Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Yabancı dizi izleme kültürü hayatımıza girdiğinden bugüne, birçok unutulmaz yapım hayatımızın adeta merkezine oturdu. Uzun sezonlar boyunca izlediğimiz ve bir sonraki sezonu merakla beklediğimiz bu diziler doğal olarak her birimizde belirli beklentiler oluşturdu. Bu beklentilerimiz elbette çok çeşitli olduğu için zaman içerisinde yayınlanan diziler izleyicileri ikiye bölebilir konuma geldi. Yayınlanan sezonları ya da final bölümlerini bazen taparcasına severken bazen de hiçbir şekilde memnun olmadık. Bu listemizde sizler için belirli bir sezonu ya da bölümüyle izleyiciyi ikiye bölen 10 unutulmaz diziyi bir araya getirdik.

İzleyiciyi İkiye Bölen 10 Unutulmaz Dizi

***Liste, içeriğindeki diziler ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Lost

Lost-filmloverss

Lost, tabi ki bu listenin olmazsa olmazlarından birisi. Hatta belki de izleyiciyi ikiye bölen ilk yapımlardan biri sayılabilir. İlk çıktığı 2004 senesinde büyük bir hayran kitlesi yaratan, TV dizi mantığının neredeyse seyrini değiştiren Lost, finaliyle izleyen birçok kişiyi büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. Kurgusu, farklı zaman dilimleri ile iç içe anlatısıyla o dönemde alanının tek ve en iyi örneklerinden biriydi. Yarattığı gizemli atmosferi ve bilinmezlik öğeleriyle birçok kişiyi merakla ekran başına kilitleyip, ortaya attığı teoriler ve soru işaretlerine cevap vermeden final yapan Lost izleyiciyi ikiye bölmüştü. Ortaya atılan teoriler ve gösterilen detaylarla daha büyük bir sonuç beklentisine girmişken dizinin ilk bakışta araf olarak nitelendirilecek, basit ve dini referanslarla yaptığı final bölümü çoğu kitleyi tatmin etmemişti. Fakat bunun aksine final bölümünü beğenen ve hikâyenin iyi bir şekilde tamamlandığını ortaya atan dizinin hayranları ve eleştirmenler de olmuştu. Dizinin ilk bölümünden sonuna kadar olan süreci zaten dini referanslarla işlediklerini ve final bölümünün de bu yüzden yerinde olduğu öne sürülmüştü. Tabi ki bunlar dizinin final bölümünün ardından çok tartışmalar yaratsa da Lost izleme serüveninin herkeste yarattığı güzel de bir duygusu vardır. Adını anarken hâlâ o dönemleri özleyen insanlar var.

Sherlock

Sherlock - Series 2

Mark Gatiss ve Steven Moffat’I yaratıcılığında, ilk olarak 2010 yılında ekranlara gelen Sherlock, kuşkusuz ilk bakışta orijinal bir iş. Arthur Conan Doyle’ın klasik roman karakterini alıp akıllı telefonlarla dolu modern dünyaya uyarlamak ilk bakışta garip görünse de doğru uygulandığı zaman nelere kadir olduğunu hepimiz gördük. Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman gibi iki doğru oyuncu seçiminin etkisiyle iyiden iyiye şahlanan dizi, muhteşem başlayıp öyle devam etse de kimilerine göre 2016 yılbaşında yayınlanan The Abominable Bride’la birlikte düşüşe geçti. 2017’de yayınlanan 4. sezonunun ardından izleyicilerin iyiden iyiye ikiye bölündüğü Sherlock’un devam edip etmeyeceği henüz kesinleşmedi ancak belki de bazı şeyler tadında bırakılmalıdır.

True Detective

true-detective-pesimizmin-felsefesi-filmloverss

True Detective ilk sezonunun konusu, karanlık atmosferi ve başrolleri Matthew McConaughey ve Woody Harrelson’ın müthiş performanslarıyla gönüllerimize taht kurmuştu. İlk sezonda büyük hayran kitlesi yaratan dizinin ikinci sezonu ise merakla bekleniyordu. Colin Farrel, Rachel McAdams, Vince Vaughn ve Taylor Kitsch’in ikinci sezonda yer alacağını öğrendiğimizde beklentiler iki katına çıkmıştı. Fakat dizinin ikinci sezonu başlayıp bittikten sonra hayranlar ikiye bölünmüş ve hayranların çoğu ikinci sezonu çok da sevmemişti. Bunun en büyük etkeni şüphesiz ki ikinci sezonun dizinin ilk sezonda yarattığı evrenden farklı bir dünyaya sahip olması ve karakter sayısının fazla oluşundan dolayı kurgunun biraz daha karmaşık gözükmesidir. İlk sezonda özellikle detektif Rust Cohle karakterinin hayata karşı nihilist bakış açısının beğenilmesinin ardından ikinci sezon karakterlerinin hayranlara fazlasıyla etkili olmaması da büyük etken olmuştur. Fakat ikinci sezon karakterlerini tek başına ele aldığınızda karakterlerin devinimleri, acıları ve özellikle kendileriyle girdikleri mücadeleleri dramatik yapı açısından çok kuvvetliydi. Dizinin ikinci sezonda işlediği olay örgüsünü de aslında bakarsanız yalnızca Amerika’nın değil tüm dünyanın kapalı kapılar ardında döndüğüne inandığı bir iktidar savaşıydı. Dizinin birçok hayran kitlesi de ikinci sezonunu bu kuvvetli yanlarını gayet başarılı bulmuş ve sevmeyenlerin aksine dizinin bu sezonunu ilk sezondan daha iyi olduğunu öne sürmüştü. Bu açıdan ele aldığınızda hayranlara ve dizinin ikinci sezonunu gerçekten kaliteli oluşuna hak vermemek de mümkün değil.

Mindhunter

Mindhunter

Joe Penhall’ın yaratıcılığında gelen ve hepimizin biraz da dizinin ilk bölümlerini yöneten David Fincher sayesinde haşir neşir olduğumuz Netflix dizisi Mindhunter, son dönemin en çok konuşulan dizilerinden bir tanesi. Gerek etkileyici atmosferi gerekse cinayetlerin aksiyon kısmından çok psikolojik ve sosyolojik yönlerine odaklanan tarzıyla kalbimizi çalan dizi, Fincher’ın Seven’I tarzında bir aksiyon/suç filmi bekleyenler için bir nevi hayal kırıklığına dönüşmüştü. Onlarca cinayetin işlendiği ve konuşulduğu hikâye akışına rağmen kan ve şiddet ögelerinden oldukça uzak, aksiyonun ise azami düzeylerde tutulduğu bir 10 bölüm vaat eden Mindhunter’ın buna ragmen yeri geldiğinde gerilim dozunu insafsızca yükseltebilmesi kuşkusuz bir yönetmen başarısı.

Game of Thrones

Çoğunuz Game of Thrones ismini bu listede gördüğünde büyük ihtimalle şaşıracaktır. Öncelikle söylemek gerekirse tüm dünyaca sevilen, izlenme rekorları kıran Game of Thrones’un özellikle son sezonlarını sevmeyenlerin sayısı da haylice fazla. Bunların birçoğu tabi ki G. R. R. Martin’in kitaplarını okumuş ve diziyle kıyaslamış hayranlardan oluşuyor. Dizinin son sezonlarında atlanan detaylar, yapılan yanlışlar, lüzumsuz zaman atlamaları ve karakterlerin kendileriyle çelişen kararları yüzünden kitabı okumayan birçok hayran da sevmeyenlerin arasında. Nitekim haksız da değiller. Kitabın önüne geçmiş, hikâyenin yalnızca ana hatlarını bilen senaristlerin son sezonlarda olayları detaylandırma biçiminin kötü oluşu hayli göze çarpıyor. Üstelik dizinin başlarda yolculuk teması içermesinin ardından son sezonlara doğru karakterlerin bir oradan, bir oraya ışınlanır gibi gittiği senaryo mantığına aykırı sahneler ise dizinin birçok hayran kitlesinin de dikkatini çekmişti. Elbette işin uzun uzadıya işlenemeyeceğini kabul eden hayranlar bu hataları sineye çekebilmiş fakat birçok izleyici de bunun bir bahane olmayacağını düşünmektedir. Üstelik hikâyenin fantastik bir yapısı olmasından dolayı bu tarz şeylerin hoş görülebileceğini düşünenler var. Fakat ister fantastik bir hikâye anlatın isterseniz de gerçek bir hikâye anlatın gösterdiğiniz ve sınırları belli bir evrene sahip olan hikâyenin dışına asla çıkamazsınız. Bu senaryonun ve hikâye anlatımının temel kurallarından birisidir. Birçok izleyici ise işte hem bu sebepten hem de senaristlerin hikâyeyi detaylandırırken yaptıkları hatalar yüzünden dizinin son sezonlarını kötü bulmuş ve eleştirmiştir.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi