Jurassic Park üçlemesinin, serinin belki de en zayıf filmi olan Jurassic Park III (2001) ile sona ermesinin ardından yaklaşık 14 yıl sonra dinozorları yeniden canlandırmak ve yeni bir üçlemenin ilk filmi olmak üzere 2015 yılında vizyona girdi Jurassic World. Bu filmin adında bulunan "World" /"Dünya" kelimesi dikkat çekiciydi; filme adını veren, "Jurassic Park"ın daha bir heybetle, kapitalizmin göz bebeği olarak yeniden inşa edilmesiyle parka verilen şaşaalı bir isim gibi görünen Jurassic World, aslında dinozorlarla insanların bir arada yaşamak zorunda kalacağının -belki de aralarında büyük bir savaş yaşanacağının- bir mesajıydı, bence. Nitekim, ilk filmin sonunda parkın yıkılmasıyla bu anlamı barındırmaya başladığını hâlihazırda tahmin ettiğimiz detay, ikinci film itibarıyla parkın adı olmaktan çıkarak dinozorların varlığını tam anlamıyla hissettiğimiz bir dünyayı adında gizliyor. ***Bu yazı Jurassic World: Yıkılmış Krallık - Jurassic World: Fallen Kingdom ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.*** İlk filmin sonunda yaşanan hadisenin ardından yerle bir olan parkın yer aldığı adada kalan dinozorlar, adada bulunan yanardağın patlama riskiyle bir kez daha dünya üzerinden silinme tehlikesini yaşamaktadırlar. Konuyla ilgili olarak toplanan hükümet, dünyanın doğal akışına karışmayacaklarını belirterek dinozorları ölüme terk ederler. Claire Dearing (Bryce Dallas Howard) liderliğinde toplanan bir grup hayvansever ise dinozorların haklarını korumak ve bu canlıların ölüme terk edilmemesi için görüşmeler yapar. Bu görüşmeler sonucunda, yanardağ patlamadan dinozorları adadan tahliye etmek için Benjamin Lockwood ve onun işlerini yürüten Eli Mills'in sunduğu fırsatı değerlendiren Claire, Owen Grady'nin (Chris Pratt) de aralarında bulunduğu bir ekiple yeniden adaya döner ancak işler planladığı gibi gitmez. Jurassic World: Yıkılmış Krallık: Dinozorlar Cehennemi Günümüzde, hayvanlar hâlâ insanların hayatlarına daha konforlu devam edebilmesi için kullanılan birer araç ve yaşamlarına daha sağlıklı devam edebilmesi adına tüketilecek birer gıda ürünü olarak görülüyor, ne yazık ki. Ancak, hayvan haklarıyla ilgili olarak her geçen gün daha fazla insanın bilinçlenmesi adına adımların atıldığı da aşikâr; en azından bu konuda dikkat çekebilmek adına daha kapsamlı çalışmalar yapılıyor. Büyük markalar, birer birer hayvan deneylerini kaldırıyor, kaldırmayanlar ise ciddi eleştiriler alıyor en azından buz dağının görünen yüzü bu şekilde. Durum böyle olunca, Hollywood'un da bu konuya olan bakış açısında değişiklikler görmeye başladık. 90'ların son yıllarına damga vuran ilk üçlemeyi hatırlayacak olursak, o üçlemede dinozorlarla herhangi bir empati kurmak mümkün değildir. Yeni üçleme ise dinozorları, günümüzde dünya üzerinde yaşayan hayvanlardan farksız görerek onlarla empati kurmamızı sağlamayı amaçlıyor. Örneğin, Claire'ı ilk kez gördüğümüz sahnede, masasının üzerinde bir köpek fotoğrafı görürüz. Bu fotoğrafın o sahnede kullanılmasının tek amacı Claire'ın bir hayvansever olduğunu göstermek değildir. Dinozorlarla evcil hayvanlarımız arasında bir fark olup olmadığı konusunda düşünmemiz de amaçlanır burada ve filmin olay örgüsü de bu düşünce üzerine kurulur. Konuyu bu bağlamda ele aldığımızda akıllara ilk olarak Maymunlar Cehennemi: Başlangıç (2011) geliyor. Nitekim, 2011'den itibaren "kahramanın yolculuğu" dediğimiz kalıbın dahi bu yapım sonrasında geliştirilerek devam ettirildiğini gözlemliyoruz. Yanı sıra Jurassic World: Yıkılmış Krallık'ta, Maymunlar Cehennemi: Başlangıç'ın anlatı yapısının bir formül gibi kullanıldığını fark etmek zor değil, üstelik bu durum filmin sonlarına doğru esinlenmekten ziyade kopyalamaya varıyor. Caesar'ın Will (James Franco) ile vedalaştığı sahne ile Blue'nun Owen ile vedalaştığı sahneyi yan yana koyduğumuzda ve/veya her iki karakterin de bu vedanın ardından bulundukları bölgeye baktığı bölümü aklımıza…

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

"Jurassic World" tanımı ikinci film itibarıyla parkın adı olmaktan çıkarak dinozorların varlığını tam anlamıyla hissettiğimiz bir dünyayı adında gizliyor.

Kullanıcı Puanları: 3.22 ( 5 votes)
70

Jurassic Park üçlemesinin, serinin belki de en zayıf filmi olan Jurassic Park III (2001) ile sona ermesinin ardından yaklaşık 14 yıl sonra dinozorları yeniden canlandırmak ve yeni bir üçlemenin ilk filmi olmak üzere 2015 yılında vizyona girdi Jurassic World. Bu filmin adında bulunan “World” /”Dünya” kelimesi dikkat çekiciydi; filme adını veren, “Jurassic Park”ın daha bir heybetle, kapitalizmin göz bebeği olarak yeniden inşa edilmesiyle parka verilen şaşaalı bir isim gibi görünen Jurassic World, aslında dinozorlarla insanların bir arada yaşamak zorunda kalacağının -belki de aralarında büyük bir savaş yaşanacağının- bir mesajıydı, bence. Nitekim, ilk filmin sonunda parkın yıkılmasıyla bu anlamı barındırmaya başladığını hâlihazırda tahmin ettiğimiz detay, ikinci film itibarıyla parkın adı olmaktan çıkarak dinozorların varlığını tam anlamıyla hissettiğimiz bir dünyayı adında gizliyor.

***Bu yazı Jurassic World: Yıkılmış Krallık – Jurassic World: Fallen Kingdom ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

İlk filmin sonunda yaşanan hadisenin ardından yerle bir olan parkın yer aldığı adada kalan dinozorlar, adada bulunan yanardağın patlama riskiyle bir kez daha dünya üzerinden silinme tehlikesini yaşamaktadırlar. Konuyla ilgili olarak toplanan hükümet, dünyanın doğal akışına karışmayacaklarını belirterek dinozorları ölüme terk ederler. Claire Dearing (Bryce Dallas Howard) liderliğinde toplanan bir grup hayvansever ise dinozorların haklarını korumak ve bu canlıların ölüme terk edilmemesi için görüşmeler yapar. Bu görüşmeler sonucunda, yanardağ patlamadan dinozorları adadan tahliye etmek için Benjamin Lockwood ve onun işlerini yürüten Eli Mills’in sunduğu fırsatı değerlendiren Claire, Owen Grady’nin (Chris Pratt) de aralarında bulunduğu bir ekiple yeniden adaya döner ancak işler planladığı gibi gitmez.

Jurassic World: Yıkılmış Krallık: Dinozorlar Cehennemi

Günümüzde, hayvanlar hâlâ insanların hayatlarına daha konforlu devam edebilmesi için kullanılan birer araç ve yaşamlarına daha sağlıklı devam edebilmesi adına tüketilecek birer gıda ürünü olarak görülüyor, ne yazık ki. Ancak, hayvan haklarıyla ilgili olarak her geçen gün daha fazla insanın bilinçlenmesi adına adımların atıldığı da aşikâr; en azından bu konuda dikkat çekebilmek adına daha kapsamlı çalışmalar yapılıyor. Büyük markalar, birer birer hayvan deneylerini kaldırıyor, kaldırmayanlar ise ciddi eleştiriler alıyor en azından buz dağının görünen yüzü bu şekilde. Durum böyle olunca, Hollywood’un da bu konuya olan bakış açısında değişiklikler görmeye başladık. 90’ların son yıllarına damga vuran ilk üçlemeyi hatırlayacak olursak, o üçlemede dinozorlarla herhangi bir empati kurmak mümkün değildir. Yeni üçleme ise dinozorları, günümüzde dünya üzerinde yaşayan hayvanlardan farksız görerek onlarla empati kurmamızı sağlamayı amaçlıyor. Örneğin, Claire’ı ilk kez gördüğümüz sahnede, masasının üzerinde bir köpek fotoğrafı görürüz. Bu fotoğrafın o sahnede kullanılmasının tek amacı Claire’ın bir hayvansever olduğunu göstermek değildir. Dinozorlarla evcil hayvanlarımız arasında bir fark olup olmadığı konusunda düşünmemiz de amaçlanır burada ve filmin olay örgüsü de bu düşünce üzerine kurulur. Konuyu bu bağlamda ele aldığımızda akıllara ilk olarak Maymunlar Cehennemi: Başlangıç (2011) geliyor. Nitekim, 2011’den itibaren “kahramanın yolculuğu” dediğimiz kalıbın dahi bu yapım sonrasında geliştirilerek devam ettirildiğini gözlemliyoruz. Yanı sıra Jurassic World: Yıkılmış Krallık’ta, Maymunlar Cehennemi: Başlangıç’ın anlatı yapısının bir formül gibi kullanıldığını fark etmek zor değil, üstelik bu durum filmin sonlarına doğru esinlenmekten ziyade kopyalamaya varıyor. Caesar’ın Will (James Franco) ile vedalaştığı sahne ile Blue’nun Owen ile vedalaştığı sahneyi yan yana koyduğumuzda ve/veya her iki karakterin de bu vedanın ardından bulundukları bölgeye baktığı bölümü aklımıza getirdiğimizde bunun esinlenmekten ziyade, birebir kopyalanmış versiyonu olduğunu görürüz. 

Salt eğlence ve aksiyon amacıyla değerlendirecek olduğumuzda filmin beklentileri  karşıladığını söyleyebiliriz; filmin yönetmeni J.A. Bayona özellikle gerilimin yükseldiği sahnelerde, bu konudaki tüm hünerlerini sergiliyor. Açık konuşmak gerekirse, okyanusta geçen açılış sekansını epey beğendiğimi söylemeliyim. Aksiyon sahnelerini baz alacak olduğumuzda ise Hollywood’un yıllarca alıştırdığı “kahraman erkek” modeli tam anlamıyla yıkılıyor diyemeyiz belki ama, bu kalıplarla oynanmaya çalışıldığını eklemek gerekiyor. 

1993 yılına dönecek olursak, Jurassic Park fikrinin ortaya çıkış noktası bilim insanlarının, kehribar içindeki sivrisineklerin emdiği kandan 80 milyon yıllık dinozor DNA’larını çıkarmasına dayanır. 2018’e geldiğimizde ise Jurassic World: Yıkılmış Krallık’ta bu konu, hâlâ büyük tartışmalara sebep olan klonlamanın da eklenmesiyle bir adım daha ileriye taşınıyor. Buradan sonrası, nasıl şekillenir ya da toparlanabilir mi bilinmez lakin, ikinci filmin sonunda girilen tehlikeli sulardan başarıyla çıkılabilirse üçüncü film seriyi yukarıya taşıyabilir.

Yazıyı sonlandırmadan önce, yazımıza da konu olan ve girizgahımızda da bulunan parkın yıkılması ve artık dinozorların dünyanın hâkimiyetini ele geçirmek için savaşacağının göstergesi olan ancak Türkiye’de atlandığını düşündüğüm bir detayı paylaşalım. Filmin özellikle vizyon tarihinin yaklaşmasının ardından kullanılan orijinal afişlerinde “The Park is Gone” yani “Park Yıkıldı” sloganı kullanılırken, Türkçe afişlerde ilk üçlemeyle özdeşleşen “Yaşam Bir Yolunu Bulur” kalıbı kullanılıyor -diğer slogan herhangi bir çalışmada kullanıldıysa da ben henüz rastlamadım. Bu kalıp ikinci filmin tanıtımlarına başlanan 2017 yılında orijinal afişlerde de kullanılıyordu. Bu, Jurassic Park hayranlarını beyazperdeye çekmek için yapılmış bir tanıtım çalışması gibi görünebilir lakin, ilk üçlemenin devam filmleri için kullanılan bu sloganın Jurassic World: Yıkılmışlık Krallık ile çok bir alakası olmadığı aşikâr. Üstelik elimizde filmle ilgili yol gösterici durumunda bulunan bir slogan varken yapılan bu tercihi anlamsız bulduğumu eklemeliyim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi