Advertisement

Martin Scorsese, Netflix’te yayınlanacak yeni filmi The Irishman’in vizyona girecek olması hakkında konuşurken sinema anlayışıyla ilgili de ilginç açıklamalarda bulundu.

Martin Scorsese‘nin yeni filmi The Irishman, International Brotherhood of Teamsters adlı işçi sendikasına bağlı bir memur ve aynı zamanda mafya suikastçisi olan Frank Sheeran’ın hayatını anlatıyor. JFK suikasti ile Teamsters işçi sendikasının lideri Jimmy Hoffa’nın öldürülmesi konularına da değinecek olan film, Charles Brandt‘in “I Heard You Paint Houses” kitabından uyarlanıyor.

Al Pacino ve Robert de Niro’nun başrollerinde yer aldığı film, 2019 yılında Netflix’te yayınlanacak. Film, aynı zamanda sinema salonlarında da gösterilecek. Yayın politikası gereği filmlerini genel dağıtıma sokmayı tercih etmeyen Netflix, 150 milyon dolara mâl olduğu söylenen The Irishman için bu konudaki politikasını esnetecek gibi görünüyor.

Marakeş Film Festivali’ne katılan Martin Scorsese, Netflix’in bu stratejisi için “The Irishman, riskli bir film. Kimse beş ila yedi yıl boyunca bu filme para yatırmak istemedi. Netflix, bu konuda risk aldı.” açıklamasını yaptı. Netflix’in, bağımsız sinemacılara sunduğu fırsatlar konusunda çok iyimser olduğunu söyledi.

Bununla beraber, Scorsese, dijital ortamda her şeyin “içerik” olarak adlandırılmasından duyduğu endişeyi dile getirmeyi ihmal etmedi. Filmlerle ilgili atılan tweet‘lerin ve yıldız biçimindeki derecelendirmelerin, sinemanın ekosistemine zarar verdiğini öne sürdü.

Martin Scorsese: “Film Çekmek Kutsal Bir Süreçtir.”

Öte yandan Scorsese, kendisini sinemacı olmaya iten ve sinemanın manevi boyutunu anlamak için önemli bir zaman ayırmasına ilham veren klasik Amerikan ve İtalyan filmlerinden bahsetti. Bu bağlamda yönetmen, Elia Kazan’ın On the Waterfront ve East of Eden filmlerinden çok etkilenmiş. Özellikle On the Waterfront, yönetmenin sinema anlayışını şekillendirmesinde çok yardımcı olmuş.

Yönetmen, toplumun yalnızca büyük bir teknolojik evrim dönemiyle değil, aynı zamanda kültür, medeniyet ve inanç açısından da büyük bir değişim ile karşı karşıya olduğunu ileri sürdü. Filmlerinde sevgi, merhamet ve diğer insanları anlama gibi temel konulara değindiğini de söyledi.

“Film çekmek kutsal bir süreçtir. Örneğin, ses mühendisi ortam sesini aldığında odadaki herkesin sessiz olması gerekir. Bu insanların hepsi, meditasyona başlar ve bu durum kutsal bir ana dönüşür.”

Kaynak: Variety

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information