Quentin Tarantino’nun II. Dünya Savaşı sırasında Nazilere karşı mücadele veren özel bir birliğin maceralarını anlattığı savaş ve aksiyon filmi Inglourious Basterds, yönetmenin filmografisindeki en önemli yapımlardan biri. Tarantino, alternatif bir tarih yarattığı filmde tarihsel olaylara ışık tutmaktan ziyade inşa ettiği karakterler ile güçlü bir drama yaratıyor.

Oyuncu kadrosunda Brad Pitt, Christoph Waltz, Mélanie Laurent, Diane Kruger, Michael Fassbender, Daniel Brühl gibi isimlerin yer aldığı 2009 yapımı Inglourious Basterds; Altın Küre, Oscar, Emmy gibi birçok ödüle aday gösterildi. Albay Hans Landa karakterini canlandıran Christoph Waltz’a da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı’nı kazandırırdı. Çekim aşamasından senaryosuna, ilham aldığı tarihi karakterlerden film içine gizlenen ayrıntılara Inglourious Basterds hakkında mutlaka bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

Inglourious Basterds Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Nation’s Pride’ı Eli Roth Yönetti

Filmde Daniel Brühl’ün hayat verdiği Fredrick Zoller karakterinin rol aldığı Nation’s Pride filminin sahnelerini Eli Roth yönetti. Tarantino, Eli Roth’tan kısa filmi yönetmesini istemiş, Roth da erkek kardeşi Gabriel Roth’un da kendisine ikinci kamera için yardımcı olmasını istemiş. Tarantino’nun bu isteği kabul etmesi ile ikili, iki gün içinde sahneleri çekmek için plan yapmış. Tarantino ortaya koydukları işten oldukça memnun olmuş ve Daniel Brühl ile yapacağı çekimlerinin sekteye uğramasına razı olarak Roth kardeşlere üçüncü günü de vermiş. Kısa filmin toplam süresi 5 dakika 30 saniye. Roth, Nation’s Pride’ı bir kısa film gibi değil daha çok uzun bir filmin parçasıymış gibi hissettirecek şekilde çekmiş.

Gerçek Olaylardan İzler Taşıyor

Inglourious Basterds kurmaca olmasına rağmen Amerika’nın II. Dünya Savaşı’nda istihbarat teşkilatı olan The Office of Strategic Services‘ın Operation Greenup adlı gerçek görevinden kısmen esinlenilmiş. Üç O.S.S ajanı Alman asıllı Amerikan casus Frederick Mayer, Hollanda asılı Yahudi ajan Hans Wijnberg ve eski Avusturya Wehrmach Subayı Franz Weber 1945’in şubat ayında paraşüt ile Avusturya’ya indiler. Birkaç ay boyunca Mayer, bir Nazi subayı ve Fransız elektrikçi kılığında Almanlara ait Alpine Fortress kalesi hakkında istihbarat topladı. Weber’in Innsbruck’taki ailesinde kaldıkları sırada Wijnberg ve Weber bu istihbaratı İtalya’nın Bari kentinde bulunan O.S.S yetkililerine telsizle gönderdi. Mayer’in kimliği açığa çıkınca Gestapo tarafından yakalandı ve işkenceye maruz kaldı. Ancak Batı Avusturya’daki Nazi kuvvetlerinin komutanı olan General Franz Hofer savaşın artık kaybedildiğinin farkındaydı. Mayer’i evine çağırdı ve ondan kendisi için İsviçre’de bulunan O.S.S merkezine bir mesaj iletmesini istedi. Mayer, Almanya’nın Avusturya’da bulunan güçlerinin teslimi için 3 Mayıs 1945’te Innsbruck’ta yapılan görüşmelerde yardımcı oldu.

Öte yandan II. Dünya Savaşı sırasında ise Masters’ Basterds isimli gerçek bir birlik bulunuyordu. İsmin kâfiyesine rağmen birlik ismini Japonlara karşı uyguladıkları muamelenin kötü ününden alıyordu. Filmde, Avrupa’daki Basterds birliği, bunun bir uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor.

Marlene Dietrich’in Hikâyeye Etkisi

Filmdeki Alman film yıldızı ve çift taraflı çalışan casus Bridget von Hammersmark (Diane Kruger), kısmen Alman oyuncu Marlene Dietrich‘ten esinlenerek yaratıldı. Kendisi hiç deniz aşırı bir ajan olarak çalışmamasına rağmen Dietrich, II. Dünya Savaşı sırasında The Office of Strategic Services ile işbirliği yaptı. Dietrich, O.S.S’nin Etik Harekât Birimi tarafından düşman askerlerini demoralize etmek için başlatılan Musak projesinin bir parçası olarak yapılan müzikal yayınların kayıtlarını yaptı. Dietrich, aralarında Lili Marlene‘in de olduğu Almanca şarkılar ile Müttefiklerin galibiyeti ve Almanya’nın yenilgisini Almanca anlatan kayıtlara imza attı. Bu çabalarından dolayı da O.S.S tarafından Amerikan Özgürlük Madalyası’na layık görüldü.

Shosanna Karakteri

Senaryonun ilk taslaklarında Mélanie Laurent‘in canlandırdığı Shosanna, Fransız direnişinin çok daha aktif bir üyesiydi. Askerlere çatıda pusu kuruyor, hatta yüksek rütbeli subaylara suikast düzenlemek için liste hazırlıyordu. Ancak Tarantino, Kill Bill filmlerinde bu hikâyelerden bir kısmını kullanınca Inglourious Basterds’ta bunları yinelemeye gerek duymadı ve Shosanna’yı daha gerçekçi bir karakter olarak tasvir etmeye karar verdi.

Christoph Waltz’un Performansı

Tarantino, Christoph Waltz’un hayat verdiği Albay Hans Landa’yı bugüne kadar yazdığı en eğlenceli karakter olarak nitelendiriyor. Christoph Waltz’un performansından da övgü ile söz ediyor. Tarantino, Hans Landa rolünü oynayacak kişiyi seçerken rolün oynanabilir olmadığını düşünmüş, hatta bu yüzden filmden hepten vazgeçme noktasına gelmiş. Ancak Waltz’un deneme çekimini gördükten filmin yapımcısı Lawrence Bender ile sonunda aradıkları ismi bulduklarını anlamışlar.

Christopher Waltz, Hans Landa rolü ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı’nı kazandı. Bu ayrıca bir Quentin Tarantino filminde oyunculuk kategorisinde elde edilen ilk Oscar olarak kayıtlara geçiyor. Filmde Almanca, İngilizce ve İtalyanca konuşan Waltz, bir filmde İngilizce’den farklı bir dilde oynayarak Oscar alan altı aktörden biri oldu.

Michael Fassbender ve Archie Hilcox

Teğmen Archie Hilcox rolünü canlandıran Michael Fassbender‘ın filmdeki karakteri ile gerçek hayatı ironik bir şekilde kesişiyor. Öyle ki, Fassbender Almanya’da Alman-İrlandalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve İrlanda’da büyüdü. Londra’da yaşayan Fassbender’in ana dili Almanca ve akıcı bir İngilizcesi var. Filmde ise Alman olarak kendini tanıtan, akıcı Almancası olmasına rağmen aksanını saklamakta zorlanan İngiliz bir karakteri canlandırıyor.

Hans Landa Rolü İçin Leonardo DiCaprio Düşünülüyordu

Albay Hans Landa rolü için ilk tercih Leonardo DiCaprio olmuş. Ancak sonrasında yönetmen Tarantino, Almancası da bir oyuncunun rolü üstlenmesi gerektiğine karar vermiş. Christoph Waltz ile anlaşılmasıyla sonuçlanan zorlu arayış süreci de bu karar ile başlamış. DiCaprio ise Tarantino’nun bir sonraki Django Unchained filminde kötü karakteri canlandırdı.

Tarantino Film Üzerinde Uzun Yıllar Çalıştı

Tarantino, filmin senaryosu üzerinde yaklaşık 10 yıl kadar bir süre çalışmış. Filmi, 2003 yapımı Kill Bill: Vol. 1‘dan önce yazmaya başlayan Tarantino, henüz iyi bir sonu olmadığı gerekçesi ile ara verip Uma Thurman‘ın rol aldığı Kill Bill filmleri üzerinde çalışmaya başlamış. Kill Bill filminin fikirleri de neredeyse bir 10 yıl daha önceki Pulp Fiction filminden sonra netleşmeye başlamış.

Shosanna ve Strudel

Albay Hans Landa’nın Shosanna için tercih ettiği yemek tercihi, onu denemek için oynadığı oyunun sembolik bir parçası. Süt şişesi, Landa’nın süt içtiği ve Shosanna’nın ailesini öldürdüğü La Padite’nin çiftliğindeki sahneyi hatırlatıyor. Strudel ise, II. Dünya Savaşı sırasında domuz yağı ile yapılırdı. Yahudilikte yenmesinde sakınca bulunmayan koşer gıdalarından değildi ve böylelikle o inanca göre yenmesi uygun değildi. Hans Landa, Strudel’i söyleyerek bir anlamda Shosanna’yı psikolojik bir sınava tabi tutuyordu.

The Inglorious Bastards

Inglourious Basterds ismi Enzo G. Castellari‘nin 1978 yapımı Fedailer Alayı – The Inglorious Bastards filminden esinlenerek koyulmuş. 1978 yapımı filmle hikâye anlamında neredeyse tamamen farklı olsa da, The Inglorious Bastards da düşman hattının ardından intikam arayan bir grup Amerikalıya odaklanıyor.

Teğmen Aldo Raine

Brad Pitt’in canlandırdığı Teğmen Aldo Raine karakterinin ismi, aktör ve II .Dünya Savaşı gazisi Aldo Ray ile 1977 yapımı Rolling Thunder filminde William Devane‘in canlandırdığı Charles Rane karakterine bir gönderme. Filmin casting direktörlerinden biri olan Johanna Ray ise Aldo Ray’in eski eşi.

Joseph Goebbels ve Emil Jannings 

Filmde yer alan prömiyerde Joseph Goebbels, Frederick Zoller’i Emil Jannings‘e dünyanın en iyi aktörü olarak tanıtıyor. Emil Jannings sessiz sinema döneminin en önemli aktörlerinden biriydi. 1920’li yıllarda Alman yönetmen F.W. Murnau‘nun aralarında The Last Laugh ve Faust‘un da bulunduğu birçok filminde rol aldı. 1927 yılında Hollywood’a taşınan Jannings, 1928’de The Way of All Flesh ve The Last Command filmleriyle Oscar’ı ilk alan oyuncu oldu. Ancak sonradan sinemaya sesin gelmesi ile Jannings’in Amerika’daki günleri sona ermek zorunda kaldı. Alman aksanı anlaşılmasını zorlaştırıyordu. Bu nedenle Jannings Almanya’ya geri döndü ve 1930 yapımı The Blue Angel filminde Marlene Dietrich ile beraber rol aldı. Nazi Almanyası döneminde Jannings, Nazi propagandası yapan Der Herrscher, Uncle Kruger, Bismarck’s Dismissal gibi filmlerde rol aldı. Propaganda Bakanı, Jannings’e “Devlet Sanatçısı” unvanı verdi. Filmde Goebbels bu unvan için Jannings’e verdiği yüzüğü Zoller’e gösteriyor.

Bilinçli Yerleştirilen Hatalar

Tarantino filmlerinde, bilinçli bir şekilde hata gibi gözüken tercihler yapıyor. Bunlardan biri aktörlerin İngilizce’den farklı bir dil konuştukları sırada konan İngilizce altyazılar örnek verilebilir. Ara ara yabancı kelimeler altyazıya ekleniyor. Hans Landa’nın Fransız çiftçi ile konuştuğu ve evet anlamına gelen Fransızca oui kelimesi altyazıda İngilizce yes şeklinde bulunması gerekirken altyazıda da oui şeklinde geçiyor. Fransızca diğer tüm konuşmalar İngilizce altyazı ile veriliyor.

Filmin Uzunluğu

Bir söylentiye göre, Cannes Film Festivali‘nden aldığı geri dönüşten sonra yapımcılardan Harvey Weinstein, Tarantino’uu filmin 40 dakika kadar bir kısmını çıkarması konusunda ikna etmeye çalışmış. Ancak Weinstein bu söylentiyi reddediyor. Tarantino’nun filmi Cannes’a göndermeden önce kurguyu tamamen bitirmek için yeterli zamanı olmadığından bazı sahneleri yeniden düzenlediğini, çünkü kendisine kurgu için yalnızca altı hafta verildiğini, diğer yönetmenlere ise normalde altı aydan bir yıla kadar zaman verildiğini belirtti. Nihayetinde filmin sinemalarda gösterilen versiyonu, Cannes’da prömiyer yapan versiyonundan beş dakika daha uzun oldu.

Albay Hans Landa’nın Konuşması

Albay Hans Landa’nın Yahudileri fareler ile karşılaştırarak La Padite ile yaptığı konuşma, II. Dünya Savaşı sırasında Polonya’da bulunan Nazi propaganda ekibinin 1940 yılında hazırladığı The Eternal Jew isimli gerçek filme dayanıyor. Film, Avrupa’daki Yahudilerin imajını karalamak amacıyla yapıldı. “Yahudi sorununun” Nazi yöntemleri ile çözülmezse, tıpkı hastalık yayan fare ve diğer hayvanlar gibi Yahudilerin Aryan ırkını kirletebileceğini tasvir eden çarpık bir yapımdı.

Kaynak: IMDB

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information