Advertisement

Televizyon tarihinin en uzun soluklu bilimkurgu dizisi olan Doctor Who’nun son iki sezonunda Doktor’a eşlik eden Yaz ve Ryan karakterlerini canlandıran Mandip Gill ve Tosin Cole ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Yalnızca zamanda değil, başka yapımlar arasında da beraber yolculuk etmiş olan bu ikiliden Doctor Who çekimleri sırasında yaşadıklarını, karantina sürecinde neler yaptıklarını ve diziyle ilgili en sevdikleri detayları öğrendik.

Doctor Who, 27 Mayıs’tan itibaren Tivibu 143 numaralı kanaldan izlenebilecek BBC First’te seyircilerle buluşacak.

Röportaj: Hazan Özturan
Çeviri: Recep Hazır

İlk kez 1963 yılında izleyiciyle buluşup 1989 yılında 26. sezonun finaliyle bir mola verdikten sonra 2005 yılında yepyeni bir seriyle ekranlara dönen Doctor Who dünya tarihinin en uzun dizilerinden biri. 2018 yılında dizi bizleri ilk kez bir kadın doktorla buluşturduğunda, Jodie Whittaker‘ın şahane performansına eşlik eden üç yeni yardımcı, Ryan Sinclair (Tosin Cole), Yasmin Khan (Mandip Gill) ve Graham O’brien (Bradley Walsh), da hayatımıza girmiş oldu. Dizinin tarihinde önemli bir dönüm noktası olan bu yeni ekip hakkında geçtiğimiz iki sezon boyunca dizinin hayranları bolca yazıp çizdi. Fakat bu kez Sheffield asıllı Ryan ve Yaz’a hayat veren Tosin Cole ve Mandip Gill‘e mikrofonu uzatıp, diziyi biraz da onların perspektifinden mercek altına alma şansını yakaladık.

Hazan Özturan: Karantina sürecinde neler yapıyorsunuz? Whovianlara önermek istediğiniz yeni TV dizileri, filmler, hobileriniz var mıdır?

Mandip Gill: Çevremizde neler olup bittiğinin farkında olsam da, karantinanın keyfini çıkartmanın yolunu bir şekilde buldum diyebilirim. Kendim için ufak tefek oyalanacak şeyler bulma konusunda iyiyim. Bateri çalmak ve yazmak gibi daha önce merak saldığım hobilerimle ilgilenmeye çalıştım ancak kendimi evimi tekrar tekrar toplarken ve televizyon izlerken buldum. Diğer herkes gibi Netflix’teki Tiger King’i ve Channel 4’teki SAS: Who Dares Wins’i izledim.

Tosin Cole: Ben de jogging yapmaya başladım. Gangs of London ve Michael Jordan’ın basketbol hayatının sonlarına değinen Netflix’teki The Last Dance belgesini izlemeye başladım.

Hazan Özturen: Duyduğuma göre tıpkı karakterleriniz Yaz ve Ryan gibi, siz ikiniz de 11.sezon öncesinde birbirinizi tanıyormuşsunuz. Arkadaşlık ilişkinizin karakterlerinizin kimyasına katkı sağladığını düşünüyor musunuz?

Mandip Gill: Evet. Tosin ve ben Birleşik Krallık’ta Hollyoaks isimli bir pembe dizide oynuyorduk. Doctor Who’daki karakterlerimiz gibi bir süre sonra yollarımızı ayırmıştık ve birkaç yıl sonra Londra’da tekrar bir araya geldik. Tosin’i tanıyor olmak sadece karakterlerimizin kimyasına katkıda bulunmadı; ayrıca tüm Doctor Who deneyiminin başlangıçta daha az ürkütücü olmasını sağladı. Onu yıllardır tanıyor olmak karakterlerimizin gerektirdiği bağlantı ve tanışıklığı doğal bir şekilde oluşturmuş oldu. Böylece karakterlerimiz üzerinde bireysel olarak çalışmamız yeterli hâle gelmişti.

Tosin Cole: Evet katılıyorum. Birini önceden tanımanız her zaman iyidir. Karakterinizin ilişkilenebileceği çok geniş bir özgürlük alanı sunuyor bu durum.

Hazan Özturan: Doctor Who hayranları oyuncu kadrosundaki radikal değişikliklere yabancı değiller. Ancak diğer oyuncu kadrolarının sizin dönemizindeki kadar zorlandığını zannetmiyorum. Çünkü kimse kadın bir doktorun nasıl karşılanacağını gerçekten bilmiyordu. Sadece bu da değil, üç yeni yardımcı ile de tanıştık. Dizi yayına girmeden önce beklediğiniz tepki neydi ve hayranlar bu yeni formata nasıl tepkiler verdi?

Mandip Gill: İlk birkaç ay zaten Cardiff’te bir baloncuğun içinde, dizinin çekimlerindeydik. O esnada, hiçbir beklentim yoktu ve sırtımıza henüz bir yük binmemişti. Prodüksiyonun sonlarına doğru basın toplantıları başladı ve doktorun kadın olacağı ya da daha fazla yardımcısının olacağı ile ilgili sorular duymaya başladık. Bu noktada yarattığımız şeyin iyi işlediğini biliyorduk. Doctor Who dünyasına aşina olduk ve dizinin takipçilerinin her zaman değişime açık olduklarını iyice öğrendik. Bence programın başarılı olmasının en büyük nedeni birkaç yılda bir, izleyicilerinin de destekleriyle değişebilmesi. Gerçekleşen kayda değer bir değişimdi ve yine, hayranlar bizi çok sıcak bir şekilde karşıladılar.

Tosin Cole: Ne bekleyeceğimi gerçekten bilmiyordum. Yeni mezun olmuştum ve her şey benim için çok yeniydi. Oraya vardığım an hayatım değişti ve böyle ilerliyor.

“Tarihi olayları ana akım bir televizyonda bilimkurgu türünde ekranlara taşımak, parçası olmaktan her zaman gurur duyacağım bir şey.”

Hazan Özturan: Tahmin edebileceğiniz gibi çok büyük bir Doctor Who hayranıyım. Dizide beni en çok çeken şeylerden biri hep azınlıkların temsillleri ve çeşitlilik olmuştur. 2000’lerin başında büyümüş bir çocuk olarak bu benim hayatımı da şekillendirdi. Son zamanlarda, Jodie Whittaker ve Bradley Walsh ile birlikte siz ikiniz cinsiyetçiliğe, yaş ayrımcılığına ve ırkçılığa karşı sisteme meydan okuyan bir ekibinin parçasısınız. Bu nedenle, sizin hikayelerinizi de işin içine katan “Rosa” ve “Demons of the Punjab” bölümlerinin sizi nasıl etkilediğini merak ediyorum.

Mandip Gill: Tahmin edebileceğiniz nedenlerden dolayı, “Demons of the Punjab” ve “Rosa” çektiğimiz favori bölümlerimdendi. İkisi de bugün beni bir birey olarak etkileyen anlamlı hikâyelerden kökenini alıyor. Bölümün tarihi arka planı ile ilgili bilgi sahibiydim ancak nefret ederek itiraf ediyorum ki Rosa Parks hikâyesinde farkında olmadığım detaylar vardı. Bu yüzden kişisel bir yerden bakınca, çekim esnasında bir sürü şey öğrenmek sürecin verdiği hazzı katladı. İki bölümdeki oyuncular, özellikle de Rosa Parks’ı oynayan Vinette Robinson, karakterleri ve hikâyeyi hayata geçirirken muhteşemlerdi. Ve finaldeki otobüs sahnesindeki gözyaşları da gerçekti. Böyle tarihi olayları ana akım bir televizyonda bilimkurgu türünde ekranlara taşımak, parçası olmaktan her zaman gurur duyacağım bir şey.

Tosin Cole: Evet, bugünün toplumuyla oldukça ilgili ve hassas olan bu konulara değinmek güzel bir şey. İnsanlara eğitici bir bakış sunabilmek ve bu hikayelere aşina olmayanları bunlarla buluşturmak gerçekten hoş. Bu yüzden normalde yaptığımızdan biraz daha derine inmek ve bu hikâyeleri anlatıyor olmak güzeldi. Böylece insanların dünyada olan bitenin farkında olmalarını sağlayabiliriz.

Hazan Özturan: 11 ve 12. sezondan en çok hangi bölüm sizi zorladı ve sizce neden?

Mandip Gill: 11. sezondaki The Witchfinders çekerken beni en çok zorlayan bölümdü. Öncelikle, ince kot bir ceketle İngiltere’de “The Beast from the East” denen dondurucu soğuk havanın tam ortasındaydım. Galler’den gelen kar ve yağmur o kadar kötüydü ki bazı sahneleri tekrar çekmek zorunda kaldık. Ayrıca perili olduğu söylenen güzel bir binada çekim yaptık. Bundan dolayı insanlara çok yakın duruyordum ve kadınlar tuvaletine gitmem için birinin eşlik etmesi gerekiyordu. Benim için tüm bölümün çekimleri çok ürkütücüydü ancak sonunda ortaya harika bir iş çıktı.

Tosin Cole: 11. sezondaki The Witchfinders. Hava korkunçtu, soğuktu, kar ve yağmur yağıyordu. Gerçekten çok korkunçtu. Soğukta çekim yapmayı sevmiyorum. Zaten kışın soğuk havada çekimi yapılacak herhngi bir şeyin düşüncesiyle bile boğuşuyorum. Üşümekten nefret ederim, bu hiç bana göre değil.

Hazan Özturan: Favoriniz hangisi: Gelecekte geçen bir bölümler mi yoksa tarihi olayların anlatıldığı bir bölümler mi?

Mandip Gill: Ben şahsen, geçmişte geçen bölümleri tercih ederim. Benim için bunlar tarihi olaylar hakkında yeni şeyler öğrenmek ve harika kostümleri giymek için bir fırsat. Ayrıca aktörlerin tarihi figürleri oynamalarını, karakterleri yorumlayışlarını ve dönüşümlerini görmeye bayılırım.

Tosin Cole: Benim tercihim ikisi de aslında. Tamamen bölüme bağlı. Zamanda geri gitmek havalı bir şey, hele ki eski usul kıyafetleri ya da ekipmanları kuşandığınızda. Ama açıkçası gelecekte geçenlerde de setin bir uzay gemisi olması gibi durumlar da var. Bu yüzden ikisi de çok havalı diyebilirim. Bir tercih yapabilmem tamamen bölüme bağlı.

Hazan Özturan: Karakterleriniz hâlihazırda Doktor’un kötü düşmanlarından bazılarıyla karşılaştı. Şu ana kadar en korkutucu düşman sizce kimdi?

Mandip Gill: Bence Mandip için, Dreg’ler en korkutucusuydu. Dreg’lerden birini oynayan aktör Spencer Wilding, çok nazik biri ancak karanlıkta o kostümün içindeyken o kadar korkutucu olabiliyor ki, oyuncuların attığı çığlıkların bir kısmı gerçekti. Ayrıca Dalek’le ve Cyberman’lerle ile birlikte çalışmayı çok sevdim çünkü onlar çok meşhurlar ve Doctor Who tarihiyle en bütünleşmiş karakterler. Ama bazen kendi düşmanınızı ya da korkunç canavarınızı bulmak biraz daha özel hissettiriyor!

Tosin Cole: 12. Sezondaki The Haunting of Villa Diodati bölümündeki The Lone Cyberman karakterini söyleyebilirim. Yarım, üretimi tamamlanmamış bir siber insan. Bir parçasının hala insan olması, ona hepten karantik bir hava veriyor.. Patrick O’Kane’nin performansı da tam tam anlamıyla korkunçtu!

Hazan Özturan: Son sezonda, Doctor Who hayranlarının da favorisi olan, John Barrowman’in oynadığı Captain Jack Harkness ile tanıştınız. Önceki sezonlardan önemli bir isimle çalışmak nasıl bir duygu?

Mandip Gill: John Barrowman ile çalışmak Cyberman’ler, Dalekler ve Judoon’larla çalışmak gibi. Doctor Who tarihinin önemli bir parçası olmakla beraber hayranların favori karakterlerinden biri ve bizden çok daha önce dizide yer almış biriyle çalışmak büyük bir onur. Neredeyse bizi Doctor Who dünyası ile birleştiriyor gibi hissettiriyor, şu an dizinin tarihine adımızı yazdırmış gibiyiz. Barrowman bu dizide yer almayı seviyor ve yolculuğa çıkarken diziyi sizin kadar seven insanlarla çalışmak her zaman yardımcı oluyor.

Tosin Cole: Doctor Who evrenini öğrenmek her zaman faydalı. O çok ikonik bir karakter ve ben de Jack’e bayılıyorum. Böyle nostaljik bir şeyin parçası olmak çok güzel.

Hazan Özturan: Bitirirken, Türkiye’de yepyeni Doctor Who hayranları kazanmıza yardım etmek için, bize neden daha önce diziyi hiç izlememiş birinin derhal bir Doctor Who maratonuna başlaması gerektiğini söyleyebilir misiniz?

Mandip Gill: Doctor Who oyuncusu olmadan önce bir Whovian değildim ama bir kez bir bölüm izlemeye başladığınızda bunun herkesin keyif alabileceği bir dizi olduğunu fark ediyorsunuz. Kapsayıcı, ileriyi düşünen ve bilgi verici bir dizi bu. Devasa korkunç canavarlar, küçük şirin canavarlar ve Nikola Tesla var; bir diziden daha ne isteyebilirsiniz ki! Ayrıca dizi ses çıkarmaktan hiç çekinmeyen ve en sadık hayran kitlesine sahip. Bu yüzden diziyi izlerken, dünyadan uzaklaştığınızı hissedeceğinizi söyleyebilirim.

Tosin Cole: Yeni bir dünyanın içinde kaybolmak ve tarihi olaylara dalmak istiyorsanız bu dizi tam size göre. Eğer bilimkurguyu, kahkaha atmayı ve tüm olası şeyleri seviyorsanız hemen izleyin!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information