Tornistan adlı kısa filmiyle Gezi Direnişi zamanında ses getiren ve çokça paylaşılan bir kısa filme imza atan Ayce Kartal, 2013 yılında Altın Portakal Kısa Film Yarışması’ndan Jüri Özel Ödülü’yle ayrılmıştı. Tornistan, Taksim Gezi Parkı’ndan başlayan ve tüm ülkeye dalga dalga yayılan direnişin medyada kendine yer bulamaması ve sosyal medyanın gücünün ulaşmaması sebebiyle hala ana akım medya üzerinden haber alan bir kitlenin, ülkenin durumunun her zamanki gibi olduğunu düşünebilmesi üzerine adeta nokta atışı tespitler içeriyor. İstanbul’un her yeri direniş halindeyken ana akım medyayı takip eden ailelerimizin birçoğunun yaşanılanlardan haberdar dahi olmamasını, tam da Ayce Kartal’ın Tornistan’da yansıttığı gibi diziler, radyo programları, gazetede trafik haberleri ve penguen belgeselleri üzerinden, o dönem geniş kitleler halinde deneyimledik. Tornistan’ın ardından Birdy Wouaf Wouaf (2015) adlı kısa filmini hayata geçiren Ayce Kartal, ailesinin istediği gibi ötmeyen ve hatta havlayan bir yavru kuşun ailesiyle çatışmasını konu alıyor. Ardından son kısa animasyonu Kötü Kız’la filmografisinin kesinlikle en yetkin yapımına imza atan Ayce Kartal, küçük bir kızın zihnine adeta bütün bariyerleri kaldırarak narin bir giriş yapıyor. Bir hastane temsiliyle açılan Kötü Kız, iç içe geçen ve birbirinin arasında kaybolan görüntüleriyle bir çocuğun zihnini ve düşünme süreçlerini ortaya koyarken, korkularını ve kabuslarını nasıl bastırdığını ve trajedinin içinden bile renkli bir dünya yaratma çabasını konu ediniyor. Yaşadığı yerde bir ya da birden fazla erkeğin tecavüzüne uğrayan S.,’nin hikayesi, Ayce Kartal’ın ellerinde ağdalı bir dramdan tamamen uzaklaşarak, tecavüze büyüklerin (toplumun) gözünden değil yine bir çocuğun gözünden bakıyor. Yaşadığı korkunç olayı tam olarak tanımlayamayan S., bunları canavarlar, tırnaklarını yiyen fareler ve korkunç yaratıklar aracılığıyla dışa vuruyor. “Kötü Kız”ın zihni, canavarları hatırlamaya ve filmin atmosferini karartmaya başladığı anda küçük çocuk hayal dünyasını yeniden harekete geçirerek oynadığı oyunları, kendisini bekleyen dedesini düşünmeye dalıyor. Kötü Kız: Gerçek Kötülüğün Minik Bir Bedendeki Korkunç Yansımaları Çok iyi ve çok kötü iki zıt dünyanın arasında hızlıca mekik dokuyan “Kötü Kız”, zihninin bütün savunma mekanizmalarıyla yaşadıklarına karşı bir savaş veriyor. Bu savaşın bir tarafına dini ögeleri de yerleştiren Ayce Kartal, o yaşlarda Kur’an kursuna giden S.’nin yaşadıklarını Allah aracılığıyla anlamlandırmaya çalışmasının da altını çiziyor. Ayce Kartal’ın gerçek bir hikayeye dayandığını belirttiği 8 dakikalık animasyonu Kötü Kız, Kırmızı Ayakkabılar masalına da gönderme yapar gibi. Clarissa Pinkola Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında analiz ettiği masallardan biri olan Kırmızı Ayakkabılar, küçük bir kızın tutkuyla bağlı olduğu ayakkabılarının onu durmaksızın dans ettirmesini ve bunun sonucunda zarar görmesini konu alır. Masallarda kırmızı başlıkların, kırmızı ayakkabıların cinsel bir anlam barındırması çıkarımıyla alakalı olarak, küçük kızın kendi bildiğini okuması genellikle cezalandırılmasıyla sonuçlanır. Bu bağlamda masalsı bir anlatı yakalayan Kötü Kız’ın “kötülüğünün” bahsettiğimiz masaldaki kırmızı ayakkabılarla vurgulandığını söylemek mümkün. Elbette bu, masallarla nesilden nesle aktarılan toplumsal kodlardan biri. Ayce Kartal bu kodu tersine çevirerek ve anlatıyı S.’nin gözünden aktararak gerçek “kötüyü” ortaya çıkarıyor. Bir çocuğun büyülü zihninden taşanları toparlayarak gerçek kötülüğün minik bir bedendeki korkunç yansımalarını tanımlıyor.

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

Ayce Kartal, bir çocuğun büyülü zihninden taşanları toparlayarak gerçek kötülüğün minik bir bedendeki korkunç yansımalarını tanımlıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.6 ( 1 votes)
80

Tornistan adlı kısa filmiyle Gezi Direnişi zamanında ses getiren ve çokça paylaşılan bir kısa filme imza atan Ayce Kartal, 2013 yılında Altın Portakal Kısa Film Yarışması’ndan Jüri Özel Ödülü’yle ayrılmıştı. Tornistan, Taksim Gezi Parkı’ndan başlayan ve tüm ülkeye dalga dalga yayılan direnişin medyada kendine yer bulamaması ve sosyal medyanın gücünün ulaşmaması sebebiyle hala ana akım medya üzerinden haber alan bir kitlenin, ülkenin durumunun her zamanki gibi olduğunu düşünebilmesi üzerine adeta nokta atışı tespitler içeriyor. İstanbul’un her yeri direniş halindeyken ana akım medyayı takip eden ailelerimizin birçoğunun yaşanılanlardan haberdar dahi olmamasını, tam da Ayce Kartal’ın Tornistan’da yansıttığı gibi diziler, radyo programları, gazetede trafik haberleri ve penguen belgeselleri üzerinden, o dönem geniş kitleler halinde deneyimledik. Tornistan’ın ardından Birdy Wouaf Wouaf (2015) adlı kısa filmini hayata geçiren Ayce Kartal, ailesinin istediği gibi ötmeyen ve hatta havlayan bir yavru kuşun ailesiyle çatışmasını konu alıyor. Ardından son kısa animasyonu Kötü Kız’la filmografisinin kesinlikle en yetkin yapımına imza atan Ayce Kartal, küçük bir kızın zihnine adeta bütün bariyerleri kaldırarak narin bir giriş yapıyor.

Bir hastane temsiliyle açılan Kötü Kız, iç içe geçen ve birbirinin arasında kaybolan görüntüleriyle bir çocuğun zihnini ve düşünme süreçlerini ortaya koyarken, korkularını ve kabuslarını nasıl bastırdığını ve trajedinin içinden bile renkli bir dünya yaratma çabasını konu ediniyor. Yaşadığı yerde bir ya da birden fazla erkeğin tecavüzüne uğrayan S.,’nin hikayesi, Ayce Kartal’ın ellerinde ağdalı bir dramdan tamamen uzaklaşarak, tecavüze büyüklerin (toplumun) gözünden değil yine bir çocuğun gözünden bakıyor. Yaşadığı korkunç olayı tam olarak tanımlayamayan S., bunları canavarlar, tırnaklarını yiyen fareler ve korkunç yaratıklar aracılığıyla dışa vuruyor. “Kötü Kız”ın zihni, canavarları hatırlamaya ve filmin atmosferini karartmaya başladığı anda küçük çocuk hayal dünyasını yeniden harekete geçirerek oynadığı oyunları, kendisini bekleyen dedesini düşünmeye dalıyor.

Kötü Kız: Gerçek Kötülüğün Minik Bir Bedendeki Korkunç Yansımaları

Çok iyi ve çok kötü iki zıt dünyanın arasında hızlıca mekik dokuyan “Kötü Kız”, zihninin bütün savunma mekanizmalarıyla yaşadıklarına karşı bir savaş veriyor. Bu savaşın bir tarafına dini ögeleri de yerleştiren Ayce Kartal, o yaşlarda Kur’an kursuna giden S.’nin yaşadıklarını Allah aracılığıyla anlamlandırmaya çalışmasının da altını çiziyor.

Ayce Kartal’ın gerçek bir hikayeye dayandığını belirttiği 8 dakikalık animasyonu Kötü Kız, Kırmızı Ayakkabılar masalına da gönderme yapar gibi. Clarissa Pinkola Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında analiz ettiği masallardan biri olan Kırmızı Ayakkabılar, küçük bir kızın tutkuyla bağlı olduğu ayakkabılarının onu durmaksızın dans ettirmesini ve bunun sonucunda zarar görmesini konu alır. Masallarda kırmızı başlıkların, kırmızı ayakkabıların cinsel bir anlam barındırması çıkarımıyla alakalı olarak, küçük kızın kendi bildiğini okuması genellikle cezalandırılmasıyla sonuçlanır. Bu bağlamda masalsı bir anlatı yakalayan Kötü Kız’ın “kötülüğünün” bahsettiğimiz masaldaki kırmızı ayakkabılarla vurgulandığını söylemek mümkün. Elbette bu, masallarla nesilden nesle aktarılan toplumsal kodlardan biri. Ayce Kartal bu kodu tersine çevirerek ve anlatıyı S.’nin gözünden aktararak gerçek “kötüyü” ortaya çıkarıyor. Bir çocuğun büyülü zihninden taşanları toparlayarak gerçek kötülüğün minik bir bedendeki korkunç yansımalarını tanımlıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi