Whiplash, Aşıklar Şehri – La La Land gibi filmlerin yönetmeni Damien Chazelle’in de yaratıcı kadrosunda yer aldığı ve ilk iki bölümünü yönettiği Netflix orijinali The Eddy’nin senaryosunda Jack Thorne imzası var. Aynı zamanda Shameless, Skins, His Dark Materials, The Virtues gibi dizilerden de tanıdığımız Thorne’la, The Eddy’nin dünya prömiyerinin gerçekleştiği 70. Berlin Film Festivali sırasında bir araya gelerek diziye dair merak ettiklerimizi konuştuk.

Murat Emir Eren: Projenin uzun zamandır masada olduğunu biliyoruz. Tüm bu süreçte The Eddy’nin hikâye yapısı nasıl gelişti? Nelerden ilham aldınız ve karakterlerinizi yaratırken nasıl bir süreçten geçtiniz?

Jack Thorne: Öncelikle ana karakterimizin isminden, Elliot’tan bahsetmek istiyorum. Bu aynı zamanda oğlumun da ismi ve bir şekilde ismi hem karaktere hem de diziye ilham kaynağı oldu diyebilirim. Şu anda dört yaşında ama büyüdüğünde muhtemelen bu yaptığım şeyden nefret edecek (Çünkü Elliot pek de herkesin seveceği türden bir karakter sayılmaz). Her neyse… Hikâyeye gelelim. Hikâyenin ana çıkış noktası elbette Paris’ti. Paris’in yıllar içindeki değişimi, şehrin mimari ve demografik yapısındaki hareketlilik… Bunlar caz müziğin temel özellikleriyle de örtüşen olgular. Caz bir füzyondur, caz da aynı zamanda bir hikaye anlatım biçimidir. Dizinin merkezinde bir caz bar ve bu barın içinden karakterler olacaktı. Çatı böylelikle oturmaya başladı. İlk fikir The Eddy’nin (yani dizideki caz barın) nerede olacağına karar vermekti. Barın Paris’in kuzeyinde (18’inci bölge ya da Monmarte tarafında) olmasına karar verdik. Böylelikle barın ve karakterlerin hem Paris’in dışıyla hem de merkeziyle ilişkisini görebilecektik. Bir yanıyla caz müzisyenlerinin çoklukla basit yaşayan sanatçılar olduklarını  söyleyebiliriz. Dünyanın en iyi caz müzisyenlerinden biri olabilirsiniz ama bu çok iyi para kazanacağınız anlamına gelmez hiçbir zaman, bu nedenle müzisyenlerin basit yaşamları olur. Bu da karakterlerimizin şehirle daha grift bir ilişkilerinin olmasını sağladı ve şehrin farklı yerlerini keşfetmemize yardımcı oldu. Dizinin tonunu müzisyenlerin şehirdeki yaşamı belirledi. Dizinin tonunu “Bugünün Paris’ini nasıl anlatırız” sorusunun cevabını ararken bulduk diyebilirim. Elimizde henüz gerçek anlamda bir hikâye yokken, böyle bir dizi fikri için bestelenen şarkılar vardı. Yani bir anlamda işler biraz tersine doğru gitti diyebilirim. Hâliyle bu şarkılar da hikâyenin tarzını ve gidişatını etkiledi. Biraz da bu nedenle ve benim isteğimle dizinin her bölümü bir karakterin ismini taşıyor. Hepsi de birer müzisyen.

Murat Emir Eren: Daha çok Amerikan kültürüyle ilişkilendirilen bir müzikten yola çıkarak, kültürel çeşitlilikle dolu, uluslararası bir hikâye anlatıyorsunuz. Yazım aşamasında bu fikirleri harmanlamak sizin için zor oldu mu?

Jack Thorne: Şu soruyu kendime hep sordum. Evet dizi Amerikalı, Polonyalı, Faslı karakterlerin, Fransa’dan, Doğu Avrupa’dan karakterlerin ve müziğin aynı potada eridiği bir iş. Ancak bu nasıl olacak? Tüm bunlar birlikte nasıl bir anlam ifade edecek? Üstelik başlangıçta şunun gibi bir handikap da vardı. Henüz grubun kimlerden oluştuğunu bilmediğimiz için (yazım aşamasından bahsediyorum), karakterlerin hangi ülkelerden geldiğini ve nasıl problemlerle boğuşabileceklerini de bilmiyorduk. Örneğin grubun kontrbasçısı Damian. Kendisi Kübalı ve bu onu bulmadan önce hiç düşünmediğimiz bir şeydi. Joanna Kulig dâhil olmadan Polonyalı bir karakterimiz yoktu, ama karakteri ona göre adapte ettik. Bir yerde grup üyeleri hikâyenin gelişimini de etkilemiş oldu. Bu anlamda dizinin temelde grupla beraber son hâlini aldığını söyleyebilirim.

“Elliot ilk bakışta sevebileceğiniz türden bir karakter değil. Dizi ilerledikçe onu anlamaya, yaşadığı acılı süreci kavramaya başlıyorsunuz.”

Murat Emir Eren: Sizi en çok zorlayan şey ne oldu yazım sürecinde?

Jack Thorne: Zaman. Çünkü sürekli gelişen bir projeydi The Eddy. Zamanla yarış hâlindeydim ve bir yandan da doğru tonu tutturmak için çok çaba harcadım. Birçok farklı elementin dâhil olduğu bir dizi bu, hâliyle doğru tonu tutturmak önemliydi. Hikâyede barla ilişkilendirilen bir suç meselesi var, ama bunun çok ağırlık kazanmaması gerekiyordu çünkü bu bir suç draması değil. Hikâyede müzik çok önemli bir yer tutuyor ama bir yandan dizi tamamen müzikle de ilgili değil. Hâliyle hikâyenin unsurları arasında bir denge kurulması lazımdı. Bu epey zorlayıcıydı diyebilirim. Benim için bir başka zorlayıcı unsur da ana karakterimiz Elliot’tu. Elliot ilk bakışta sevebileceğiniz türden bir karakter değil. Dizi ilerledikçe (umarım) onu anlamaya, yaşadığı acılı süreci kavramaya başlıyorsunuz. Ama bunun için çaba sarfetmelisiniz çünkü o kimseyi dünyasına kolay kolay sokan birisi değil. Karizmatik ve herkesi etrafına toplayan birisi asla değil. Bu nedenle de anlatması inanın güç biri. Bir yandan işimi kolaylaştıran harika şeyler de vardı. Glen Ballard’ın dizi için bestelediği harika caz parçaları gibi. Çalışırken hep onları dinledim. Birlikte çalıştığım yazı ekibine hep şunu sorardım, bu sahnenin duygusu ne ve bu sahnenin şarkısı ne olabilir? Bu sorunun cevabı çoklukla elinizde olmaz ama biz buna sahiptik ve bu avantajlı bir durumdu.

Murat Emir Eren: Dizide karakterlerin farklı ülkelerden geliyor olması nedeniyle birçok farklı dil konuşuluyor. Diyalog yapısını oluştururken bu durum sizi nasıl etkiledi?

Jack Thorne: Dediğiniz gibi Fransızca, İngilizce, Lehçe, Arapça… Birçok farklı dil duyuyoruz dizide. Ama şöyle bir ton gözetmeye çalıştım genellikle. Karakterler hayatın içinden basit diyaloglar içindeyken birbirleriyle en kolay anlaşabilecekleri dili (İngilizce ya da Fransızca) tercih ediyorlar. Kendi içlerine döndüklerinde ya da ciddi bir tartışma yaşayacakları zaman ana dillerine geçiyorlar. Bu durum -sadece dil için değil, aynı zamanda karakterlerin otantikliğini korumak için de- farklı ülkelerden farklı kültürlerden yazarlarla da ortak çalışma yapmamıza vesile oldu diyebilirim.

Murat Emir Eren: Son olarak; hem ana karakterin hem de oğlunuzun isminin Elliot olmasının sebebini öğrenebilir miyiz?

Jack Thorne: Çünkü bir E.T. hayranıyım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information