Uluslararası KısaKes Kısa Film Festivali’nin Yarışma Kısaları seçkisinde kurmaca ve animasyon dallarında toplam 11 film yer alıyor. Farklı coğrafyalardan, farklı sinematik yaklaşımların boy gösterdiği yarışma filmlerinin genel itibarıyla çok geniş bir skalaya yayıldığını, bunun da ciddi bir sinema hazzı sunduğunu söyleyebiliriz. Bu durum kurmaca ve animasyon, her iki daldaki filmler için de geçerli. Bu bağlamda yarışma filmlerini festivalin Türkiye’nin Kısaları seçkisinde yer alan yapımlarla karşılaştırınca, ülkemizdeki kısa filmcilerin yaratıcılıkları serbest bırakmak konusundaki çekingenlikleri daha da görünür hâle geliyor.

Kurmaca Filmler

Kurmaca dalında yarışan yapımlar arasında yer alan iki Türkiye çıkışlı filmin de kendi içlerinde son derece tutarlı ve özgün işler olduğunu söyleyebiliriz. Sadece 1 dakikalık süresine rağmen, ana dilde eğitim konusuna, kökenini çok sade ama güçlü bir noktadan alarak eğilen Bizin – Goat filmi, kısa film formunun işlevsel tercihlerle nasıl etkin bir şekilde kullanılabileceğine dair örnek olarak gösterilebilecek kadar başarılı bir yapım. Yarışmadaki diğer Türkiye yapımı film olan Yavuz Gözeller’in yönettiği Babil Piyangosu – Lottery Babylon ise ilhamını sanat tarihimizin en bilinen eserlerinden biri olan Osman Hamdi Bey’in çizdiği Kaplumbağa Terbiyecisi tablosundan alan, sanat disiplinleri arasında şık bir bağ kuran cesur bir film olarak dikkat çekiyor diyebiliriz.

Yarışmanın kurmaca dalında yer alan en çarpıcı filmlerden biri de Alfin Dwi Pangestu’nun yönettiği Endonezya yapımı Special Dish. Film aslında çok basit bir ana odaklanıyor. Yemek yapmakla uğraşan olan bir anne, o esnada bebeğinin güçlü bir şekilde ağladığını duyuyor. Herhangi bir kadının sayısız kez yaşayabileceği bu küçücük andan, toplumsal cinsiyet rollerini alaşağı eden, sert ve vurucu, akla ilk anda David Cronenberg sinemasını getiren bir kısa film üretmeyi başarıyor yönetmen Pangestu. Special Dish’in yanında, gençlik filmi klişelerini orijinal bir şekilde kullanarak aşk olgusuna dair duru bir çıkarım yapan Miguel Lambert’in yönettiği The King Is Dead ve Tabea Edelkott, Johannes Lörz ve Julian Schleier’in birlikte imza attığı iinsanın doyumsuz doğasına dair stilize bir anlatı sunan Herr Mandrill – Mr. Mandrill‘in de adını anmak gerek.

Animasyon Filmler

Önceki jenerasyonların, genç bireyle girdiği diyaloglarda sıklıkla karşılaştığımız geçmişe övgü klişesini, çok zarif bir twist‘le lehine çeviren Diego Porral Soldevilla imzalı Un dia en el parque – A Day In The Park‘ı hem içerdiği kıvrak zeka pırıltılarıyla gülümseten hem de klişeleri boşluğa düşürme konusundaki başarısıyla çarpıcı bir kısa animasyon olarak değerlendirebiliriz. Seçkide yer alan Danimarka yapımı, Rikke Alma Krogshave Planeta’nın yönettiği Bacchus, modern hayatın kendine sunduklarından sıkılmış bir kadının içsel bir yolculuğuna odaklanıyor. Saykadelik ögelerle bezeli olan bu yolculuk, aynı zamanda modern insanın içinde yaşadığı şartlarla başa çıkma noktasında sempatik bir özgürleşme anlatısı sunuyor. Bacchus’un hem görsel tercihleri hem de anlatısında tutturduğu ritm itibarıyla çok başarılı bir içerik – biçim uyumu yakaladığı pekâlâ söylenebilir.

Uluslararası KısaKes Kısa Film Festivali’nin Yarışma Kısaları seçkisinde yer alan yapımlardan yola çıkarak, dünyanın pek çok farklı coğrafyasında üretimlerine devam eden kısa filmcilerin söyleyecek yeni sözleri ve özgün sinematik bakışları olduğunu görebiliyoruz. Seçkide yer alan Türkiye yapımı filmleri göz önüne alarak da, bu topraklarda özgün sinema yaklaşımlarının oluşabileceğine dair ufak da olsa bir umut taşıyabiliriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi