Advertisement
2010 yılında Shannan Gilbert’ın ortadan kaybolmasıyla aynı zamanda Long Island’daki bazı plajlarda bulunan kadınlara ait cesetler ortaya çıktı ve olayların birbiriyle ilişkilendirilmesi sonucunda Long Island seri katili için arayış başladı. What Happened, Miss Simone? ile Oscar’a aday olan Liz Garbus insanlıkla ilgili birçok soruyu gündeme getiren bu hikâyeyi, diğer filmlerinden farklı olarak ilk kez belgesel formu dışında ele alıyor. Garbus’un yönettiği ilk kurmaca film olan Lost Girls’ün gerçek olaylardan esinlenilen anlatısı, gazeteci Robert Kolker’ın aynı isimli romanını baz alıyor. Henüz çözülememiş bir Amerikan gizemi olarak anılan cinayetlerin ortak özelliği bütün cesetlerin aynı bölgede bulunmuş olması. Shannan Gilbert her ne kadar seri katil cinayetlerinden ayrı tutulsa da seks işçisi olması ve hayattayken görüldüğü son bölgenin cinayetlerin gerçekleştiği bölge olmasıyla olaydan otorite figürlerince tutulmak istendiği kadar bağımsız durmuyor. 2011 yılının Mayıs ayında gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Shannan Gilbert’ın yaptığı son telefon görüşmesi, 911 yardım hattıyla normalde kısa sürede ulaşabilecekken bir kadın ve seks işçisi olduğu için oldukça geç ulaşan yardım için yaptığı çağrı. Bu tür birçok endişelendirici ve şüpheci bulguların çerçevesinde ortadan kaybolan kızının peşine düşen Mari Gilbert (Amy Ryan) ise bu olayın peşini bırakan yetkililere ve kızını sürekli olarak seks işçisi ünvanıyla tanımlayıp halk için hedef olarak gösteren medyaya rahat vermemek konusunda oldukça kararlı hareket ediyor. Michael Werwie'nin (Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile) senaryosuyla film izleyicisine ‘neden erkekler tarafından öldürülen kadınları suçluyoruz?’ sorusunu sorarak gerçekten yaşanmış bu acımasız olaya karşı takınılan tavırlardaki insaniyeti sorgulatıyor. Lost Girls: Çözülememiş Bir Amerikan Gizemi Mari Gilbert, çocuklarının bakımını tek başına üstlenen bir anne olarak geçimini sağlamak adına birkaç işte çalışmak zorunda. Bu sırada erkek arkadaşıyla New York’ta yaşayan büyük kızı Shannan’dan maddi destek alırken bir gün kızının ortadan kaybolduğu endişesine kapılıyor. Kızından herhangi bir iz bulabilmek için çabalamak konusunda herkesten daha kararlı olan Mari, bu anlamda oldukça bağ kurulabilir ve güçlü bir karakter olarak sunuluyor. Merkezine gerçekten yaşanmış bir aile dramını oturtan film, anlatısını ailenin kendi içerisinde sahip olduğu problemlerle boğmuyor. Mari’nin kızını gönüllü olarak bırakmış olması, diğer kızlarının yaşadığı psikolojik sorunlar gibi problemleri de anlatıyor ancak hikâyenin rotasını yaşanan cinayetlerden ve bu cinayetlere karşı Komiser Dormer (Gabriel Bryne) gibi otorite figürlerinin ve geleneksel medyanın tutturduğu tavırların cinsiyetçiliğini ortaya koymaktan şaştırmıyor. Çünkü film, bizlere bu hikâyeyi anlatırken, cinayetlerin kurbanı seks işçisi kadınlar ve şüphelileri ise ekonomik seviyesi yüksek erkekler olduğunda ihmal, görmezden gelme ve uzayan soruşturma süreleri gibi cinayetin çözülmesinin karşısında duran engellere sıkça rastlandığını vurguluyor ve bunun neden normalleştirildiğini sorgulatıyor. Lost Girls, hikâyenin bir sonuca varamadığını en başta belirterek cinayet kurbanlarının yakınlarının hisleri, bu hâllerde yaşanan haksızlıkla eşitsizlikler ve ne olursa olsun herkesin kurtarılmayı, önemsenmeyi hak ediyor olması gibi daha önemli şeyleri anlatmaya çalıştığını vurguluyor. Film, genel olarak Shannan’ın peşine düşen Mari Gilbert’ın kararlılık hikâyesine ve bu yolculukta özellikle medya organları ve otorite figürleri tarafından yapılan ayrımcılıklar ve ihmaller üzerine yoğunlaşıyor. Bunu yaparken cinayet kurbanlarının ailelerinin yaşadıklarını geri planda tutuyor. Bu tutum, filmin ana hikâyeye odaklanmasına yardımcı oluyor. Fakat bir yandan da hikâyenin sonunu çözülememiş bir gizem olarak adlandırarak en başta veren filmin yan öyküler ve bağ kurulabilir yan karakterler desteğiyle kaçınılmaz…

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Long Island seri katiliyle ilişkilendirilen Shannan Gilbert’ın hikayesini konu alan film, hikâyeyi anlatırken, cinayetlerin kurbanı seks işçisi kadınlar, şüphelileri ise ekonomik seviyesi yüksek erkekler olduğunda ihmal, görmezden gelme ve uzayan süreler gibi cinayetlerin çözülmesinin karşısında duran engellere sıkça rastlanmasının neden normalleştirildiğini yani tüm sistemi sorgulatıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.17 ( 3 votes)
70

2010 yılında Shannan Gilbert’ın ortadan kaybolmasıyla aynı zamanda Long Island’daki bazı plajlarda bulunan kadınlara ait cesetler ortaya çıktı ve olayların birbiriyle ilişkilendirilmesi sonucunda Long Island seri katili için arayış başladı. What Happened, Miss Simone? ile Oscar’a aday olan Liz Garbus insanlıkla ilgili birçok soruyu gündeme getiren bu hikâyeyi, diğer filmlerinden farklı olarak ilk kez belgesel formu dışında ele alıyor. Garbus’un yönettiği ilk kurmaca film olan Lost Girls’ün gerçek olaylardan esinlenilen anlatısı, gazeteci Robert Kolker’ın aynı isimli romanını baz alıyor.

Henüz çözülememiş bir Amerikan gizemi olarak anılan cinayetlerin ortak özelliği bütün cesetlerin aynı bölgede bulunmuş olması. Shannan Gilbert her ne kadar seri katil cinayetlerinden ayrı tutulsa da seks işçisi olması ve hayattayken görüldüğü son bölgenin cinayetlerin gerçekleştiği bölge olmasıyla olaydan otorite figürlerince tutulmak istendiği kadar bağımsız durmuyor. 2011 yılının Mayıs ayında gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Shannan Gilbert’ın yaptığı son telefon görüşmesi, 911 yardım hattıyla normalde kısa sürede ulaşabilecekken bir kadın ve seks işçisi olduğu için oldukça geç ulaşan yardım için yaptığı çağrı. Bu tür birçok endişelendirici ve şüpheci bulguların çerçevesinde ortadan kaybolan kızının peşine düşen Mari Gilbert (Amy Ryan) ise bu olayın peşini bırakan yetkililere ve kızını sürekli olarak seks işçisi ünvanıyla tanımlayıp halk için hedef olarak gösteren medyaya rahat vermemek konusunda oldukça kararlı hareket ediyor. Michael Werwie’nin (Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile) senaryosuyla film izleyicisine ‘neden erkekler tarafından öldürülen kadınları suçluyoruz?’ sorusunu sorarak gerçekten yaşanmış bu acımasız olaya karşı takınılan tavırlardaki insaniyeti sorgulatıyor.

Lost Girls: Çözülememiş Bir Amerikan Gizemi

Mari Gilbert, çocuklarının bakımını tek başına üstlenen bir anne olarak geçimini sağlamak adına birkaç işte çalışmak zorunda. Bu sırada erkek arkadaşıyla New York’ta yaşayan büyük kızı Shannan’dan maddi destek alırken bir gün kızının ortadan kaybolduğu endişesine kapılıyor. Kızından herhangi bir iz bulabilmek için çabalamak konusunda herkesten daha kararlı olan Mari, bu anlamda oldukça bağ kurulabilir ve güçlü bir karakter olarak sunuluyor. Merkezine gerçekten yaşanmış bir aile dramını oturtan film, anlatısını ailenin kendi içerisinde sahip olduğu problemlerle boğmuyor. Mari’nin kızını gönüllü olarak bırakmış olması, diğer kızlarının yaşadığı psikolojik sorunlar gibi problemleri de anlatıyor ancak hikâyenin rotasını yaşanan cinayetlerden ve bu cinayetlere karşı Komiser Dormer (Gabriel Bryne) gibi otorite figürlerinin ve geleneksel medyanın tutturduğu tavırların cinsiyetçiliğini ortaya koymaktan şaştırmıyor. Çünkü film, bizlere bu hikâyeyi anlatırken, cinayetlerin kurbanı seks işçisi kadınlar ve şüphelileri ise ekonomik seviyesi yüksek erkekler olduğunda ihmal, görmezden gelme ve uzayan soruşturma süreleri gibi cinayetin çözülmesinin karşısında duran engellere sıkça rastlandığını vurguluyor ve bunun neden normalleştirildiğini sorgulatıyor. Lost Girls, hikâyenin bir sonuca varamadığını en başta belirterek cinayet kurbanlarının yakınlarının hisleri, bu hâllerde yaşanan haksızlıkla eşitsizlikler ve ne olursa olsun herkesin kurtarılmayı, önemsenmeyi hak ediyor olması gibi daha önemli şeyleri anlatmaya çalıştığını vurguluyor.

Film, genel olarak Shannan’ın peşine düşen Mari Gilbert’ın kararlılık hikâyesine ve bu yolculukta özellikle medya organları ve otorite figürleri tarafından yapılan ayrımcılıklar ve ihmaller üzerine yoğunlaşıyor. Bunu yaparken cinayet kurbanlarının ailelerinin yaşadıklarını geri planda tutuyor. Bu tutum, filmin ana hikâyeye odaklanmasına yardımcı oluyor. Fakat bir yandan da hikâyenin sonunu çözülememiş bir gizem olarak adlandırarak en başta veren filmin yan öyküler ve bağ kurulabilir yan karakterler desteğiyle kaçınılmaz sonu beklerken yaşanan süreci daha heyecanlı ve endişe verici hislerle anlatabilmesini de engelliyor. Hikâye, cinayet kurbanlarının yakınlarından sadece seks işçisi olarak çalışmaya geri dönen Kim (Lola Kirk)’e Mari’nin kızına nasihat edemediklerini söylemesi için biraz daha fazla zaman tanıyor. Bu yüzden filmin söylemek istediklerini anlatırken yarattığı heyecanı Mari’nin azmi ve kızgınlığının yanı sıra destekleyen tek etken, gerçekten yaşanan olaylardan verilen kesitler oluyor. Sonuç olarak filmin senaryosu gerçekten yaşanan olayların yarattığı etkiye ulaşamıyor veya üzerine bir şey katmıyor.

Shannan Gilbert 2010 yılında kayboldu ve arandığı sırada hayatta görüldüğü son bölgede tesadüfen bulunan bir ceset aynı bölgede farklı cesetlerin bulunmasına yol açtı. Long Island seri katilini ve onunla ilişkilendirilen Shannon Gilbert’ın hikâyesini anlatan film, izleyicisine adalet ve yargı sistemini, aynı zamanda toplumsal algıda yer etmiş eşitsizlik ve ayrımcılıkları sorgulatıyor. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information