72. Cannes Film Festivali’nin en beğenilen filmleri arasında yer alan And Then We Danced’in yönetmeni Levan Akin, eşcinsel bir gencin kendini keşfetme hikâyesini anlatan filmi Gürcistan’da nasıl çektiklerini anlattı.

Bu yıl 14-25 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen 72. Cannes Film Festivali’nde yavaş yavaş sona yaklaşılırken, festivalden sonra da adından sıkça söz ettirecek filmler büyük ölçüde netlik kazandı. Bu yıl Cannes’da beğeni kazanan filmlerden biri de Gürcistan, İsveç ve Fransa ortak yapımı olan And Then We Danced‘di.

Ekibimizden Utku Ögetürk’ün Cannes’daki gösteriminin ardından kaleme aldığı eleştiri yazısında “Whiplash ve Call Me By Your Name’in karışımı” olarak tanımladığı film, kimliğini keşfetme arayışında olan Merab’ın yer yer eğlenceli, yer yer ise hüzünlü hikâyesini konu alıyor. Küçük yaştan beri dans grubunda en iyi olmak ve bu sayede sıkışıp kaldığı hayatından kaçmak isteyen Merab, gruplarına Irakli adında yeni bir dansçının katılmasıyla kendisini hiç beklemediği bir ikilemin içinde buluyor. İlk başta rakibi olarak gördüğü Irakli’ye karşı farklı duygular hissetmeye başlayan Merab, bu duygular aracılığıyla kendini ve bedenini keşfetmeye başlıyor.

Levan Akin, Gürcistan’daki Onur Yürüyüşü’nün And Then We Danced’e İlham Kaynağı Olduğunu Söylüyor

And Then We Danced, ele aldığı konuyla Gürcistan’da kolay çekilecek bir film değil. Gürcistan asıllı İsveçli yönetmen Levan Akin de bu durumun farkında olduğu için filmin Gürcistan’daki çekimlerini büyük bir gizlilik içinde yürütmüş. Cannes Film Festivali kapsamında basın mensupları ile buluşan Akin, eşcinsel bir gencin kendini keşfetme hikâyesini anlatan And Then We Danced’i Gürcistan’da nasıl çektiklerini anlattı.

Çekimler sırasında oyunculara ve yapım ekibine güvenlik görevlilerinin eşlik ettiğini söyleyen Akin, çekimleri gerçekleştirebilmek için filmin konusunu gizlediklerini ve gerektiğinde farklı hikâyeler uydurduklarını açıkladı. Gürcistan’da eşcinsel olmanın yasadışı olmadığına dikkat çeken Akin, bununla birlikte filmin konusunu anlattıkları anda çekim yapacakları mekânların bir anda izin vermemeye başladığını, bu yüzden de bir süre sonra filmin konusunu gizlemeye başladıklarını belirtiyor.

Akin, 2013 yılında Gürcistan’da ilk kez düzenlenen Onur Yürüyüşü’nde çekilmiş kareleri gördükten sonra bu filmi çekmeye karar verdiğini anlatıyor. Gürcistan Ortodoks Kilisesi tarafından organize edilen karşıt bir grubun ve aşırı sağcıların saldırısına uğrayan yürüyüşe ait karelerin gerçekten korkunç olduğunu söyleyen Akin, bu görüntülerin kendisine ilham kaynağı olduğunu belirtiyor.

Kaynak: Deadline

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi