1974’te Kanadalı yönetmen Bob Clark’ın yönettiği Kara Noel - Black Christmas, büyük bir ilgiyle karşılanmamış olsa da korku hissiyatını karakterlerin vahşi ölümleriyla yaşatan slasher horror türünün ilk örnekleri arasında yer aldı. 2006 yılında filmin bir versiyonu daha çekildi, ancak o da istenen tepkiyi alamadı. Kapan - Get Out, Paranormal Activiy, Arınma - The Purge gibi filmleri yelpazesinde barındıran yapım şirketi Blumhouse, kadın yönetmenlere yer vermemesi üzerine aldığı tepkileri yatıştıracak bir hamle yaparak Kara Noel filminin çekilecek yeni versiyonu için Sophia Takal (Always Shine) ile anlaştı. Kara Noel, bu kez feminizm ve özellikle popülerliğini koruyan #MeToo gibi hareketler hakkında söyleyecek çok şeyi olarak dönüyor. Ancak film, söylemek istediklerinin gücüne rağmen beklentilerin altında kalıyor. Senaryosunu Sophia Takal ile April Wolfe’ın ortaklaşa kaleme aldığı film, 1974 versiyonuna benzer olarak  öğrencilerin tatil dönemini evlerinde geçirmek üzere yurtlarından ayrılmasının ardından ıssızlaşan öğrenci yurtlarının atmosferinde geçiyor. Tatil dönemini aileleriyle geçirebilen diğer öğrencilerin aksine Riley (Imogen Poots) ve arkadaşları bu dönemde öğrenci birliklerinin binasında yalnız başlarına kalıyor. Bu ıssız ortamda yalnız kalan gruba, tıpkı filmin ilk versiyonunda olduğu gibi bir seri katil musallat oluyor ve birbirlerine kardeşlik anlayışıyla bağlı bu arkadaş grubunun hayatta kalma mücadelesini izliyoruz. Ancak, filmin, bütün versiyonlarından sıyrılan bir özelliği var. Film, sektörde ve toplumun her alanında yaşanan taciz olaylarıyla ilgili sessiz kalmamayı hedefleyerek #MeToo akımının fikirlerini merkezine oturtuyor. Öyle ki, bu duruşuyla filmin korku filmi olmasına ek olarak aynı zamanda politik özelliklere de sahip olduğunu söylemek mümkün. Üniversitelerin öğrenci birliklerindeki gençler arasında yaşanan taciz olaylarının üzerinden film, cinsel taciz olaylarını, topluma hâkim olan cinsiyet ayrımcılığını ve özellikle erkekleri korumaya yatkın hoşgörü kültürünü inceliyor. Politik ve sosyolojik açılardan güçlü fikirleri olan Kara Noel, tutkuyla savunduğu fikirleri çıkarıldığında, tahmin edilebilir manevralarla dolu senaryosu, düşük heyecan seviyesi ve dağınık anlatısı gibi sorunlar nedeniyle korku filmi olarak yaratması gereken etkiyi sağlayamıyor. Kara Noel: Kadınlar Dar Görüşlü Erkeklere Karşı Filmin 1974 yılı versiyonu, kürtaj yasasının Kanada’da kabul edilmesinden sadece kısa süre sonra bu konuyu işlemesi gibi adımlarıyla, arka planında ataerkil düzene karşı duran feminizm anlayışına dair birçok sembol bulunduruyordu. Film, her ne kadar o zaman için de sıra dışı bulunmasa da, olayların geçtiği Mu Kappa Epsilon yurdunun kız kardeşlerini modern bir şekilde resmediyor ve kadınların toplum içinde yaşadıkları endişe verici anlara sahne oluyordu. Filmin 2019 yılı versiyonu bu anlamda geleneği sürdürüyor ve izleyicisine ataerkil davranışların normal olarak kabul edildiği bir toplumda kadın olmanın, özellikle de yalnız bir kadın olmanın, sokakta tek başına yürürken bile korkutucu olabileceğini anlatıyor. Otorite figürlerinin bile herhangi bir yasa dışı durumda, özellikle cinsel taciz vakalarında, farkında olarak veya olmayarak cinsiyet ayrımı yaptığı ve kadınlara inanmaktansa onları "histerik" veya "davetkâr" bulabildikleri gibi önemli konuların altını çiziyor. Film, genel anlamda cinsiyetler arasındaki eşitsizliğe karşı duruşunu karakterlerin yaşadıkları örnekleri bağ kurulması kolay bir şekilde aktararak sergiliyor. Imogen Poots’un başarılı oyunculuğuyla hayat verdiği Riley, hikâyenin başlamasından 3 yıl önce erkek yurdu birliğinin eski başkanı Brian Huntley (Ryan McItyre) tarafından ilaç verilerek uyutulmuş ve tecavüze uğramış olmasına rağmen otorite figürleri dâhil kimsenin inanmadığı ve yanında olmadığı bir karakter. Bu yıl, aynı erkek yurdunda gerçekleşen yılbaşı partisinde bir başka arkadaşının…

Yazar Puanı

Puan - 45%

45%

Kara Noel, cinsel taciz olaylarına karşı keskin duruşu ve ataerkil düzende kadın olmanın kolay olmadığını göstermesiyle etkileyici. Ancak, bir korku filmi olarak beklentileri karşılayamıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.28 ( 3 votes)
45

1974’te Kanadalı yönetmen Bob Clark’ın yönettiği Kara Noel – Black Christmas, büyük bir ilgiyle karşılanmamış olsa da korku hissiyatını karakterlerin vahşi ölümleriyla yaşatan slasher horror türünün ilk örnekleri arasında yer aldı. 2006 yılında filmin bir versiyonu daha çekildi, ancak o da istenen tepkiyi alamadı. Kapan – Get Out, Paranormal Activiy, Arınma – The Purge gibi filmleri yelpazesinde barındıran yapım şirketi Blumhouse, kadın yönetmenlere yer vermemesi üzerine aldığı tepkileri yatıştıracak bir hamle yaparak Kara Noel filminin çekilecek yeni versiyonu için Sophia Takal (Always Shine) ile anlaştı. Kara Noel, bu kez feminizm ve özellikle popülerliğini koruyan #MeToo gibi hareketler hakkında söyleyecek çok şeyi olarak dönüyor. Ancak film, söylemek istediklerinin gücüne rağmen beklentilerin altında kalıyor.

Senaryosunu Sophia Takal ile April Wolfe’ın ortaklaşa kaleme aldığı film, 1974 versiyonuna benzer olarak  öğrencilerin tatil dönemini evlerinde geçirmek üzere yurtlarından ayrılmasının ardından ıssızlaşan öğrenci yurtlarının atmosferinde geçiyor. Tatil dönemini aileleriyle geçirebilen diğer öğrencilerin aksine Riley (Imogen Poots) ve arkadaşları bu dönemde öğrenci birliklerinin binasında yalnız başlarına kalıyor. Bu ıssız ortamda yalnız kalan gruba, tıpkı filmin ilk versiyonunda olduğu gibi bir seri katil musallat oluyor ve birbirlerine kardeşlik anlayışıyla bağlı bu arkadaş grubunun hayatta kalma mücadelesini izliyoruz. Ancak, filmin, bütün versiyonlarından sıyrılan bir özelliği var. Film, sektörde ve toplumun her alanında yaşanan taciz olaylarıyla ilgili sessiz kalmamayı hedefleyerek #MeToo akımının fikirlerini merkezine oturtuyor. Öyle ki, bu duruşuyla filmin korku filmi olmasına ek olarak aynı zamanda politik özelliklere de sahip olduğunu söylemek mümkün. Üniversitelerin öğrenci birliklerindeki gençler arasında yaşanan taciz olaylarının üzerinden film, cinsel taciz olaylarını, topluma hâkim olan cinsiyet ayrımcılığını ve özellikle erkekleri korumaya yatkın hoşgörü kültürünü inceliyor. Politik ve sosyolojik açılardan güçlü fikirleri olan Kara Noel, tutkuyla savunduğu fikirleri çıkarıldığında, tahmin edilebilir manevralarla dolu senaryosu, düşük heyecan seviyesi ve dağınık anlatısı gibi sorunlar nedeniyle korku filmi olarak yaratması gereken etkiyi sağlayamıyor.

