"Ama mutluluk nedir ki? Mutluluk, daha fazla mutluluğa ihtiyaç duymadan önceki andır." Don Draper, Mad Men Jessica Hausner'in Küçük Joe - Little Joe'daki ilham kaynaklarından biri Mary Shelley'nin Frankenstein'ı. Klasik hikâyede Dr. Frankenstein'ın tanrıyı oynarken bir canavar yaratmasından yola çıkarak, Hausner de insanlara sonsuz mutluluk aşılayacak yeni tür bir çiçek geliştirmeye çalışan bilim insanı Alice'in öyküsüne odaklanıyor. Ölümü yenen insanoğlunun arınacağı korkuları ve kavuşacağı huzuru hayal eden Dr. Frankenstein karşısında, tüm endişe, korku ve "zararlı" arzularından azade kalmış "mutlu" insanın, bir nevi doğal antidepresanla, labaratuvar ortamında geliştirilmiş, Küçük Joe adını verdiği bir çiçekle mümkün olabileceği fikriyle çalışan biri Alice. Başlangıçta, boşanmış bir anne olarak oğluyla birlikte yaşayan Alice'in hayatını huzurlu bir tabloda sunuyor bize Hausner. Çalıştığı şirketin steril atmosferiyle uyumunu, oğluyla olan mesafeli ama sağlıklı görünen ilişkisini izliyor, Alice'in hikâye boyunca güvenebileceğimiz bir karakter olarak aklı selimi temsil ettiğine dair bir hisle doluyoruz. Film, merak uyandıran bir serim aşamasına şahit ediyor bizi. Hausner, Alice'in çalıştığı şirketteki meslektaşlarıyla olan ilişkisinin altını çiziyor. Ona destek olan ama aynı zamanda ondan duygusal talepleri de var gibi görünen partneri Chris (Ben Whishaw) ve şirketin köpeğiyle yaşayan, ekâbir ortayaşlı çalışanı gibi bir etiketle, böylesi bir film için fazlasıyla sığ işlendiğini gördüğümüz Bella'yla tanışıyoruz. Üzerinde çalıştığı Küçük Joe adlı çiçekle ilgili bir komplikasyon baş gösterdikten sonraysa hem şirkette, hem de Alice'in evinde ürkütücü hadiseler yaşanmaya başlıyor (çok güvendiği eseri Küçük Joe'yu oğluna da hediye ediyor ki oğlunun ismi de Joe). Film, yer yer asimetrik kadrajları, bitkilerin oluşturduğu bol kontrastlı renk paletinin içinde kaybolan karakterleri ve yerinde kullanılmış sessizlikleriyle gerilimli bir atmosfer inşa ettiği serim aşamasında ilgiyi ayağa kaldırıyor. Ancak bir noktadan sonra, yarattığı canavarla başa çıkamayan bir bilim insanının yaşadığı bir kâbustan öteye de gidemiyor. Hatta bu kâbusun bile tam anlamıyla doğru donelerle işlediğini söylemek mümkün değil. Küçük Joe: Mutluluk Dediğin Nedir ki? Her şeyden önce ana karakterimiz Alice'i, hayatına birçok noktadan müdahil olmamıza rağmen tam anlamıyla tanıyamıyoruz. Çünkü Jessica Hausner, mutsuz, duygusuz bir dünyaya dair atmosferi tesis etmek ve böylesi "dehşetli" bir zaman dilimini inandırıcı kılmak adına filmin başlangıcından sonuna buz gibi bir oyunculuk, renk paletinde de mesafeli tonları tercih ediyor. Böylesi bir atmosferde, Alice'in, şirkette iç rekabete girdiğini anladığımız meslektaşlarıyla Küçük Joe üzerine yaşadığı bir iki tansiyonu düşük tartışma haricinde, yaptığı işe duyduğu tutkuyu algılamamız da pek mümkün olmuyor. Dr. Frankenstein'ın, yaratacağı canavara erişmek için kendisinin de canavarlaştığı süreçle kıyaslarsak, Alice'in tutkudan, hırstan uzak hali ve eseri Küçük Joe'da elde ettiği ürkütücü sonucun tesadüfler silsilesine bağlı olması filmin etkisini düğüm aşaması itibarıyla epey düşürüyor ve filmin finale varana dek hiçbir aşama kaydedemesine sebep oluyor. Halbuki film, vaatleri dahilinde insanın mutluluk arayışındaki trajedinin doğurabileceği gerilimlere dair bir hikâye olabilmeyi, kapitalizmin sahte mutluluk çarelerini pazarlamak için bilimi manipüle edişini, eserine aşık bir bilim insanını önümüze sürecek gibi oluyor. Lakin bu vaatlerin hiçbirini tam anlamıyla irdelemeden üstünkörü geçiyor. Film, Alice'in bilhassa oğluyla olan ilişkisine, onu kaybetme korkusuna odaklanıyor. Fakat hikâyenin bu kolu da filmin başlangıçta vaat ettiklerini ifade edebilmesine tam anlamıyla yardımcı olmuyor. Terapistiyle olan konuşmalarından, filme ismini veren çiçeğe oğlunun adını koyan, oğluyla eserini eşitleyen biri…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Hausner, anlatısını derinleştirmesinde kendisine güçlükler çıkartan steril, duygusuz atmosferine uygun biçimde hareket eden başrol oyuncusu Emily Beecham'dan mükemmel bir performans alıyor. Beecham, zor bir rolün altından, senaryonun, Hausner'in zorlayıcı tercihlerinin handikaplarına rağmen minimalist, incelikli bir oyunla kalkmayı başarıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.91 ( 4 oy)
60

