Martin Scorsese, The New York Times’ta kaleme aldığı yeni bir makaleyle Marvel filmleri ile ilgili sözlerine açıklık getirirken, konuyla ilgili endişelerinin altını çizdi.

Bu yıl The Irishman ile sinemaseverlerin karşısına çıkan usta yönetmen Martin Scorsese, geçtiğimiz ayın başında Marvel ile ilgili yaptığı açıklamalarla sinema dünyasında yeni bir tartışma başlattı. İlk olarak Marvel filmlerinin sinema olmadığını, sinemadan çok tema parklara yakın durduğunu ifade eden usta yönetmen, daha sonra yaptığı bir açıklamada bu kez de sinema salonu işletmecilerine seslendi ve Marvel filmlerinin sinema salonlarını ele geçirmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Francis Ford Coppola ve Ken Loach gibi sinemacılar Scorsese’nin bu açıklamalarına destek verirken, yönetmenin açıklamalarına tepki gösteren isimler de oldu.

İki taraftan gelen bu açıklamalar tartışmaya yeni bir boyut kazandırırken, ilk baştan beri vurgulamak istediği mesajın arada kaybolup gitmesini ya da daha kötüsü yanlış anlaşılmasını istemeyen Martin Scorsese, The New York Times’ta yayınlanan yeni bir makalede, Marvel filmleri ile ilgili görüşlerine açıklık getirdi ve konuyla ilgili endişelerinin altını çizdi.

Martin Scorsese: “Marvel Filmleri Sinema Değil Dedim. İzin Verin Açıklayayım.”

Marvel filmleri ile ilgili bu açıklamalara imza atmasının asıl sebebinin bu filmleri sevmemesi değil, bu filmlerin sinema dünyasında yarattığı etkiden endişe duyması olduğuna vurgu yapan yönetmen, kişisel zevklerinin bu konuyla ilgisi olmadığını savundu.

“Birçok franchise filmi kayda değer yeteneğe ve sanatsal beceriye sahip insanlar tarafından çekiliyor. Bunu perdede görebiliyorsunuz. Filmlerin ilgimi çekmiyor olması kişisel zevklerim ve mizacımla ilgili. Daha genç olsam ya da çocukluğum daha sonraki yıllara denk gelse bu filmlerin beni heyecanlandıracağını, hatta belki bu tarz bir film çekmek isteyebileceğimi biliyorum. Ama sonuçta büyüdüğüm dönemde büyüdüm ve Dünya’nın Alpha Centauri’den uzak olduğu kadar Marvel filmlerinden uzak olan bir film algısı geliştirdim.”

Kendisi ve kendisi gibi o dönemde büyüyen sinemacılar için sinemanın temelinde duyguların, estetiğin ve maneviyatın açığa çıkarılmasıyla ilgili olduğunu belirten yönetmen, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle dile getiriyor: “Sinema açığa çıkarmayla ilgiliydi; duygusal, estetik ve spiritüel keşifle ilgili. Karakterlerle ilgiliydi, insanların karmaşıklığı ve zıt, hatta zaman zaman paradoksal olan doğalarıyla ilgiliydi.”

Scorsese Marvel filmlerinde ise bunların eksik olduğu görüşünde: “Bildiğim anlamıyla sinemayı tanımlayan unsurların birçoğu bu filmlerde var ama bir şeyi açığa çıkarma, bir gizem veya gerçek bir duygusal risk yok. Hiçbir şey tehlikede değil. Bu filmler belirli bir talebi karşılamaları için çekiliyorlar ve sınırlı sayıda temanın farklı varyasyonları olarak tasarlanıyorlar.”

Scorsese, bu filmlerin sinema olmadığını söylemesinin arkasında kişisel zevklerinin değil, bu filmlerin izleyiciye sunduğu şeylerin bildiğimiz anlamıyla sinemayla bağdaşmaması olduğunu vurguluyor. Marvel filmlerinin adeta bir seri üretimin parçası olduğunu belirten Scorsese, bu konudaki görüşlerini şu sözlerle açıklıyor: “Her ne kadar devam filmleri denilse de aslında bunlar özünde yeniden çevrimler ve bu filmlerdeki her şey resmi olarak onaylanıyor çünkü başka şekilde yapılmaları mümkün değil. Modern franchise filmlerinin doğası böyle; tüketime hazır hâle getirilene kadar pazar araştırması yapılıyor, seyirci önünde test ediliyor, gözden geçiriliyor, modifiye ediliyor, tekrar gözden geçiriliyor ve tekrar modifiye ediliyorlar.”

“Paul Thomas, Claire Denis, Spike Lee, Ari Aster, Kathryn Bigelow veya Wes Anderson filmlerinin olmadığı her şeyler. Bu sinemacılardan herhangi birinin filmini izlediğimde tamamen yeni bir şey göreceğimi ve beklemediğim, hatta tarif edemeyeceğim deneyimler yaşayabileceğimi biliyorum. Hareketli görüntüler ve ses ile hikâye anlatırken nelerin mümkün olduğuyla ilgili algımın genişleyeceğini biliyorum.”

“İnsanlara Hep Aynı Şeyler Sunulur ve Bu Şey Onlara Durmadan Pazarlanırsa Tabii ki O Şeyden Daha Fazlasını İsteyeceklerdir.”

Son tahlilde Scorsese’yi asıl endişelendiren Marvel filmleri değil, Hollywood’un risk almaktan uzaklaşıp tamamen kâr odaklı bir sistemi benimseyerek sanatsal kaygılarla çekilen filmleri tamamen gözden çıkarmış olması.

“En kaygı verici değişim sinsice ve gecenin karanlığında gerçekleşti: riskin kademeli ama kararlı bir şekilde ortadan kaldırılması. Bugün çekilen filmlerin birçoğu anında tüketim için üretilmiş kusursuz ürünler.”

Daha önce yaptığı açıklamalarda hem Marvel filmlerinin sinema salonlarını ele geçirmesi hem de izleyicinin sinemaya bakışını değiştirmesi konusunda endişelerini dile getiren Scorsese, kaleme aldığı makalede de bu endişelerine yer veriyor: “İnsanlara hep aynı şeyler sunulur ve bu şey onlara durmadan pazarlanırsa tabii ki o şeyden daha fazlasını isteyeceklerdir.”

Usta yönetmen, son yıllarda yaşanan bu değişimin sinema salonlarına da yansıdığını ifade ediyor: “Film gösteriminde sıkıntılı bir dönemdeyiz ve hiç olmadığı kadar az sayıda bağımsız sinema salonu var. Denklem tersine döndü ve dijital platformlar bir numaralı sunum alanı hâline geldi. Yine de filmlerini büyük perde için tasarlamayan, sinema salonlarında gösterilmesini istemeyen bir tek sinemacı bile tanımıyorum.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information