Jonas Mekas sinema için olduğu kadar farklı disiplinler üzerinden de düşünebileceğimiz oldukça önemli bir sanatçı. Daha çok avangard-sinema başlığı altında değerlendirilen yapıtları aslında kendisinin de tartışmaya sunduğu katkılarla herhangi bir kalıba koymaya zorlanacağımız türden, sık sık günümüz medya içeriği üretimiyle de ilişki kurabileceğimiz, oldukça yenilikçi ve sıradışı bir çizgide ilerliyor. Litvanya’da doğan Jonas Mekas ülkesinde bir şair olarak üretmeye başlamışken, II. Dünya Savaşı sırasında Litvanya’dan göç etmek zorunda kalıyor ve yolu hem Sovyet kuşatmasından hem de Nazi kamplarından geçerek New York’a varıyor. Şimdilerde günlükleri, gündelik yaşama dair sunduğu şiir-film anlatımı, Beat kuşağı sanatçılarıyla olan yakın teması, bir hikâyeden ziyade deneyime ve kayıt altına alma sürecine odaklanan filmografisiyle tanıdığımız Jonas Mekas da aslında çoğunlukla New York’ta şekilleniyor; tabii bagajında devasa bir göç, savaş ve yaşam mücadelesini de taşıyarak.

Bu tuhaf şairin sinemaya şiiri bir eklenti gibi değil de, onun formunu oluşturan ana elementlerden biri olarak bahşettiği filmografisi geçtiğimiz Eylül ayında Dolapdere’deki yeni binasını müjdeleyen Arter’de geniş bir retrospektifle seyirciye sunuluyor. Bu retrospektif aslında Jonas Mekas gibi bir sanatçıyı anlamak için oldukça kıymetli zira onu sadece sinematik evreniyle kısıtlamaya gitmeden, Mekas’ın kendisini var eden üretimlerini masaya yatırarak, önemli bir kısmını seyiriciye sunarak, üzerine tartışarak bir araya getiriyor. Program yalnızca Jonas Mekas’ın filmlerini değil, yönetmenin yaşamına ve yapıtlarına doğrudan yansıyan kayıt altına alma güdüsünün getirilerine dair derinlemesine tartışmaların yürütülebileceği panelleri de kapsıyor. Burak Çevik, Abbas Bozkurt ve Pip Chodorov’un konuşmacı olduğu paneller doğrultusunda yönetmenin yaratım sürecini, film çektiği dönemleri, hayatını Litvanya’daki küçük bir kasabadan New York’a uzanan sinema kariyerini ve Amerika’da multidisipliner bir sanatçıya dönüşme yolculuğunu görmek mümkün oluyor. Bu retrospektifin de en heyecan verici kısmı multidisipliner bir sanatçıya açılan bu geniş alan denebilir. Daha önce Türkiye’de gösterime girmemiş olan filmlerini izleme olanağının yanı sıra 16 mm kopyası ile görebilme şansına erişebildiğimiz filmler de programda yer alıyor.

Film üretimi ve izleme deneyiminin oldukça sık tartışıldığı bir dönemde Jonas Mekas gibi öncü sanatçıların/yönetmenlerin yapıtlarına tekrar bakmak, günümüz koşullarını oluşturan altyapıyı onların sunduğu bakışla değerlendirmek, şimdilerde bir “kriz anı” olarak gördüğümüz sürece geniş bir perspektif sunarak, durumun krizden ziyade yeni bir yol açacak zemini oluşturduğuna dair fikirler sunabilir. En nihayetinde tarih, Jonas Mekas gibi öncü ve özgür sanatçıların sayesinde tekrardan kurtulup kırılmalara kucak açıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi