Üç buçuk saatlik süresiyle filmografisindeki en uzun film olan The Irishman hakkında konuşan Martin Scorsese, bu hikâyenin neden bir dizide değil de filmde anlatılması gerektiği hakkında konuştu.

Usta yönetmen Martin Scorsese‘nin dünya prömiyerini 57. New York Film Festivali’nde yapan son filmi The Irishman, geçtiğimiz günlerde Netflix’te izleyici karşısına çıktı. New York Film Festivali’ndeki ilk gösteriminin ardından birçok sinema yazarı tarafından modern bir başyapıt olarak nitelendirilen film, sinemaseverler tarafından ilgiyle karşılandı. Filmin Netflix’te yayınlanmasının ardından sosyal medyada film hakkında görüşlerini paylaşan birçok sinemasever de film için “başyapıt” ve “yılın en iyi filmi” gibi ifadeler kullanırken, üç buçuk saat uzunluğundaki filmi sıkıcı bulanlar da oldu. Hem filmin uzunluğundan şikayetçi olanların, hem de sevdikleri bu hikâyenin daha derinlemesine işlenmesini isteyenlerin dile getirdikleri konulardan biri de The Irishman’in bir mini dizi veya dizi olarak da çekilebileceğiydi. Uzun yıllara yayılan ve adeta Amerika’nın pek bilinmeyen tarihini gözler önüne seren hikâyesiyle The Irishman bir diziye uyarlanmaya da uygun görünse de Martin Scorsese aslında bu hikâyenin bir dizi olarak aynı etkiyi yaratmayacağını düşünüyor.

Filmin yayınlanmasının ardından Entertainment Weekly’e konuşan Scorsese, The Irishman neden neden bir dizi olarak aynı etkiyi yaratamayacağını şu sözlerle anlattı: “‘Bu uzun bir hikâye, iki sezonda anlatılabilir’ diyebilirsiniz, birinin böyle bir şey söylediğini gördüm. Ben hiç böyle düşünmedim. Çünkü bu filmin olayı detayların üst üste birikmesiydi. Dizi müthiş, gerçekten harika, karakterleri ve hikâyeleri geliştirebilir, dünyaları yeniden inşa edebilirsiniz. Ama The Irishman buna uygun değildi.”

Daha önce Boardwalk Empire ve Vinyl gibi dizilerde yürütücü yapımcı olarak görev alan Martin Scorsese’ye göre bu hikâyenin istenen etkiyi yaratması için filmin son bölümünde Frank Sheeran’ın yaptıklarıyla yüzleşmesini gördüğümüz kısmı, bir iki bölüm ya da sezon sonra değil de yaşanan olayların hemen sonrasında görmemiz önem taşıyor.

Martin Scorsese İmzalı The Irishman, İzleyiciler Tarafından Beğeniyle Karşılandı

Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci‘nin başrollerini üstlendiği The Irishman’in oyuncu kadrosunda Harvey Keitel, Bobby Cannavale, Ray Romano, Jesse Plemons ve Anna Paquin gibi önemli isimler de yer alıyor

Charles Brandt‘in I Heard You Paint Houses kitabından sinemaya uyarlanan The Irishman; II. Dünya Savaşı sonrası Amerika’daki organize suç dünyasını, gazi, dolandırıcı ve 20. yüzyılın en azılı isimlerinin yanında çalışmış bir mafya tetikçisi olan Frank Sheeran’ın gözünden anlatıyor. Onlarca yıllık bir süreci anlatan film, Amerikan tarihindeki çözülememiş en büyük gizemlerden biri olan efsanevi sendika patronu Jimmy Hoffa’nın ortadan kaybolma hikâyesini de ele alıyor. Film, izleyiciyi organize suç dünyasının gizli koridorlarında, bu dünyanın nasıl işlediğini, rekabetleri ve ana akım politikayla bağlantılarını gözler önüne seren muazzam bir yolculuğa çıkarıyor.

Robert De Niro’yu gençleştirmek için pek çok sahnede CGI teknolojisinin kullanıldığı filmin senaryosu ise Schindler’s List, Gangs of New York ve American Gangster gibi filmlerin senaristi olan Steve Zaillian‘a ait.

2020 Oscar Ödülleri’nde adından söz ettireceğine kesin gözüyle bakılan The Irishman, Netflix’te yayında.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi