Türkiye prömiyerini 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nde yapan ve festivalden umut veren genç kadın ve erkek oyuncu ödüllerinin yanı sıra en iyi kurgu ödülüyle de dönen Emre Erdoğdu imzalı Kar; Antalya’nın sokak aralarında geçen zorlu hayatların ve birbirini henüz tanıma imkanı bulmuş iki kardeşin imtihanını ekrana taşıyor. Kar, özellikle Ayris Alptekin’in elinden çıkan dinamik ve akışkan kurgusu, filmin başrollerini paylaşan Hazar Ergüçlü ve Halil Babür’ün etkileyici oyunculuk performansları, görüntü yönetmeni Ercan Küçük’ün özellikle dar alanlardaki aktüel kamera kullanımıyla yarattığı klostrofobik atmosfer ve Emre Erdoğdu’nun başarılı yönetmenliğiyle yılın en sert ve en iddialı yapımlarından biri olarak dikkat çekiyor. Kar, birbirini yeni tanımaya başlayan iki kardeşin hikayesi olduğu kadar bir gençlik filmi de. Antalya’nın ‘varoş’ diyebileceğimiz mahallelerinden birinde yaşayan ve alt sınıflardan gelen bir grup arkadaşın, hemen tüm vakitlerini birlikte alkol ve uyuşturucu tüketerek geçirdikleri ve dışarıdan bakılınca çıkışsız görülen hayatları; Müzeyyen’in, Bolu’da yaşayan erkek kardeşi Ali’nin gelişiyle farklı bir yörüngeye kayıyor. Müzeyyen’in olağan hayatı Ali’nin onun için Bolu’dan gelmesiyle değişirken; bir ablası olduğunu yeni öğrenen Ali de hem Bolu’daki huzurlu ve burjuva yaşantısından ödün vererek hem de ailesine yalan söyleyerek Müzeyyen’le tanışmak için geldiği Antalya’nın arka sokaklarında sınıfsal ve kültürel bir başka gerçekliğin farkına varıyor. Müzeyyen ve arkadaşlarının dışarıdan kimseyi dahil etmedikleri grupları, Ali’nin onlara verdiği güven duygusuyla grup içi dengeleri değiştirirken Ali de onların ‘günahlar’ına ortak oluyor. Kar: Geçmişin Farklı veya Farksız Tekrarları Müzeyyen ve Ali karakterleri dışında Hazerhan ve Bekir karakterlerine de filmde oldukça aktif roller veren Erdoğdu; hemen tüm karakterlerin aileleriyle yaşadıkları sorunları, karakterlerin hayatlarına etkileri bağlamında irdeliyor. Bekir’in bir ağabeyinin eski örgütlü solcu, bir diğer ağabeyinin ise faili meçhul olması; Bekir’i onların politik aktifliğini bastırmaya yönelterek apolitik bir çizgiye yerleştirirken bu bastırmayı günümüz gençliğinin sinizmi üzerinden okuyabilmek de mümkün hale geliyor. Kar, temelde sınıfsal farklarla birlikte toplumsal cinsiyet rollerine ve Freud bağlamında ele alabileceğimiz baba-anne-çocuk üçgenindeki ödipal komplekslere dişe dokunur atıflarda bulunurken toplum ve sistem tarafından kabul görmeyen, hatta kati surette ‘yasaklanan’ bir eylemle insana dair önemli çıkarımlarda da bulunan bir ilk film. Bu yönüyle izleyiciye oldukça sert gelebilecek bir yumruk savuran Kar; bir yandan bastırdığımız ya da üzerini örttüğümüz gerçeklikleri bilinç düzeyine taşırken bir yandan da ‘kardeşlik’ olgusunun kökünden sarsılabileceği bir anlama açılıyor. Müzeyyen’e babası gibi biri olmadığını kanıtlamak için elinden geleni yapan ve son tahlilde onun ve arkadaşlarının güvenini kazanmaya çalışan Ali’nin temel çatışması ve kavgası babası olmak ya da olmamak üzerinden gelişirken; Emre Erdoğdu, Müzeyyen’in çıkışsızlığa savrulan tekdüze hayatında umuda yer olup olmadığını sorgulamamızı istiyor. Hayatın onlara getirdikleri ve dayattıklarıyla şekillenen iki kardeşin yaşamları, meseleye toplumsal cinsiyet bağlamında bakacak olursak, bir tür döngüselliğe varırken bu döngüselliği geçmişin farklı veya farksız tekrarı olarak okumak, özünde izleyicinin motivasyonuna ve perspektifine bırakılıyor. Bu anlamda Kar’ın açık uçlu sonu bizlerin hayal gücüne bağlı olarak çoklu anlam denizine açılıyor.  

Yazar Puanı

Puan - 72%

72%

Kar, Ayris Alptekin’in elinden çıkan dinamik ve akışkan kurgusu, Hazar Ergüçlü ve Halil Babür’ün etkileyici oyunculuk performansları, görüntü yönetmeni Ercan Küçük’ün özellikle dar alanlardaki aktüel kamera kullanımıyla yarattığı klostrofobik atmosfer ve Emre Erdoğdu’nun başarılı yönetmenliğiyle yılın en sert ve en iddialı yapımlarından biri olarak dikkat çekiyor.

Kullanıcı Puanları: 3.97 ( 5 votes)
72

Türkiye prömiyerini 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nde yapan ve festivalden umut veren genç kadın ve erkek oyuncu ödüllerinin yanı sıra en iyi kurgu ödülüyle de dönen Emre Erdoğdu imzalı Kar; Antalya’nın sokak aralarında geçen zorlu hayatların ve birbirini henüz tanıma imkanı bulmuş iki kardeşin imtihanını ekrana taşıyor. Kar, özellikle Ayris Alptekin’in elinden çıkan dinamik ve akışkan kurgusu, filmin başrollerini paylaşan Hazar Ergüçlü ve Halil Babür’ün etkileyici oyunculuk performansları, görüntü yönetmeni Ercan Küçük’ün özellikle dar alanlardaki aktüel kamera kullanımıyla yarattığı klostrofobik atmosfer ve Emre Erdoğdu’nun başarılı yönetmenliğiyle yılın en sert ve en iddialı yapımlarından biri olarak dikkat çekiyor.

Kar, birbirini yeni tanımaya başlayan iki kardeşin hikayesi olduğu kadar bir gençlik filmi de. Antalya’nın ‘varoş’ diyebileceğimiz mahallelerinden birinde yaşayan ve alt sınıflardan gelen bir grup arkadaşın, hemen tüm vakitlerini birlikte alkol ve uyuşturucu tüketerek geçirdikleri ve dışarıdan bakılınca çıkışsız görülen hayatları; Müzeyyen’in, Bolu’da yaşayan erkek kardeşi Ali’nin gelişiyle farklı bir yörüngeye kayıyor. Müzeyyen’in olağan hayatı Ali’nin onun için Bolu’dan gelmesiyle değişirken; bir ablası olduğunu yeni öğrenen Ali de hem Bolu’daki huzurlu ve burjuva yaşantısından ödün vererek hem de ailesine yalan söyleyerek Müzeyyen’le tanışmak için geldiği Antalya’nın arka sokaklarında sınıfsal ve kültürel bir başka gerçekliğin farkına varıyor. Müzeyyen ve arkadaşlarının dışarıdan kimseyi dahil etmedikleri grupları, Ali’nin onlara verdiği güven duygusuyla grup içi dengeleri değiştirirken Ali de onların ‘günahlar’ına ortak oluyor.

Kar: Geçmişin Farklı veya Farksız Tekrarları

Müzeyyen ve Ali karakterleri dışında Hazerhan ve Bekir karakterlerine de filmde oldukça aktif roller veren Erdoğdu; hemen tüm karakterlerin aileleriyle yaşadıkları sorunları, karakterlerin hayatlarına etkileri bağlamında irdeliyor. Bekir’in bir ağabeyinin eski örgütlü solcu, bir diğer ağabeyinin ise faili meçhul olması; Bekir’i onların politik aktifliğini bastırmaya yönelterek apolitik bir çizgiye yerleştirirken bu bastırmayı günümüz gençliğinin sinizmi üzerinden okuyabilmek de mümkün hale geliyor.

Kar, temelde sınıfsal farklarla birlikte toplumsal cinsiyet rollerine ve Freud bağlamında ele alabileceğimiz baba-anne-çocuk üçgenindeki ödipal komplekslere dişe dokunur atıflarda bulunurken toplum ve sistem tarafından kabul görmeyen, hatta kati surette ‘yasaklanan’ bir eylemle insana dair önemli çıkarımlarda da bulunan bir ilk film. Bu yönüyle izleyiciye oldukça sert gelebilecek bir yumruk savuran Kar; bir yandan bastırdığımız ya da üzerini örttüğümüz gerçeklikleri bilinç düzeyine taşırken bir yandan da ‘kardeşlik’ olgusunun kökünden sarsılabileceği bir anlama açılıyor. Müzeyyen’e babası gibi biri olmadığını kanıtlamak için elinden geleni yapan ve son tahlilde onun ve arkadaşlarının güvenini kazanmaya çalışan Ali’nin temel çatışması ve kavgası babası olmak ya da olmamak üzerinden gelişirken; Emre Erdoğdu, Müzeyyen’in çıkışsızlığa savrulan tekdüze hayatında umuda yer olup olmadığını sorgulamamızı istiyor. Hayatın onlara getirdikleri ve dayattıklarıyla şekillenen iki kardeşin yaşamları, meseleye toplumsal cinsiyet bağlamında bakacak olursak, bir tür döngüselliğe varırken bu döngüselliği geçmişin farklı veya farksız tekrarı olarak okumak, özünde izleyicinin motivasyonuna ve perspektifine bırakılıyor. Bu anlamda Kar’ın açık uçlu sonu bizlerin hayal gücüne bağlı olarak çoklu anlam denizine açılıyor.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi