Filme adını veren İskoçya Kraliçesi Mary, Britanya tarihinde çok önemli bir tarihi figür olmasının yanında, beyazperdede birçok kez gördüğümüz bir karakter. Babası  V. James'in ölümü üzerine henüz dokuz aylıkken kraliçe unvanını almış, altı yaşında eğitim alması için Fransa'ya gönderilmiş ve on altı yaşındayken bu ülkede evlendiği II. François'nın kral olması sonucunda bu ülkenin kraliçesi olmuştur. Lakin II. François'nın ölümü üzerine Mary İskoçya'ya dönmüş ve kendini hâlihazırda Britanya'da sürmekte olan iktidar ve mezhep savaşlarının tam ortasında bulmuştur. Yönetmen Josie Rourke'un ilk uzun metrajı film olan Mary Queen of Scots da, Mary'nin İskoçya'ya dönüşüyle başlayan ve sonucunda vatana ihanet suçlamasıyla idam edilmesine kadar olan süreci anlatıyor. En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Makyaj ve Saç dallarında Oscar'a aday gösterilen filmin başrollerinde son dönemim iki önemli oyuncusu Saoirse Ronan ve Margot Robbie yer alıyor. Özünde tipik bir kostümlü dönem draması olan Mary Queen of Scots, kimi noktalarda tarihi gerçeklikten uzaklaşarak kendine ait, alternatif bir tarihsel düzlem yaratmaya çalışarak hem güncel politik konjonktüre dair bir şeyler söylemek istiyor hem de dönem filmlerini sıkıştığı kısıtlı bölgeden kurtulmak ister gibi görünüyor. Mary Queen of Scots: Şimdinin Emrindeki Tarih Kraliçe Mary Katolik'tir; hatta İskoçya'nın son Katolik hükümdarı olma özelliğini taşır. Filmdeki olayların akışına yön veren iktidar çatışmasının kökeninde de bu durum yatıyor. Zira Mary'nin İskoçya'ya döndüğü dönemde, ülkesinde ve tüm Britanya'da Protestanlık hâkim olmaya başlamıştır ve ülkenin soyluları bir Katolik'in tahtta oturmasını istemezler. Dolayısıyla onu tahttan indirmek ya da onun iktidarını paylaşan potansiyel kral adaylarını Mary'nin hayatına sokmak için türlü entrikalara başvurmaktan çekinmezler. Buraya kadar olanlar, dönemin tarihsel gerçekliklerini düşünürsek, çok da yanlış sayılmaz. Lakin, Mary Queen of Scots'un anlatısı bu olası gerçekliğin ötesinde dramatik yapısını güçlendirmek adına yaşanmış olaylar üzerinde çeşitlemelere, değişikliklere, eklemelere girişmekten geri durmuyor. Bu tercihin hikâyesini birçok farklı filmde izlediğimiz bir figürü konu alan yeni bir film için anlaşılabilir olduğunu söyleyebiliriz. Zira birçok noktada bu ekleme ve değişikliklerin, filmin tarihi anlatısı üzerinden Britanya'nın mevcut politik durumu üzerine söz söyleme gayesi güderek yapıldığına dair bir fikir hâkim oluyor. Bilindiği üzere Haziran 2016'da yapılan referandumla Birleşik Krallık halkı, Avrupa Birliğinden ayrılma yönünde bir karar vermişti. Bu sonucun ortaya çıkmasından sonra konu ciddi tartışmalara neden olmuştu. Aradan geçen iki buçuk seneye rağmen Birleşik Krallık hâlâ Brexit kararını yürürlüğe sokmuş değil. AB ve Birleşik Krallık arasındaki müzakereler sonrası hazırlanan anlaşma, henüz Birleşik Krallık parlamentosu tarafından onaylanmadı. Hatta Başbakan May, bu onay gününü erteledi. Parlamentodaki anlaşmazlıklar süreci daha da kaotik bir hâle getiriyor. Kısaca toparlarsak, AB ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin nasıl seyredeceğine dair ciddi bir belirsizlik hâkim. Bu da Britanya halkı nezdinden bir huzursuzluk yaratıyor ister istemez. Bu süreçte, halka ülkelerinin ne kadar güçlü, dünya siyasetine yön verme konusunda ne kadar yetkin olduğunu hatırlama yönünde mesajlar içeren Darkest Hour ve Dunkirk gibi tarihi olayları konu alan birtakım filmlerin çekildiğine şahit olmuştuk. Mary Queen of Scots'un da bu konuda söyleyecek bir şeyleri var elbet. Ama bu kez, Britonların ne kadar güçlü olduğunu hatırlatmaktan ziyade, bir birlik çağrısıyla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. İskoçya kraliçesini konu alan bu yapımın aldığı bu konum, Brexit sürecinde İskoçya'nın tutumuna benzerlikler taşıyor. Brexit referandumundan önce, İskoçya'nın Birleşik Krallık'tan ayrılıp…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Mary Queen of Scots'un tarihsel gerçekliklerle oynayan, ama bunu sadece mevcut politik duruma dair bir söz üretmek amacıyla yapan bir anlatı sunduğunu söyleyebiliriz. Tarihle oynarken, kendi alternatif zaman düzlemini kurmaya yeltenmeyen yapım, görselliğine kafa yorulmuş ama anlatısı fazlaca aceleye gelmiş bir dönem filmi.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
50

Filme adını veren İskoçya Kraliçesi Mary, Britanya tarihinde çok önemli bir tarihi figür olmasının yanında, beyazperdede birçok kez gördüğümüz bir karakter. Babası  V. James’in ölümü üzerine henüz dokuz aylıkken kraliçe unvanını almış, altı yaşında eğitim alması için Fransa’ya gönderilmiş ve on altı yaşındayken bu ülkede evlendiği II. François’nın kral olması sonucunda bu ülkenin kraliçesi olmuştur. Lakin II. François’nın ölümü üzerine Mary İskoçya’ya dönmüş ve kendini hâlihazırda Britanya’da sürmekte olan iktidar ve mezhep savaşlarının tam ortasında bulmuştur. Yönetmen Josie Rourke’un ilk uzun metrajı film olan Mary Queen of Scots da, Mary’nin İskoçya’ya dönüşüyle başlayan ve sonucunda vatana ihanet suçlamasıyla idam edilmesine kadar olan süreci anlatıyor. En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Makyaj ve Saç dallarında Oscar’a aday gösterilen filmin başrollerinde son dönemim iki önemli oyuncusu Saoirse Ronan ve Margot Robbie yer alıyor. Özünde tipik bir kostümlü dönem draması olan Mary Queen of Scots, kimi noktalarda tarihi gerçeklikten uzaklaşarak kendine ait, alternatif bir tarihsel düzlem yaratmaya çalışarak hem güncel politik konjonktüre dair bir şeyler söylemek istiyor hem de dönem filmlerini sıkıştığı kısıtlı bölgeden kurtulmak ister gibi görünüyor.

Mary Queen of Scots: Şimdinin Emrindeki Tarih

Kraliçe Mary Katolik’tir; hatta İskoçya’nın son Katolik hükümdarı olma özelliğini taşır. Filmdeki olayların akışına yön veren iktidar çatışmasının kökeninde de bu durum yatıyor. Zira Mary’nin İskoçya’ya döndüğü dönemde, ülkesinde ve tüm Britanya’da Protestanlık hâkim olmaya başlamıştır ve ülkenin soyluları bir Katolik’in tahtta oturmasını istemezler. Dolayısıyla onu tahttan indirmek ya da onun iktidarını paylaşan potansiyel kral adaylarını Mary’nin hayatına sokmak için türlü entrikalara başvurmaktan çekinmezler. Buraya kadar olanlar, dönemin tarihsel gerçekliklerini düşünürsek, çok da yanlış sayılmaz. Lakin, Mary Queen of Scots’un anlatısı bu olası gerçekliğin ötesinde dramatik yapısını güçlendirmek adına yaşanmış olaylar üzerinde çeşitlemelere, değişikliklere, eklemelere girişmekten geri durmuyor. Bu tercihin hikâyesini birçok farklı filmde izlediğimiz bir figürü konu alan yeni bir film için anlaşılabilir olduğunu söyleyebiliriz. Zira birçok noktada bu ekleme ve değişikliklerin, filmin tarihi anlatısı üzerinden Britanya’nın mevcut politik durumu üzerine söz söyleme gayesi güderek yapıldığına dair bir fikir hâkim oluyor.

Bilindiği üzere Haziran 2016’da yapılan referandumla Birleşik Krallık halkı, Avrupa Birliğinden ayrılma yönünde bir karar vermişti. Bu sonucun ortaya çıkmasından sonra konu ciddi tartışmalara neden olmuştu. Aradan geçen iki buçuk seneye rağmen Birleşik Krallık hâlâ Brexit kararını yürürlüğe sokmuş değil. AB ve Birleşik Krallık arasındaki müzakereler sonrası hazırlanan anlaşma, henüz Birleşik Krallık parlamentosu tarafından onaylanmadı. Hatta Başbakan May, bu onay gününü erteledi. Parlamentodaki anlaşmazlıklar süreci daha da kaotik bir hâle getiriyor. Kısaca toparlarsak, AB ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin nasıl seyredeceğine dair ciddi bir belirsizlik hâkim. Bu da Britanya halkı nezdinden bir huzursuzluk yaratıyor ister istemez. Bu süreçte, halka ülkelerinin ne kadar güçlü, dünya siyasetine yön verme konusunda ne kadar yetkin olduğunu hatırlama yönünde mesajlar içeren Darkest Hour ve Dunkirk gibi tarihi olayları konu alan birtakım filmlerin çekildiğine şahit olmuştuk. Mary Queen of Scots’un da bu konuda söyleyecek bir şeyleri var elbet. Ama bu kez, Britonların ne kadar güçlü olduğunu hatırlatmaktan ziyade, bir birlik çağrısıyla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. İskoçya kraliçesini konu alan bu yapımın aldığı bu konum, Brexit sürecinde İskoçya’nın tutumuna benzerlikler taşıyor. Brexit referandumundan önce, İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan ayrılıp ayrılmaması konusunda bir referandum yapılmış ve çıkan sonuç olumsuz olmuştu. Yine Brexit’te de İskoçya’dan çıkan oyların AB’de kalma yönünde olduğu ama nüfusunun az olması sebebiyle, sonuca doğrudan etki yapamadığını biliyoruz. Bu duruma baktığımızda görünen, İskoçya’nın birlik olmaktan, mevcut birliklerin devamlığının yanında bir tavır sergilediği. İşte Mary Queen of Scots’ta da Kraliçe Mary, tam olarak böyle bir amaç güder görünüyor. Katolik ya da Protestan, İngiliz ya da İskoç tüm Britanya’nın tek bir çatı altında huzur ve barış içinde yaşayabilmesi için mücadele ediyor. Ama bu mücadele, Britanya’nın genel politikalarıyla çeliştiği için süreç Mary’nin idam edilmesiyle son buluyor. Ve bu idam, son derece romantize edilmiş bir şekilde yansıyor perdeye. Buradan da Mary üzerinden aktarılan birlik çağrısı, Britanya toplumunun şu an ihtiyacı olan yegane şeye dönüşüyor.

Mary Queen of Scots da, diğer birçok dönem draması gibi çok karakterli bir yapıya sahip. Bu türden yapılar, dönen entrikaların akıp giden tarihsel gelişmelerin seyirci nezdinde derli toplu bir karşılık bulabilmesi için, çok güçlü bir dramatizasyon gerektiriyor. Lakin, Josie Rourke’un bu işin altından başarıyla kalktığını söylemek mümkün değil. Öyle ki, filmde gerçekleşen birçok önemli kırılma, bir karakterin ağzından çıkan cümlelerin peşi sıra gerçekleşiyor; yeterince nedenselleşmiyor. Bu sebeple de film, ana karakteri üzerinden türeteceği sözün ötesinde, güçlü bir sinema dili yakalayamıyor, vasat bir dönem filmi olarak kalıyor.

Kraliçe Mary, tarihin gördüğü en güçlü kadınlardan biri belki de, hatta kimilerine göre feminist bir figür.  Saoirse Ronan da bu karakteri hakkıyla canlandırıyor. Aynısını bir diğer önemli tarihi kişilik olan Kraliçe Elizabeth’e hayat veren Margot Robbie için de söyleyebiliriz. Benzer şekilde filmin sanat yönetimi, kostüm tasarımları için de söylenebilir. Ama bunlar Mary Queen of Scots’u dönem filmlerinin iyi bir örneğine çevirmeye yetmiyor. Bu hâliyle filmin, tarihsel gerçekliklerle oynayan, ama bunu sadece mevcut politik duruma dair bir söz üretmek amacıyla yapan bir anlatı sunduğunu söyleyebiliriz. Tarihle oynarken, kendi alternatif zaman düzlemini kurmaya yeltenmeyen Mary Queen of Scots, görselliğine kafa yorulmuş ama anlatısı fazlaca aceleye gelmiş bir dönem filmi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi