2014'te ikinci uzun metrajı Balık ve Kedi ile Keş!f Uluslararası Yarışma'yı kazanan Shahram Mokri, yeni filmi İstila! ile tam dört yıl sonra !f'e geri dönüyor. Bu yıl festivalin !fKolik isimli bölümünde sinemaseverlerle buluşacak olan film, aynı tarihler arasında 68. Berlin Film Festivali’nin Panorama isimli bölümünde de Dünya prömiyeri yapacak. Tıpkı Balık ve Kedi gibi tek planda çekilen İstila!; seyirciyi her an şüpheye düşürmeyi başaran, post-apokaliptik bir zamanda geçen bilimkurgu ve gizem/polisiye filmi olarak aynı dövmelere sahip, metal düğmeli siyah üniformalar giyen ve eski bir stadyumu mesken tutan bir çetenin peşine düşüyor. Hem baştan sona aynı mekanda geçmesi hem de tek planda çekilmiş olmasıyla kendine ekstra hayran bırakan İstila!; son yıllarda izleyebileceğiniz en deli işi ve beyin yakan filmlerden biri olabilir. İstila!: Sosyo-politik Anlamlara Açılan Bir Sinema Mucizesi İki arkadaşlarının öldürülmesinin ardından çetenin lideri Saman’ın ortadan kaybolmasıyla gizemli cinayetleri araştıran polis, çete üyelerinden olay günü yaşadıkları her şeyi yeniden canlandırmalarını ister. O gün stadyumda yaptıkları her konuşmayı, her hareketi defalarca tekrar ederler. Kendisini bir anda başrolde bulan Ali, oyununu tekrarladıkça Saman ve onun ikiz kardeşi Negar'ın gizledikleri sırları çözmeye başlayacaktır; ama Ali’nin çözmek zorunda olduğu büyük gizem kolay kolay ifşa olacak gibi de değildir. Post-apokaliptik bir bilimkurgu dünyasında güneş ışığından yoksun baskıcı bir ruh halini ustalıkla kuran İstila!; hem anlatısıyla hem de tek plan tercihinden estetik biçimine sinematografisiyle, evrensel boyutlara varacak denli geniş sosyo-politik anlamlara açılan bir sinema mucizesi. Mucize diyorum, çünkü izlerken yer yer akıl tutulmaları yaşatan, bir labirentin içinde kaybolmuşsunuz gibi bir hissiyat yaratırken aklın sınırlarını zorlayarak sürreel uzamlara genişleyebilen; gerçek ve virtüel olanın iç içe geçtiği ve şimdi neyin gerçek neyin değil olduğunu sorguladığınız ama bir yandan “gerçekliğin” gerçek olup olmadığını da sorgulatan metaforlarla provokatif bir seyir deneyimi yaşatıyor. Dünya’nın bir kısmı karanlıklar içindedir ve bu karanlık kısımda bazı bilinmeyen hastalıklar ortaya çıkmaya başlar. Bu salgın hastalığın tedavisini insan kanıyla çözümleyen Mokri, adeta korku/gerilim janrı içerisinde yer alan vampir hikayelerinden yaşayan ölülere göndermeler taşıyan bir anlatı düzlemi içinde; kötülük tarafından istila edilen dünyayı sevgi-nefret, karanlık-aydınlık, erkek-kadın gibi düalist yapıları birbiri içinde eriterek kurtarmaya çalışıyor. İşlenen bir cinayeti baştan sona yeniden kurarak araştıran polisin bu taktiği Ali’nin zihnindeki dehlizlere açılırken biz de Ali ile birlikte tekrar tekrar bu dehlizlere girip ipuçları arıyoruz. Ali’yi takip eden Mokri’nin kamerası her defasında gerilim dozunu artırarak hikayesini zenginleştirirken, tek planda ilerleyen film zaman kavramının da yok olmasına sebep oluyor. Böylece bir kez tanıklık ettiğimiz olayları, döngüsel bir yol izleyen kameranın kesintisizliği sayesinde birden fazla kez seyretmek zorunda kalıp, tıpkı Ali gibi biz de bu labirentin içinde kayboluyoruz. İşin özünde İstila!’yı hiç bitmeyecekmiş ve çözülmeyecekmiş gibi hissettiren olaylar silsilesinin içine sokan durum da Mokri’nin bu kısır döngüye dönüşen ve çıkışı yokmuş gibi hissettiren tek plan kurulumundan ileri geliyor. Akışkanlığı hiç kesintiye uğramayan dinamik kamera kullanımıyla sürreal bir gerçekliğe açılan İstila!; son dönem nefes kesen muadilleri Victoria ve Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi gibi aklınızı başınızdan alacak güzellikte bir yapım. Bu tek plan mucizesini ıskalamayın!

