İlk uzun metraj bilimkurgu filmlerinden biri olan, yönetmenliğini Fritz Lang’ın yaptığı 1927 yapımı Metropolis, dışavurumcu Alman sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak gösterilir. Dönemin en yüksek maliyetli yapımlarından Metropolis, toplumun geri kalanından soyutlanmış bir hâlde yaşayan işçi sınıfının problemlerini gözler önüne serer. İşveren ve işçi arasındaki derin uçurumun toplumu sürüklediği kaos durumuna vurgu yapan filmin başrollerinde ise Alfred Abel, Gustav Fröhlich, Brigitte Helm ve Rudolf Klein-Rogge yer alır. 2026 yılında geçen Metropolis’te işçi ve işveren sınıfları birbirinden ayrı bölgelerde yaşamaktadır. İşçi sınıfı, şehrin ihtiyacı olan üretimin gerçekleştirildiği yer altında yaşamak zorundadır. Şehir planlamacıları ise yer üstünde lüks içinde hayatlarına devam etmektedir. Şehirde devleti temsil eden baş planlamacı Joh Fredersen’in oğlu, işçi sınıfından bir kadına âşık olunca adaletsiz şartlarda kurulmuş olan sistem de bozulma sürecine girer. Bilimkurgu türünün öncü filmlerinden biri olan Metropolis hakkında mutlaka bilinmesi gereken 15 detayı sizler için derledik.

Metropolis Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Film, Thea von Harbou’nun Romanından Uyarlama

Filmin öyküsü Thea von Harbou’nun aynı adlı romanından uyarlandı. Harbou, romanı filme uyarlanmak üzere yazdı ve H. G. Wells’in Zaman Makinesi adlı romanından, Mary Shelley’nin Frankenstein adlı romanından ve Villiers d’Isle Adam’ın çalışmalarından ilham aldı. Metropolis’in pazarlama çalışmaları kapsamında film vizyona girmeden önce Harbou’nun romanı Illustriertes Blatt adlı Alman dergisinde tefrika edildi. Filmin yönetmeni Fritz Lang, uyarlama sürecinde tematik unsurların ve öykünün dönüm noktalarının doğru şekilde yansıtılabilmesi için Harbou ile birlikte çalıştı. Romanda yer alan büyü ve okültizme dair unsurlar ise senaryonun dışında bırakıldı.

Orijinal Kopya 80 Yıl Boyunca Kayıptı

Metropolis’in prömiyerini 1927’de Berlin’de yapan ilk kopyası 153 dakikaydı. Filmin ilk aşamada gişede gösterdiği başarısızlığın ardından yabancı ülkelerdeki gösterimler için filmden bazı sahneler kesildi ve süre 115 dakikaya düşürüldü. Filmin 1936’da yeniden vizyona giren hâli ise 91 dakikaydı. 2008’e kadar filmin orijinal versiyonunun kayıp olduğu düşünülüyordu. Ancak 2008’de Alman dergilerinden ZEITmagazin, filmin az zarar görmüş orijinal negatifinin Buenos Aires’te bulunduğunu açıkladı. Kopya iki yılda onarıldı ancak bazı sahneler onarılamayacak kadar zarar gördüğünden film 148 dakika hâlinde DVD ve Bluray olarak yeniden yayınlandı. Yani filmin orijinal hâlini, filmi Berlin’de ilk kez vizyona girdiğinde sinemada izleyenler haricinde kimse görmedi.

H. G. Wells’in Metropolis Üzerine Düşünceleri

Bilimkurgu türünün en önemli eserleri arasında sayılan Zaman Makinesi’nin yazarı H. G. Wells, filmi “gördüğüm en saçma film” şeklinde tarif etti. Wells, filmde toplumun gittiği yönün “kötücül bir aptallıkla” yansıtıldığını, filmin bütününün ise “çeyrek yüzyıl kadar geride kalmış bir demodelik” olduğunu söyledi.

Yıldızlara Doğru Bir Alternatif Final

Uyarlama sürecinde senaryo pek çok kez yeniden yazıldı. Senaryonun alternatif finallerinden birinde Freder yıldızlara doğru uçuyordu. Bu alternatif final daha sonra Fritz Lang’ın 1929 yapımı Aydaki Kadın – Frau im Mond filmi için ilham kaynağı oldu.

Metropolis Superman’in İlham Kaynağı

Metropolis, Superman’in yaratıcıları Jerry Siegel ve Joe Shuster’ı o kadar etkiledi ki ikili Superman’in geldiği şehrin ismini filmden ilham alarak kararlaştırdı.

İncil’e Yapılan Atıflar

Film, yoğun olarak İncil’de yer alan hikâyelerden yararlanır. Maria, işçilerle ilk kez konuştuğu sahnede entelektüeller ve işçiler arasındaki uyuşmazlığı vurgulayabilmek için Babil Kulesi’nin öyküsünü kullanır. Babil Kulesi mitine göre insanlık Büyük Tufan’dan sonra tanrıya ulaşabilmek için dünyanın en uzun kulesini inşa etmeye karar verir. İnsanlığı hırsı için cezalandırmak isteyen tanrı ise o zamana dek tek bir dil konuşan Babil halkını birbirleriyle anlaşmalarını imkânsız kılmak amacıyla sonsuz sayıda dille cezalandırır. İncil hikâyelerine yapılan bir diğer atıfsa Freder’in, taklit Maria’yı çok başlı bir ejderha üzerinde oturan Babil fahişesi olarak hayal etmesidir. Babil fahişesi sembolik olarak deccal (antichrist) ile özdeşleştirilmesi bakımından filmde gerçek Maria’nın peygamber niteliğine vurgu yapar.

Bulunamayan 4000 Figüran

Fritz Lang, Babil Kulesi sekansı için saçını kazıtmayı kabul edecek 4000 figürana ihtiyaç duyuyordu. Ancak filmin yapımcılarından Erich Pommer bunu kabul edecek yalnızca 1000 kişi bulabildi. Çekimler bahar ayında yapıldığından figüranların pek çoğu güneş çarpmasına ve ağır yanıklara katlanmak zorunda kaldı. Daha sonra 1000 kişilik bu grup optik çoğaltıcı yardımıyla 4000 kişiye tamamlandı.

Brigitte Helm’in Robot Kostümü

Brigitte Helm’in robot kostümü çok rahatsızdı. Ancak filmin yönetmeni Fritz Lang, Helm’in kostümü giymesi üzerinde ısrar etti. Sonuçta kostümün sert materyali sebebiyle Helm’in vücudunda çeşitli yerlerde kesikler oluştu ve oyuncu kostüme bağlı ufak yaralanmalar geçirdi.

Metropolis’teki Arabalar

Şehirde yer alan araba, uçak, tren gibi ulaşım araçlarının ve binaların gösterildiği sahneler, stop-motion metodu kullanılarak çekildi. Şehirdeki arabalar için, Berlin sokaklarında görülen son model taksi araçlarından ilham alındı. Şehir modelinin tamamlanması aylar, modelin görüntülendiği kısa sekansların çekimi ise günler aldı. Ancak bu ilk çekimler, laboratuvarın inisiyatif kullanarak derinlik katması için karanlık çekilen arka plan görüntülerini aydınlatması sebebiyle bozuldu. Dolayısıyla amaçlanan görüntü derinliği elde edilemediğinden bu sahneler kullanılamaz hale geldi.

Robot Maria’dan C-3PO’ya

Bu filmde yer alan sahte Maria robotu, Yıldız Savaşları Bölüm IV: Yeni Bir Umut – Star Wars: Episode IV: A New Hope’da C-3PO’nun tasarımı için ilham kaynağı oldu.

Soğuktan Korunmak İçin Konyak

Dansçıların ve gece kulübü patronlarının sokağa döküldüğü sahne oldukça soğuk bir bahar akşamında çekildi. Hava o kadar soğuktu ki, Fritz Lang figüranların ayaklanmasını önlemek için sete konyak getirmek zorunda kaldı. Figüranlara küçük mataralarda verilen konyak bittiğinde ise Joh Fredersen’i oynayan Alfred Abel, dansçılardan birine paltosunu verdi.

Fritz Lang’ın Mükemmeliyetçiliği

Brigitte Helm, 1972’de verdiği bir röportajda Metropolis çekimleri süresince Fritz Lang’ın oyunculara yoğun bir baskı uyguladığını söyledi. Helm, neredeyse bir buçuk yıl süren çekimler süresince Fritz Lang’ın oyuncuların ve set çalışanlarının sağlıklarını tehlikeye atan taleplerde bulunmaktan çekinmediğini belirtti. Lang, Maria’nın yakıldığı sahnede gerçek ateş kullanmakta ısrar etti ve Grot’u oynayan aktörden Brigitte Helm’i saçından tutarak sürüklemesini istedi. Filmin doruk noktalarından biri olarak görülen bu sahnede Brigitte Helm’in eteği gerçekten tutuştu.

Queen Klibinde Metropolis’ten Sahneler

İngiliz Rock grubu Queen’nin Radio Gaga adlı parçasının klibinde Metropolis’ten sahneler kullanıldı.

Sel Sahnesinin Oyuncular Üzerindeki Etkisi

Yer altındaki sel sahnesinin çekimi üç hafta sürdü. Fritz Lang bu sahnenin kusursuz olmasını istiyordu. Oyuncuların tepkilerinin gerçekçi olmasını sağlayabilmek amacıyla suyun sıcaklığı düşük tutuldu. Bu durum oyuncuların pek çoğunun soğuk algınlığına yakalanmasına sebep oldu.

Adolf Hitler’in En Sevdiği Film

Metropolis; Adolf Hitler ve yakın arkadaşı, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in en sevdiği filmler arasındaydı. Goebbels, Yahudi kökenli Fritz Lang ile tanıştığında kendisini “fahri aryan” olarak gördüğünü belirtti. Goebbels görüşmelerinde yönetmene, “Sayın Lang, kimin Yahudi olduğuna biz karar veririz.” dedi. Aynı akşam Lang, Paris’e gitmek üzere Berlin’den ayrıldı.

 

Kaynak: IMDb, Mental Floss

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi