c67oJ0KrefI


Mathieu Kassovitz’in 1995 yapımı La Haine filminde, isyan ve protesto kavramlarının nasıl yeniden tanımlandığına odaklanan bir video essay yayınlandı.

Paris’te yaşayan Zaireli Makomé M’Bowole, bir tütüncüden sigara çaldığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. İki arkadaşı ile beraber yakalanan M’Bowole, suçlamaları reddetmişti. Gözaltına alınanlardan ikisi 18 yaşının altındaydı. Savcılık, yakalananların ailelerine haber verilmesini ve serbest bırakılmalarını istemişti. Ancak görünen o ki M’Bowole’nin ailesi ile iletişime geçilmemişti. Savcılık kararına rağmen Detektif Polis Memuru Pascal Compaign, M’Bowole’yi serbest bırakmamış ve gözaltı sorgusuna devam etmişti. M’Bowole’yi gözaltında vurarak öldürmekle suçlanan Pascal Compaign, mahkemede yaptığı savunmasında, gencin kendisine bağırdığı ve hakaret ettiği için silahını çıkardığını söyledi. Önceki ifadelerinde onu korkutmak istediğini ancak M’Bowole’nin silahı almak için uzandığında silahı kazara ateşlediğini belirtiyordu. Ancak sorgu odasının yakınındaki tanık polis memurları buna yönelik bir şey duymadıklarını söylediler. M’Bowole’nin oturuyor hâlde olduğunu ve şakağından vurulmuş olduğunu söylemişlerdi.

6 Nisan 1993 tarihinde Paris’te gerçekleşen bu olaydan bir gün sonra Mathieu Kassovitz ikinci filminin senaryosunu kaleme almaya başladı. Paris’teki artan ırkçılık, polis şiddeti ve zengin ile yoksul arasındaki bir uçuruma doğru giden eşitsizlik, siyah beyaz bir dünyada anlatılmayı bekliyordu.

İsyan Tasvirine Bir Bakış: La Haine

Başrollerinde Vincent Cassel, Said Taghmaoui, Hubert Koundé, Abdel Ahmed Ghili ile yönetmen Mathieu Kassovitz’in yer aldığı 1995 yapımı Nefret – La Haine filmi, bu olaylardan esinlenerek o siyah beyaz dünyayı anlatan bir film. BFI’ın hazırladığı video essay‘de mercek altına alınan La Haine, Paris’in elit yaşamının baskıladığı, kontrol altına almak için tüm kozlarını kullandığı kentin gerçek sahipleri olan yoksulları anlatıyor. Video essay, Kassovitz’in tanımını yeniden yaptığı isyan kavramına ve yönetmenin bu kavramı nasıl tasvir ettiğine odaklanıyor.

Şehrin sokakları, iktidar için her zaman kontrol altında tutulması ve boş bırakılmaması gereken bir alan. Kassovitz, uzun planda pan yapan kamera hareketi ile art arda dizilen polislerin yüzlerini ekrana taşırken, iktidarın gücünü sergilemek için orada olduklarını sergiliyor. Bu güç kavramını yalnızca kolluk kuvveti üzerinden değil, yönetme hakkını elinde bulunduran belediye başkanı ya da yaşanan olayları bir akşam yemeğine taşıyacak olan muhabirler üzerinden de eleştiriyor. Öyle ki bu aygıtlar sürekli kentin gerçek sahipleri tarafından tepki ile karşılanıyor. Kassovitz’in bu sahneleri, video essay‘in amacının önemli bir parçasını oluşturuyor.

BFI’ın hazırladığı video essay‘i buradan izleyebilirsiniz.

Kaynak: BFI

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information