Yazar Puanı

Puan - 77%

77%

Hem baştan sona aynı mekanda geçmesi hem de tek planda çekilmiş olmasıyla kendine ekstra hayran bırakan İstila!; son yıllarda izleyebileceğiniz en deli işi ve beyin yakan filmlerden biri olabilir.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
77

2014’te ikinci uzun metrajı Balık ve Kedi ile Keş!f Uluslararası Yarışma’yı kazanan Shahram Mokri, yeni filmi İstila! ile tam dört yıl sonra !f’e geri dönüyor. Bu yıl festivalin !fKolik isimli bölümünde sinemaseverlerle buluşacak olan film, aynı tarihler arasında 68. Berlin Film Festivali’nin Panorama isimli bölümünde de Dünya prömiyeri yapacak. Tıpkı Balık ve Kedi gibi tek planda çekilen İstila!; seyirciyi her an şüpheye düşürmeyi başaran, post-apokaliptik bir zamanda geçen bilimkurgu ve gizem/polisiye filmi olarak aynı dövmelere sahip, metal düğmeli siyah üniformalar giyen ve eski bir stadyumu mesken tutan bir çetenin peşine düşüyor. Hem baştan sona aynı mekanda geçmesi hem de tek planda çekilmiş olmasıyla kendine ekstra hayran bırakan İstila!; son yıllarda izleyebileceğiniz en deli işi ve beyin yakan filmlerden biri olabilir.

İstila!: Sosyo-politik Anlamlara Açılan Bir Sinema Mucizesi

İki arkadaşlarının öldürülmesinin ardından çetenin lideri Saman’ın ortadan kaybolmasıyla gizemli cinayetleri araştıran polis, çete üyelerinden olay günü yaşadıkları her şeyi yeniden canlandırmalarını ister. O gün stadyumda yaptıkları her konuşmayı, her hareketi defalarca tekrar ederler. Kendisini bir anda başrolde bulan Ali, oyununu tekrarladıkça Saman ve onun ikiz kardeşi Negar’ın gizledikleri sırları çözmeye başlayacaktır; ama Ali’nin çözmek zorunda olduğu büyük gizem kolay kolay ifşa olacak gibi de değildir. Post-apokaliptik bir bilimkurgu dünyasında güneş ışığından yoksun baskıcı bir ruh halini ustalıkla kuran İstila!; hem anlatısıyla hem de tek plan tercihinden estetik biçimine sinematografisiyle, evrensel boyutlara varacak denli geniş sosyo-politik anlamlara açılan bir sinema mucizesi. Mucize diyorum, çünkü izlerken yer yer akıl tutulmaları yaşatan, bir labirentin içinde kaybolmuşsunuz gibi bir hissiyat yaratırken aklın sınırlarını zorlayarak sürreel uzamlara genişleyebilen; gerçek ve virtüel olanın iç içe geçtiği ve şimdi neyin gerçek neyin değil olduğunu sorguladığınız ama bir yandan “gerçekliğin” gerçek olup olmadığını da sorgulatan metaforlarla provokatif bir seyir deneyimi yaşatıyor.

Dünya’nın bir kısmı karanlıklar içindedir ve bu karanlık kısımda bazı bilinmeyen hastalıklar ortaya çıkmaya başlar. Bu salgın hastalığın tedavisini insan kanıyla çözümleyen Mokri, adeta korku/gerilim janrı içerisinde yer alan vampir hikayelerinden yaşayan ölülere göndermeler taşıyan bir anlatı düzlemi içinde; kötülük tarafından istila edilen dünyayı sevgi-nefret, karanlık-aydınlık, erkek-kadın gibi düalist yapıları birbiri içinde eriterek kurtarmaya çalışıyor. İşlenen bir cinayeti baştan sona yeniden kurarak araştıran polisin bu taktiği Ali’nin zihnindeki dehlizlere açılırken biz de Ali ile birlikte tekrar tekrar bu dehlizlere girip ipuçları arıyoruz. Ali’yi takip eden Mokri’nin kamerası her defasında gerilim dozunu artırarak hikayesini zenginleştirirken, tek planda ilerleyen film zaman kavramının da yok olmasına sebep oluyor. Böylece bir kez tanıklık ettiğimiz olayları, döngüsel bir yol izleyen kameranın kesintisizliği sayesinde birden fazla kez seyretmek zorunda kalıp, tıpkı Ali gibi biz de bu labirentin içinde kayboluyoruz. İşin özünde İstila!’yı hiç bitmeyecekmiş ve çözülmeyecekmiş gibi hissettiren olaylar silsilesinin içine sokan durum da Mokri’nin bu kısır döngüye dönüşen ve çıkışı yokmuş gibi hissettiren tek plan kurulumundan ileri geliyor. Akışkanlığı hiç kesintiye uğramayan dinamik kamera kullanımıyla sürreal bir gerçekliğe açılan İstila!; son dönem nefes kesen muadilleri Victoria ve Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi gibi aklınızı başınızdan alacak güzellikte bir yapım. Bu tek plan mucizesini ıskalamayın!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi