Uluslararası KısaKes Kısa Film Festivali’nin Türkiye’nin Kısaları seçkisinde bu yıl yedi film yer alıyor. Bu filmlerin en büyük ortak özelliği, herhangi bir tür denemesine gitmek yerine, belli bir duruma ya da ruh hâline odaklanmaları. Seçkide gayet başarılı bir şekilde kotarılmış filmler olsa da, bu yönetmen tercihlerinin seçkiyi zenginleştirmek noktasında genel itibarıyla kısır kaldığını söyleyebiliriz. Benzer şekilde, filmlerin biçimden ziyade seyircide yaratacağı duygu ya da düşünceye odaklanıldığı gözlemlenebiliyor. Bu iki durumun Türkiye’de kısa filmcilik anlayışının, istisnaları dışarıda bırakmak koşuluyla, belirli bir çerçevenin dışına çıkmaya çekinen bir yaklaşımla var olduğunu da gösteriyor olabilir. Bu noktada Türkiyeli kısa filmcilerin kalıpları zorlayarak ortaya sadece tematik değil, biçimsel olarak da özgün işler ortaya koymalarını umut ettiğimizi belirtelim.

Seçkinin Öne Çıkan Filmleri

Seçkideki özellikle üç film diğerleri arasında öne çıkıyor diyebiliriz. Bunlardan birincisi, Anıl Gündoğan imzalı Hikâyeci – Storyteller. Film, bir tren garında temizlik işçisi olarak görev yaparken, bir yandan da trenlere binen yolculara küçük kağıtlara el yazısıyla yazdığı hikâyeleri satan genç bir adamı merkezine alıyor. Günün birinde trene binen bir kadından etkilenen genç adamın hayatın seyri de duyguları doğrultusunda yeniden şekilleniyor. Yönetmen Gündoğan’ın filmde gösterdiği en büyük başarısının, ana karakterinin heyecanını ve nahifliğini seyirciye yansıtabilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Filmin ilk anından beri beliren duygu dünyasının, finale kadar taşındığını görebiliyoruz. Hikâyeci’nin olumsuz yanı olarak da, baskın olan duygusal tonuna rağmen, yönetmenin müzik kullanımında yer yer fazlalık ve kolaycılık göze çarpıyor oluşunu söyleyebiliriz. Zira bu durum, filmin sinematik gücünün yer yer zedelenmesine sebep oluyor.

Korhan Günay‘ın Kapan – The Trap‘i de seçkinin özgün bir noktada duran filmlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Ensest mağduru iki kadının hayatlarından kısa bir ana odaklanan film, özellikle oyuncu kadrosunda yer alan Hatice Aslan ve Irmak Ünal’ın performanslarıyla yaratmak istediği dünyayı başarıyla kuruyor. Yaşadıkları sonucunda akli dengelerinin sınırlarına itilmiş iki kadının diyaloğuyla ilerleyen film, hem kadrajları hem de ritmiyle zaman zaman psikolojik gerilim sularına çekilip ürpertici bir hâl de alabiliyor. Kopkoyu bir dramdan yola çıkarak böyle bir damar yakalayabiliyor oluşu yönetmen Korhan Günay’ın Kapan filmini seçkinin en ayrıksı filmi hâline getiriyor.

Siyah beyaz sinematografi tercihiyle seçkideki birey yapımlardan farklılaşmayı başaran Onur Yağız imzalı Toprak, Fransa’da yaşayan ve ikiz bebek bekleyen bir aileyi odağına alıyor. Aile fertleri arasında bebeklerin cinsiyetleri hakkındaki yarı ciddi yarı şaka yollu tartışmaların sonunda ortaya çıkan beklenemedik bir durum üzerinde güçlü bir dram yaratmayı başaran yönetmen Yağız’ın, bu sebeple dokunaklı bir filme imza attığını söyleyebiliriz. Filmde Emine Meryem ve Fırat Çelik’le birlikte rol alan, ilkokul çağındaki Toprak karakterine hayat veren genç oyuncu Ege Sane’nin performansı filmin güçlü dramatik yapısına özellikle katkı yaptığını söylemeden geçmemek gerek. Fransızca bilmeyen ailesi ve Türkçe bilmeyen doktor arasındaki diyalogda çevirmen işlevi gören Toprak’ın hikâyenin merkezinde yer aldığını da göz önüne alırsak, seçkideki en güçlü sinema duygusuna sahip filmlerin başında gelen Toprak’ın başarısında Ege Sane’nin ve tabii ki başarılı oyunculuk yönetiminin büyük bir katkısı var diyebiliriz.

Toparlamak gerekirse; Uluslararası KısaKes Kısa Film Festivali’nin bu yılki Türkiye’nin Kısaları seçkisi genel itibarıyla doyurucu ve umut veren, sinema duygusunu seyirciye geçirmeyi başaran filmlerden oluşuyor diyebilsek de çeşitlilik konusunda bir takım sıkıntılar olduğunu unutmamak gerek.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi