AyhthLszjEk

Stanley Kubrick’in kült filmi A Clockwork Orange’ı çekmeye karar verme sürecini irdeleyen son derece başarılı bir video yayınlandı.

A Clockwork Orange, Kubrick’in en tartışmalı filmlerinden biri olmasının yanında; Fellini, Buñuel ve Kurosawa gibi dev yönetmenler tarafından adından övgüyle bahsedilen bir başyapıt. Anthony Burgess’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmin aslında, Kubrick’in iki epik filmi 2001: A Space Odyssey ve -hayata geçirilemeyen- Napoleon arasında çekilecek, küçük bir yapım olması bekleniyordu. Lakin bugünden bakınca A Clockwork Orange’ın adını sinema tarihinin kült mertebesine ulaşmış filmleri arasında görüyoruz. YouTube’daki CinemaTyler isimli kanal, Stanley Kubrick’in A Clockwork Orange’ı çekmeye karar verme sürecini detaylı bir şekilde inceliyor.

A Clockwork Orange’ın çekilme sürecine bakmadan önce, Kubrick’in bir türlü hayata geçiremediği rüya projesi Napoleon’un akibetine göz atmak faydalı olabilir. Yönetmen, A Clockwork Orange’ı Napoleon’un hazırlık süresinin uzaması sonucu oluşan boşlukta çekiyor. Belki de her şey Kubrick’in planladığı ve istediği gibi gitse bugün A Clockwork Orange isimli bir başyapıt yerine, -muhtemelen başka bir başyapıt olacak olan- Napoleon’dan söz ediyor olabilirdik. Lakin Kubrick, Napoleon için yeterli bütçeyi bulamayınca Anthony Burgess’ın başarılı romanını uyarlamaya karar veriyor. Hatta yönetmen, Burgess’tan bu filmin tamamlanmasından sonra, sinemaya uyarlamak için Napoleon’la ilgili bir roman yazmasını istiyor. Fakat ortaya çıkan metin Kubrick’in aklındakinden oldukça uzak olunca bu iş birliği bitiyor ve Burgess’ın romanı filmden bağımsız olarak, 1974’te “Napoleon Symphony” adıyla yayınlanıyor.

Yapımı şirket Warner Bros.’un daha yüksek bütçeli bir proje olan Napoleon’un yerine, A Clockwork Orange’a yatırım yapmayı tercih etmesini, dönemin ruhuyla da birlikte değerlendirmek gerek. Zira A Clockwork Orange, 60’larda yükselen; uyuşturucu kullanımı, dini kurumların eleştirel tasviri ve ahlaki açıdan sorgulanabilir karaktere olan sempatik yaklaşım gibi konuların yanında, sinemada artmakta olan grafik şiddeti de bol miktarda içeriyordu. Bu tür içeriklere sahip filmler, ki bunlara Easy Rider, The Graduate ya da Rosemary’s Mary gibi yapımları örnek verebiliriz, toplum tarafından tabuların yıkılması için önemli görülüyorlar, buna bağlı olarak da gişede önemli başarılar elde ediyorlardı. Böylesi bir durumda şirketin Napoleon gibi yüksek bütçeli tarihi bir epik yerine, bu projeye yatırım yapmaları ekonomik açıdan oldukça makul görünüyor.

Kubrick’in mücadeleci kişiliği de bu projenin hayata geçmesi açısından oldukça önemli. Zira, son olarak 2001 gibi döneminin en pahalı filmlerinden birine imza atmış olan yönetmen, A Clockwork Orange için ayrılan bütçeyi görünce özellikle yapımcısı tarafından ciddiye alınmıyor. Fakat, bunu bir meydan okuma olarak alan Kubrick, düşük bütçeli bir film de yapabileceğini herkese kanıtlamak için kolları sıvıyor. Zira olana göre, büyük ya da küçük film diye bir şey yoktur; her film kendi içinde değerlendirilmelidir. Ortaya çıkan sonuçta her açında Kubrick’i doğrular nitelikte.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi