Gerçeklik, bazen kurmacadan daha da gariptir. Bir entrikanın, soygunun, hatta cinayetin konu edildiği kurmaca bir film veya dizinin etkileyiciliği su götürmez bir gerçektir. Fakat izlediğiniz olayların gerçekten yaşandığını bilmenin yarattığı etki ise bambaşkadır. Sinemada ve televizyonda, en az kurmaca kadar farklı, akla hayale sığmayacak kadar gerçek bir hikâyeyi aktarmanın en iyi yollarından biri de belgesellerdir. Televizyonda bunun özellikle yakın zamanda yapılmış en güzel örneklerinden bir tanesi de 2015 yılında Netflix’te yayınlanan, işlemediği bir suç yüzünden yıllarca hapis yatan Steven Avery’yi anlatan Making a Murderer dizisi diyebiliriz. 4 Emmy ödüllü dizi, kısa sürede geniş kitlelere yayılarak belgesel dizilerinin ne denli başarılı olabileceğine tekrardan dikkat çekti. Biz de bir solukta izleyeceğiniz belgesel dizileri sizler için bir araya getirdik.

Katkıda Bulunanlar: Melis Öneren, Hazan Özturan, Furkan Yücel

Wild Wild Country

Netflix orijinallerinden bu senenin şüphesiz en iddialı belgesel-dizisi Wild Wild Country, Hint guru Bhagwan Shree Rajneesh nam-ı diğer Osho’nun ve özel kalemi Ma Anand Sheela’nın Amerika’nın Oregon kırsalında Rajneeshpuram adında sıfırdan yeni bir şehir kurmasının ardından yaşananları anlatıyor. Altı bölümden oluşan belgesel-dizi, 1984’te Oregon’un The Dalles şehrinde 700’ü aşkın kişinin zehirlenmesine yol açan saldırıya ve 1985’te Oregon başsavcısını öldürme teşebbüsüne ışık tutarken, iyi ile kötünün arasındaki dengeyi zıt taraflara söz vererek aktarmayı başarıyor.

Bizzat Rajneeshpuram’da yaşamış olanların ağzından anlatılan hikâyeler, Osho’nun özel kalemi Sheela’nın sözleriyle ayrı bir güç kazanıyor. Rajneeshpuram’daki cemaatin gerçek görüntüleriyle harmanlanan Wild Wild Country, anlatısını ünlü bir gurunun başına gelenlerin ötesine taşıyor ve gerçek hayattaki kişilerin sözlü ve görsel belgeleriyle sosyo-kültürel bir eleştiri sunuyor. Böylelikle Wild Wild Country, izleyicisinin ağzını açık bırakarak soluksuz izleyeceği altı bölüm sunmayı başarıyor.

Evil Genius: The True Story of America’s Most Diabolical Bank Heist

Çok acayip bir banka soygunu, suç ortağı mı yoksa kurban mı olduğuna karar verilemeyen bombalı bir şahıs, partnerleri sürekli “ölüveren” bir kadın, bu kadınla nasıl ilişkilendiği pek anlaşılamayan bir adam ve uyuşturucu bağımlısı bir seks işçisinin yollarını buluşturan gerçek bir hikâyeyi anlatan bu belgeselin bölümlerini art arda izlememek için kendinizi tutamayacaksınız. Belgeseli en ilginç kılan detaylardan biri, yapımcı ve yönetmenin kafayı taktığı bir banka soygununu çözebilmek isterken olayların merkezindeki Marjorie Diehl-Armstrong’la da yakın bir ilişki kuran ve 14 senesini bu gizemi çözmeye harcamış olan Trey Borzillieri’nin bizzat kendisi olması. Yani sıradan bir belgesel gibi olay akışını uzaktan değil, bizzat yıllarını bu meseleye ayıran Borzillieri’nin gözünden takip ediyoruz. Sitemizin yazarlarından Utku Ögetürk’ün Evil Genius: İyi Bir Soygun Planlamak İçin Dâhi mi Olmak Gerekir Deli mi başlıklı yazısında dizinin detaylı bir incelemesini de bulabilirsiniz. Evil Genius, Netflix’in yakın zamanda yayınlanmış belgeselleri içerisinde hem hikâyesi hem de kurgusuyla en öne çıkan yapımlardan biri.

The Jinx: The Life and Deaths of Robert Durst

Capturing the Friedmans adlı belgeseliyle Oscar adaylığı bulunan yönetmen Andrew Jarecki’nin 2015 yılında HBO’da yayınlanan The Jinx: The Life and Deaths of Robert Durst belgeseli gündeme bomba gibi düşmüştü. Dizide 30 yılı aşkın bir süre içerisinde, zengin bir ailenin oğlu olan Robert Durst’ın etrafında gelişen cinayetler konu ediliyor. Durst, 30 yıl önce sessiz sedasız ortadan kaybolan eski eşinin cinayetiyle suçlanıyor ama delil yetersizliğinden beraat ediyor. Yıllar sonra bu dosya tekrar açılıyor ve polis, Durst’ın yakın bir dostuyla görüşmek istiyor. Kısa süre içerisinde de Durst’ın bu yakın dostu da cinayete kurban gidiyor. Yayınlandığı tarihte dizinin gündeme bomba düşmesinin sebebi ise Robert Durst’ın, dizinin başından beri reddettiği cinayetleri final bölümü öncesi itiraf edip tutuklanmasıdır.

The Keepers

Netflix, Making a Murderer’dan sonra kapanmayan başka bir dosyaya The Keepers belgeseliyle ışık tuttu. 2017 yılında yayınlanan ve toplam 7 bölümden oluşan The Keepers, 1969 yılının Kasım ayında aniden ortadan kaybolan Rahibe Cathy Cesnick’in çözülemeyen davasını konu alıyor. Ortadan kaybolduktan tam iki ay sonra cesedi bulunan Rahibe Cathy Cesnick’in başına gelenler hiçbir zaman aydınlatılamamıştı. Cinayet davasında, cinsel istismar olasılıkları ve Katolik kilisesiyle bağlantısı araştırılsa da bir sonuca varılamadı. The Keepers dizisi ise büyük ölçüde kilise ve kilisede yaşanan olayların örtbas edilmeye çalışılması üzerine yoğunlaşmaktadır.

O.J.: Made In America

O.J. Simpson, şu ara American Crime Story: The People v. O.J. Simpson ile gündeme gelmiş olsa da, O.J. Simpson davasını konu alan en önemli yapım, 2017’de En İyi Belgesel Oscar’ını kazanmış olan O.J.: Made in America. Dizi, yalnızca davayı değil, davanın sonuçlanma şeklini etkileyen sosyal dinamikleri de mercek altına alıyor. American Crime Story, muhtemelen O.J.’in eski eşi Nicole Brown ve erkek arkadaşı Ronald Goldman’ın ölümünde “suçsuz” hükmü verildiği için, olası bir iftira ve hakaret davası ile karşılaşmamak için O.J.’in oldukça sönük, kendisinden bir hayli farklı bir portresini ele alıyordu. Zaten yapımın böyle bir riskle karşı karşıya olmaktan neden korkttuğu ikinci sezonun prodüksiyon sürecinde Donatella Versace’in hukuki mücadelesi bunun pek de öyle azımsanacak bir risk olmadığını ortaya koydu. O.J.: Made in America ise, muazzam bir kurgu sayesinde dava riskiyle hiç karşılaşmayacağı koşulları yaratırken, hikâyenin daha az medyatik kısımlarını da devreye sokuyor. Hele American Crime Story’nin ilk sezonunu sevdiyseniz, O.J.: Made In America’yı mutlaka izlenecekler listenize ekleyin çünkü kafanızda net olmayan tüm sorulara yanıt bulacaksınız.

Shadow of Truth

Yayınlandığı zaman İsrail’de sansasyon yaratan belgesel-dizi Shadow of Truth, 2006 senesinde 13 yaşındaki bir kızın İsrail’deki okulunun banyosunda ölü bulunmasının ardından yürütülen davayı konu alıyor. Cinayetin hemen ardından davanın bir numaralı şüphelisi olarak aynı okulda çalışan Ukraynalı bir göçmen olan Roman Zodorov tutuklanır.

Shadow of Truth, cinayetin perde arkasını aralarken göçmen karşıtlığı konularına da ışık tutuyor. Her bölümde davanın başka bir yönüne şahit olduğumuz belgesel-dizi, İsrail adalet sistemi üzerinden aslında tüm dünyadaki adalet işleyişine güçlü bir eleştiri getiriyor. Bir cinayeti çözmenin yanı sıra siyasi olaylara da şahit olacağınız, soluksuz bir izleme deneyimi sunan Shadow of Truth’un, 2016 yılında ilk kez İsrail’in HOT8 kanalında yayınlanmasının ardından dizi, hakları Netflix tarafından satın alınarak platformdaki yerini aldı.

November 13: Attack on Paris

Listedeki diğer önerilerden farklı olduğunu söyleyebileceğimiz bu yapım, Netflix’teki en taze belgesel diziler arasında. Üç bölümden oluşan mini-dizi 13 Kasım 2015’te Paris’in farklı yerlerinde art arda gerçekleşen saldırıları mercek altına alıyor. Eğer ki herhangi bir bombalı veya silahlı saldırıya siz veya bir yakınınız maruz kaldıysa, psikolojik travmaları tetikleyici unsurlar barındırabilecek bu yapımı izlemeden önce mutlaka psikolojik hassasiyetlerinizi göz önünde bulundurun. Akıcı olduğu kadar sindirmesi oldukça zor olan bu belgesel, birbirini takip eden saldırıları oldukça detaylı bir biçimde ele alıyor. Özellikle en çok ölümün gerçekleştiği Bataclan saldırısı olay yerinden kaçmayı başaranların ve rehin alınanların yanı sıra yaşananlar, sürece birinci dereceden şahit olan diğer aktörlerin ağzından aktarılıyor. Her ne kadar damakta oldukça buruk bir tat bıraksa da, öncelikle unutmamak, sonrasında da hayatta kalanların bu deneyimden edindiği güçlü mesajlara erişebilmek için izlemekte büyük fayda var.

The Investigator: A British Crime Story

Mark Williams-Thomas’ı “Investigator” yani dedektif olarak takip ettiğimiz belgesel dizi, Carol Packman isimli bir kadının ortadan kaybolma hikâyesini aktarırken, bizi anlatıcının peşinden ilginç bir olay örgüsüne sürüklüyor. Packman’in kızının, annesinin başına ne geldiğini öğrenmek için Mark Williams-Thomas’a erişmesiyle başlayan hikâye, beklenmedik dönemeçlerle gitgide gerçekte ne olmuş olabileceğini daha çok merak etmenize yol açıyor. Packman’ın bedeni hiçbir zaman bulunamamış olsa da kocasının cinayetten hüküm giymiş olmasından tutun, yıllarca neredeyse hiçbir ipucu bulunamamasına karşın Williams-Thomas’ın elinde yavaş yavaş çözülmeye başlamasına kadar 4 bölümlük bir hikâyeyi tek solukta izlemenize yol açacak bir sürü gerekçe var. Dizi, kendinizi daha nezih bir “Müge Anlı programı” izliyor gibi hissetmenize neden olabilir, çünkü her taşın altından sakin bir ailenin yaşamından beklenmeyecek detaylar çıkıyor. Her ne kadar Amerikan banliyö hayatında bu konsepte oldukça aşina olsak da, İngiltere menşeli bu hikâye, türü seviyorsanız eğer damağınızda yeni bir tat bırakacaktır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi