Şeytan çıkartma kültünü sinema filmlerinde oldukça çok gördük. Hatta bu konunun yerli sinemadaki yansımaları, çoğunlukla “cin, kötü ruh” gibi düşüncelerle karşımıza çıktı. Yani din, filmlerde genellikle korku atmosferini oluşturmak için kullanıldı. Onun daima karanlık tarafı, insanı zapt eden, “kırbaçlayan” tarafı ele alındı. Aslında bu konuda sinema sektörünü suçlamak zor; çünkü insan türünün duygusal kıvılcımları, çoğunlukla korkunun çatısı altında gizlenir. Tür olarak bizler, korkuya ve gerilime, diğer tüm hislerimize oranla daha fazla duyarlıyız. En azından bir miktar güvende olduğumuzu bildiğimiz sürece, korku duygusunu yaşamayı çok severiz. İşte bu yüzden, sinema salonunun o rahat koltukları ve karanlığı, en çok korku filmlerine yakışır.

Jaroslaw Iwaszkiewicz’in aynı isimdeki romanından uyarlanan Mother Joan of the Angels – Matka Joanna od Aniolów filmi, 17. yüzyıl Polonya’sında geçer. Film, bir manastırın rahibelerinin şeytan tarafından esir alınması konusunu işler. Rahibelerin içindeki şeytanı ortaya çıkarmak için manastıra davet edilen gelen bir rahip, zamanla şeytanın ve kötülüğün aslında ne olduğunu sorgulamaya başlayacaktır.

Özellikle Hristiyanlıkta şeytan imgesi, çoğunlukla inananları sınamak için, onları Tanrı’dan caydırmak için anlatılan hikâyelerle ünlenmiştir. Örneğin inanan bir erkek (genelde hetero), bir gün uçkuruna engel olamayıp şehvetlendiğinde, bunu bir kadın tarafından kandırıldığını dile getirerek, vicdan rahatlatmaya çalışmıştır. Burada aslında suçlanan, kadın cinsiyeti üzerinden şeytanın kendisidir. Yani şeytan, sözde kadın kılığına girmiştir.

Matka Joanna od aniolów: Kötülüğün Keşfi Üzerine

Ve bir gece, kadın biçimine bürünüp onun baştan çıkarma yollarını taklit etti. Ve yer derhal aslan, ayı, pars, boğa, yılan, engerek, akrep ve kurt suretleriyle doldu; bunların her biri doğasına uygun şekilde hareket ediyordu. Saldırmak için zor bekleyen aslan kükrüyor, boğa boynuzlarıyla vurmaya hazır görünüyordu, yılan bükülüyor ama daha yakına yaklaşamıyordu, kurt atılacak gibi görünüyor, ama sonra olduğu yerde duruyordu (…) O beliren suretlerin bütün gürültüleri, hiddetli çığlıklarıyla birlikte, dehşete yol açıyordu. Çünkü şeytanlar bir şey yapar, lafı geveler, insanı serseme çevirir, safdilleri aldatmak için masum gibi görünür, hengâmeye sebep olur, deliler gibi güler ve ıslık çalarlar, ama kimse aldırış etmezse, birden ağlamaya başlar, mağlup olmuş gibi dövünürler. *

 İskenderiyeli  Athanasios

Dini öykülerde şeytan, genelde insanın ötelediği, yok saydığı “kirli” yönlerini somut bir düşmana dayatmak için kullanılmıştır. Yani insan, kendi içindeki ham kötülüğü şeytana atfetmiştir. Onu korkunç bir şekilde biçimlendirerek, pişmanlık dolu vicdanını bir nebze rahatlatmıştır. Bu nedenle Matka Joanna od Aniolów filminde de rahibeleri, bu “ele geçiren” şeytan algısıyla görürüz. Rahip, kadınlardan birinin (filme adını veren karakter) içindeki şeytanı dualarıyla uzaklaştırmaya çalıştıkça, duygusal olarak ona daha fazla bağlanmaya başladığını fark eder. Kadına karşı hissetmeye başladığı bu aşk duygusu hızla yükselir ve bunu aslında şeytanı “sevmek” olarak yorumlar. Bu nedenle, her gece kendini kırbaçlayarak cezalandırır.

Yönetmen Jerzy Kawalerowicz, kötü-iyi, karanlık-aydınlık çatışmasını filmin tüm görsel tasarımına yansıtır. Zaten siyah-beyaz olan film; rahibelerin saflığını temsil eden beyaza karşılık, rahiplerin siyah kıyafetleriyle muhteşem bir kontrast oluşturur. Aynı şekilde filmin dış sahnelerinin sert gün ışığı beyazken, o aynı ışığı yayan güneşin yarattığı keskin gölgeler ise siyahtır. Ve yine filmin keskin ışıklandırması, oyuncuların yüzlerinin bir tarafını beyaz, bir tarafını siyah gösterir. Tüm bu görsel fikirler bize tek bir şeyi anlatır: İyiliğin, aydınlığın ve açıkta olanın, aslında karanlıktan çıktığı; karanlığın, insanın tüm zaaflarının saklandığı sembolik bir gölge olduğu…

Matka Joanna od Aniolów, insanın özünde kusurlu olduğunu dile getiren dini bir hikâyeyi anlatıyor. Bergmanvari bir yönetmenliğe sahip olan Matka Joanna od Aniolów, oldukça gölgede kalmış güçlü bir film.

Notlar

*Umberto Eco’nun şeytanın tasvirini inceleyen metinlerin çevirisinden birebir alınmıştır.

Görsel: Bernardo Parentino – Temptation Of Saint Anthony

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi