Wiseman tarafından belgelenmeye başlıyor. Belgeselde bir nevi Amerikan prototipi işlevini gören bu küçük şehirde yönetmenin sakin sokakları işaret edercesine kendi iletişim yollarına dair cevaplar arayan Amerikalıların kendi kabuklarına çekilmelerine rastlıyoruz. Hayalet şehirlerde diyaloglar arayan irili ufaklı gruplar gibi bu şehirdeki topluluklar. Wiseman da bu topluluklara işaret ediyor. İmzası hâline gelen hızlı kesmelerle yine şehrin ve mekânın belleğini araladığını hissettiğimiz filmde, Monrovia’lı insanlarla beraber onların ait hissettikleri ya da olmak zorunda kaldıkları mekânların gündelik yaşamda bıraktığı izler üzerine düşünmeye başlıyoruz. Şehir planlanmasına ve bütçelere yönelik tartışmalara katılırken, kuaför salonuna, pizzacıya, dövmeciye de uğrayabiliyoruz. Tüm insanlar kendi bildikleri yerlerde kendi bildikleri hayatı sürdürmeye yönelik bir gayret içindeler. Bu gayretin dinamikliğini ve aslında bu dinamikliğe tezat olarak ilerleyen eylemsizliği şehrin sokaklarındaki sessizliğin soğukluğuyla yansıtıyor bize Wiseman. Çünkü yaptıkları işlere tanık olduğumuz, söylemlerini dinlediğimiz, konuşmalarına katıldığımız bu insanlar belgeselin başında bize yaşayan bir şehrin üreten insanlarını tanımlasalar da bu insanların şehrin, mekânın ve zamanın içinde belirli kuralları olan bir döngüye tutunarak bu yaşamı devam ettirdiklerini görüyoruz. Şehrin mezarlığında sonlanan belgeselin bu döngünün insanlar üzerinde kurduğu geleneği devam ettirme hissiyatına ve bu gelenekle biçimlenip sonlanan yaşamlara atıfta bulunması da bu yüzden. Eylemsizlik hâli ise süregiden düzenin içinde bu geleneksel döngüyü kırmaya yönelik bir gelişme olmamasından ileri geliyor. Mekânlara giriyoruz, insanlarla konuşuyoruz ama geldiğimiz nokta yine bir sonraki günü bekleyen bir tekrar üzerine.

Monrovia ise bu tekrarın yarattığı sosyal ve siyasal iklimi gün be gün daha fazla hissedebileceğimiz bir şehir Wiseman’ın kamerasında.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi