James Neihouse, özellikle IMAX konusunda uzmanlaşmış, bu konuda dünyanın önde gelen görüntü yönetmenlerinden biri. 1976 yılında fotoğrafçılık bölümünden mezun olduktan sonra, IMAX’in kurucularından Graeme Ferguson’la çalışmaya başlayan Neihouse, IMAX formatında çekilmiş ilk su altı filmi olan, 1977 yapılı Oceans’ta da görev aldı. Bugüne kadar otuz beşin üzerinde IMAX filminde çalışan görüntü yönetmeniyle, Başka Sinema ve Amerika Birleşik Devletleri Konsolosluğu ortaklığında düzenlenen A Beautiful Planet belgeselinin özel gösterimi vesilesiyle merak edilenleri konuştuk.

Röportaj: Seda Kaya

Çeviri: Güvenç Atsüren

A Beautiful Planet belgeseli için kaç adet kamera uluslararası uzay istasyonuna gönderilip çekimlerde kullanıldı?

Filmin yapım sürecinde, uzay istasyonuna toplam 5 tane kamera gönderdik. Aslında bu rakam başta altıydı ama birinin gönderme işlemi başarısız oldu (işlemin hemen başında patladı), yani istasyona sadece beş kamera ulaşabildi. Bunların ikisi Canon 1DC fotoğraf makinesi, diğer üçü ise Canon EOS C500 4K dijital sinema kamerasıydı. Çünkü 16 aydan uzun bir süre boyunca yörüngede çekim yapıyorduk, radyasyon sensörlere hasar verebilirdi. Dolayısıyla biz de kameraları değiştirmek zorunda kalabilirdik.

İstasyondan gelen ilk görüntüleri gördüğünüzde neler hissettiniz?

Uzaydan gelen ilk görüntüleri gördüğümde çok memnun hissediyordum. Astronotların görsel anlamda iyi bir iş çıkaracaklarını bilsem de, yolunda gitmeyen bir şeyler olabilmesi ve dolayısıyla elimize hiçbir görüntünün geçmeme ihtimali her zaman vardı. Fakat gelen görüntüler umut ettiklerimizden bile iyiydi, ekip harika bir iş çıkardı.

Ön hazırlık ve post prodüksiyon sürecini de işin içine katarsak, bu projenin tamamlanması ne kadar sürdü?

Araştırmalar ve kameraların test işlemleri için yaklaşık 18 ay harcadık. Sonrasındaki asıl yapım süreci, iki buçuk yıl sürdü; post prodüksiyon ise 6 ay. Hepsini birlikte değerlendirirsek tüm aşamalarıyla birlikte film, 4 yıllık bir süreç sonunda tamamlandı.

Belgeselde yer alan astronotlar bu film için ne tür bir eğitim aldılar?

Astronotlar temel kamera eğitimlerini “astronot adayı” yıllarında, genel eğitimin bir parçası olarak zaten alıyorlar. Dolayısıyla ISO, perde hızı gibi kavramlar hakkında zaten bilgi sahibiydiler. Biz ise, onlara büyük perdede gösterilecek bir filmin estetik özellikleriyle ilgili toplam 25 saatlik bir ders verdik. Kompozisyon, kadraj, IMAX perdesinin özellikleri, plan süreleri ve büyük perdeyle ilgili tüm özel konuları anlattık. Simülatörlerde çekimler yaptılar, sonrasında biz bu görüntüleri perdede izledik ve çalışmalarını değerlendirdik.

Daha önce okyanuslarla ilgili bir belgeselde de çalışmıştınız. Okyanuslar ve uzay hakkında olan filmlerde çalışmaların farkları nelerdir?

Su altında çalışmak, uzayda çekim yapmaya çok benziyor; ikisi de hataya şans vermeyen ortamlar. Tabii ki, su altı bir sinemacı için daha kolay ulaşılabilir bir ortam. Çekimler için NASA’dan izin dahi almak çok zor. Su altında çok az ışıklı ortamlara, derinliğe bağlı olarak renk kayıplarına karşı çözümler üretmeniz gerekiyor. Uzayda ise aşırı sıcaklıklarla mücadele etmeniz gerekiyor. İçeride ekipmanınızı soğutmaya ve çekim yapılan istasyonla ilgili herhangi bir soruna yol açmamaya özen göstermek zorundasınız.

A Beautiful Planet’in ardından uzayla ilgili yeni bir projeniz var mı?

Bence büyük ekranda gösterilmek üzere bir Ay’a dönüş filmi yapmalıyız. 60’lar ve 70’lerden kalan görüntüler sadece temel belgeleme amacıyla yapılmış çekimlerden oluşuyor, pek sanatsal sayılmazlar.

Siz de bir uzay istasyonuna giderek, orada bizzat çekim yapmak ister miydiniz?

Uzaya gidebilmeyi çok isterdim. Küçükken astronot olabilmeyi çok istiyordum.

Filmdeki favori sahneleriniz hangileri?

A Beautiful Planet’teki favori sahnelerim Dünya’ya ile ilgili olanlar sanırım. Geçe çekimleri, İtalya’yı, Nil’i, ufuk çizgisine yakın yıldızları görmek, günün ağarması… Bunları çok sevmiştim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi