Zaman, özellikle bugünün evrensel normudur. Zamana yüklenen anlama ve atfedilen değere göre, yaşadığınız yerde iyi ya da kötü olarak görülebilirsiniz. Örneğin yaşadığınız yer bir Amiş köyüyse, aceleci olursanız "kötü" sayılırsınız. Buna karşılık bir metropolde yaşıyorsanız, yavaş olmanıza zaten izin verilmez, sistem sizi kendiliğinden dışlayacaktır. Dünyanın büyük bir çoğunluğu, teknolojinin de bariz etkisiyle birlikte şu günlerde hız kavramına tutkun hâldedir. Eğer hızlıysanız var oluyorsunuz demektir. Hızlıysanız, daha çok tercih edilirsiniz. Fakat bunun tek sebebi ölüm duygusuna karşı koymak isteyen insanlığın çırpınışları değil. Bilgisayarlar ve onların yazılımsal çalışma düzeni, toplumsal yaşamı dönüştürdü. Bilimkurgu eserlerindeki gibi olmasa da bilgisayarlar, dolaylı yoldan insanları kontrol etmeye başladı. Algoritmanın hayatımıza girmesiyle birlikte, kendi yüksek arzularımızı bilgisayarlara kodlarken, bir yandan hayat tarzımızı da değiştirmiş olduk. Kurgusal eserlerde robotlar tarafından ele geçirilmekten korkarken, gerçek hayatta kendi hegemonyamızı üretip biz robotlaştık. Hemen her şeyin yazılımsal olarak kaydedilip algoritmik değerlere dönüştürülmesi, toplumsal yaşamın doğal dinamizmini yok etmeye başladı. Her şey daha fazla öngörülebilir oldu. Böylece işler hızlandı. Ve zaten algoritma ve yazılımlar, hayatımıza bu denli hâkimken "hız" nasıl olur da temel norm hâline gelmezdi ki? The Hummingbird Project: Bir Algoritmik Trade Öyküsü ***Yazının bundan sonraki bölümü The Hummingbird Project ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.*** Kim Nguyen yönetmenliğindeki Kod Adı: Hummingbird, zaman ve hız kavramlarına soygun filmi estetiğinde bir bakış atıyor. Borsa dünyasında "Algoritmik Trade" olarak adlandırılan alım-satım işlemini merkeze alan film, hızın çok önemli olduğu finans zincirine bir çomak sokmak isteyen Vincent (Jesse Eisenberg) ve Anton (Alexander Skarsgård) adındaki kuzenlerin hikâyesini anlatıyor. Kansas’tan New Jersey’e kadar düz bir hat halinde uzanacak olan bir fiber optik kablo döşemeyi planlayan kuzenler, böylelikle milisaniyelerin yarıştığı borsa dünyasında öne çıkmayı ve milyonlar kazanmayı düşünürler. Ancak bu iki karakter milyonları elde etmenin yanında aslında sürekli kazanmayı öngören bu toplumsal yapıya bireysel bir başkaldırı da getirmeyi de amaçlar. Bu nedenle filmde sıklıkla David ve Goliath (güçsüzün öngörülmeyen şekilde güçlüyü yenme durumu) göndermelerini duyarız. Filmin olay örgüsünde sürekli olarak vurgulanan fiber kablo hattı, ekonomik güce göre dağılım gösteren bir toplumsal anlaşmayı da anlatır. Örneğin Vincent’ın filmin başında "Bu mükemmel hattı inşa edene kadar hattın sonunda ne olduğunu bilemeyeceğim.’’ demesiyle yerin altından giden kablo yolunu, insanları birbirine bağlayan hiyerarşik yapı olarak kodlarız. Filmde kuzenler David olurken, kablolar üzerinden anlatılan tüm finans sistemi ise Goliath olarak temsil edilir. Ancak filmin bu ekonomik dengesizliğe son derece tutarsız bir bakış açısıyla baktığını dile getirmekte yarar var. Kuzenleri bu devasa fiber kablo operasyonuna iten sebepler filmde yeterince inandırıcı değil. Sanki hem para kazanmak hem de finans sistemini yok etmeyi amaçlıyorlar. Ancak sistemin kendisinden yakınırken, onu besleyen güdülerle gerçekleştirilen bir devrim neye yarar? Bu iki kuzen karakterinin en büyük çelişkisi işte tam burada ortaya çıkıyor ve filmi gerçek anlamda çökertiyor. Her ne kadar karakterler, bu amaçları uğruna "u dönüşü" bir değişim geçirseler de bu değişim ancak başarısız olduklarında gerçekleşiyor. Ayrıca hız kavramına karşı böyle eleştirileri olan bir filmin, aceleci anlatı yapısı ve özensiz olay örgüsü de yönetmenin anlattığı konuya ne kadar inandığını düşündürtüyor. Kod Adı: Hummingbird filminin en çekici yanı ise zaman olgusuna dair verdiği cevap. Zamanı hız kazanmak amacıyla saymaya…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Hız kavramına karşı böyle eleştirileri olan bir filmin, aceleci anlatı yapısı ve özensiz olay örgüsü de yönetmenin anlattığı konuya ne kadar inandığını düşündürtüyor.

Kullanıcı Puanları: 4.7 ( 1 votes)
50

Zaman, özellikle bugünün evrensel normudur. Zamana yüklenen anlama ve atfedilen değere göre, yaşadığınız yerde iyi ya da kötü olarak görülebilirsiniz. Örneğin yaşadığınız yer bir Amiş köyüyse, aceleci olursanız “kötü” sayılırsınız. Buna karşılık bir metropolde yaşıyorsanız, yavaş olmanıza zaten izin verilmez, sistem sizi kendiliğinden dışlayacaktır. Dünyanın büyük bir çoğunluğu, teknolojinin de bariz etkisiyle birlikte şu günlerde hız kavramına tutkun hâldedir. Eğer hızlıysanız var oluyorsunuz demektir. Hızlıysanız, daha çok tercih edilirsiniz. Fakat bunun tek sebebi ölüm duygusuna karşı koymak isteyen insanlığın çırpınışları değil.

Bilgisayarlar ve onların yazılımsal çalışma düzeni, toplumsal yaşamı dönüştürdü. Bilimkurgu eserlerindeki gibi olmasa da bilgisayarlar, dolaylı yoldan insanları kontrol etmeye başladı. Algoritmanın hayatımıza girmesiyle birlikte, kendi yüksek arzularımızı bilgisayarlara kodlarken, bir yandan hayat tarzımızı da değiştirmiş olduk. Kurgusal eserlerde robotlar tarafından ele geçirilmekten korkarken, gerçek hayatta kendi hegemonyamızı üretip biz robotlaştık. Hemen her şeyin yazılımsal olarak kaydedilip algoritmik değerlere dönüştürülmesi, toplumsal yaşamın doğal dinamizmini yok etmeye başladı. Her şey daha fazla öngörülebilir oldu. Böylece işler hızlandı. Ve zaten algoritma ve yazılımlar, hayatımıza bu denli hâkimken “hız” nasıl olur da temel norm hâline gelmezdi ki?

The Hummingbird Project: Bir Algoritmik Trade Öyküsü

***Yazının bundan sonraki bölümü The Hummingbird Project ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Kim Nguyen yönetmenliğindeki Kod Adı: Hummingbird, zaman ve hız kavramlarına soygun filmi estetiğinde bir bakış atıyor. Borsa dünyasında “Algoritmik Trade” olarak adlandırılan alım-satım işlemini merkeze alan film, hızın çok önemli olduğu finans zincirine bir çomak sokmak isteyen Vincent (Jesse Eisenberg) ve Anton (Alexander Skarsgård) adındaki kuzenlerin hikâyesini anlatıyor. Kansas’tan New Jersey’e kadar düz bir hat halinde uzanacak olan bir fiber optik kablo döşemeyi planlayan kuzenler, böylelikle milisaniyelerin yarıştığı borsa dünyasında öne çıkmayı ve milyonlar kazanmayı düşünürler. Ancak bu iki karakter milyonları elde etmenin yanında aslında sürekli kazanmayı öngören bu toplumsal yapıya bireysel bir başkaldırı da getirmeyi de amaçlar. Bu nedenle filmde sıklıkla David ve Goliath (güçsüzün öngörülmeyen şekilde güçlüyü yenme durumu) göndermelerini duyarız. Filmin olay örgüsünde sürekli olarak vurgulanan fiber kablo hattı, ekonomik güce göre dağılım gösteren bir toplumsal anlaşmayı da anlatır. Örneğin Vincent’ın filmin başında “Bu mükemmel hattı inşa edene kadar hattın sonunda ne olduğunu bilemeyeceğim.’’ demesiyle yerin altından giden kablo yolunu, insanları birbirine bağlayan hiyerarşik yapı olarak kodlarız. Filmde kuzenler David olurken, kablolar üzerinden anlatılan tüm finans sistemi ise Goliath olarak temsil edilir. Ancak filmin bu ekonomik dengesizliğe son derece tutarsız bir bakış açısıyla baktığını dile getirmekte yarar var. Kuzenleri bu devasa fiber kablo operasyonuna iten sebepler filmde yeterince inandırıcı değil. Sanki hem para kazanmak hem de finans sistemini yok etmeyi amaçlıyorlar. Ancak sistemin kendisinden yakınırken, onu besleyen güdülerle gerçekleştirilen bir devrim neye yarar? Bu iki kuzen karakterinin en büyük çelişkisi işte tam burada ortaya çıkıyor ve filmi gerçek anlamda çökertiyor. Her ne kadar karakterler, bu amaçları uğruna “u dönüşü” bir değişim geçirseler de bu değişim ancak başarısız olduklarında gerçekleşiyor. Ayrıca hız kavramına karşı böyle eleştirileri olan bir filmin, aceleci anlatı yapısı ve özensiz olay örgüsü de yönetmenin anlattığı konuya ne kadar inandığını düşündürtüyor.

Kod Adı: Hummingbird filminin en çekici yanı ise zaman olgusuna dair verdiği cevap. Zamanı hız kazanmak amacıyla saymaya başlarsanız, her zaman geç kalırsınız. Onu kovalamayıp saniyelerin içindeki yaşamı kavramaya başladığınızda ise hep ‘’tam zamanında’’ hissedersiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi