Salâh Birsel’in romanından uyarlanan ve “uluslararası bir gözlemcinin” hayatla girdiği mücadelede başından geçenleri beyazperdeye aktaran Dört Köşeli Üçgen filminin yönetmeni Mehmet Güreli ile söyleştik.

Röportaj: Ecem Şen, Gizem Çalışır

Ecem Şen: Projenin ortaya çıkış sürecinden biraz bahsedebilir misiniz? Salâh Birsel’in Dört Köşeli Üçgen adlı kitabını beyazperdeye uyarlama fikri ilk olarak nasıl ortaya çıktı?

Mehmet Güreli: Her şey Görkem Yeltan’ın romandan çok iyi film olacağını bir konuşmamızda söylemesiyle başladı. Ve birgün senaryoyla gelmesiyle de yolculuğumuza başlamış bulduk kendimizi. Yedi yıl çeşitli aksilikler, imkânsızlıklar içinde geçti. Ben de bu süreyi çabuk geçmek istiyorum. Ama bugün, benim çocukluğumda tanık olduğum “Dört Köşeli Üçgen”, gerçekten seyirciyle buluşuyor.

“Hayat hep gözlemler yaptığımız, doğru sandığımız şeylerin toplamı olmayabiliyor ve yanılgılara sürükleyebiliyor.”

Gizem Çalışır: Salâh Birsel’in Dört Köşeli Üçgen romanı 1960’larda yazılmış olmasına rağmen aslında döneminin çok ötesine geçen bir meseleye ileri görüşlü bir bakış atıyor: Gözetleme ve gözetlenme kültürü. Bu kültür özellikle Aydınlanma ile birlikte su yüzüne çıkmış olsa da çağımızda en ileri seviyelere ulaşarak bir tür kara deliğe dönüşmüş durumda. Bugüne baktığımızda hepimizin sosyal medya hesaplarında yaptığı yer bildirimleri ya da paylaşılan özel fotoğraflar tüm dünyaya açık olarak bir yandan küreselleşmeyi kanıtlarken bir yandan da gözetlenme arzumuzu ortaya koyuyor. İçinde bulunduğu dönemde insanları gözetlediği için sevilmeyen ‘gözlemci’ karakterimizi bugün nereye konumlandırıyorsunuz?

Mehmet Güreli: Tabii filmin ana karakteri bir gözlemci; peki nasıl bir gözlemci, kendine dünyayı izleme görevi vermiş, bu yolda gece gündüz notlar alan biri. Bir anlamda gözlemin, izlemenin yollarını, sınırlarını da çizen bir karakter. Yaşadığı olaylarla da bize özgürlüğün adını koymasa da alanlarını, gücünü, yapısını, ne olması gerektiğini göstermeye çalışıyor. Belki de içten içe ne olduğunu da.

Ama hayat hep gözlemler yaptığımız, doğru sandığımız şeylerin toplamı olmayabiliyor ve yanılgılara sürükleyebiliyor.

Gizem Çalışır: Romanda da, filmde de anlatının geçtiği zaman dilimindeki tiyatrocu ve hatta edebiyatçıların üstten tavrına yönelik bir eleştiri söz konusu. Özellikle karakterin tiyatroda iş bulduktan sonra kendisine verilen rolün dışına taşarak mizanseni değiştirmesine çok sert tepki veren bir tiyatro yöneticisi var. Çünkü bunca yıldır süregelen bir oyuna yönelik yenilikçi bir hamleyi kaldıramıyor. Bu noktada sanatçı egosunun eserden daha önemli bir konumda olduğunu gördüğümüzü söyleyebilir miyiz?

Mehmet Güreli: Olay belki de haklılığın nereye kadar kabul edilebilirliği üzerindeki tartışmada düğümleniyor. Eski / yeni tartışması üzerinde durulurken, mitolojinin kendi mantığının dışına çıkılması üzerine de ironik bir yaklaşım söz konusu. Bilmediği konularda fikir yürütüyor karakterimiz. Tiyatronun ustası da sahne geleneğini bozdurmak istemiyor. Gerçekte yadırganan, sanatçı egosu denilen şeyden çok, çatışmanın sürmesi ve oyunun yarıda kalması. Seyircinin daha sonra neler düşündüğünü de ancak hayal edebiliyoruz.

Gizem Çalışır: Dört Köşeli Üçgen tabiriyle bile aslında matematiksel doğruların olmadığı bir evrene atıf var. Bu anlamda ‘gözlemcinin’ gözlemlerinin, bizleri gerçeğin öznelliğine götürdüğünü ve bu noktada mahremiyet, özgürlük gibi alanlar üzerine yeniden düşünmek gerektiğini söyleyebilir miyiz?

Mehmet Güreli: Bazı temalar, özgürlük ve mahremiyet gibi çok geniş kavramlar içinde ele alındığında bir yargıda bulunmak, hemen bir çözüm bulmaktan çok insanların ahlak, toplum anlayışlarına derinden bakmamız gerekir. Bilgiyi kendi denetimimizden özgür bıraktığımızda başkalarının dünyalarının sınırlarında ne kadar gezinebilecekler?

“Bu film sadece siyah-beyaz olabilirdi.”

Ecem Şen: Salâh Birsel’in Dört Köşeli Üçgen kitabında yer alan ana karakter elbette kendi gözlemlerine sonuna kadar bağlı ve bunların peşinde olan bir karakter olsa da filmde izleyiciye -en azından bana- yansıdığı kadar itici bir karakter olmadığını düşünüyorum. Kitaptaki karakterle kolaylıkla bağ kurabilirken filmde yer alan karakterle herhangi bir bağ kuramadım örneğin. Bu durum bilinçli bir tercih miydi yoksa bazı tavırlar hayal gücümüzden sıyrılıp cisimleştiğinde daha rahatsız edici bir hâl alıyor olabilir mi?

Mehmet Güreli: Her şeyden önce şunu söylemek isterim. Karakterleri romanla da kıyaslamadan önce sinemanın olanakları içinde her bakışın farklı yorumlanabileceğini belirtmek gerekir. Oyuncuların karakterleri yansıtma biçimleri de şematik alışkanlıklar içinde olan birçok kişiye de yadırgatıcı gelebilir. Çabuk karar vermek için yetişmiş kişilerin bazı sahneleri tuzak sanmaları gibi…

Ecem Şen: Siyah-beyaz bir anlatım tercihi, kitabın 1960’larda geçen nostaljik yanına vurgu yaparken aynı zamanda filmin alegorik ve distopik yapısını da ön plana çıkarıyordu. Bu film, renkli çekilseydi – rüya sahnesi dışında- filmin ruhunda ne gibi değişiklikler olurdu?

Mehmet Güreli: Bu film sadece siyah-beyaz olabilirdi.

Ecem Şen: Görkem Yeltan’ı Gölge filminde başrolde izlemiştik. Bu kez senaryoda Görkem Yeltan ismini görüyoruz. Bu durum bir akıl birliği ve gelecek ortak çalışmaları da beraberinde getirebilir mi?

Mehmet Güreli: Görkem Yeltan tabii yıllardır birçok olayda birlikte çalıştığım, en iyi anlaştığım arkadaşlarımdan biri. Yeni çalışmalara da başladık bile. Onun yazıp yönettiği “Bağcık” filmi de yakın zamanda vizyona girecek. Sonra benim filme başlayacağız.

Ecem Şen: Disiplinlerarası bir sanatçı olarak müziğin bir öge olarak filmlere ya da filminize etkisini nasıl konumlandırıyorsunuz?

Mehmet Güreli: Müzik benim için görselliğin en büyük parçası. “Vapurlar” filminde başlayan bir birliktelik. Hangisi önce gelirse birbirini adeta sürüklüyor.

Ecem Şen: Gelecek projeleriniz nelerdir? 

Mehmet Güreli: Her alanda yeni hazırlıklar var diyebilirim. Yeni filmime bu yılın sonunda başlayabileceğimizi düşünüyorum. Bir yolculuk hikâyesi. Çok zor bir yolu seçen bir adamın öyküsü…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi