Bu yılki Cannes Film Festivali seçkisi açıklandığında yeni filmleriyle Altın Palmiye için yarışması beklenen birçok yönetmenin dışarıda kalması çok konuşulmuştu. Bu isimlerin yerine ana yarışmaya giren filmlerin ve yönetmenlerin ne kadar tatminkar yapıtlar ortaya koydukları başka bir tartışmanın konusu. Fakat Kirill Serebrennikov’un yeni filmi Leto’yu içeriğiyle birlikte düşünürsek, dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nin bu yılki yenilikçi rüzgarıyla güçlü bir kurabilmek mümkün.

Türkiyeli sinemaseverlerin takibine özellikle bir önceki filmi (M)uchenik’le giren yönetmen Serebnnikov’un imza attığı son yapım olan Leto, 1980’lerin başına, Leningrad’a götürüyor seyirciyi. Sovyetler Birliği’nde yeni yeni filizlenmekte olan rock müzik sahnesine ve sonrasında bir efsaneye dönüşecek Kino grubunun yükselişine çeviriyor kamerasını. Lakin Leto’yu bu şekilde tanımlamak, artık normları belli olan, iyiden iyiye sıradanlanmış müzik filmlerini ya da müzisyen biyografilerini aklama getirecektir ister istemez. Fakat ne Serebnnikov bir sinemacı olarak bu kalıpları tekrar etmek istiyor, ne de filmin odağındaki müzisyenlerin “tutacak” olan müziği yapmak gibi bir gayesi var. Yönetmen, müzik filmi tanımını dönemin ve konu edindiği müziğin ruhunu yansıtmak için eğip bükerken, müzikal anlamda kendilerine sunulandan kaçmak, geleceğin müziğin yapmak isteyen müzisyenlerin tavrına kocaman bir alan açıyor.

Filmin merkezindeki Kino ve ilham kaynaklarına ek olarak dönemin yenilikçi tavrını sonuna kadar yansıtan şarkılardan oluşan bir ufuk açıcı seçkiye kulak verelim.

Leto’nun Işığında, Yeninin Peşinde Şarkılar


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi