Lilly Wachowski, sektörden uzaklaşmasına neden olan faktörler ve Work in Progress dizisi ile geri dönüşü hakkında açıklamalarda bulundu. The Matrix’teki pek çok şeyin içinde biriken öfkeden doğduğunu ifade etti.

Altına imza attıkları klasikleşen ve önemli yapımlarla sinema tarihinin son 25 yılına damga vuran Wachowski Kardeşler, kuşkusuz bu yüzyılın önemli yönetmenleri arasında yer alıyor. Sinema tarihinin kilometre taşlarından The Matrix serisi ve Bound, Speed Racer, Cloud Atlas gibi filmlerin yönetmenliğini üstlenen Wachowskiler, V for Vendetta filminin de senaryosunu yazmıştı.

Wachowski Kardeşler, yönetmenliğini üstlendikleri filmlerde teknolojinin sınırlarını zorladıkları suç temaları ile başarılı yapımlara imza atmışlardı. Lana Wachowski sinema sektörünün içinde bulunmaya devam ederken The Matrix serisinin 4. filmini duyurmuş ve çekimlerin salgın nedeniyle durdurulmasına kadar yeni filmin çekimleri üzerinde çalışmaya devam etmişti.

Lilly Wachowski ise sinema sektöründen yaklaşık altı önce uzaklaşmaya karar vermişti. Showtime kanalında yayınlanan, senaristliğini ve yapımcılığını üstlendiği Work in Progress dizisiyle geri dönen Lilly Wachowski, verdiği bir röportajda bu uzaklaşma kararı ve geri dönüşü ile ilgili açıklamalarda bulundu. Daha fazla LGBTİ+ hikâyeleri anlatmak istediğini belirtti.

Wachowski ayrıca “Sektöre karşı bir dargınlığım var çünkü kişisel zamanımı boşa harcamış gibi hissediyorum. Film yapmak sanki içine girip savrulduğunuz ve bir film için bir buçuk yıl sonra ancak çıkabildiğiniz bir zaman makinesi gibi bir şey” açıklamalarında bulundu.

Lilly Wachowski: “Neler Yapabildiğimizi ve Ne Kadar Muhteşem Sanatçılar Olduğumuzu Gösterebilmek İçin Daha Çok Kuir ve Trans Bireye Ekranda Yer Veriyorum”

1996 yılında kardeşi Lana Wachowski ile birlikte Bound filmi ile başladıkları yönetmenlik kariyerinde The Matrix serisini ve son olarak Netflix yapımı Sense8 dizisini çeken Lilly Wachowski, sektörden uzaklaşması ile ilgili olarak yaşadığı problemlere dikkat çekti.

“Filmin en zirvede olduğu zamanlarda, dağıtımcılar ve reklamcıların filmler için kavgaya tutuşmalarından önce bu işten uzaklaşmaya başlamıştım. En sonunda tüm bu insanlar ve kurumlarla olan ilişkiniz bir odada, özellikle daktilonun, lenslerin arkasında bitiyor. Bu bende biraz gerginlik yaratmıştı. Artık kırılma noktasına gelmiştim ve gitmek zorundaydım.”.

Sense8’ten sonra Lana Wachowski ile birlikte The Matrix devam filminde çalışmayacağını açıklayan Lilly Wachowski, Work in Progress ile dizi sektörüne bir geri dönüş yapmıştı. Abby McEnany ve Theo Germaine’in başrollerinde yer aldığı Showtime dizisi 2. sezon onayını da almıştı. “Her zaman görmek istediğim şeyleri yaptım. Ama şimdi buradayım, gururlu trans bir kadınım ve dizimizin ne hakkında olduğu ile ilgili yanlış anlaşılmaya yer vermeyeceğim. Bu kısım benim için oldukça tatmin edici. Yalnızca kuir hikâyeleri aktaracağım”.

Dizi ve film endüstrisi, tamamen bir geri dönüş konusunda onu tereddüt ettirse de Wachowski’nin kuir ve trans temsiliyetinin geliştirilmesinde oynayacağı rol hala akılların bir köşesinde duruyor. “Neler yapabildiğimizi ve ne kadar muhteşem sanatçılar olduğumuzu gösterebilmek için daha çok kuir ve trans bireye ekranda yer veriyorum. Bu vazgeçilemeyecek bir durum”  açıklamalarında bulundu.

Sektörde yaşadığı sorunların ve trans bir kadın olarak kendisini ifade edememenin ortaya koyduğu işler üzerindeki etkisinden de söz eden Wachowski, The Matrix’teki pek çok şeyin içinde biriken öfkeden doğduğunu belirtiyor: “Bu kapitalizme, kurumsallaşmış yapılara ve baskı biçimlerine yönelik bir öfke… İçimde fokurdayan, kaynayan öfke kendi opresyonumla, kendimi gizlenmeye zorlamamla ilgiliydi.”

Kaynak: The Hollywood Reporter

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information