Fransız elektronik müziği 90'lardan itibaren ciddi bir yükseliş gösteriyor. Özellikle de "türün" en çok bilineni Daft Punk'ın albümlerinin hevesle beklendiğini düşünürsek ne derece bir etkiye sahip olduğunu anlayabiliriz. Fakat, Fransız elektronik müziğinin önemli bir yanı da sinema ile olan ilişkisi. Yine Daft Punk'ın 2000'lerdeki anime klipleri ve Drive'ın soundtrack'ini yapan Kavinsky'nin kliplerinden The Blaze'in sinema seviyesinde seyreden muhteşem videolarına kadar Fransız elektronik müzik ekiplerinin geniş bir perspektife sahip olduğu söylenebilir. Justice de bu gruplardan biri ve (Daft Punk hayranları kızmasın ama benim için) bu grupların en iyisi. Öte yandan Justice de bu sinema-elektronik müzik ilişkisine sahip Fransız bir elektronik ikilisi. Özellikle de 2008'de yayınladıkları ve yönetmenliğini Costa-Gavras'ın oğlu Romain Gavras'ın yaptığı "Stress" kliplerini düşünürsek... Iris: A Space Opera by Justice de işte bu ilişkinin zirve noktalarından biri olarak tahayyül edilmiş. Justice'i oluşturan Gaspard Augé ve Xavier de Rosnay hareketli bir platformda bir saat boyunca canlı performanslarını icra ederken, onlara led paneller, aynalar, pek çok amfi ve ciddi bir ışık tasarımı eşlik ediyor. Filmin bu etkileyici konser havasını bölen animasyonlar - özellikle de Pink Floyd Pulse göndermesi olabileceğini düşündüğüm ve filmin adı olan Iris'in geldiği yer olan gezegenlerin iç içe geçişi - izlenebilirliği de artırmak için tasarlanmış. Grubu sevenler için canlı konserlerini dinlemeye en yakın deneyimin bu olduğunu söyleyebilirim. Özellikle de klasik parçaları, Safe and Sound, Genesis veya Pleasure gibi şarkıların canlı versiyonlarını dinlemek büyük keyif. Iris: Bir Uzay Operası mı Yoksa Video Klip mi? Iris: A Space Opera'dan bir sinemasever olarak aldığım keyif ise bir Justice-sever olarak aldığım keyifin yanında epey sönük kalıyor. Özellikle The Blaze'in kısa kliplerini düşündüğümüzde, Justice'in bu konser performansını neden bir ışık ve efekt şovu olarak tasarladığını ve araya bazı "uzay" görüntüleri koymanın onu bir uzay operası yapıpı yapmadığını sorgulamadan edemiyoruz. Çok ciddi bir prodüksiyon ile gerçekleştirilmiş bu şovu oturarak izlemek kesinlikle zor çünkü insanı ayağa kalkmaya ve müziğin ritmine kapılmaya davet eden bir grup Justice. Fakat bir film olarak, bir film festivalinde bir salonda oturarak izlediğinizde "ışık ve efekt şovuna eşlik eden görsellerden" öteye gidemediğini de kabul etmek gerekiyor. MTV estetiğinden epey uzak da olsa, elektronik müziğe yahut Justice'e uzak olan dinleyici/izleyiciler için burada kurdukları konser-klip estetiği sıkıcı olabiliyor. Iris: A Space Opera'nın bir sinema deneyimi olarak tasarlanmadığı çok açık. Bir konser filmi olarak düşündüğümüzde bile kendinden çok daha düşük bütçeli Pink Floyd: Live at Pompeii (1972) ya da (konser filmlerinin şahı olan) Stop Making Sense (1984) kadar etkili olduğunu söylemek mümkün değil. Uzay operası iddiası da birkaç gezegen ve takımyıldız modellemesinin araya serpiştirilmesi ile maalesef karşılanmıyor. Bir röportajda verdikleri Bıçak Sırtı - Blade Runner ve Üçüncü Türden Yakınlaşmalar - Close Encounters of the Third Kind referanslarını ise filmin estetiğine yansıttıklarını söylemek pek güç. Sonuç olarak, Iris: A Space Opera by Justice, grubun hayranlarını (mesela beni) asla üzecek bir film değil; fakat, bir sinema filmi olarak ele alınması gerektiğinde kendi benzerlerinden ve hatta diğer Fransız elektronik müzisyenlerinin sinema ile kurduğu ilişkiden çok daha geride kalıyor.

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Iris: A Space Opera by Justice, grubun hayranlarını asla üzecek bir film değil; fakat, bir sinema filmi olarak ele alınması gerektiğinde kendi benzerlerinden ve hatta diğer Fransız elektronik müzisyenlerinin sinema ile kurduğu ilişkiden çok daha geride kalıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
70

Fransız elektronik müziği 90’lardan itibaren ciddi bir yükseliş gösteriyor. Özellikle de “türün” en çok bilineni Daft Punk’ın albümlerinin hevesle beklendiğini düşünürsek ne derece bir etkiye sahip olduğunu anlayabiliriz. Fakat, Fransız elektronik müziğinin önemli bir yanı da sinema ile olan ilişkisi. Yine Daft Punk’ın 2000’lerdeki anime klipleri ve Drive’ın soundtrack’ini yapan Kavinsky’nin kliplerinden The Blaze‘in sinema seviyesinde seyreden muhteşem videolarına kadar Fransız elektronik müzik ekiplerinin geniş bir perspektife sahip olduğu söylenebilir.

Justice de bu gruplardan biri ve (Daft Punk hayranları kızmasın ama benim için) bu grupların en iyisi. Öte yandan Justice de bu sinema-elektronik müzik ilişkisine sahip Fransız bir elektronik ikilisi. Özellikle de 2008’de yayınladıkları ve yönetmenliğini Costa-Gavras’ın oğlu Romain Gavras’ın yaptığı “Stress” kliplerini düşünürsek… Iris: A Space Opera by Justice de işte bu ilişkinin zirve noktalarından biri olarak tahayyül edilmiş. Justice’i oluşturan Gaspard Augé ve Xavier de Rosnay hareketli bir platformda bir saat boyunca canlı performanslarını icra ederken, onlara led paneller, aynalar, pek çok amfi ve ciddi bir ışık tasarımı eşlik ediyor. Filmin bu etkileyici konser havasını bölen animasyonlar – özellikle de Pink Floyd Pulse göndermesi olabileceğini düşündüğüm ve filmin adı olan Iris’in geldiği yer olan gezegenlerin iç içe geçişi – izlenebilirliği de artırmak için tasarlanmış. Grubu sevenler için canlı konserlerini dinlemeye en yakın deneyimin bu olduğunu söyleyebilirim. Özellikle de klasik parçaları, Safe and Sound, Genesis veya Pleasure gibi şarkıların canlı versiyonlarını dinlemek büyük keyif.

Iris: Bir Uzay Operası mı Yoksa Video Klip mi?

Iris: A Space Opera’dan bir sinemasever olarak aldığım keyif ise bir Justice-sever olarak aldığım keyifin yanında epey sönük kalıyor. Özellikle The Blaze’in kısa kliplerini düşündüğümüzde, Justice’in bu konser performansını neden bir ışık ve efekt şovu olarak tasarladığını ve araya bazı “uzay” görüntüleri koymanın onu bir uzay operası yapıpı yapmadığını sorgulamadan edemiyoruz. Çok ciddi bir prodüksiyon ile gerçekleştirilmiş bu şovu oturarak izlemek kesinlikle zor çünkü insanı ayağa kalkmaya ve müziğin ritmine kapılmaya davet eden bir grup Justice. Fakat bir film olarak, bir film festivalinde bir salonda oturarak izlediğinizde “ışık ve efekt şovuna eşlik eden görsellerden” öteye gidemediğini de kabul etmek gerekiyor.

MTV estetiğinden epey uzak da olsa, elektronik müziğe yahut Justice’e uzak olan dinleyici/izleyiciler için burada kurdukları konser-klip estetiği sıkıcı olabiliyor. Iris: A Space Opera’nın bir sinema deneyimi olarak tasarlanmadığı çok açık. Bir konser filmi olarak düşündüğümüzde bile kendinden çok daha düşük bütçeli Pink Floyd: Live at Pompeii (1972) ya da (konser filmlerinin şahı olan) Stop Making Sense (1984) kadar etkili olduğunu söylemek mümkün değil. Uzay operası iddiası da birkaç gezegen ve takımyıldız modellemesinin araya serpiştirilmesi ile maalesef karşılanmıyor. Bir röportajda verdikleri Bıçak Sırtı – Blade Runner ve Üçüncü Türden Yakınlaşmalar – Close Encounters of the Third Kind referanslarını ise filmin estetiğine yansıttıklarını söylemek pek güç.

Sonuç olarak, Iris: A Space Opera by Justice, grubun hayranlarını (mesela beni) asla üzecek bir film değil; fakat, bir sinema filmi olarak ele alınması gerektiğinde kendi benzerlerinden ve hatta diğer Fransız elektronik müzisyenlerinin sinema ile kurduğu ilişkiden çok daha geride kalıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi