Çarpıcı derecede güçlü bir estetik yaklaşıma sahip kısa filmleri ve ilk uzun metrajlı çalışması You and the Night ile dikkatleri üzerine çeken Fransız yönetmen Yann Gonzalez, prömiyerini Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren ikinci filmi Knife + Heart ile çıtayı iyice yükseltiyor. Dario Argento’dan Brian De Palma’ya Lucio Fulci’den Kenneth Anger’a İtalyan giallo ve Amerikan underground film türlerini harmanlayarak ortaya baş döndürücü bir film çıkaran Gonzalez, ışıktan müziğe sinema sanatının tüm ögelerine aynı değerde önem vermesiyle de dikkatleri çekiyor. 70’li yılların sonunda gay porno endüstrisinde yaşanan gizemli cinayetleri merkezine alan Knife + Heart bizleri; arzu, tutku, cinsel baskı ve terk ediş temaları üzerine bol kanlı ve mizah soslu bir keşif sürecine ortak ediyor. Üstelik Simon Beaufils’in baştan çıkarıcı sinematografik imajları ve M83 imzalı elektronik ve syntpop türündeki müzikleriyle de 70’li yılların retro atmosferini her anıyla hissettirmeyi başarıyor. Henüz açılış sekansında bir cinayet anı ile geçmiş yıllardaki film montaj sürecini paralel kurguda vererek sıra dışı bir anlatıma ve düşünme metoduna açılırken hem merak uyandırıcı hem de hipnotize edici bir seyir deneyimi yaratmayı da başarıyor. Knife + Heart: Eros ve Thanatos’un Bir Aradalığı Vanessa Paradis’nin etkileyici bir performansla canlandırdığı Anne karakteri bir yandan aşık olduğu kadını geri kazanmaya çalışırken bir yandan da filmlerinde yer alan oyuncuları tek tek öldüren saplantılı bir seri katilin peşine düşen erotik bir film yapımcısı. Anal Fury ve Homocidal isimli çok ses getiren erotik filmlerinde yer alan oyuncularını ucunda bıçak olan bir dildo ile öldüren katilin izini sürmeye başlayan Anne, bu süreçte, Lois’ye karşı duyduğu saplantılı aşkını da sorgulamaya başlıyor. Aklına gelen bir fikirle cinayetleri işleniş biçimlerini bozmadan sahne sahne filmleştirmeye karar veren Anne, zaman ilerledikçe katile bir adım daha yaklaşıyor. Ölüm ve aşkın kol kola gezdiği Knife + Heart; bayağılığa asla yer vermeyen erotizmi ile bastırılmış cinsel arzuların kontrolden nasıl çıkabileceğini ekrana taşırken gerçek, hayal ve rüya arasındaki sınırları da muğlaklaştırıyor. Bu noktada parantez açarak bahsetmek istediğim bir detay var. İçgüdüleri cinsel içgüdü ve ölüm içgüdüsü, yani Eros ve Thanatos, olmak üzere iki temel itkiye ayıran Freud’un aksine Deleuze ve Guattari bu iki içgüdüyü aynı içkin kökene sahip olarak konumlandırır. Çünkü onlar için her iki içgüdü de arzunun kendisine aittir ve üretim karşıtlığı her daim üretime paralel olarak ortaya çıkar. Tam da bu sebeple arzudan kaynaklı ölüm içgüdüsü ile cinsel içgüdü bir arada yaşamayı sürdürürler. Freud’un Oedipus’un iki ayrı kutbu olarak ele aldığı ve düalist bir düzlemde birini diğerine zıt olarak konumlandırdığı Eros ve Thanatos’un bir aradalıklarını ortaya koyan Deleuze ve Guattari böylece arzuyu içkin bir üretim faaliyeti olarak ele alırlar. Yann Gonzalez’in Knife + Heart filminde ortaya koyduğu cinsellik ve cinayetin aynı içkin düzlemde ve bir arada arzu üretimi olarak açığa çıkması Freudyen düalist mantığın temellerini dinamitlerken Eros ve Thanatos’un arzu kökenli yapısını da açığa çıkarıyor. Zira film boyunca -cinayet silahının ucunda bıçak olan bir dildo olduğunu da düşününce- üretim karşıtlığı olarak ortaya konan ölüm içgüdüsü ve cinayet olgusu, cinsel içgüdü olan Eros’un yani üretimin yanında üretiliyor. Nitekim Anne ile Lois arasında yaşanan birtakım gerilimler ve olaylar da Eros ve Thanatos’un bir aradalığını yineliyor. Son tahlilde, her tür…

Yazar Puanı

Puan - 84%

84%

Her tür teknik ve estetik detayı ile Knife + Heart’ı sınırların, kutupların ve merkezi kimliklerin olmadığı bir düzleme yerleştiren Yann Gonzalez tam manasıyla kuir bir klasiğe imza atıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.64 ( 5 votes)
84

Çarpıcı derecede güçlü bir estetik yaklaşıma sahip kısa filmleri ve ilk uzun metrajlı çalışması You and the Night ile dikkatleri üzerine çeken Fransız yönetmen Yann Gonzalez, prömiyerini Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren ikinci filmi Knife + Heart ile çıtayı iyice yükseltiyor. Dario Argento’dan Brian De Palma’ya Lucio Fulci’den Kenneth Anger’a İtalyan giallo ve Amerikan underground film türlerini harmanlayarak ortaya baş döndürücü bir film çıkaran Gonzalez, ışıktan müziğe sinema sanatının tüm ögelerine aynı değerde önem vermesiyle de dikkatleri çekiyor.

70’li yılların sonunda gay porno endüstrisinde yaşanan gizemli cinayetleri merkezine alan Knife + Heart bizleri; arzu, tutku, cinsel baskı ve terk ediş temaları üzerine bol kanlı ve mizah soslu bir keşif sürecine ortak ediyor. Üstelik Simon Beaufils’in baştan çıkarıcı sinematografik imajları ve M83 imzalı elektronik ve syntpop türündeki müzikleriyle de 70’li yılların retro atmosferini her anıyla hissettirmeyi başarıyor. Henüz açılış sekansında bir cinayet anı ile geçmiş yıllardaki film montaj sürecini paralel kurguda vererek sıra dışı bir anlatıma ve düşünme metoduna açılırken hem merak uyandırıcı hem de hipnotize edici bir seyir deneyimi yaratmayı da başarıyor.

Knife + Heart: Eros ve Thanatos’un Bir Aradalığı

Vanessa Paradis’nin etkileyici bir performansla canlandırdığı Anne karakteri bir yandan aşık olduğu kadını geri kazanmaya çalışırken bir yandan da filmlerinde yer alan oyuncuları tek tek öldüren saplantılı bir seri katilin peşine düşen erotik bir film yapımcısı. Anal Fury ve Homocidal isimli çok ses getiren erotik filmlerinde yer alan oyuncularını ucunda bıçak olan bir dildo ile öldüren katilin izini sürmeye başlayan Anne, bu süreçte, Lois’ye karşı duyduğu saplantılı aşkını da sorgulamaya başlıyor. Aklına gelen bir fikirle cinayetleri işleniş biçimlerini bozmadan sahne sahne filmleştirmeye karar veren Anne, zaman ilerledikçe katile bir adım daha yaklaşıyor. Ölüm ve aşkın kol kola gezdiği Knife + Heart; bayağılığa asla yer vermeyen erotizmi ile bastırılmış cinsel arzuların kontrolden nasıl çıkabileceğini ekrana taşırken gerçek, hayal ve rüya arasındaki sınırları da muğlaklaştırıyor.

Bu noktada parantez açarak bahsetmek istediğim bir detay var. İçgüdüleri cinsel içgüdü ve ölüm içgüdüsü, yani Eros ve Thanatos, olmak üzere iki temel itkiye ayıran Freud’un aksine Deleuze ve Guattari bu iki içgüdüyü aynı içkin kökene sahip olarak konumlandırır. Çünkü onlar için her iki içgüdü de arzunun kendisine aittir ve üretim karşıtlığı her daim üretime paralel olarak ortaya çıkar. Tam da bu sebeple arzudan kaynaklı ölüm içgüdüsü ile cinsel içgüdü bir arada yaşamayı sürdürürler. Freud’un Oedipus’un iki ayrı kutbu olarak ele aldığı ve düalist bir düzlemde birini diğerine zıt olarak konumlandırdığı Eros ve Thanatos’un bir aradalıklarını ortaya koyan Deleuze ve Guattari böylece arzuyu içkin bir üretim faaliyeti olarak ele alırlar. Yann Gonzalez’in Knife + Heart filminde ortaya koyduğu cinsellik ve cinayetin aynı içkin düzlemde ve bir arada arzu üretimi olarak açığa çıkması Freudyen düalist mantığın temellerini dinamitlerken Eros ve Thanatos’un arzu kökenli yapısını da açığa çıkarıyor. Zira film boyunca -cinayet silahının ucunda bıçak olan bir dildo olduğunu da düşününce- üretim karşıtlığı olarak ortaya konan ölüm içgüdüsü ve cinayet olgusu, cinsel içgüdü olan Eros’un yani üretimin yanında üretiliyor. Nitekim Anne ile Lois arasında yaşanan birtakım gerilimler ve olaylar da Eros ve Thanatos’un bir aradalığını yineliyor.

Son tahlilde, her tür teknik ve estetik detayı ile Knife + Heart’ı sınırların, kutupların ve merkezi kimliklerin olmadığı bir düzleme yerleştiren Yann Gonzalez tam manasıyla kuir bir klasiğe imza atıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi