Devasa bir izleyici kitlesi olan animasyon film türünün, gün geçtikçe daha fazla şey söylemesine, hikâyesine daha fazla şey katmasına tanık oluyoruz. Temel olarak belirli formüllere ve ince hesaplara göre yapılan bu film türünün, çocuk ve aile dünyasının yanı sıra dünya gündemine dair söylemlerde bulunması türün sadece aile sorunlarına odaklanmakla kalmayıp, hikâye anlatma bakımından kendine yeni bir alan açacağı kesin. Gnome Alone, yenilikçi sayılmasa da söyledikleriyle bu yapımlara örnek olarak gösterilebilir. Filmin yönetmenliğinde The Nut Job animasyonundan hatirladiğımız Peter Lepeniotis'in imzası bulunuyor. 20. yüzyıldan itibaren kitle iletişim araçlarının dünyadaki etkisini düşündüğümüzde, temelinde toplumdaki birlik duygusunu artırmayı, ortak duyarlılık oluşturmayı, aracı olduğu kitleyi yaratmayı hedefleyen bu sistem, giderek ortaya çıktığı anlamını kaybetmeye doğru yol almaktadır. Radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının gönderdikleri iletileri karşılamakta pasif bir konumda olan birey, artık aracın bizzat sahibi ve aynı zamanda kölesi olmuş durumdadır. Hem yönlendiren hem yönlendirilendir. Bir başka kitle iletişim aracı olan sinema ise gittikçe bireyleşmeye başlamıştır. Çünkü önceleri daha büyük bir çoğunluğa hitap eden, belirli bir zümrenin üretebildiği bu araç, şimdilerde tıpkı bireyin aracın sahibi haline gelmesi gibi küçülmüş, daha sınırlı bir kitleye hitap etmeye başlamış; kendinden önce gelen kitle iletişim araçlarının söylemlerini, sunumlarını tekrar gözden geçirerek eleştirel bir konuma ulaşmıştır. Sosyal ağ olarak adlandırılan internet, bugün bireyin en temel nesnesidir, hatta bazen birey onun özneleşmiş halidir. Son yıllarda sinema filmlerinde olduğu kadar, televizyon dizilerinde de sosyal medya araçlarının sunumlarına rastlıyoruz; bir özne haline gelen cep telefonları artık tüm senaryoların bir parçası haline gelmiş durumda. Bu da ‘’İnternet asosyalleştirir’’ gibi bir takım klişe iletişim eleştirilerini beraberinde getirmiştir. Ancak temel mesele halen iletişimin aracının ne olduğu değil onun var olup olmadığıdır. Zira insan aynı insandır, eylemlerin yapılış şekli farklı olsa da eylemin nihai amacı daima sabit kalmaktadır. Film, hikâye çatısını işte buna benzer düşünce üzerine kuruyor. Gnome Alone: Yeni Bir Gremlinler Denemesi Özellikle 80’li yıllarda sıkça karşımıza çıkan ‘’eve gelen yaratık’’ temasındaki filmlerin, günümüzdeki bir sunumu gibi Gnome Alone. Tür ve yapı olarak en çok benzeştiği film ise Chris Columbus’un yazdığı, Joe Dante’nin yönettiği 1984 yapımı Gremlins oluyor. Gremlinlerin küçük, sevimli, yaramaz ve kalabalık olmaları gibi özelliklerin hepsini kullanarak, bunları kendi karakterlerine yansıtıyor. Gremlins filminde yine bir kitle iletişim aracı olarak televizyonun varlığını hissederiz ve buradan da bu araç aracılığıyla dönemin politikasının etkisiyle yaratılan ‘’yabancı’’ kavramına odaklanır film. Zaten hikâye de hem zamanda hem mekânda bir birlik kurmayı amaçlayarak noel vaktindeki bir aileyi merkezine almıştır. Yaratılan yabancıyı ne kadar içimizde beslersek, o yabancı gözümüzde daha fazla düşman haline gelecektir. Gnome Alone’da ise ‘’yabancı’’ konumu daha temel bir yere yani bireyler arası iletişimin eksikliğinde oluşan çatışmayı sergileme amacıyla kullanılıyor. Annesiyle beraber sık sık taşınıp ev değiştirmesi sebebiyle belirli bir arkadaş çevresi oluşturamayan filmin baş karakteri Chloe, köklerini nereye salacağının endişesi içindedir. Bu noktada dünyanın güncel politikasında da yer alan ‘’yerellik mi, evrensellik mi?’’ konusunda fikirler üreten film, yine bir kitle iletişim aracı olan akıllı telefonlara kuruyor hikayesini. Sosyal ağ ile birlikte evrenselliğe bir nebze yaklaşsak da yerelin varlığının, öneminin günbegün arttığı günümüzde akıllı telefonlar özelinde internet, bireyi evrensele yaklaştırırken, kişiliği yani yereli değersiz kılmaktadır. Kısaca, Gnome Alone,…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Gnome Alone, sevimli ama özensiz, orijinal olmayan karakter yapısı, sık sık reklam estetiğine başvurması, hedef kitlesi olan çocuklara dahi yeni gelmeyecek sahnelerine rağmen, evrenselin yanında yerelin de değerini hatırlatan yapısıyla izlenmeyi hak ediyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
60

Devasa bir izleyici kitlesi olan animasyon film türünün, gün geçtikçe daha fazla şey söylemesine, hikâyesine daha fazla şey katmasına tanık oluyoruz. Temel olarak belirli formüllere ve ince hesaplara göre yapılan bu film türünün, çocuk ve aile dünyasının yanı sıra dünya gündemine dair söylemlerde bulunması türün sadece aile sorunlarına odaklanmakla kalmayıp, hikâye anlatma bakımından kendine yeni bir alan açacağı kesin. Gnome Alone, yenilikçi sayılmasa da söyledikleriyle bu yapımlara örnek olarak gösterilebilir. Filmin yönetmenliğinde The Nut Job animasyonundan hatirladiğımız Peter Lepeniotis’in imzası bulunuyor.

20. yüzyıldan itibaren kitle iletişim araçlarının dünyadaki etkisini düşündüğümüzde, temelinde toplumdaki birlik duygusunu artırmayı, ortak duyarlılık oluşturmayı, aracı olduğu kitleyi yaratmayı hedefleyen bu sistem, giderek ortaya çıktığı anlamını kaybetmeye doğru yol almaktadır. Radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının gönderdikleri iletileri karşılamakta pasif bir konumda olan birey, artık aracın bizzat sahibi ve aynı zamanda kölesi olmuş durumdadır. Hem yönlendiren hem yönlendirilendir. Bir başka kitle iletişim aracı olan sinema ise gittikçe bireyleşmeye başlamıştır. Çünkü önceleri daha büyük bir çoğunluğa hitap eden, belirli bir zümrenin üretebildiği bu araç, şimdilerde tıpkı bireyin aracın sahibi haline gelmesi gibi küçülmüş, daha sınırlı bir kitleye hitap etmeye başlamış; kendinden önce gelen kitle iletişim araçlarının söylemlerini, sunumlarını tekrar gözden geçirerek eleştirel bir konuma ulaşmıştır.

Sosyal ağ olarak adlandırılan internet, bugün bireyin en temel nesnesidir, hatta bazen birey onun özneleşmiş halidir. Son yıllarda sinema filmlerinde olduğu kadar, televizyon dizilerinde de sosyal medya araçlarının sunumlarına rastlıyoruz; bir özne haline gelen cep telefonları artık tüm senaryoların bir parçası haline gelmiş durumda. Bu da ‘’İnternet asosyalleştirir’’ gibi bir takım klişe iletişim eleştirilerini beraberinde getirmiştir. Ancak temel mesele halen iletişimin aracının ne olduğu değil onun var olup olmadığıdır. Zira insan aynı insandır, eylemlerin yapılış şekli farklı olsa da eylemin nihai amacı daima sabit kalmaktadır. Film, hikâye çatısını işte buna benzer düşünce üzerine kuruyor.

Gnome Alone: Yeni Bir Gremlinler Denemesi

Özellikle 80’li yıllarda sıkça karşımıza çıkan ‘’eve gelen yaratık’’ temasındaki filmlerin, günümüzdeki bir sunumu gibi Gnome Alone. Tür ve yapı olarak en çok benzeştiği film ise Chris Columbus’un yazdığı, Joe Dante’nin yönettiği 1984 yapımı Gremlins oluyor. Gremlinlerin küçük, sevimli, yaramaz ve kalabalık olmaları gibi özelliklerin hepsini kullanarak, bunları kendi karakterlerine yansıtıyor. Gremlins filminde yine bir kitle iletişim aracı olarak televizyonun varlığını hissederiz ve buradan da bu araç aracılığıyla dönemin politikasının etkisiyle yaratılan ‘’yabancı’’ kavramına odaklanır film. Zaten hikâye de hem zamanda hem mekânda bir birlik kurmayı amaçlayarak noel vaktindeki bir aileyi merkezine almıştır. Yaratılan yabancıyı ne kadar içimizde beslersek, o yabancı gözümüzde daha fazla düşman haline gelecektir. Gnome Alone’da ise ‘’yabancı’’ konumu daha temel bir yere yani bireyler arası iletişimin eksikliğinde oluşan çatışmayı sergileme amacıyla kullanılıyor.

Annesiyle beraber sık sık taşınıp ev değiştirmesi sebebiyle belirli bir arkadaş çevresi oluşturamayan filmin baş karakteri Chloe, köklerini nereye salacağının endişesi içindedir. Bu noktada dünyanın güncel politikasında da yer alan ‘’yerellik mi, evrensellik mi?’’ konusunda fikirler üreten film, yine bir kitle iletişim aracı olan akıllı telefonlara kuruyor hikayesini. Sosyal ağ ile birlikte evrenselliğe bir nebze yaklaşsak da yerelin varlığının, öneminin günbegün arttığı günümüzde akıllı telefonlar özelinde internet, bireyi evrensele yaklaştırırken, kişiliği yani yereli değersiz kılmaktadır.

Kısaca, Gnome Alone, sevimli ama özensiz, orijinal olmayan karakter yapısı, sık sık reklam estetiğine başvurması, hedef kitlesi olan çocuklara dahi yeni gelmeyecek sahnelerine rağmen, evrenselin yanında yerelin de değerini hatırlatan yapısıyla izlenmeyi hak ediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi