Yoğun imgelerin ve farklı anlamlara açılabilen sözcüklerin karmaşık görünen yapısının ardında her şeye ve herkese yeni sözler söyleyebilen ve söylediği sözü ulaştırabilen Jean-Luc Godard, yeni filminde ("son filminde" tanımlamasını Godard gibi bir sinemacı için üzücü buluyorum) adeta yıllar içinde zihninde biriktirdiği imajları ve pasajları bir araya getiriyor. Filmin senaryosunu da kaleme alan usta yönetmen, bir araya getirdiği görüntülerin kurgusunu ve hatta seslendirmesini de bizzat kendisi yapıyor. 71. Cannes Film Festivali'nde Jüri Başkanı olan Cate Blanchett'in “Yarışmadaki diğer filmlerin hepsinden ayrı bir yere oturdu. Neredeyse zaman ve mekân dışı bir film.” şeklinde tanımladığı İmgeler ve Sözcükler'e, Özel Atın Palmiye ödülü verilmiş ve Godard'a bir çeşit saygı duruşunda bulunulmuştu. Klasik anlatı sinemasının sınırlarından uzun yıllar önce kendini azad eden Jean-Luc Godard, Fransız Yeni Dalgası'nın diğer yönetmenleriyle de birlikte izleyiciye yeni bir anlatı biçimi sunmuş oldular. Özdeşimi kıran, izleyiciyi yabancılaştıran ve izlediğini sorgulamaya iten bu sinema anlayışı, gördüğümüz üzere Godard 89 yaşına geldiğinde dahi devam ediyor. Sinemayı bırakmayan, aynı zamanda sadece film yapmaya devam etmekle de yetinmeyi reddeden, her yeni eserinde yeni sorgulamaların kapısını aralayan Jean-Luc Godard, sinemanın içine sıkıştığı anlatı yapısını eleştirirken sanatçıya alan açmaya gayret gösteren adımlarıyla da takdir edilesi bir işin altından başarıyla kalkıyor. Entelektüel bir zihnin dünya üzerinde geçirdiği uzun yıllarının özelinde bir hatırlama, anıları geri çağırma seansı olarak niteleyebileceğimiz İmgeler ve Sözcükler, imajinatif bir kolaj çalışması gibi aslında. Vertigo dahil birçok filmin, resmin, gazete kupürlerinin eleştirel bir bakış açısıyla bir araya getirildiği filmde Jean-Luc Godard'ın sesinden çeşitli pasajları da görüntülerin üzerinde dinleme fırsatı yakalıyoruz. Godard, izleyicisine sindirmesi kolay olmayan bir masal anlatıyor sanki. Filmin ruhunu özetleyen en önemli cümle ise filmin sonlarına doğru sesli bir biçimde söyleniyor: "Kendi kendime konuştuğumda bile başkasının sözleri ile konuşurum." İmgeler ve Sözcükler tam da söylendiği gibi, Godard'ın kendi kendine kapıldığı sayıklamaları olarak tanımlanabilir, fakat başkalarının sözleriyle. İmgeler ve Sözcükler: Kendine Ait Olmayan Kelimeler İmgeler ve Sözcükler'in, izlemesi, bölümlerini bağlantılı bir biçimde takip etmesi zor bir film olduğunu belirtmek gerek. Ancak filmin en önemli deneyimi de burada yatıyor. İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında, bombardımanı altında kaldığımız imgelere karşı geliştirdiğimizi iddia edebileceğimiz hızlıca inanma, kabullenme ve hatta normalleştirme durumlarının hiçbirinin işlemediği İmgeler ve Sözcükler, inanmak için izleyen seyircinin baş etmekte zorlanabileceği bir yapı kuruyor. Karşınıza gelen görüntülerden ve üzerine okunan pasajlardan yakaladığınız fikirsel bir birliktelik ve çıkarım yapmış olmanın zaferi en fazla 5 saniye sürüyor. Godard, neredeyse izleyicinin her küçük zaferini yerle bir etmeyi başarıyor ve sonucunda kendisi de büyük bir zafere ulaşma iddiası taşımıyor. Tekrar eden, yankılanan cümleler, renkleriyle oynanmış görseller biçimi üzerinden hâlihazırda büyük bir yabancılaşma sunan filmin, birkaç saniyelik görüntülerinde bile izleyiciye özdeşlik kurma, anlatılanı bir hikâye gibi dinleme imkânı tanımıyor. Filmin içine girmeye, parçaları birleştirmeye ve bütünlüklü bir anlam kurarak Godard'ın ne söylemek istediğinin çok parçalı puzzle'ını çözmeye çalışmak Godard'ın asıl söylemek istediğini asla duyamamakla sonuçlanabilir. İmgeler ve Sözcükler, Godard'ın hâlâ anlatacak çok fazla hikâyesinin, düzene dair söyleyecek çok fazla sözü olduğunun bir kanıtını sunarken zihninden çağırdığı anlarla da izlemesi zor ancak hissetmesi keyifli bir anlatıya imza atıyor.

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

İmgeler ve Sözcükler, Godard'ın hâlâ anlatacak çok fazla hikâyesinin, düzene dair söyleyecek çok fazla sözü olduğunun bir kanıtını sunarken zihninden çağırdığı anlarla da izlemesi zor ancak hissetmesi keyifli bir anlatıya imza atıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.77 ( 3 votes)
65

Yoğun imgelerin ve farklı anlamlara açılabilen sözcüklerin karmaşık görünen yapısının ardında her şeye ve herkese yeni sözler söyleyebilen ve söylediği sözü ulaştırabilen Jean-Luc Godard, yeni filminde (“son filminde” tanımlamasını Godard gibi bir sinemacı için üzücü buluyorum) adeta yıllar içinde zihninde biriktirdiği imajları ve pasajları bir araya getiriyor.

Filmin senaryosunu da kaleme alan usta yönetmen, bir araya getirdiği görüntülerin kurgusunu ve hatta seslendirmesini de bizzat kendisi yapıyor. 71. Cannes Film Festivali’nde Jüri Başkanı olan Cate Blanchett’in “Yarışmadaki diğer filmlerin hepsinden ayrı bir yere oturdu. Neredeyse zaman ve mekân dışı bir film.” şeklinde tanımladığı İmgeler ve Sözcükler’e, Özel Atın Palmiye ödülü verilmiş ve Godard’a bir çeşit saygı duruşunda bulunulmuştu.

Klasik anlatı sinemasının sınırlarından uzun yıllar önce kendini azad eden Jean-Luc Godard, Fransız Yeni Dalgası’nın diğer yönetmenleriyle de birlikte izleyiciye yeni bir anlatı biçimi sunmuş oldular. Özdeşimi kıran, izleyiciyi yabancılaştıran ve izlediğini sorgulamaya iten bu sinema anlayışı, gördüğümüz üzere Godard 89 yaşına geldiğinde dahi devam ediyor. Sinemayı bırakmayan, aynı zamanda sadece film yapmaya devam etmekle de yetinmeyi reddeden, her yeni eserinde yeni sorgulamaların kapısını aralayan Jean-Luc Godard, sinemanın içine sıkıştığı anlatı yapısını eleştirirken sanatçıya alan açmaya gayret gösteren adımlarıyla da takdir edilesi bir işin altından başarıyla kalkıyor.

Entelektüel bir zihnin dünya üzerinde geçirdiği uzun yıllarının özelinde bir hatırlama, anıları geri çağırma seansı olarak niteleyebileceğimiz İmgeler ve Sözcükler, imajinatif bir kolaj çalışması gibi aslında. Vertigo dahil birçok filmin, resmin, gazete kupürlerinin eleştirel bir bakış açısıyla bir araya getirildiği filmde Jean-Luc Godard’ın sesinden çeşitli pasajları da görüntülerin üzerinde dinleme fırsatı yakalıyoruz. Godard, izleyicisine sindirmesi kolay olmayan bir masal anlatıyor sanki. Filmin ruhunu özetleyen en önemli cümle ise filmin sonlarına doğru sesli bir biçimde söyleniyor: “Kendi kendime konuştuğumda bile başkasının sözleri ile konuşurum.” İmgeler ve Sözcükler tam da söylendiği gibi, Godard’ın kendi kendine kapıldığı sayıklamaları olarak tanımlanabilir, fakat başkalarının sözleriyle.

İmgeler ve Sözcükler: Kendine Ait Olmayan Kelimeler

İmgeler ve Sözcükler’in, izlemesi, bölümlerini bağlantılı bir biçimde takip etmesi zor bir film olduğunu belirtmek gerek. Ancak filmin en önemli deneyimi de burada yatıyor. İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında, bombardımanı altında kaldığımız imgelere karşı geliştirdiğimizi iddia edebileceğimiz hızlıca inanma, kabullenme ve hatta normalleştirme durumlarının hiçbirinin işlemediği İmgeler ve Sözcükler, inanmak için izleyen seyircinin baş etmekte zorlanabileceği bir yapı kuruyor. Karşınıza gelen görüntülerden ve üzerine okunan pasajlardan yakaladığınız fikirsel bir birliktelik ve çıkarım yapmış olmanın zaferi en fazla 5 saniye sürüyor. Godard, neredeyse izleyicinin her küçük zaferini yerle bir etmeyi başarıyor ve sonucunda kendisi de büyük bir zafere ulaşma iddiası taşımıyor. Tekrar eden, yankılanan cümleler, renkleriyle oynanmış görseller biçimi üzerinden hâlihazırda büyük bir yabancılaşma sunan filmin, birkaç saniyelik görüntülerinde bile izleyiciye özdeşlik kurma, anlatılanı bir hikâye gibi dinleme imkânı tanımıyor. Filmin içine girmeye, parçaları birleştirmeye ve bütünlüklü bir anlam kurarak Godard’ın ne söylemek istediğinin çok parçalı puzzle‘ını çözmeye çalışmak Godard’ın asıl söylemek istediğini asla duyamamakla sonuçlanabilir.

İmgeler ve Sözcükler, Godard’ın hâlâ anlatacak çok fazla hikâyesinin, düzene dair söyleyecek çok fazla sözü olduğunun bir kanıtını sunarken zihninden çağırdığı anlarla da izlemesi zor ancak hissetmesi keyifli bir anlatıya imza atıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi