Anksiyete ve depresyon git gide çağımızın rahatsızlıklarına dönüşüyor adeta. Stres, stresle baş etme yöntemlerimiz, herkesin iyi görünmesinin sosyal medyayla büyük bir zorunluluğa dönüştüğü günümüzde duygularımızı bastırma sıklığımız iç dünyamızın küçük ya da büyük sarsıntılar yaşamasına neden oluyor. Yazıda bahsi geçen şema terapinin bireye yaşadığı problemlerle ilgili ilerleme kaydettirdiği görülebilse de uluslararası alanda araştırılmaya ve değerlendirilmeye devam etmekte olduğunu belirtmekte yarar var. Benim, şema terapiden ve mod farkındalığından bahsetmek istememin sebebi ise Inside Out filminin tam da bu yaklaşım üzerinden yola çıkılarak şekillendirilmiş olması ve şema terapiyi anlamayı kolaylaştırmasıdır. Bu yazıda şema terapiyi tanımlamaya çalışırken, Joan Farrell, Nevle Reiss ve Ida A. Shaw’un Şema Terapi kitabını ve Gitta Jacob, Hannie Genderen ve Laura Seebauer’in Mod Terapisi adlı kitaplarını rehber olarak kullandım. Psikolojinin hassas bir konu olduğunu göz önünde bulundurarak tanımlamalardan ve filmle kurduğum bağdan öteye gitmemeyi tercih ettiğimi de belirtmek isterim.

“Temelde bireysel psikoterapi için Young (1990; Young, Klosko, & Weishaar 2003) tarafından geliştirilmiş olan Şema Terapi; bilişsel, yaşantısal ya da duygu-odaklı ve davranışsal örüntüleri kırma müdahalelerini bütünleştiren, geniş çeşitlilikteki psikolojik bozukluklara yönelik bir tedavi yaklaşımıdır.” Başlangıçta hastahanelerdeki ağır hastalar için geliştirilmiş bütüncül program kavramı bugün çeşitli psikolojik sorunlar için de uygulanabiliyor ve oldukça yaygınlaşmış durumda.

Çocukluk döneminde, bireyin gelişimsel ihtiyaçları karşılanmadığında ya da sınırlı bir oranda karşılandığında uyum bozucu şemalar gelişir. Şemalar, kendimizle, diğer insanlarla ya da en kestirme yoldan bir tanımla dünya ile ilişkimize dair sahip olduğumuz inançları özetler. “Şemalar, çocukluk içinden filizlenen anılar, bedensel uyarımlar, duygular ve bilişlerden oluşur ve kişinin ömrü boyunca karmaşıklaşır. Bu şemaların, sıklıkla çocuklukta uyumlu bir rolü vardır. (Örneğin; hayatta kalma açısından, istismar edici bir durumda, eğer yetişkin yerine kendilerinin kusurlu olduğuna inanırlarsa, çocuklar için daha çok umut vericidir.) Yetişkinlikte, her ne kadar kuvvetli bir şekilde muhafaza edilseler ve sıklıkla kişinin bilinçli farkındalığında olmasalar da, uyum bozucu şemalar hatalı, işlev bozucu ve sınırlayıcıdırlar.”

Şemalar çok çeşitli olabilir ancak içerdikleri dört temel unsur var. Bunlardan ilki olan içgüdüsel çocuk modlarını sıralamak gerekirse, incinmiş çocuk/ kızgın, dürtüsel çocuk şeklinde kısaca sıralayabiliriz. İçgüdüsel çocuk modları, çocuklukta gerekli olan temel güvenlik, bakım ve sorumluluk alma, sevilme gibi durumların ihtiyaç duyulduğu oranda karşılanmaması sebebiyle geliştirilir. Korku, çaresizlik, öfke gibi yoğun duygular hissedildiği anda içgüdüsel çocuk modları aktive olabilir ve birey bir çocuğun dürtüselliğiyle hareket edebilir.

İşlev bozucu ebeveyn modları ise cezalandırıcı ya da talepkâr ebeveyn olmak üzere ikiye ayrılır. Bazen içimizde yapamayacağımızı, bunun için yetersiz olduğumuzu, zaten hiçbir şeyi doğru düzgün başaramadığımızı ya da ne yaparsak yapalım sevilemeyeceğimizi söyleyen rahatsız edici bir ses duyarız. İşte bu sesi, işlev bozucu ebeveyn modu olarak tanımlamak mümkün. Kişinin çocukluk ya da ergenlik çağında anne, baba, öğretmen gibi otorite figürlerinin kullandığı olumsuz cümlelerle bağlanma ve bunu içselleştirme sonucunda işlev bozucu ebeveyn modu ortaya çıkar. Bu noktada önemli olan ilk adım, bu sesin bize ait olmadığını bilmektir. Bu ses, kimilerinde negatif yönde cezalandırıcı ve hiçbir şeyi hak etmediğimizi söyleyen cezalandırıcı ebeveyn olarak karşımıza çıkabilir kimilerinde ise hiçbir şeyle yetinemeyen ve her zaman daha fazlasını isteyen talepkâr ebeveyn olarak bütün hayatımız boyunca ileriyi işaret ederek bizleri doyumsuz ve tatminsiz bir hayata sürükleyebilir.

İçgüdüsel çocuk modları ve işlev bozucu ebeveyn modlarının yanında elbette tüm bunlarla baş etmek için çeşitli yöntemler geliştiriyoruz. Ancak bu yöntemler her zaman bizim yararımıza olmayabiliyor. Bu noktada uyum bozucu başa çıkma modlarını tanımlamak gerekir. Uyum bozucu başa çıkma modları bizi kaçıngan korungan, aşırı telafici ya da boyun eğici, teslimci modlara sürükleyebilir. Kaçıngan korungan yapıyı kendinizden ya da çevrenizden muhakkak tanırsınız. Bu durum genellikle bilinçli farkındalık dışında işler. Fiziksel, psikolojik ve sosyal geri çekilme durumları genel olarak kaçıngan korungan yapıyı tanımlar. Yapacağı işleri sürekli erteleyenler, buluşmalara gitmek için söz verip bir şekilde muhakkak iptal edenler ya da söz vermekten dahi kaçınanlar, kendisini zihninin odalarına hapsedenler uyum bozucu başa çıkma modlarından biri olan kaçınmayı tercih eden bireylerdir. Öte yandan aşırı telafici; içinde bulunduğu durumu, kurduğu muhteşem kariyeri, işkolik yapısı ya da sürekli sevilme isteğiyle gidermeye çalışabilir. Boyun eğici yapı ise şemaya teslim olmayı ve her şeyi kabul ederek pes etme hâlini içerir. Bir bireyin değersizlik şeması var ise bu kişinin, kendi zihninde yarattığı yetersizlik algısı ortaya çıkmasın diye sosyal ilişkilerini minimumda tuttuğunu ve kimsenin onu tam olarak tanımasına izin vermediğini ve ikili ilişkilerden, sosyal ortamlarda kendisi olmaktan kaçındığını söyleyebiliriz. Ya da kişi değersizlik algısını sürekli değerli olduğunu kanıtlamaya çalışarak telafi etme çabasına girebilir ya da “evet, ben değersizim” diyerek pes edebilir.

Tüm bunların yanında elbette sağlıklı modlar da var. Sağlıklı modlar, iyi bir psikoloji için en çok ihtiyaç duyduğumuz modlardır. Bu modlar mutlu çocuğu ve sağlıklı yetişkini içerir. Sağlıklı yetişkin gündelik ve sosyal hayatta gerekli olan hayatta kalma ve iletişim kurma becerilerinin sağlıklı adımlarını içerir. Mutlu çocuk, çocukluğumuzda oyunlar oynadığımız, güldüğümüz, eğlendiğimiz meraklı ve hayalperest yanımızı temsil eder. Çocukluğunda oyun oynamasına izin verilmemiş ya da oyun oynayabilecek bir çocukluk yaşamamış bireylerde mutlu çocuğun gelişmediği söylenebilir.

Inside Out: Tüm Duygulara Alan Açabilmek

Hazır temel şema modlarının dördünü en basit düzeyde tanımlamışken ve mutlu çocuktan bahsetmişken Inside Out filminin yapısına ve şema terapi üzerinden nasıl ilerlediğine de değinelim. Joy yani Neşe adlı karakterle açılıyor filmimiz. Başlangıçta yalnızca onu görüyoruz ve Riley’nin tüm hayatını yöneten temel duygu o. Neşe, Inside Out filminin mutlu çocuğu ve sağlıklı yetişkini gibi bir rol üstlenir. Ardından Sadness yani Mutsuzluk’un, Neşe’nin yanında yerini aldığını görürüz. Akabinde Endişe, Öfke, Tiksinti gibi duygular gelir. Bu duyguların hepsi ve daha fazlası hayatımızda belirleyici rol oynar çünkü kararlarımızı bu duygulara göre veririz. Bu duyguların hepsi birer çocuk gibi değerlendirilir. Mutlu çocuk, endişeli çocuk, öfkeli çocuk, mutsuz çocuk… Hepsi ilgi bekleyen ve kendisini duyurmak isteyen çocuklardır. Bu sebeple çocuklara sıklıkla kulak vermek gerekir. Endişeli çocuk, sizinle sürekli konuşmaya çalışıyor, sesini duyurmaya çalışıyor ancak siz onu duymamaya, bastırmaya çalışıyorsanız endişeli çocuk kendisini duyurmak için daha büyük tepkiler vermek durumunda kalacaktır. Buna panik atak ya da anksiyeteyi örnek verebiliriz. Mutsuz çocuğu gerekli zamanlarda dinlemezseniz mutsuz çocuk kendisini duyurmak için sizi daha büyük ve baş etmesi kolay olmayan bir depresifliğin içine itecektir. Tüm duyguların bakıma ihtiyacı vardır bu yüzden büyütülmesi gereken çocuklar olarak ele alınabilirler. Bu ilgiyi ve şefkati vermenin yolu ise sağlıklı yetişkin modundan geçer. Bahsettiğimiz gibi Inside Out’ta sağlıklı, yetişkin ve mutlu çocuk modları bir arada gibidir. Diğer duyguları sakinleştiren onlarla konuşan ve asıl kararı veren her zaman Neşe’dir. Neşe ortadan kaybolduğunda tüm duygular bir araya gelerek bir başa çıkma modu geliştirmeye çalışırlar. Bazen komutayı öfke devralır, endişeli ön plana çıktığında ise Riley kaçıngan korungan bir modda yaşamaya başlar. Endişe ve öfke gibi duyguların yönetimi ele geçirdiği en küçük bir senaryoda bile Riley’nin hayatının korkunç bir hâle dönebildiğini görürüz. Bazen birey, mutlu çocuk ya da sağlıklı yetişkini geri plana atarak tamamen endişe ya da öfke gibi duyguların kontrolünde tüm hayatını geçirebilir. Ancak Inside Out’ta Neşe’nin sürekli olarak duyguları sakinleştirdiğini ve doğru kararları vermeye çalıştığını görürüz. Neşe, Riley için tüm kararları doğru bir biçimde vermeye ve onu mutlu etmeye çalışırken aslında bir yandan da en büyük hatayı yapar. Mutsuzluk’u dinlemez. Onu bastırmaya çalışır, Riley’nin duygularına dokunmasına izin vermez; onu küçük bir çemberin içine hapsetmeye çalışır. Tüm filmin vermeye çalıştığı mesaj tam da budur. Her duygunun ihtiyaç duyulduğu anda yaşanması gerekir yoksa problemler daha da büyüyecek, içinden çıkılması güç bir hâle bürünecektir. Aksine, öfkelenmek gerektiğinde öfkelenebilmek, hayal kırıklığı yaşamak için kendimize alan tanımak, bazen mutsuzluğu da deneyimlemek mutluluğun daha da güçlenmesini sağlayabilir. Sürekli mutlu olduğumuz yanılgısında yaşamaya çalışmak ise bastırılan tüm duyguların kendisini sürekli olarak ifade etmeye çalışmasına ve bazen bir fısıltıyla ifade etmeye başlamış olan duygunun çığlıkla devam etmesine sebep olabilir. Neşe, Riley’nin en büyük mutluluklarından birinin mutsuzluğun ardından geldiğini öğrenir filmde. O ana dek gereksiz gördüğü Mutsuzluk’un önemini kavrar, ona kulak vermeye başlar.

Ne yazık ki günümüzde, kendimizi sürekli içinde bulduğumuz bir döngüyü tanımlar gibidir film. Duygularımızı bastırıyoruz. Kendimize mutsuz olma, endişeli olma, öfkeli olma şansı tanımıyoruz. Şema terapinin en önemli artısı modların farkında olma kolaylığı sağlamasıdır. Kendimizi sonu gelmez düşüncelerin içinde bulduğumuzda endişeli çocuğun konuştuğunu ve onu dinleyip sakinleştirmemiz gerektiğini biliriz. Öfkeli çocuk kendisini ifade etmek istediğinde onu susturmak yerine neden öfkelendiğini anlamaya çalışırız. İçimizden bir ses “asla başaramayacaksın” dediğinde bunun işlev bozucu ebeveyn modu olduğunu ve bu sesin bize ait olmadığını biliriz. İncinmiş çocuğun bakıma ve ilgiye ihtiyacı olduğunu, mutlu çocuğun oynamak istediğini görebiliriz. Hepimizin biraz oyuna ihtiyacının olduğunu hatırlayabiliriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information