Advertisement

2000 yılında usta yönetmen Christopher Nolan tarafından yaratılmış Memento, bir adamın hafıza ile girdiği akıl almaz zorlu bir oyun içerisinde hayattan almak istediği tek şeyin peşine düşmesini anlatan gerilim ve bilmece yüklü bir filmdir. Biz de bu bilmecelere bir ışık tutmak gayesiyle sizler için Memento hakkında bilinmesi gereken detayları derledik.

Jonathan Nolan tarafından kaleme alınmış Memento Mori isimli kısa öyküden beyazperdeye uyarlanan filmin senarist ve yönetmen koltuğunda Christopher Nolan bulunmaktadır. Nolan’ın 2000 yılında yaratmış olduğu sinema tarihinin en çok izlenene ve en çok beğenilen yapımları arasında yer alan Memento bir adamın gizli ızdırabının gizemli ve şiirsel bir yansımasıdır. Oyuncu kadrosunda Guy Pearce, Carrie-Anne Moss ve Joe Pantoliano’nun yer aldığı filmde Pearce tarafından canlandırılan Leonard Shelby dışarıdan bakıldığında kağıt üzerinde her şeyin mükemmel ve iyi olduğu bir dünyanın parçasıdır. Ucuz otel odalarında kalmasının dışında kıyafetleri, arabası, yanında taşıdığı nakit paraları, dış görünüşü ile tamamen Amerikan Rüyası’nı temsil eden bir erkek bireydir ve bu temsili üzerinde çok karizmatik bir şekilde taşımaktadır. Ancak dışarıdan görünen bu hayat içerisine çekilen izleyicinin gözlerinde birer birer yıkılmaya başlar. Çünkü Shelby’nin hayatı sadece intikam üzerine kurulmuş nefretin portresidir.

Leonard’ın karısı tecavüz edilip öldürülmüştür ve bu kayıp sonucunda Leonard iki öznel olgu ile yoluna devam etmektedir. Bunlardan ilk karısının intikamını almak ve onun anısı için elinden geleni yapmaktır. Ancak ikinci öznel olgu, bunu zor bir durum içerisine taşımaktadır. Bu korkunç olaydan sonra Leonard tarifi imkânsız bir hastalığa sahip olur. Leonard karısının ölümünden önceki her detayı gayet normal ve sağlıklı bir şekilde hatırlarken, o günden sonraki anılarını hatırlayamamaktadır. Çoğu anısı 15 dakikada bir silinmekte ve Leonard bir gün önce ne yaptığını, nerede olduğunu, neler yaşadığını hatırlamamaktadır. Bunun çözümünü dövmelerde ve fotoğraflarda bulan Leonard’ın hikâyesi Memento düz, lineer bir zamansallıkta ilerlemediği için; renklerin ve zamanların karmaşasında izleyiciye bilmece dolu gizemli bir deneyim yaşatmaktadır. Biz de akıllarda her daim soru işareti oluşturmuş bu zamansız macerayı sizler için inceledik ve Memento hakkında bilmeniz gereken 15 detayı derledik.

 ***Yazının bundan sonrası Memento filmine dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Memento Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay!

Christopher Nolan’ın Aklından Geçen Başroller

Guy Pearce’in muazzam performansından önce Nolan’ın aklında filmin hafıza kaybı yaşayan ana karakteri Leonard için daha ‘ünlü’ isimler varmış. Aaron Eckhart, Brad Pitt, Charlie Sheen ve Thomas Jane gibi isimler düşünülse de hiçbir oyuncu ile anlaşılmaya varılamış. Nolan’ın filmin başrolü için istediği asıl isim ise her zaman Alec Baldwin olmuş. Ancak tüm görüşmeler sonucunda filmin başrolüne Pearce seçilmiş.

Memento’nun Kadrosunda Kesinleşemeyen İki İsim

Memento’da Carrie-Anne Moss tarafından canlandırılan Natalie karakteri, oyuncunun Matrix filmindeki performansının görülmesinden önce büyük bir sorun teşkil etmiş çünkü canlandırması için aranan oyuncu tam anlamıyla bir türlü bulunamamış. Natalie karakterini canlandırması için konuşulan oyuncular arasında Ashley Judd, Famke Janssen ve Angelina Jolie yer alsa da karakterin ruhu Moss kadroya dahil olmadan önce Nolan için hiçbir zaman tam olarak yaratılmamış. Filmin kadrosundaki en büyük boşluklardan birisi de filmin görüntü yönetmeni koltuğunda yaşanmış. Nolan filmde çalışmak istediği görüntü yönetmeni Mark Vargo ile görüşse de Vargo filmi anlamadığını dile getirerek görevi reddetmiş ancak daha sonra çok büyük hata yaptığını kabul etmiş. Aynı zamanda Nolan Peter Deming ile çalışmak istese de Deming Scream 3 filminin kadrosunda yer aldığı için ekibe dahil olamamış. En sonunda Nolan sinematografisindeki birçok başyapıtında beraber çalışacağı Wally Pfister ile anlaşmaya varmış.

Memento’nun Çekimlerinin Muazzam Hızı

Karısının öldürülmesinden sonra tek amaç olarak kendine intikam yolu çizmiş olan ancak bu intikam yolunda artık kimin iyi kimin kötü olduğuna karar veremeyen, hafızanın değer ve yargı algılarına hükmettiği bir çevrede tek başına kalan Leonard’ın zamansız macerasını anlatan film Memento sinema tarihi içerisinde çekimleri çok kısa bir sürede tamamlanan filmler arasında yerini almaktadır. Filmin çekimleri sadece 25 gün sürmüştür. Bununla beraber filmde Natalie karakterini canlandıran Carrie-Anne Moss’un sahnelerinin çekimleri ise sadece sekiz gün sürmüştür.

Tüm Siyah-Beyaz Sahnelerin Doğaçlama Diyaloglardan Oluşması

Stephen Tobolowsky tarafından canlandırılan Sammy Jankis karakterinin filmde yer aldığı sahnelerin Memento için iki farklı noktadan ayrı ayrı önemleri var. Bunlardan ilki Tobolowsky’nin kendisinin de hafıza kayıpları ile ilgili büyük bir geçmişinin olması. Ünlü oyuncunun geçmişinde de geçirmiş olduğu hastalıktan ötürü filmde anlatılan noktalara benzer deneyimleri olduğu için bu rol için direkt kendisi adım atmış yönetmene ve kendi deneyimlerini filmde canlandıracağı karakteri yaratırken kullanmak istediğini söylemiş. Bununla beraber oyuncunun canlandırdığı Jankis karakterinin yer aldığı siyah-beyaz çekimlerin önemi ise senaryoda hiçbir diyalogun yer almaması. Nolan senaryoyu kaleme alırken bu sahneleri diyalogsuz kaleme almış ve sahneler çekilirlen oyuncular tamamen doğaçlama yaparak sahnelerdeki diyalogları var etmişler.

Nolan’ın Filmdeki Kimse Tarafından Farkedilmeyen Rolü

Joe Pantoliano tarafından canlandırılan Teddy karakterinin sözleri filmde Nolan için büyük önem teşkil etmekte. Senaryodaki diyalogların ve bu diyalogların vurgularının tam yerinde ve zamanında olması gerektiği gibi olması için büyük bir çaba sarf eden Nolan, Pantoliano’nun bir sahnesinde büyük bir kırılma yaşamış. Filmde Teddy tarafından söylenen ‘you don’t have a clue, you freak!’ (bir ipucun yok, seni ucube) repliği Nolan’ın bir türlü istediği gibi olmamış. Pantoliano cümleyi istenildiği gibi söylese de tam vurgunun yapıldığı ‘you freak’ nidası Nolan’ın istediği gibi olmayınca, yönetmen cümleyi yeniden kaydetmiş ve bu kısmı kendisi söylemiş. Kendi sesini oyuncunun sesine benzettiği için de oyuncu dahil kimse tarafından filmdeki Nolan’ın bu rolü fark edilmemiş.

Leonard’ın Hastalığı Gerçek Olgulara Dayanıyor

Memento’nun ana karakteri Leonard’ın geçirdiği rahatsızlık ve bunun sonucu olarak zihninde açılan ‘yara’ filmin ana merkezi ve olayların şekillenmesinde, zamansallığını kaybetmesindeki en büyük etmen. Bu etmen ise tamamen gerçek olgulara dayanmakta. İleriye Dönük Amnezi olarak bilinen bu rahatsızlıkta şok geçiren zihin bu şoktan sonraki anılara ket vuruyor ve bu tepkiyle beraber şok öncesi her detayı hatırlayan zihin bundan sonra olan olaylara ket vurduğu için tam nedeni bilinmeyen bir hafıza kaybı yaşanıyor. Filmde bu gerçek rahatsızlık muazzam bir şekilde temsil edildiği için, film vizyona girdiğinde birçok nörobilimci filmi bilimsel açıklamalara uygunlukta mükemmel olarak yorumlamış.

Christopher Nolan’ın Memento İçin Bilinmeyen Esin Kaynağı

Yönetmen Nolan Memento’nun zamanın birbirine girdiği ve çizgisel, lineer bir anlatısı olmadan filmin hikâyesinde kurgusunun ilerliyor olması sinema tarihinde alışılmamış bir şey olmadığı için ilk başlarda hem eleştirilmiş hem de yönlendirilmiştir. Sinema tarihinin zamansız olarak anlatıldığı ve izleyiciye kurgu içerisinde bir nevi bilmecelerin sunulduğu 1968 yılı yapımı Alain Resnais imzalı Je t’aime, je t’aime ile; 1983 yılı yapımı David Hugh Jones imzalı Betrayal, Memento için bir yapı taşı olarak ortaya atılmıştı. İki filminde belki izleri Memento’da bulunsa da asıl filmin iskeletini oluşturan ve yönetemene büyük ilham vermiş yapım bir edebi eserdir. Graham Swift tarafından kaleme alınmış olan 1983 yılında basılmış Waterland kitabı, Nolan’ın Memento’su için büyük bir ilham kaynağı olmuştur.

Doğrusal Bir Şekilde İlerlemeyen Memento’nun Sebebi Pizza Siparişi

Karısının katillerini ararken Leonard, izleyici bu yolculuğa düz bir çizgi üstündeki anlatı ile hâkimiyet kuramaz. Nolan’ın Memento’su izleyiciyi kaybetme pahasına da giriştiği kurgusal zaman ve mekân denkleminde zor olanı seçmiştir ve aslında film tam orta noktasında başlamaktadır ve filmin başlangıcı ve bitişi bir bütünlük oluşturup filmi dairsel bir konuma yerleştirir. Nolan böyle bir film yapmasını ise “pizza siparişi teorisi”nden kaynaklı olduğunu dile getiriyor. Evde televizyonda bir film izlerken izleyici bir pizza sipariş eder ve film henüz bitmemişken bu pizza gelir. Kapıya gidiş, alışverişin yapılması ve televizyon karşısına geri dönüş üç-dört dakikayı alır. Bir filmin kaçırılan bu dakikaları izleyici zihninde telafi edilir ve film gözün önünde devam eder diye bu teoriyi açıklıyor Nolan ve tam da bu noktada Memento’nun kendisi için önemini ile getiriyor: “Eğer Memento’nun üç dakikasını kaçırırsanız bütün filmi kaçırmış olursunuz!”

Bir Anlık Kesişme ile Leonard’ın Geçmişinin Yansıması

Karısının ölmesinden sonra Sammy, götürüldüğü akıl hastanesi olarak nitelendirebileceğimiz bir enstitüde bir sandalye üzerinde oturmaktadır. Bakışların keskinliğinde gördüğümüz Sammy’nin tam önüne doğru biri yürüyüp onun önünde durduğunda sahne kesilir ve kurgunun büyüsü bir anda Leonard’ın odasına geçer. Burada tam Leonard’ın telefonla konuşmasından önceki saniye gözükür ve Leonard sanki bir anda Sammy’nin yerine geçmiştir; aynı sandalyede oturmaktadır. Bu kesişim anında aslında Leonard ile Sammy’nin bir kesişim noktası verilir ve bu kesişim ile beraber Sammy ile Leonard’ın geçmişi, bugünü ve geleceği aynı potada usta yönetmen tarafından eritilir, paralel hikâyelere dönüştürülür.

Memento’da Yer Alan Nolan’ın Gelecek Filmlerinin Sinyalleri

Nolan’ın 2000 yılında çekmiş olduğu Memento filmi şu anki perspektiften bakıldığında yönetmenin geleceği için büyük mesajlar taşıyormuş düşüncesi yaratıyor. Memento’nun bir sahnesinde Leonard hızlı bir şekilde geçmişinin ve geleceğinin kavgasını verdiği anda bir çizgiroman dükkanının önünden geçer. Bu çizgi roman dükkanının belki de ilk bakışta büyük bir anlamı olmasa da dikkatli bir şekilde bakıldığında büyük bir mesaj taşımaktadır. Çizgi roman dükkanının camında belirgin bir şekilde Batman amblemi yer almaktadır. Nolan’ın Memento sonrası filmlerine baktığımızda bu amblemi daha çok görüyoruz: Batman Begins (2005), The Dark Knight (2008) ve The Dark Knight Rises (2012). Bununla beraber dükkanın camında Süperman amblemi de belirgin bir şekilde yer alıyor ki Nolan Man of Steel (2013) ve Batman v Superman: Dawn of Justice (2016) filmlerinin yapımcı koltuğunda bu amblemi sinemasına katıyor. Bununla beraber Memento’da Leonard ölmüş olan karısının bir nevi peşinden koşuyor ve bu ölmüş eşler daha sonra Nolan’ın sinemasında tekrar hortluyor; Inception (2010), Interstellar (2014) ve The Prestige (2006).

