Kurumlara ihtiyacımız var. Bunların, iç içe geçmiş, organize olmuş, birbirini kapsayan kümelerden oluşan, toplum bilincine sahip temsilcilerine de ihtiyacımız var. Bugün, kurumsallaşan bireye, kurum kültürüne ihtiyacımız var. Fakat duyguların, etik değerlerin, vicdani yargılamaların kurumsallaşmasına, şahsen benim itirazım var. Bu yapının, otoritenin ve ayrımcılığın güçlenmesine katkıda bulunmasına, kesinlikle itirazım var. Dünyadaki bazı sivil toplum kuruluşları, asıl görevlerinin aksine, garip bir şekilde otoriterliğe ve ayrımcılığa daha fazla hizmet ediyor. Toplumda ne kadar "öteki" olan veya olmaya zorlanan birey varsa, bu sözde sivil toplum kuruluşlarının demir kanatları altına alınıyor. Bu kanatların onları, toplumun kabul görmüş düzeninden ayırmasıyla, iç nizamda bir gizli "güvenlik" hali yaratılıyor. Bu güvenlik ve kategorizasyon, bu kurumları bir çeşit hapishane işlevi görmesine neden oluyor. Böylece toplumda, bu gizli ayrımcılığın altında, bir kabul görenler ve görmeyenler bölünmesi yaratılıyor. Oysa bu insanların, toplumla iç içe olması, birlikte bir uyumun, adım birliğinin yaratılması gerekmez mi? Bu insanlara ‘’tedavi’’ adı altında yapılan ayrımcılıkların gerçekten ne kadar farkındayız? Kural Dışı, otizmli çocukları merkezine alarak, söz konusu ayrımcılığın ve uyum mücadelesinin hikâyesini anlatıyor. Kural Dışı: Ayırmayan ve Manipüle Etmeyen Bir Anlatı Kural Dışı, otizmli çocukların eğitimi ve toplumsal hayata katılmaları üzerine bir öykü. 2011 yapımı Can Dostum - Intouchables filmiyle dikkat çeken Olivier Nakache ve Éric Toledano, bu yeni filmlerinde yine şefkat ve dayanışma duygularına odaklanıyorlar. Fakat bu kez büyük iddiaları yok; bize muhteşem ilham verici ve aşırı duygusal bir öykü anlatmıyorlar. Telaşsız kamerası ve anlatı yapısıyla bu film, birbirimizi anlamak için tek bir yol öneriyor: Çaba. Bu yüzden film boyunca hareketli sahneler, koşuşturmacalar ve mücadele görüyoruz; tüm bunlar bu çabanın görselleştirilmesinin bir ürünü. Gerçek bir hikâyeden esinlenen Kural Dışı, otizmli bireylere hem içerden hem dışardan bakıyor. İçeriden bakmak için film, kendine güvenen, ayağı yere basan güçlü otizmli karakterlerini kullanıyor. Onların arzularını, değişim ve uyum çabalarını, zayıflıklarıyla birlikte ortaya seriyor. Hatta onların içinden dünyaya baktığımız sahnelerde kamera, sık sık odak kaybediyor ve yavaş hareket ediyor; bu karakterlerin hissettikleriyle seyirci arasında bir görsel ortaklık kuruluyor. Dışarıdan bakmak için ise film, Bruno (Bruno Haroche) ve Malik (Reda Kateb) adında iki yardımseverin eylemlerini, çabalarını kullanıyor. Bu karakterlerin otizmli çocuklara olan yaklaşımları ve onları toplum içinde yaşatmaya çalışmak için kullandıkları yöntemler üzerinden, otizmli bireylerin yaşadıklarına dışarıdan bakıyoruz. Çünkü film, aslında pek çok yönden gerçekçiliği elden bırakmayan, duygulandırırken bunu fazla abartmayan bir anlatıma sahip. Filmin, kurumsallaşma ve örgütlenmeyle ilgili güçlü bir söylemi de var. Bruno’nun çalıştığı yardım kuruluşunun, resmî bir kurum olmaması ve yöntemlerinin sıra dışı olması, bir süre sonra müfettişlerin ilgisini çekiyor ve takip edilmeye başlanıyor. Çoğu resmî kurumun kabul etmediği çocukları yuvasına alan Bruno, yardımlaşma adı altında yapılan ayrımcılığın da altını çiziyor. Bu şekilde "riskli" olarak damgalanan çocukların, birtakım resmî kurumlarca belirlenen eğitim ve tedavi modellerinin, onları topluma katmak yerine, sivil hayatı onlardan ayırmanın yollarını çizdiğine işaret ediyor. Filmde gördüğümüz, geleneksel kurumsal yapının dışında olan yardım kuruluşu ise bu kabul görmeyen çocukları da toplumla bağdaştırmayı amaç ediniyor. Özetle, aslında bu tarz bir kurumsallaşmanın, ayrımcılığı daha da güçlendirdiği, normlara uygun kabul edilen bireylerin genel güvenliğini, yaşam alanını daha da artırmanın amaçlandığı vurgulanıyor. Bu aslında, temsil sorunu yaşayan her birey için geçerli…
Puan - 67%

