Çağımızın en önemli yönetmenlerinden Lynne Ramsay, 38. İstanbul Film Festivali kapsamında katıldığı söyleşide sinematik yaklaşımından ilham kaynaklarına kadar birçok alanda ilgi çekici açıklamalarda bulundu.

İskoç yönetmen Lynne Ramsay’ın son dönemin en yenilikçi sinemacılarından biri olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. İlk uzun metrajlısı Sıçan Avcısı – Ratcatcher’dan bu yana çektiği her filmle ciddi başarılar kazanan yönetmen, bu sene 38. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma jürisine başkanlık ediyor. Festival kapsamında konuk olduğunu İstanbul’da akademisyen ve sinema yazarı Melis Behlil’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen festival sohbetinde Lynne Ramsay, sinema yapma alışkanlıklarından ilham kaynaklarına kadar birçok konuda fikirlerini paylaştı.

Yönetmenin filmografisine baktığımızda imza attığı yapımlarında şiddet tonunun yoğunluğunu görüyoruz. Ramsay bu konudaki soruya, filmlerinin içinde yaşadığımız zamandan ve dünya şartlarından bağımsız olmadığına, şiddet dolu bir dünyada yaşadığımıza, dolayısıyla filmlerinin de bu durumdan bağımsız kalamadığına dikkat çekti.

Filmlerinin büyük bir kısmını edebi eserlerden uyarlayan Lynne Ramsay bu konuda gelen soruya; klasik anlamda uyarlamalardan hoşlanmadığını ifade etti. Ve kaynak aldığı metinlerin kendiden uyandırdığı hislerini beyazperdeye yansıtmanın, metinlerdeki ana fikre dair sorular sormanın kendisini daha çok heyecanlandırdığını ekledi.

Yönetmenin şu ana kadarki son filmi Hiçbir Zaman Burada Değildin – You Were Never Really Here’da birlikte çalıştığı müzisyen Jonny Greenwood’un bestelerinin anlatıda ciddi bir yer kapladığını görebiliyoruz. Bu işbirliğinin nasıl geliştiğine dair soruya, Greenwood’un filme çok erken bir aşamada dâhil olduğunu, bu sayede anlatının merkezindeki karakterin ruh hâlini yansıtmak konusunda çok iyi bir iş çıkardığı şeklinde yanıt verdi.

Lynne Ramsay: “Filmlerimi İmajlar Üzerine Kuruyorum.”

Yönetmenin filmlerinde sıklıkla banyo küveti imgesiyle karşılaşıyoruz. Bu tercihin nedeni hakkında soruya, Ramsay şöyle cevap verdi: “Böyle şeyleri çok analiz etmem. Fotoğrafçıydım, aynı zamanda resim yaparım. Yani, imgeler üzerinden çalışırım. Filmlere çalışma aşamasından, sete girmeden önce defterler dolusu çizim yaparım. Ve filmi çekme aşamasından bunu hissiyatı takip ederim. Ama su konusunda bir takıntım olabilir; zira her gün mutlaka yüzerim.”

Yönetmen komedi filmleri ve bu türde bir film yapmak isteyip istemediğine dair soruyu ise şöyle yanıtladı: “Özellikle Doktor Garipaşk – Dr. Strangelove gibi komedileri çok severim ve böyle bir film çekmeyi çok isterim. Komedi yapsam da bu muhtemelen kara komedi olur. Zira komedi de hayatın her yanını yansıtılmalı. Benim filmlerimin çok sert olduğunu düşünülüyor ama biraz mizah kattığımı da düşünüyorum. Çünkü doğduğumun şehir olan Glasgow’da herkes böyledir. Ama komedi çekmek hiç kolay değil.” 

Yönetmen, belgesel sinema hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etti: “Günümüzde çok iyi belgeseller yapılıyor. Benim de bu konuda fikirlerim var. Ama bu fikirler üzerinde durmaya, çalışmaya ihtiyacım var. Belgesellerin organik dünyasını çok seviyorum. Haberleri izlemiyorum, sosyal medya kullanmıyorum; dünyada olup biteni belgesellerden takip ediyorum. Bu uzun vadede çok daha faydalı diye düşünüyorum.”

Tanıdığı kişilerle, arkadaşlarıyla çalışmanın önemine de vurgu yapan Ramsay, film yapmanın o kadar çılgın bir süreç olduğunu, bu süreçte birçok tartışmanın yaşandığını söyleyerek; güvendiğiniz insanlarla çalışmanın bu yüzden çok önemli olduğunu ifade etti. Bu konuda da usta yönetmen Jane Campion’ın kendisine bu işi bir oyuna çevirmesi, süreci eğlenceli hâle getirmenin işlerini kolaylaştıracağı yönünde bir tavsiye de bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi