Kısa bir prologun sonrasında Johannes Brahms'ın bestelediği, bir erkek ve kız kardeşin diyalogundan mütevellit "Schwesterlein, Schwesterlein" adlı halk ezgisiyle açılıyor Stéphanie Chuat, Véronique Reymond ikilisinin imzasını taşıyan Kız Kardeşim - Schwesterlein. Filmin, hem "Ablacığım", hem de "Küçük kız kardeşim" gibi çevrilmesi mümkün olan orijinal isminin tatlı bir yanıltıcılığı var. Zira film, Lisa ve Sven adlı ikiz kardeşlerin hikâyesine odaklanıyor, ancak Lisa aslında erkek kardeşi Sven'den sadece 2 dakikayla da olsa küçük. Buna rağmen, bir otorite figürüne denk gelmediğimiz, bunun bahsinin dahi geçmediği aile içersinde Lisa aileyi çekip çeviren kişi konumunda. Herhangi bir şekilde babalarının bahsinin geçmediği hikâye dâhilinde, annenin de hem ilerlemiş yaşı, hem de mental vaziyeti hasebiyle kendi sorumluluğunu almakta zorlanan bir durumda olduğuna filmin henüz serim kısmında kâni oluyoruz. Sven (Lars Eidinger) ve Lisa (Nina Hoss) arasında bambaşka bir diyalog olduğuna da. Hikâyeye göre Sven de, Lisa da Berlin'in tiyatro dünyasının kalbi konumundaki mekânlardan birinin, Schaubühne'nin önemli birer parçası. Sven yıllarca sayısız oyunda başrol oynamış bir oyuncu, Lisa bir noktadan sonra oyunculuğu bırakmış ve artık oyunlar yazan biri. Ancak film açıldığında anlıyoruz ki her ikisi de hayattaki yerini de buraya giden yolu da kaybetmiş. Lisa, yaptığı iki evlilik, sonrasında iki çocuğun (ve ağabeyinin) sorumluluğunu üstlenmek suretiyle yaratıcılığından uzağa düşmüş. Sven'se kan kanserine yakalanmış ve zor, uzun süren tedavi süreci sonunda mesleğinden, oyun alanından uzaklaşmış. Her ikisinin de tıpkı çocukluklarındaki gibi bir oyunun parçası hâline gelebildikleri bir mekân olarak tiyatro kumpanyasından uzağa düşmeleri, onları bir nevi "ev"den de ırağa düşürmüş desek yeri. Film boyunca Sven'e göz kulak olan Lisa'nın da, Lisa'nın hâli pür melalini değiştirmek için elinden bir şey gelmeyen Sven'in de içine düştüğü en önemli mücadele, evin yolunu bulmak. Bununla ilgili filmde birçok done bulmak da, filmin böyle bir fikir teatisi üzerinden şekillendiğini iddia etmek de mümkün. Kız Kardeşim: Evin Yolu Ne Tarafa Düşer? Her ne kadar Lisa ve Sven'in hikâyesini, Sven'in kan kanserine yakalanmış, bakıma muhtaç bir durumda olması üzerinden açıyor olsa da, Kız Kardeşim böylesi dramatik bir hikâyenin düşebileceği "ucuz" yollara hiç başvurmadan izleyicisinin bam teline temas etmeyi başaran bir yapıt. Kardeşler arasındaki bağa dair anlatısını da geleneksel bir yerden kurmayan film, karakterlerinin gücünü doğumdan itibaren birlikte büyümek ve her şeyi birlikte öğrenmekle oluşan sarsılmaz bir anılar bütününe borçlu. Kırılganlığı çok yüksek olsa da, doğası gereği kopması da çok güç bu bağın Lisa ve Sven özelinde ne anlama geldiğine kafa yoran film, ikilinin kardeşliğini bir nevi "oyun alanı", bir nevi "güvenli bölge", bir "ev" olarak betimliyor. Karakterlerin hayattaki yerlerini, söz gelimi tiyatrodaki çalışmaları sırasında olduğu gibi yeniden tesis edebildiği, oyun alanını genişletebildiği bir geçmişin izlerini görüyoruz filmde. Ancak günümüzdeki öyküde yukarıda da belirttiğimiz üzere bu durumdan çok uzaklar. Yeniden oyun alanına dönebilmeleri için, Hansel ve Gretel masalındaki gibi kırıntıları takip edebilecekleri bir bağ gerek, o da birbirleri arasındaki bağ oluyor (Hansel ve Gretel göndermesi filmde de bir şekilde yerini buluyor). Lisa, ne zaman biraz olsun hayatını kendi istediği gibi bir noktaya getirmek istese, örneğin yeniden yazmaya girişse, ilham kaynağı olarak Sven'i görüyor. Sven, artık kendisini işe yaramaz, ölmek üzere bir oyuncu olarak gören yönetmenine rağmen ne…
Puan - 70%

70%

Kız Kardeşim, oyun parkından kollarından çekiştirile çekiştirile uzaklaştırılmış iki kardeşin buraya dönmenin bir yolunu iç burkan bir şekilde de olsa bulmalarının öyküsü biraz da. 

Kullanıcı Puanları: 4.43 ( 6 oy)
70

Kısa bir prologun sonrasında Johannes Brahms’ın bestelediği, bir erkek ve kız kardeşin diyalogundan mütevellit “Schwesterlein, Schwesterlein” adlı halk ezgisiyle açılıyor Stéphanie Chuat, Véronique Reymond ikilisinin imzasını taşıyan Kız Kardeşim – Schwesterlein. Filmin, hem “Ablacığım”, hem de “Küçük kız kardeşim” gibi çevrilmesi mümkün olan orijinal isminin tatlı bir yanıltıcılığı var. Zira film, Lisa ve Sven adlı ikiz kardeşlerin hikâyesine odaklanıyor, ancak Lisa aslında erkek kardeşi Sven’den sadece 2 dakikayla da olsa küçük. Buna rağmen, bir otorite figürüne denk gelmediğimiz, bunun bahsinin dahi geçmediği aile içersinde Lisa aileyi çekip çeviren kişi konumunda. Herhangi bir şekilde babalarının bahsinin geçmediği hikâye dâhilinde, annenin de hem ilerlemiş yaşı, hem de mental vaziyeti hasebiyle kendi sorumluluğunu almakta zorlanan bir durumda olduğuna filmin henüz serim kısmında kâni oluyoruz. Sven (Lars Eidinger) ve Lisa (Nina Hoss) arasında bambaşka bir diyalog olduğuna da.

Hikâyeye göre Sven de, Lisa da Berlin’in tiyatro dünyasının kalbi konumundaki mekânlardan birinin, Schaubühne‘nin önemli birer parçası. Sven yıllarca sayısız oyunda başrol oynamış bir oyuncu, Lisa bir noktadan sonra oyunculuğu bırakmış ve artık oyunlar yazan biri. Ancak film açıldığında anlıyoruz ki her ikisi de hayattaki yerini de buraya giden yolu da kaybetmiş. Lisa, yaptığı iki evlilik, sonrasında iki çocuğun (ve ağabeyinin) sorumluluğunu üstlenmek suretiyle yaratıcılığından uzağa düşmüş. Sven’se kan kanserine yakalanmış ve zor, uzun süren tedavi süreci sonunda mesleğinden, oyun alanından uzaklaşmış. Her ikisinin de tıpkı çocukluklarındaki gibi bir oyunun parçası hâline gelebildikleri bir mekân olarak tiyatro kumpanyasından uzağa düşmeleri, onları bir nevi “ev”den de ırağa düşürmüş desek yeri. Film boyunca Sven’e göz kulak olan Lisa’nın da, Lisa’nın hâli pür melalini değiştirmek için elinden bir şey gelmeyen Sven’in de içine düştüğü en önemli mücadele, evin yolunu bulmak. Bununla ilgili filmde birçok done bulmak da, filmin böyle bir fikir teatisi üzerinden şekillendiğini iddia etmek de mümkün.

Kız Kardeşim: Evin Yolu Ne Tarafa Düşer?

Her ne kadar Lisa ve Sven’in hikâyesini, Sven’in kan kanserine yakalanmış, bakıma muhtaç bir durumda olması üzerinden açıyor olsa da, Kız Kardeşim böylesi dramatik bir hikâyenin düşebileceği “ucuz” yollara hiç başvurmadan izleyicisinin bam teline temas etmeyi başaran bir yapıt. Kardeşler arasındaki bağa dair anlatısını da geleneksel bir yerden kurmayan film, karakterlerinin gücünü doğumdan itibaren birlikte büyümek ve her şeyi birlikte öğrenmekle oluşan sarsılmaz bir anılar bütününe borçlu. Kırılganlığı çok yüksek olsa da, doğası gereği kopması da çok güç bu bağın Lisa ve Sven özelinde ne anlama geldiğine kafa yoran film, ikilinin kardeşliğini bir nevi “oyun alanı”, bir nevi “güvenli bölge”, bir “ev” olarak betimliyor. Karakterlerin hayattaki yerlerini, söz gelimi tiyatrodaki çalışmaları sırasında olduğu gibi yeniden tesis edebildiği, oyun alanını genişletebildiği bir geçmişin izlerini görüyoruz filmde. Ancak günümüzdeki öyküde yukarıda da belirttiğimiz üzere bu durumdan çok uzaklar. Yeniden oyun alanına dönebilmeleri için, Hansel ve Gretel masalındaki gibi kırıntıları takip edebilecekleri bir bağ gerek, o da birbirleri arasındaki bağ oluyor (Hansel ve Gretel göndermesi filmde de bir şekilde yerini buluyor). Lisa, ne zaman biraz olsun hayatını kendi istediği gibi bir noktaya getirmek istese, örneğin yeniden yazmaya girişse, ilham kaynağı olarak Sven’i görüyor. Sven, artık kendisini işe yaramaz, ölmek üzere bir oyuncu olarak gören yönetmenine rağmen ne zaman yeteneğini hâlâ yitirmediğini biz izleyicilere ispat etse, yanında Lisa oluyor. Çünkü birlikteyken oyunun içinde kalma hali sürüyor. Çünkü oyuna davet, aynı zamanda hayata davet anlamına geliyor. Nitekim türlü badireler sonrasında ve Sven, çocukları, kocası, annesi için kendisini paraladığı anların ertesinde, en nihayet pes edince Lisa’yı yine hayata döndüren, apartmanlarındaki bir çocuğun onu oynadığı oyuna davet etmesiyle gerçekleşiyor. Kız Kardeşim, oyun parkından kollarından çekiştirile çekiştirile uzaklaştırılmış iki kardeşin buraya dönmenin bir yolunu iç burkan bir şekilde de olsa bulmalarının öyküsü biraz da.

Her biri aynı zamanda Schaubühne çıkışlı enfes oyuncular olan Nina Hoss ve Lars Eidinger’in enfes performanslarıyla taçlanan, bir başkasının elinde can sıkıcı bir tona bürünebilecek bu dramatik hikâyeyi, Chuat-Reymond ikilisinin istismar etmemek için harcadığı çabanın takdiri hak ettiği Kız Kardeşim, yılın iyi filmlerinden biri şüphesiz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information