Kara Noel: Kadınlar Dar Görüşlü Erkeklere Karşı

Filmin 1974 yılı versiyonu, kürtaj yasasının Kanada’da kabul edilmesinden sadece kısa süre sonra bu konuyu işlemesi gibi adımlarıyla, arka planında ataerkil düzene karşı duran feminizm anlayışına dair birçok sembol bulunduruyordu. Film, her ne kadar o zaman için de sıra dışı bulunmasa da, olayların geçtiği Mu Kappa Epsilon yurdunun kız kardeşlerini modern bir şekilde resmediyor ve kadınların toplum içinde yaşadıkları endişe verici anlara sahne oluyordu. Filmin 2019 yılı versiyonu bu anlamda geleneği sürdürüyor ve izleyicisine ataerkil davranışların normal olarak kabul edildiği bir toplumda kadın olmanın, özellikle de yalnız bir kadın olmanın, sokakta tek başına yürürken bile korkutucu olabileceğini anlatıyor. Otorite figürlerinin bile herhangi bir yasa dışı durumda, özellikle cinsel taciz vakalarında, farkında olarak veya olmayarak cinsiyet ayrımı yaptığı ve kadınlara inanmaktansa onları “histerik” veya “davetkâr” bulabildikleri gibi önemli konuların altını çiziyor. Film, genel anlamda cinsiyetler arasındaki eşitsizliğe karşı duruşunu karakterlerin yaşadıkları örnekleri bağ kurulması kolay bir şekilde aktararak sergiliyor. Imogen Poots’un başarılı oyunculuğuyla hayat verdiği Riley, hikâyenin başlamasından 3 yıl önce erkek yurdu birliğinin eski başkanı Brian Huntley (Ryan McItyre) tarafından ilaç verilerek uyutulmuş ve tecavüze uğramış olmasına rağmen otorite figürleri dâhil kimsenin inanmadığı ve yanında olmadığı bir karakter. Bu yıl, aynı erkek yurdunda gerçekleşen yılbaşı partisinde bir başka arkadaşının aynı tehlikeyle karşılaşması üzerine katılamadığı son anda gösteriye katılmaya karar veriyor ve arkadaşları Kris (Aleyse Shannon), Marty (Lily Donoghue) ve Jesse (Brittany O’Grady) ile klasik Noel şarkılarından birini değiştirerek cinsel taciz olaylarına dikkat çekiyor. Filmin en güçlü sahnelerinden biri olan bu performans, özellikle bu yaş grubundaki gençler arasında yaşanan veya yaşanabilecek bu tür olaylarda mağdur olan tarafın sessiz kalmaması gerektiğini vurguluyor. Çünkü bağımsız kadınlar olarak toplumda var olmaya çalışırken tacizin, takip edilmek, sosyal medya üzerinden rahatsız edilmek veya baskı altında kalmak gibi çeşitli türlerine maruz kalmış bu karakterler, karşılaştıkları tüm tehlikelere rağmen, dar görüşlü ve baskıcı erkeklerin karşısında dimdik duruyor ve korkmadan savaşıyor.

Ama Kara Noel, kadın olmakla ilgili konulardaki cesareti ile etkileyici olsa da bir korku filmi ve bir slasher olarak beklentilerin oldukça altında kalıyor. Çünkü hikâye, özellikle Riley’nin erkek birliğinin yurdunda yapılan ve kostümleriyle Gözleri Tamamen Kapalı – Eyes Wide Shut filmindeki ritüeli andıran gizli toplantıya şahit olmasından sonra bütün sürprizlerini ortaya döküyor. Cinsiyetçi yaklaşımlarıyla dikkat çeken ve en önemli kötü karakterlerden olan Profesör Gelson’ın sırrı bile, taşıdığı listenin ortaya düşmesiyle hikâyenin gidişatını ele veriyor. Filmin katili hiçbir zaman tam anlamıyla görme fırsatını yakalayamadığımız ilk versiyonundan farklı olarak bu kez katilleri suratlarına kadar görüyoruz. Dolayısıyla, tehlikenin yarattığı gizem hissiyatı azalıyor. Zaten film, genel anlamda bu gizem ve bekleyiş anlarını uzatmayı tercih etmiyor ve bu tercihiyle de korku dolu olması gereken anların etkisini kaybediyor. Genel olarak korku anlarının etkisini ani hareketlerle yakalamayı hedeflese de, bu anları oldukça kısa tuttuğu için ve hâlihazırda bu anlar için yarattığı bir gerginlik de olmadığından yaşanan cinayetlerin korkunçluğu azalıyor. Karakterler güçlü olarak yansıtılıyor ve aralarındaki kız kardeşlik anlayışı sıkça vurgulanıyor, ancak birbirlerinden bağımsız olarak düşünüldüklerinde özellikle Kris ve Riley için sergilenen başarılı performanslara rağmen klişe kalan diyaloglarıyla akılda kalıcı olamıyorlar. Bu durum da, filmin duygusal etkisini düşüren etkenler arasında yer alıyor. Çünkü karakterlerle kurulamayan bağ, yaşanan cinayetlerin izleyici için önemini azaltıyor. Bölgede yaşanan seri cinayetlere ve kaos ortamına rağmen hâkimiyetini sürdüren sessizlik ise korkutucu olmaktan çok, mantık dışı duruyor. Riley ve Kris’in arkadaşlarını bir çırpıda öldürebilecek kadar acımasız bir katilden canlarını kurtardıktan hemen sonra, otorite figürlerine gitmek veya en azından herhangi bir şekilde silahlı yardım toplamak yerine, sadece kız kardeşliklerine güvenerek katillerin merkezine doğru yola çıkmaları ise, güçlü bir şekilde sebeplendirilemiyor. Bu karar, otorite figürlerinin genel olarak onlara inanmaması durumuyla açıklanmaya çalışılıyor ancak zaten yetersiz kalan bu açıklama, bir de aynı tepkiyi Kris’in de vermesiyle, kendisine bir darbe daha vuruyor. Yaşananlar son anda doğaüstü kuvvetlere bağlandığında ise, mantıklı olarak desteklenemeyen durumların arasına bir yenisi daha etkileniyor. Zaten derinlemesine açıklanmayan bu ritüel, gizemli ve tüyler ürpetici olmaktan biraz daha uzaklaşıyor. Birliğin üyelerinin doğaüstü bir dönüşüm geçirmelerine rağmen hâlâ insanlar gibi ölümlü olmaları, dönüşümün etkisini anlamsızlaştırıyor. Cinsiyetler arası yaşanan kas gücüne dayalı kavga ise, feminist yaklaşımı düşmanlık algısına yaklaştırıyor. Hâlbuki, temelinde medeni standartlara uygun toplumsal yaşam koşulları için cinsiyetler arası eşitlik arayan bu anlayış, şiddete yol açan veya böyle bir gereksinim duyan bir akım kesinlikle değil. Başlarda medeni bir birey olarak tanıtılmış Landon (Caleb Eberhardt) karakterinin geçirdiği dönüşüm ise güçlü sebepler veya amaçlarla açıklanamayan durumlar arasında yerini alıyor.

Kara Noel, kuvvetli fikirlere sahip ve düşüncelerini anlatan mesajlarla dolu bir film. Aynı zamanda, toplum içerisinde cinsel tacizle karşılaşan bireylere ayakta durmayı, sessiz kalmamayı ve yaşananları kendi suçu olarak görmemeyi önererek güçlü bir duruş sergiliyor. Ancak, ilk versiyonun beslendiği katilin gizemi, bekleyiş anları, tüyler ürperten seslerle dolu bilinmeyen aramaları gibi unsurların yok olması, filmin korkutucu anlarının etkisini azaltıyor. 2019 versiyonu daha gerçekçi görsellik ve korkutucu sahneler içerebilecek bir ortama sahipken beklentileri karşılayamıyor. Film, karşımıza politik düşüncelerinden sıyrıldığında, yüzeysel diyalogları, desteklenemeyen hikâyesi ve hızlıca geçen korkunç sahneleriyle yetersiz bir biçimde çıkıyor; hatta neden tekrar yapıldığını sorgulatıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information