Filmin 113 Defa Zaman Değiştirmesi

Memento filmi izleyiciyi zorlayan kurgusu ile beraber hikâyesini doğrusal bir çizgide anlatmayan bir film olduğu için filmde zaman atlamaları yaşanmaktadır. Bu zaman atlamaları ile beraber kurgunun muazzamlığı ve Leonard’ın hatırlamak için bulduğu yöntemler izleyiciyi son ana kadar filmin içine hapseder. Filmin bu atmosferinde ise toplamda 113 kere zaman atlaması yaşanmaktadır ve zaman atlamaları ile beraber film bir dairesellik çizmektedir. Filmin başı ile sonu aslında bir bütünlük hâlindedir ve aslında hikâyenin başlangıcı tam da Leonard’ın Sammy ile tanıştığı andır ve bu anın unutulmaması gerektiği filmde izleyiciye verilmiştir.

Jimmy G.’nin Hikâyesi

Leonard karısının katillerini ararken bir noktayı saplantı hâline getirmiştir ki o da katilin ismidir. Katilin isimini tam olarak bilmese de Leonard tahminler ve çıkarımlar ışığında bir şekilde kaderine yön vermeye çabalar. Film boyunca John G. veya James G. isimli adamlar peşinde soru işaretleri izler. Ancak kirli işleri için Leonard’ı ve onun kuvvetiyle hafızasındaki zayıflığı kullanan Teddy, Leonard ile aynı otelde kalan Jimmy G.’yi öldürmesi için Leonard’ı ikna eder. Filmde geçen bu Jimmy G. ismi Dr. Oliver Sacks tarafından yazılmış 1985 tarihli The Man Who Mistook His Wife for a Hat kitabında yer almaktadır ve doktorun hastalarından birinin adıdır. Ve bu hasta tıpkı Leonard gibi ileriye dönük ket vurma ve bunun sonucunda hafıza kaybı yaşamaktadır. Bu kesişim ile beraber Nolan için Leonard kendi yansımasını Teddy’nin zihnine hakim olmasıyla mı öldürmüştür?

Nolan’ın Filmde Bıraktığı Küçük Detaylar

Natalie’nin yanında Leonard televizyon izlerken Nolan izleyici için büyük bir ipucu bırakıyor. Televizyon izleme anında dikkatli bakıldığında arkada v-yakalı beyaz tişört giymiş biri görünüyor ve bu kişi bir iğne saplanmış bir şekilde duruyor. Bu kişinin kim olduğu bilinmese de bir enjektör saplanmış olduğu açık bir şekilde dikkat çekiyor. Sammy Jankis’in hikâyesinde ise daha sonra öğreniyoruz ki Sammy televizyon izlerken karısını insülin iğnesi saplayarak karısını öldürüyor. Bir başka sahnede ise Leonard’ın karısını beyaz v-yakalı bir tişört ile görüyoruz. Tüm bu detaylar birleşince yönetmenin filmde küçük detaylar vererek aslında Leonard’ın Sammy’i olduğunu izleyiciye aktardığını görebiliyoruz.

Filmde Gizlenmiş Telefon Numarası

Film boyunca Leonard anonim olan biriyle telefon konuşmalar gerçekleştiriyor ve her telefon konuşması büyük bir gizemi de beraberinde getiriyor. Tüm bunlarla beraber aynı zamanda da Leonard’ın telefonda kiminle konuştuğu büyük bir gizem denizi içerisinde izleyiciyi boğuyor. Ancak Leonard’ın üçüncü ve son telefon konuşması yaptığında telefonun üzerinde gezinen parmaklarına baktığımızda, karşı tarafın telefon numarası ortaya çıkabiliyor. Leonard’ın belli belirsiz bir şekilde parmaklarının gezindiği rakamlar ışığında telefon numarası karşımıza 555-0134 olarak çıkıyor. Bu numara aynı zamanda Leonard’ın fotoğrafını çektiği Teddy’nin fotoğrafının altında yazıyor. Yani Leonard’ın konuştuğu gizemli kişi başından beri Teddy’nin kendisi olarak izleyiciye bir şekilde yansıtılıyor.

Memento’nun Kronolojik İlerleyen Şekli

Memento’nun 2002 yılında yayınlanan özel DVD setinde yer alan ikinci DVD ile izleyicilere büyük bir şans tanınmış ve bu şans ile beraber filmin başka bir boyutu açığa çıkmıştır. Filmin bu ikinci DVD’sinde isteyen izleyiciler filmi kronolojik bir şekilde izleme imkânı bulmuşlardır. Sinemada izleyici karşısına çıkan zaman algısı karmaşık olan Memento, düz bir zamansallık içerisinde izleyici karşısına DVD’de çıkmış ve böylelikle izleyiciler hikâyeye bir başka perspektiften de bakma şansı yakalayarak kaçırdıkları noktaları birleştirme imkânına erişmişlerdir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information