67%

Kural Dışı’nın en büyük başarısı, duygusal bir anlatı ortata koyarken izleyicisini manipüle etmemesi. Olivier Nakache ve Éric Toledano, otizmli karakterlerine acıma duygusuyla yaklaşmıyor, onlara tepeden bakmıyorlar; güçlerine, içlerindeki dayanışma güdülerine odaklanıyorlar.

Kullanıcı Puanları: 2.05 ( 3 oy)
67

Kurumlara ihtiyacımız var. Bunların, iç içe geçmiş, organize olmuş, birbirini kapsayan kümelerden oluşan, toplum bilincine sahip temsilcilerine de ihtiyacımız var. Bugün, kurumsallaşan bireye, kurum kültürüne ihtiyacımız var. Fakat duyguların, etik değerlerin, vicdani yargılamaların kurumsallaşmasına, şahsen benim itirazım var. Bu yapının, otoritenin ve ayrımcılığın güçlenmesine katkıda bulunmasına, kesinlikle itirazım var.

Dünyadaki bazı sivil toplum kuruluşları, asıl görevlerinin aksine, garip bir şekilde otoriterliğe ve ayrımcılığa daha fazla hizmet ediyor. Toplumda ne kadar “öteki” olan veya olmaya zorlanan birey varsa, bu sözde sivil toplum kuruluşlarının demir kanatları altına alınıyor. Bu kanatların onları, toplumun kabul görmüş düzeninden ayırmasıyla, iç nizamda bir gizli “güvenlik” hali yaratılıyor. Bu güvenlik ve kategorizasyon, bu kurumları bir çeşit hapishane işlevi görmesine neden oluyor. Böylece toplumda, bu gizli ayrımcılığın altında, bir kabul görenler ve görmeyenler bölünmesi yaratılıyor. Oysa bu insanların, toplumla iç içe olması, birlikte bir uyumun, adım birliğinin yaratılması gerekmez mi? Bu insanlara ‘’tedavi’’ adı altında yapılan ayrımcılıkların gerçekten ne kadar farkındayız? Kural Dışı, otizmli çocukları merkezine alarak, söz konusu ayrımcılığın ve uyum mücadelesinin hikâyesini anlatıyor.

Kural Dışı: Ayırmayan ve Manipüle Etmeyen Bir Anlatı

Kural Dışı, otizmli çocukların eğitimi ve toplumsal hayata katılmaları üzerine bir öykü. 2011 yapımı Can Dostum – Intouchables filmiyle dikkat çeken Olivier Nakache ve Éric Toledano, bu yeni filmlerinde yine şefkat ve dayanışma duygularına odaklanıyorlar. Fakat bu kez büyük iddiaları yok; bize muhteşem ilham verici ve aşırı duygusal bir öykü anlatmıyorlar.

Telaşsız kamerası ve anlatı yapısıyla bu film, birbirimizi anlamak için tek bir yol öneriyor: Çaba. Bu yüzden film boyunca hareketli sahneler, koşuşturmacalar ve mücadele görüyoruz; tüm bunlar bu çabanın görselleştirilmesinin bir ürünü. Gerçek bir hikâyeden esinlenen Kural Dışı, otizmli bireylere hem içerden hem dışardan bakıyor. İçeriden bakmak için film, kendine güvenen, ayağı yere basan güçlü otizmli karakterlerini kullanıyor. Onların arzularını, değişim ve uyum çabalarını, zayıflıklarıyla birlikte ortaya seriyor. Hatta onların içinden dünyaya baktığımız sahnelerde kamera, sık sık odak kaybediyor ve yavaş hareket ediyor; bu karakterlerin hissettikleriyle seyirci arasında bir görsel ortaklık kuruluyor. Dışarıdan bakmak için ise film, Bruno (Bruno Haroche) ve Malik (Reda Kateb) adında iki yardımseverin eylemlerini, çabalarını kullanıyor. Bu karakterlerin otizmli çocuklara olan yaklaşımları ve onları toplum içinde yaşatmaya çalışmak için kullandıkları yöntemler üzerinden, otizmli bireylerin yaşadıklarına dışarıdan bakıyoruz. Çünkü film, aslında pek çok yönden gerçekçiliği elden bırakmayan, duygulandırırken bunu fazla abartmayan bir anlatıma sahip.

Filmin, kurumsallaşma ve örgütlenmeyle ilgili güçlü bir söylemi de var. Bruno’nun çalıştığı yardım kuruluşunun, resmî bir kurum olmaması ve yöntemlerinin sıra dışı olması, bir süre sonra müfettişlerin ilgisini çekiyor ve takip edilmeye başlanıyor. Çoğu resmî kurumun kabul etmediği çocukları yuvasına alan Bruno, yardımlaşma adı altında yapılan ayrımcılığın da altını çiziyor. Bu şekilde “riskli” olarak damgalanan çocukların, birtakım resmî kurumlarca belirlenen eğitim ve tedavi modellerinin, onları topluma katmak yerine, sivil hayatı onlardan ayırmanın yollarını çizdiğine işaret ediyor. Filmde gördüğümüz, geleneksel kurumsal yapının dışında olan yardım kuruluşu ise bu kabul görmeyen çocukları da toplumla bağdaştırmayı amaç ediniyor. Özetle, aslında bu tarz bir kurumsallaşmanın, ayrımcılığı daha da güçlendirdiği, normlara uygun kabul edilen bireylerin genel güvenliğini, yaşam alanını daha da artırmanın amaçlandığı vurgulanıyor. Bu aslında, temsil sorunu yaşayan her birey için geçerli olan bir durum; otoriter kurumsallık, ne yazık ki kimliği belirliyor.

Kural Dışı’nın en büyük başarısı, duygusal bir anlatı ortata koyarken izleyicisini manipüle etmemesi. Olivier Nakache ve Éric Toledano, otizmli karakterlerine acıma duygusuyla yaklaşmıyor, onlara tepeden bakmıyorlar; güçlerine, içlerindeki dayanışma güdülerine odaklanıyorlar. Ancak filmin eksikliği, karakterlerinin fazla tek boyutlu olması, derinlikli olmaması. Sadece Bruno ve Malik özelinde konuşursak bile, filmde bu karakterleri izlerken, otizmli bireylere yardım çabalarından başka, bize onlar hakkında hemen hemen hiçbir bilginin verilmediğini görüyoruz; ne zayıflıklarına, ne arzularına ne de yeteri kadar geçmişlerine dokunulmayan bu karakterlerin filmdeki varlıkları, adeta bir broşür çizgiselliğinde. Bu da filmin, hikâyesini ilerletebilmesini, bizi içeriye alarak seyrettirebilmesini güçleştiriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information