Babamın Kanatları filmiyle beğeni toplayan Kıvanç Sezer’in yeni filmi Küçük Şeyler’in çekimleri başladı. Sezer ile, Tolga Karaçelik’in de yapımcılarından biri olduğu Küçük Şeyler’in konusu, içinde bulundukları yapım aşaması ve üçleme fikri hakkında konuştuk.

-FilmLoverss Özel-

Dünya prömiyerini 51. Karlovy Vary Film Festivali’nde ana yarışmaya seçilerek gerçekleştirdikten sonra 23. Adana Film Festivali’nde yedi, 53. Antalya Film Festivali’nde altı ödül kazanan Babamın Kanatları ile sinema dünyasına etkileyici bir giriş yapan Kıvanç Sezer, yeni filmi Küçük Şeyler ile sinemalara geri dönmeye hazırlanıyor.

Sezer’in ortak noktaları lüks bir site olan farklı karakterlerin hayatlarına odaklanacak bir üçlemenin ikinci parçası olarak hazırladığı yeni filmi Küçük Şeyler’in çekimlerine başlandı. Tolga Karaçelik’i de yapımcıları arasında yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Alican Yücesoy, Başak Özcan, Bülent Emrah Parlak, Seda Türkmen ve Tuğçe Altuğ gibi isimler yer alıyor.

Kıvanç Sezer, çekimlerine başlanan yeni filmi Küçük Şeyler hakkında FilmLoverss’a konuştu.

Kıvanç Sezer’in Yeni Filmi Küçük Şeyler’den İlk Görüntüler Yayınlandı

Ecem Şen: Öncelikle proje nasıl ortaya çıktı? 

Kıvanç Sezer: Babamın Kanatları’nı yazmadan önce aklımda bir ilişki draması yapmak vardı ve bununla ilgili birkaç kısa öykü, sinopsis yazmıştım. Daha sonra Babamın Kanatları’nın hikâyesi ortaya çıktıktan sonra bunu bir üçlemeye çevirmeye karar verdim. Temel mantığı da şu aslında; bu lüks sitelerin yapımında çalışan işçilerin hayatı, buradan krediyle ev alan orta sınıf bir çiftin hayatı ve burayı yapan en tepedeki müteahhitin hayatı şeklinde bir üçleme olarak tasarlamaya karar verdim ve bir şekilde Babamın Kanatları’nın içinden çıkan bir hikâye olmasını istedim. Küçük Şeyler filminin hikâyesi aslında böyle bir yerden doğmuş oldu.

Ecem Şen: Peki filmin oyuncu kadrosunda kimler yer alıyor?

Kıvanç Sezer: Başrolde Alican Yücesoy var. Onunla birlikte Başak Özcan, Bülent Emrah Parlak, Seda Türkmen ve Tuğçe Altuğ gibi isimlerin yanında Müfit Kayacan ve Nihal Koldaş gibi isimler de kadroya eşlik ediyor.

“Aslında bu filmi Kültür Bakanlığı’ndan destek alamadıktan sonra uzun süre yapıp yapamayacağımı tam olarak bilemiyordum ve bir noktada Tolga Karaçelik filmde yapımcı olarak devreye girdi.”

Güvenç Atsüren: Film bildiğimiz kadarıyla Kültür Bakanlığı’ndan destek alamadı. Nasıl finanse edildi? 

Kıvanç Sezer: Aslında bu filmi Kültür Bakanlığı’ndan destek alamadıktan sonra uzun süre yapıp yapamayacağımı tam olarak bilemiyordum ve bir noktada Tolga Karaçelik filmde yapımcı olarak devreye girdi. Asteros Film, Kanat Doğramacı da yapımcılardan biri. Işık Sanat da teknik olarak ve ekip olarak destek veriyor. Onun dışında da zaten imece yöntemi ile çözüyoruz birçok şeyi. Küçük bir ekiple çalışıyoruz. Dolayısıyla bütün ekibin kendisi, oyuncular, hepsi aslında bu projeyi hayata geçirmek için herkes elinden gelen her şeyi yapıyor. İmece usulüyle çok çok düşük bir bütçeyle bu filmi hayata geçirmeye çalışacağız.

Ecem Şen: Çekimlerin ne kadar sürmesini planlıyorsunuz? 

Kıvanç Sezer: Aslında filmin şimdilik ilk part‘ını çekeceğiz. Yaklaşık bir haftalık bir çekim olacak. Ondan sonra mevsimsel birtakım durumlardan dolayı biraz bekleyip mart ve nisan aylarında çekim yapacağız. Dolayısıyla toplam 3 haftada çekimleri bitirmeye çalışacağız.

“Ülkemizin bu dönemini üreterek aşma noktasında en önemli şeyin dayanışma olduğunu düşünüyorum.”

Güvenç Atsüren: Genel olarak bu üçlemenin yapısından içeriğinden bahsettik ama bu film özelinde konusuna dair biraz daha detay alabilir miyiz? 

Kıvanç Sezer: Bu film aslında birçok absürt unsurun yer aldığı, temelinde işsiz kalan bir adam ve karısı arasında bozulan dengeleri ve evliliğe dair. Kendilerine dair yaşadıkları birtakım sıkıntıların aslında halı altına süpürülen şeylerin ortaya çıkarak ilişkinin yokuş aşağı doğru gidişini anlatıyor bir yönüyle. Diğer yönüyle de tek tek yani bu ilişkiyi oluşturan iki bireyin yakın çevreleri ve bir değişim sürecini anlatıyor. Kendileriyle kurdukları ilişkilerinde birtakım meseleler ortaya çıkıyor. Hem bir ilişki teması olarak işliyor hem de absürt birtakım düzen unsurlarıyla beraber bunun alegorisi gibi de işleyen bir damarı var filmin.

Bu film, nasıl bir film olacak bilmiyorum ama bu filmi yapabiliyor olmak böyle bir dönemde ve inat etmek, vazgeçmemek benim için en önemli şey. Her zaman için bence sinemanın da ihtiyaç duyduğu şey bir tür dayanışma ruhuyla ve insanların birbirine yardım ederek herhangi bir kariyer meselesi gütmeden yönetmenlerin, yapımcıların, görüntü yönetmenlerinin ve oyuncuların birlikte çalışması. Ülkemizin bu dönemini üreterek aşma noktasında en önemli şeyin dayanışma olduğunu düşünüyorum. Bu film de bunun kanıtı bence.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi