Avusturyalı yönetmen Marie Kreutzer’in 38. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Çiçek İstemez isimli bölümünde seyirci karşısına çıkan son filmi Kaygan Zemin; Berlin Film Festivali’nde gösterilmiş ve Altın Ayı ödülü için yarışmıştı. İşkolik, aşırı disiplinli ve oldukça steril hayatıyla dikkatleri çeken işletme danışmanı Lola’nın, psikiyatri tedavisi gören ablası Conny’nin yeniden hayatına dâhil olmasıyla kontrolünü yitirmeye başlamasını ekrana taşıyan film; ince detaylarla örülü senaryosuyla başarılı bir psikolojik gerilim. Kaygan Zemin, son yılların en başarılı yapımlarından biri olan Maren Ade imzalı Toni Erdmann’ın izinden giderek iş dünyasındaki rekabet ortamını, erkek egemen dünyada yok sayılan kadın emeğini ve bu vahşi kapitalist ortamda saygınlık kazanmak için kendini hırpalayan kadınları oldukça yerinde çıkarımlarla ortaya koymayı başarıyor. Zaman içerisinde sert bir sosyal drama dönüşen film; Lola karakterini canlandıran Alman aktris Valerie Pachner’in güçlü performansıyla da dikkatleri çekiyor. Kaygan Zemin: Erkek Egemen Dünyanın Kıskacında Lola, uzun mesai saatlerine, otel odalarında geçen yaşantısına ve aşırı iş yoğunluğuna aldırış etmeden hayatını disipline etmeyi başaran hırslı bir işletme danışmanıdır. Süreklilik arz eden iş seyahatlerinden dolayı Viyana’daki evine neredeyse hiç uğrayamaz. Hayatındaki tek heyecan -heyecan da denebilirse- en az kendisi kadar hırslı olan üstü Elise ile otel odalarında yaşadığı kaçamak ilişkidir. Bu aşırı sterilize hayatının kontrolünü sonuna dek elinde tutmayı başaran ve işinde oldukça iyi bir konuma gelen Lola’nın hayatı bir gün, Viyana’da bulunan psikiyatri kliniğinden gelen ani bir telefonla sarsılır. Lola’nın ayağının altındaki zemin, çok sık iletişim kurmadığı ablası Conny’nin hastaneye yatırıldığını öğrendiğinde kaymaya başlar. Geçmişinin birden hortlamasıyla kurmuş olduğu stabil düzenin çatırdamaya başlaması, Lola’yı içinden çıkılamaz endişelerle dolu bir paranoyaya sürükler. Zira en büyük korkusu olarak bir anda karşısında beliren ablasının “akıl hastalığı” adım adım Lola’yı da içine alır. Bu durumu hem kariyerinden hem de ilişkide olduğu Elise’den uzak tutmak için yoğun bir çaba sarf eder. Yönetmen ve senarist Kreutzer’in özellikle akıl hastalığının, gelişmiş disiplin toplumlarındaki konumu üzerine ortaya koyduğu çıkarımlar oldukça dikkate değer. Kreutzer benzer biçimde, erkek egemen dünyada hayatta kalmaya çalışan kadınların sosyal statü elde etmek adına ne denli vahşileşebileceğini ince anekdotlarla aktararak güçlü gözlem yeteneğini de ortaya koyuyor. Lola’nın düzenli, izole ve steril yaşam ortamını güçlü ve ayrıntılı bir film dili ile inşa eden yönetmen, kamerasını da seyirci ve ana karakter arasındaki mesafeyi koruyacak biçimde konumlandırarak durağan bir kamera ve geniş açılar kullanmayı tercih ediyor. Fakat Kreutzer, bu tür önemli detayları incelikli biçimde ele almasına rağmen; hem Lola ve Elise karakterleri arasında yaşanan eşcinsel ilişkiyi hem de iş yerinde yaşanan cinsel tacizi hikâye içerisinde konumlandıramadığı için birtakım senaryo açıkları da veriyor. Kaygan Zemin, artıları ve eksileri ile birlikte değerlendirdiğimizde; sosyal statüler, akıl hastalıkları, psikiyatri klinikleri, iş dünyasındaki rekabet ortamı, iş gücü piyasasında değersizleştirilen ve itibarsızlaştırılan kadın emeği gibi güncel ve oldukça önemli meseleler hakkında sağlam ve yerinde gözlemlerle ilerleyerek ortaya değerli çıkarımlar koyuyor ve özel bir ilgiyi kesinlikle hak ediyor!

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

Kaygan Zemin, artıları ve eksileri ile birlikte değerlendirdiğimizde; sosyal statüler, akıl hastalıkları, psikiyatri klinikleri, iş dünyasındaki rekabet ortamı, iş gücü piyasasında değersizleştirilen ve itibarsızlaştırılan kadın emeği gibi güncel ve oldukça önemli meseleler hakkında sağlam ve yerinde gözlemlerle ilerleyerek ortaya değerli çıkarımlar koyuyor ve özel bir ilgiyi kesinlikle hak ediyor.

Kullanıcı Puanları: 3.28 ( 2 oy)
80

Avusturyalı yönetmen Marie Kreutzer’in 38. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Çiçek İstemez isimli bölümünde seyirci karşısına çıkan son filmi Kaygan Zemin; Berlin Film Festivali’nde gösterilmiş ve Altın Ayı ödülü için yarışmıştı. İşkolik, aşırı disiplinli ve oldukça steril hayatıyla dikkatleri çeken işletme danışmanı Lola’nın, psikiyatri tedavisi gören ablası Conny’nin yeniden hayatına dâhil olmasıyla kontrolünü yitirmeye başlamasını ekrana taşıyan film; ince detaylarla örülü senaryosuyla başarılı bir psikolojik gerilim. Kaygan Zemin, son yılların en başarılı yapımlarından biri olan Maren Ade imzalı Toni Erdmann’ın izinden giderek iş dünyasındaki rekabet ortamını, erkek egemen dünyada yok sayılan kadın emeğini ve bu vahşi kapitalist ortamda saygınlık kazanmak için kendini hırpalayan kadınları oldukça yerinde çıkarımlarla ortaya koymayı başarıyor. Zaman içerisinde sert bir sosyal drama dönüşen film; Lola karakterini canlandıran Alman aktris Valerie Pachner’in güçlü performansıyla da dikkatleri çekiyor.

Kaygan Zemin: Erkek Egemen Dünyanın Kıskacında

Lola, uzun mesai saatlerine, otel odalarında geçen yaşantısına ve aşırı iş yoğunluğuna aldırış etmeden hayatını disipline etmeyi başaran hırslı bir işletme danışmanıdır. Süreklilik arz eden iş seyahatlerinden dolayı Viyana’daki evine neredeyse hiç uğrayamaz. Hayatındaki tek heyecan -heyecan da denebilirse- en az kendisi kadar hırslı olan üstü Elise ile otel odalarında yaşadığı kaçamak ilişkidir. Bu aşırı sterilize hayatının kontrolünü sonuna dek elinde tutmayı başaran ve işinde oldukça iyi bir konuma gelen Lola’nın hayatı bir gün, Viyana’da bulunan psikiyatri kliniğinden gelen ani bir telefonla sarsılır. Lola’nın ayağının altındaki zemin, çok sık iletişim kurmadığı ablası Conny’nin hastaneye yatırıldığını öğrendiğinde kaymaya başlar. Geçmişinin birden hortlamasıyla kurmuş olduğu stabil düzenin çatırdamaya başlaması, Lola’yı içinden çıkılamaz endişelerle dolu bir paranoyaya sürükler. Zira en büyük korkusu olarak bir anda karşısında beliren ablasının “akıl hastalığı” adım adım Lola’yı da içine alır. Bu durumu hem kariyerinden hem de ilişkide olduğu Elise’den uzak tutmak için yoğun bir çaba sarf eder.

Yönetmen ve senarist Kreutzer’in özellikle akıl hastalığının, gelişmiş disiplin toplumlarındaki konumu üzerine ortaya koyduğu çıkarımlar oldukça dikkate değer. Kreutzer benzer biçimde, erkek egemen dünyada hayatta kalmaya çalışan kadınların sosyal statü elde etmek adına ne denli vahşileşebileceğini ince anekdotlarla aktararak güçlü gözlem yeteneğini de ortaya koyuyor. Lola’nın düzenli, izole ve steril yaşam ortamını güçlü ve ayrıntılı bir film dili ile inşa eden yönetmen, kamerasını da seyirci ve ana karakter arasındaki mesafeyi koruyacak biçimde konumlandırarak durağan bir kamera ve geniş açılar kullanmayı tercih ediyor. Fakat Kreutzer, bu tür önemli detayları incelikli biçimde ele almasına rağmen; hem Lola ve Elise karakterleri arasında yaşanan eşcinsel ilişkiyi hem de iş yerinde yaşanan cinsel tacizi hikâye içerisinde konumlandıramadığı için birtakım senaryo açıkları da veriyor. Kaygan Zemin, artıları ve eksileri ile birlikte değerlendirdiğimizde; sosyal statüler, akıl hastalıkları, psikiyatri klinikleri, iş dünyasındaki rekabet ortamı, iş gücü piyasasında değersizleştirilen ve itibarsızlaştırılan kadın emeği gibi güncel ve oldukça önemli meseleler hakkında sağlam ve yerinde gözlemlerle ilerleyerek ortaya değerli çıkarımlar koyuyor ve özel bir ilgiyi kesinlikle hak ediyor!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information