“Ama mutluluk nedir ki? Mutluluk, daha fazla mutluluğa ihtiyaç duymadan önceki andır.”
Don Draper, Mad Men

Jessica Hausner’in Küçük Joe – Little Joe’daki ilham kaynaklarından biri Mary Shelley’nin Frankenstein’ı. Klasik hikâyede Dr. Frankenstein’ın tanrıyı oynarken bir canavar yaratmasından yola çıkarak, Hausner de insanlara sonsuz mutluluk aşılayacak yeni tür bir çiçek geliştirmeye çalışan bilim insanı Alice’in öyküsüne odaklanıyor. Ölümü yenen insanoğlunun arınacağı korkuları ve kavuşacağı huzuru hayal eden Dr. Frankenstein karşısında, tüm endişe, korku ve “zararlı” arzularından azade kalmış “mutlu” insanın, bir nevi doğal antidepresanla, labaratuvar ortamında geliştirilmiş, Küçük Joe adını verdiği bir çiçekle mümkün olabileceği fikriyle çalışan biri Alice.

Başlangıçta, boşanmış bir anne olarak oğluyla birlikte yaşayan Alice’in hayatını huzurlu bir tabloda sunuyor bize Hausner. Çalıştığı şirketin steril atmosferiyle uyumunu, oğluyla olan mesafeli ama sağlıklı görünen ilişkisini izliyor, Alice’in hikâye boyunca güvenebileceğimiz bir karakter olarak aklı selimi temsil ettiğine dair bir hisle doluyoruz. Film, merak uyandıran bir serim aşamasına şahit ediyor bizi. Hausner, Alice’in çalıştığı şirketteki meslektaşlarıyla olan ilişkisinin altını çiziyor. Ona destek olan ama aynı zamanda ondan duygusal talepleri de var gibi görünen partneri Chris (Ben Whishaw) ve şirketin köpeğiyle yaşayan, ekâbir ortayaşlı çalışanı gibi bir etiketle, böylesi bir film için fazlasıyla sığ işlendiğini gördüğümüz Bella’yla tanışıyoruz. Üzerinde çalıştığı Küçük Joe adlı çiçekle ilgili bir komplikasyon baş gösterdikten sonraysa hem şirkette, hem de Alice’in evinde ürkütücü hadiseler yaşanmaya başlıyor (çok güvendiği eseri Küçük Joe’yu oğluna da hediye ediyor ki oğlunun ismi de Joe). Film, yer yer asimetrik kadrajları, bitkilerin oluşturduğu bol kontrastlı renk paletinin içinde kaybolan karakterleri ve yerinde kullanılmış sessizlikleriyle gerilimli bir atmosfer inşa ettiği serim aşamasında ilgiyi ayağa kaldırıyor. Ancak bir noktadan sonra, yarattığı canavarla başa çıkamayan bir bilim insanının yaşadığı bir kâbustan öteye de gidemiyor. Hatta bu kâbusun bile tam anlamıyla doğru donelerle işlediğini söylemek mümkün değil.

Küçük Joe: Mutluluk Dediğin Nedir ki?

Her şeyden önce ana karakterimiz Alice’i, hayatına birçok noktadan müdahil olmamıza rağmen tam anlamıyla tanıyamıyoruz. Çünkü Jessica Hausner, mutsuz, duygusuz bir dünyaya dair atmosferi tesis etmek ve böylesi “dehşetli” bir zaman dilimini inandırıcı kılmak adına filmin başlangıcından sonuna buz gibi bir oyunculuk, renk paletinde de mesafeli tonları tercih ediyor. Böylesi bir atmosferde, Alice’in, şirkette iç rekabete girdiğini anladığımız meslektaşlarıyla Küçük Joe üzerine yaşadığı bir iki tansiyonu düşük tartışma haricinde, yaptığı işe duyduğu tutkuyu algılamamız da pek mümkün olmuyor. Dr. Frankenstein’ın, yaratacağı canavara erişmek için kendisinin de canavarlaştığı süreçle kıyaslarsak, Alice’in tutkudan, hırstan uzak hali ve eseri Küçük Joe’da elde ettiği ürkütücü sonucun tesadüfler silsilesine bağlı olması filmin etkisini düğüm aşaması itibarıyla epey düşürüyor ve filmin finale varana dek hiçbir aşama kaydedemesine sebep oluyor. Halbuki film, vaatleri dahilinde insanın mutluluk arayışındaki trajedinin doğurabileceği gerilimlere dair bir hikâye olabilmeyi, kapitalizmin sahte mutluluk çarelerini pazarlamak için bilimi manipüle edişini, eserine aşık bir bilim insanını önümüze sürecek gibi oluyor. Lakin bu vaatlerin hiçbirini tam anlamıyla irdelemeden üstünkörü geçiyor. Film, Alice’in bilhassa oğluyla olan ilişkisine, onu kaybetme korkusuna odaklanıyor. Fakat hikâyenin bu kolu da filmin başlangıçta vaat ettiklerini ifade edebilmesine tam anlamıyla yardımcı olmuyor. Terapistiyle olan konuşmalarından, filme ismini veren çiçeğe oğlunun adını koyan, oğluyla eserini eşitleyen biri olarak tasvir edilmesine dek Alice’in oğluna olan düşkünlüğünün altı kalın biçimde çiziliyor. Lakin sonrasında Joe’nun, asla anlamadığımız, bize anlatılmayan bir şekilde “doğada yaşayan” babasıyla yaşama isteğiyle karşı karşıya kalıyor Alice, ki bu hikâyenin de bağlandığı nokta itibarıyla etkisiz bir aksa dönüştüğünü görüyoruz. Küçük Joe adlı bitkinin etkisi altına giren iş arkadaşlarının, oğlunun ya da Alice’in bizzat kendisinin anlık kof tasvirleri dışında, filmin “kayıtsızlık”, “mutluluk” üzerine tam anlamıyla bir zihin jimnastiğine dönüştüğünü söylemek de güç. Bir sahnede Alice’in oğlu Joe’nun, meşum çiçeğimiz Küçük Joe’nun “müridi” olmayı benzettiği bir hâl var. Bir nevi “mutluluk” tanımı olarak diyor ki “Ölmek gibi düşün. Ölüyken ölü olduğunu bilmezsin”. Mutluluğu etrafında olan bitene kayıtsızlıkla eşitleyen bu tanım da bir replikle geçip gidiyor, filmin sapabileceği kanallardan biri haline gelemiyor.

Bunların ışığında Küçük Joe’yla ilgili en temel sorunlardan birinin, izleyiciye çok şey vaat eden kurulum aşamasından sonra filmin vaatleriyle tam anlamıyla örtüşmemesi olduğunu söyleyebiliriz pekala. Bir nevi Frankenstein öyküsü ya da Merihten Saldıranlar – Invasion of the Body Snatchers’takine benzer bir kıyamet senaryosu olarak ele alınabilecek bir fikrin, dokunduğu sinir uçlarını da, varabileceği noktaları da ıskaladığı hissiyle finale eriyor Küçük Joe. Bununla beraber Hausner, anlatısını derinleştirmesinde kendisine güçlükler çıkartan steril, duygusuz atmosferine uygun biçimde hareket eden başrol oyuncusu Emily Beecham’dan mükemmel bir performans alıyor. Beecham, zor bir rolün altından, senaryonun ve Hausner’in zorlayıcı tercihlerinin handikaplarına rağmen minimalist, incelikli bir oyunla kalkmayı başarıyor. Görüntü yönetmeni Martin Gschlacht’ın kadrajları ve filmin tedirgin edici atmosferine katkıda bulunan Teiji Ito’nun müzikleri de Küçük Joe’ya dair akılda kalıcı anları güçlendiren unsurlar olarak dikkat çekiyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information